banner383
banner373


TÜPRAŞ’ın Kocaeli’ye borcu var


Gökhan Karabulut

Gökhan Karabulut

06 Ağustos 2019, 16:57

Tarihler 17 Ağustos 1999’u gösteriyordu.

Vatani görevimi yaptığı Denizli de koğuş kalk emri ile uyanmıştım.  Kahvaltı yapmak için yemekhaneye girdiğimde asker arkadaşlarım televizyonun önünde esas duruştaydılar. Pür dikkat ekrana kilitlenmişlerdi.

Televizyon ekranına ulaştığımda nefesimin kesildiğini hissetim. Tüm vücudum buz kesmişti, içinde bulunduğum ruh halimi satırlarla anlatamam…

Ailemle geçirdiğim yaşamım iki saniye gibi çok kısa bir film şeridi gibi gözümün önümden geçti. Koskoca 20 yıl 2 saniye sığmıştı…

Televizyon ekranında, Merkez üstü Gölcük olan büyük bir deprem olduğunu ve binlerce insanın hayatını kaybettiğini duyuruyordu.

Hemen telefona koştum, ailemi aradım ulaşamadım, sonra akrabalarımı aradım kimse telefonlara ses vermiyordu, delirecektim, çıldırmak üzereydim!

Ailemi kaybettiğimi düşünüyordum artık, tek başıma kalmıştım hayatta. Günlerce aileme ulaşamadım, onlarda bana ulaşamamış.

İzmit ve bölgesinde oturan askerlere doğal afet izni verildiğinde aklımda sadece şu gerçek vardı… Ailemin cansız bedenlerine ulaşma gayesi… İnşallah cansız bedenlerine ulaşabilir, toprağa defnederdim.

Şu an bu satırları yazarken bile o anı yaşıyorum, tüylerim diken diken…

Denizli Kocaeli yolu hiç bu kadar uzamamıştı, sanki dünyanın bir ucuna gidiyordum. İzmit otogarına indiğimde ailemin ölümünü kabul etmiştim iç dünyamda, kendimi buna çoktan hazırlamıştım.

Araba, taksi, toplu taşıma aracı çalışmıyordu, otogardan yürüyerek ailemin oturduğu semte doğru hızlı adımlarla ilerledim.

Mahalleye girdiğimde bir de ne göreyim! Ailemin oturduğu apartman yerinde duruyordu, apartmanda sadece çatlaklar vardı. Tekrar doğmuş, hayata gelmiştim… Günlerce beynimde ailemin ölümüne alıştırmıştım bedenimi…

Komşularımız ailemin okul bahçesinde olduğunu sağlıklarının sıhhatlerinin iyi olduğunu söylediğinde dünyalar benim olmuştu.

Okul bahçesine girdiğimde göz gözü görmüyordu, mahşeri kalabalık…

İlk önce annemi gördüm okul bahçesinde, göz göze geldiğimizde kalbim yerinden çıkacak gibi oldu.

Öpüştük, sarıldık…

Babamı sordum!

‘Tüpraş Rafinesine gitti’ dedi annem…

Şaşırdım, deprem olmuş fabrika çalışıyor mu hala diye sordum anneme…

‘’Hayır oğlum’’ dedi annem,’’ TÜPRAŞ rafinesinde büyük yangın var insanlar İzmit’i terk ediyor, fabrika TÜPRAŞ çalışanları acil koduyla yangını söndürmek için fabrikaya çağırdı babanda bizi böyle bıraktı fabrikaya gitti’’ dedi.

TÜPRAŞ rafinesi Genel Müdürlüğü Kocaeli halkına borcunu ödeyemez, hayatını hiçe sayarak, ailesini bir kenara itip yangını söndürmeye giden bu vatandaşların, çalışanların hakkı ödenmez.

Kocaeli halkının, çalışanların TÜPRAŞ Genel Müdürlüğü’nden alacağı var…

Enkocaeli.com haber sitesinin sahibi sevgili meslektaşım Engin Şahin’e teşekkür bir borç biliyorum.

TÜPRAŞ rafinesi Genel Müdürlüğünü Kocaeli’nden İstanbul’a taşıyacağını duyurmasa haberimiz olmayacak.

Genel Müdürlük tabiri caiz ise yangından mal kaçırır gibi Genel Müdürlüğü İstanbul’a taşıyacaktı.

Birde şu anekdotu anlatmadan konuyu kapatmak istemiyorum sevgili okurlarım;

Bir zamanlar ilimizin bir milletvekili vardı ismi Sefer Ekşi. Anavatan Partisi’nin tek başına iktidar olduğu dönemlerde Kocaeli Milletvekilliği yapmıştı Ekşi.

İşte o adam TÜPRAŞ rafinesinin satışını zamanında tek başına durduran bir adamdı.

Birde Büyük Birlik Partisi’nin merhum Genel Başkanı vardı Muhsin Yazıcıoğlu. Hatırlar mısınız bu koca yürekli adamda o dönemler TÜPRAŞ Rafinesinin peşkeş çekilmesine haraç mezat satılmasının önüne geçmişti.

TÜPRAŞ Rafinelerinden bahsederken Sefer Ekşi ile Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmadan olmaz. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vatandaş - 2 ay önce
sadece tüpraşın mı borcu var, sabancı grubu, prelli, goodyer bunlar ne olacak. bunların merkezleri istanbulda. pisliğini biz soluyoruz. Biraz bunlardan da bahsetmek lazım