banner422
banner421

Eski Bakan Nihat Ergün; "Yönetimdeysen hesap vereceksin!"

banner418

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Kocaeli Şubesi’nin “Mahalli İdareler’de Vizyon ve Yönetim” konulu Aralık ayı söyleşi programına katılan eski Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, “Yönetimler, kendini sivil, siyasi ve yargısal denetime açmak zorunda. ‘Ben Allah’tan başka kimseye hesap vermem’ diyemezsin. Ne demek kimseye hesap vermem. Yönetimde iseniz hesap vermek zorundasınız. Burada hesap veremiyorsan diğer tarafta hiç hesap veremezsin” dedi.

Eski Bakan Nihat Ergün; "Yönetimdeysen hesap vereceksin!"
30 Aralık 2018 Pazar 10:00

banner32

LuxoryGarden Otel’de ESAM Kocaeli Şube Başkanı Aladdin Çakmak’ın açılış konuşmasıyla başlayan programda yönetimdeki insan vurgusu yapan eski Bakan Nihat Ergün, “Yönetim konusu tamamıyla insan ile ilgili. Çok çelişkili konuları bünyesinde toplayabilen başka bir varlık yok. Yönetme yeteneği var aynı zamanda itaatkar ve aynı zamanda isyankar. Düşünsenize tüm bunlar tek bir varlıkta bulunuyor. Kimi zaman zorba olabiliyor kimi zaman da dediğimiz gibi isyankar olabiliyor. Bu potansiyele sahip olan varlığa Allah halife sıfatı veriyor ve evreni onun hizmetine sunuyor.  Yönetim işi bir emanet işidir. Öncelikle emanet kavramını özümsemek ve anlamak gerekir. Halkın bir emanetidir yönetim. Bir hibe işi gibi davranamazsın. Bunu tespit etmek lazım. Apartman yöneticiliği de muhtarlık ta devlet yönetimi de bir emanettir. Öyle ise emanete ihanet etmemek lazım gelir. Onu hibe olarak düşünürsen farklı davranırsın, emanet olarak düşünürsen farklı davranırsın. Bu işler ehliyet ve liyakat işidir” dedi. 
 
“Güç ve iktidar insanı bozuyor”
“Güvenilir insan olmak durumundayız” diyen Ergün, “Elinden dilinden güvenilir insan olmak gerekiyor. Bu kavramları özümsemek gerekiyor. Adalet kavramını özümsemek gerekiyor. Adalet bir şeyi yerli yerine koymaktır. Burada bahsettiğimiz sadece yargısal adalet değildir. Elbette mahkemeler adil olmalı. Aslı bahsettiğimiz adalet duygusuna sahip yöneticiler olmasıdır. Adaleti kendi tanıdığınız eşiniz, akrabanız ve sevdikleriniz içinde uyguluyorsanız adaleti tesis edip inkişaf edersiniz. Gücün ve iktidarın bir zaman sonra insanı bozma kendine benzetme özelliği var. Bu yüzden adaleti iyi özümsemek gerekiyor. Bir diğer önemli kavram meşverettir. Müslüman toplumların bu konuda da eksik olduğunu görüyoruz. Emaneti ehline verip adaleti uygulamak yetmez. Kararlarınızı meşveret ile alırsanız Allah’ın dileğini de yerine getiriyorsunuz. Allah peygamberine de hiçbir toplumsal konuyu meşveretsiz yapma diye buyurmuştur. Müslüman toplumlar bunu uygulamayı çok erken dönemde bırakmıştır. Saltanat rejimlerine göre içi yeniden doldurulmuş bir kavramdır. 21. yüzyılda da bunları yapamazsak zaaf içinde kalırız” ifadelerine yer verdi.

Muhalefet olmazsa demokrasi olmaz
Bir başka hazmedilmesi gereken konunun ise muhalefet olduğunu kaydeden Nihat Ergün, “İçinde muhalefeti, nehyi anil münkeri olmayan toplumlar ayakta kalamaz. Mutlaka bir hukuka dayalı bir muhalefet olması gerekiyor. Meşru muhalefeti kötü bir şey olarak sayarsak kendi sağlığımızı ve yönetme kabiliyetimiz de kaybederiz. Hoşunuza gitmeyen konular çıkarsa onarın tedbirini alırsınız. Bu da İslam dünyasının olgunlaşamadığı konulardan biridir. İşte bunun bir örneğini Suudi Arabistanlı gazeteci Kaşıkçının öldürülmesi olayında gördük. Sen istediğin kadar Kâbe’yi en güzel hale getir. Pek bu ne? Bu İslami değil, insani değil ve ahlaki değil. Diğer bir kavram İTİDAL olmalıdır. Mutedil hareket eden bir yönetim sergilemek durumundayız. Bu toplumun yöneticileri de itidal içinde farklılıkların bir arada yaşamasını sağlayan barışı tesis eden yöneticiler olmalı. Aşırı davranan, aşırı hareket eden, coşturan değil, bize her zaman coşku değil aklı selim olmak yaraşır” şeklinde konuştu.

“Yönetimdeyseniz hesap vermek zorundasınız”
Konuşmalarına devam eden Ergün, “Şeffaflık ve hesap verilebilirliği de özümsememiz gereken kavramlardan biri. Mesela ahiret inancını hiç hesap verilebilirlik yönünden düşündük mü? Neyin hesabını vereceğiz? Şimdi burada yaptıklarımızın, yaptıklarının hesabını burada veremiyorsan öbür tarafta hiç veremezsin. Ahiret sadece öldükten sonrasını değil, biraz sonrasını düşünmek demektir. Hemen şimdi yaptığının hesabını biraz sonra verebilmektir. Yönetim açısından bunları uygulayamayan Bunları hazmedemeyen yöneticiler de toplumda hastalık baş gösterir. Bunları yaparsak iyi bir yönetim gösterebiliriz. Yönetim kendini sivil, siyasi ve yargısal denetime açmak zorundasın. Ben Allahtan başka kimseye hesap vermem diyemezsin. Ne demek kimseye hesap vermem. Yönetimde iseniz hesap vermek zorundasınız. Burada hesap veremiyorsan diğer tarafta hiç hesap veremezsin. Yoksa yönetim keyfileşir ve bir müddet sonra zorbalığa dönüşür” dedi.

“Yönetimin meşruiyeti halkın iradesi, rızası ve isteğidir”
Yönetimin en temel gücünün meşrutiyet olduğunu kaydeden eski Bakan Nihat Ergün, “Adam bazen meşruiyetini güçlendirmek için İlahi İradeyi kullanıyor. Allah’ın onayını alıyor mesela. Rüyaları da bu konuda bilgi kaynağı olarak kullanıyor. Hele içine bir de peygamberimiz de monte ediyorsa meşruiyet kaynağı olarak kullanılıyor. Ama peygamberimizin öğrettiği bize bu değil. Yönetimin meşruiyetinin kaynağı milletin iradesi, rızası ve isteğidir.  Bu ana ilkeye aykırı olmayacak bir yönetim meşrudur. İtaat kavramı da hazmedilmesi gerekir. Kişiye itaat olarak algılanıyor İslami toplumlarda. Adam mesela yönetime geldi. Ben ulul emirim diyor. Bana itaat edeceksiniz diyor. İslam’da itaat kişiye değildir. Ulul emre itaat demek; bir grup alimin aldığı kararlara uymaktır. Ulul emre itaat hukuka bağlılıktır. Başımıza gelen adam kim olursa olsun hukuka bağlı kalmak zorundadır. Sadece o değil, hepimiz üst hukuk normlarının ve bunların oluşturduğu kurallara bağlı hareket etmek zorundayız. Buna bağlı kalamazsak yönetimimiz sorunlu bir yönetim olacaktır demektir.  Diğer bir kavram İTİDAL olmalıdır. Mutedil hareket eden bir toplum olmak durumundayız. Bu toplumun yöneticileri de itidal içinde farklılıkların bir arada yaşamasını sağlayan barışı tesis eden yöneticiler olmalı. Aşırı davranan, aşırı hareket eden, coşturan değil, bize her zaman çoşku değil aklı selim olmak yaraşır açıklamalarında bulundu. 

“Yerel yönetimlerden ne beklemeliyiz”
Konuşmalarına son olarak yerel yönetimlerden nelerin beklenilmesi gerektiğini söyleyen Nihat Ergün, “Kentin fiziki yapısını müspet yönde değiştirmesini beklemeliyiz. Belediyelerin en önemli konuları imar planlarıdır. İmar planlarını insanların mülkiyet haklarını hiçe sayarak yapmamalıyız. Keyfe keder değiştirmemeliyiz ve mülkiyet hakkını engellememeliyiz. Parsel bazında planlamak kesimlikle yapılmamalıdır. Ada bazında yapılmalıdır. İmar planları ve plan tadilatlarını hukuka uygun yapılmalıdır. O kentin sosyo kültürel politikaları olumlu yönde değişen alt yapı örnekleri sunmasını beklemeliyiz. Sivil toplum ve halk buna odaklanmalı ve buna yönelmelidir. Kentin ekonomik ve sanayi değişimi müspet yönde olmalıdır. Artık ileri teknoloji ile üretim yapan sanayi kurumları haline dönüşmeli Kocaeli. Alelade imalat sektöründe hareket eden bir sanayi üretimi gerekir. Kentin siyasal değişimi olumlu yönde olmalı. Farklılıklara saygılı olan siyasi kültürü katılıma dayalı bir yönetim anlayışı oturtmalı kenti yönetenler…” ifadelerine yer verdi.


Söyleşinin sonunda ESAM Kocaeli Şube Başkanı Alattin Çakmak tarafından Nihat Ergün’e plaket taktim edildi.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.