banner244
banner230

banner234

 “Yönetçi”


Gökhan Onater

Gökhan Onater

28 Mart 2018, 12:15

“Sanıyorum bu dünyada bilgisizliğin bilime karşı duyduğu kin ve nefretten daha zorlu bir kin ve nefret yoktur” diyen Galile’nin bu sözü  “dünya yuvarlaktır” sözü kadar gerçek… Başımızdaki yöneticiler biraz felsefe okumuş olsalar düşüncelerden korkmazlardı; biraz psikoloji öğrenseler, karşılarındaki insanlara karşı daha anlayışlı olurlardı. Azıcık sosyoloji ve sosyal psikolojiyle ilgilenseler, toplumun gerçek ihtiyaçlarını daha iyi anlarlardı… 
Dünya bilardo şampiyonumuz Semih Saygıner’in internet ortamında “Oyunu Kim Kazanır” konulu bir videosu var. Orada tarif edilen bir de yönetici tipi var: “Yönetçi”… İzleyin güleceksiniz… İşte bu karikatür karakterini her zaman ve her yerde karşımızda görüyoruz. İnanmazsanız hemen televizyonu açınız…
Yönetici denildiğinde anlaşılması gereken, herhangi bir örgütlenmenin başında veya yönetiminde olan kişilerdir. Partiler, kulüpler, dernekler, site ve apartman yönetimleri, fabrikalar ve işyerleri, sendikalar ve meslek odaları gibi yasal örgütlenmeler yanında tarikatlar ve bölücülük faaliyetinde bulunan yasa dışı örgütlenmeler de vardır.  Sosyolojik olarak en büyük örgüt, devlettir. 
Kötü yöneticilerden kurtulmaya çalışırsınız. Kurtulamazsanız, o ortamdan uzaklaşırsınız. Peki ülkeyi terk etmeyeceğimize göre ne yapmak gerekir? İnsanlarla geçinmeyi bilmeyenleri tercih etmemek gerekir. Toplumu sürekli olarak bölerek düşman yaratan anlayışlara fırsat vermemek gerekir. Kendi çevresinin değil, milletin çıkarlarını eylemli olarak savunan ve bunun için bedel ödemiş olanları da iş başına getirmek gerekir. 
Neden böyle olmuyor? Çünkü toplumu düşünmekten alıkoyan engeller var: Dogmatik hükümler, önyargılar, boş inançlar, propaganda ve reklamlar… Bir de mantık zincirini yarıda kesen “Sonrası Allah kerim” anlayışı… Özetle, başımıza gelen çok şeyin nedeni aklımızı kullanmaktan kaçınmak… Çünkü bu gerçekten zor bir iş… Henry Ford bu konuda  “Düşünmek zorunluluğu kadar insanları korkutan hiçbir şey yoktur” demiş. 
Düşünme tembelliğinin asıl nedeni bence, düşüncenin nasıl oluştuğunu, nereden gelip nereye gittiğini anlatan, bilgi sevgisi olan felsefeye okullarda yer verilmemesidir. Bilgi olmayınca, insanı anlamayınca doğal olarak sevgi de ortadan kalkmakta, sevgisiz ve bencil bir toplum ortaya çıkmaktadır. Bu toplumda da “yönetçiler” iş başına gelir.  Usta yazar Özdemir İnce boşuna “Egemenlik Cehaletindir” dememiş…
“İyi bir yönetici nasıl olmalıdır” diye sorarsanız, emrindekilerin bütün yeteneklerini ortaya çıkartmaya yardımcı olan, onları takdir eden ve çalışma arzusu yaratan biri olmalıdır diye yanıt veririm.
Yönetilenin olduğu her yerde yöneten de vardır. Yönetmek bir karar süreci olduğundan her tercih aynı zamanda bir siyasettir. Siyaset ise iktidar olmak veya iktidarda kalabilmek için yapılan her şeydir. Sözümüz siyasete karşı olan dostlara: Siyasetin olmaması için karar almak denen bir şeyin olmaması gerekir ki, bu da olanaksız. Çünkü hayatın her alanında karar almak durumundayız. İşyerinde, yolda  ve hatta ailemizle ilişkilerde bile… Bir kurtarıcı beklemektense kendi kaderimizi elimize almak, yasal ve haklı politik mücadelenin içinde olmak en doğru tercih olacaktır.

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güven saktaş - 9 ay önce
Diline yüreğine sağlık. Direne direne kazanacağız başkada bir yol yok.