banner151
banner125

banner113

Seçim ve Avrupa Birliği'ne girme vaadi


Mustafa BAĞDİKEN

Mustafa BAĞDİKEN

11 Haziran 2018, 22:55

Arada bir yazılarımda anmadan geçemiyorum. Rahmetli Süleyman Demirel'in unutulmayanlar arasında yerini almış bir sözü vardı:

“Dün dündür, bugün bugündür".  Gençler belki hatırlamaz ama, siyasetle ilgilensin ilgilenmesin belli bir yaşın üzerindekiler çok iyi hatırlar.

İlk zamanlar bu söz “Dünü inkar etmek" olarak algılanıp eleştirildi. Siyasetteki rakipler onu hırpalamak için siyasi arenada uzun süre buradan çalıştı.

Oysa o kadar isabetli bir sözdü ki.  Belki o yıllarda değişim bu kadar hızlı da değildi. Ama, sağ olup şu anda aktif siyasetin içinde olsaydı, muhtemelen o dahiyane benzetmeyi "bir saatlik süreyi" örnekleyerek verirdi. İtiraf edeyim, kelimeleri evirdim çevirdim saat dilimiyle ona benzer dört kelimelik cümleyi yerine oturtamadım.


DOSTLAR DÜŞMAN, DÜŞMANLAR DOST

Dedik ya dün dündür, bugün bugündür. Günümüz Dünyası'nda değişimin hızına yetişmek mümkün değil. Yani, bırakın dünden bugüne geçen süreyi, dünyada artık bir saat sonra bile artık her şey çok farklı. 

Uluslararası ilişkiler. Komşularla ilişkiler. Dostlar, dost bildiklerimiz ve düşmanlar. Bugünün kankasının, yarın düşman olması. Dünkü düşmanın bugün can ciğer kuzu sarmasına dönüşmesi.. Dünün mübarek adamlarının bugün terörist olması. Uçak-domates ilişkisi. Ekonomi, euro, dolar. Her şey birkaç saat içinde baş döndürücü bir hızla değişiyor. Biliyorum bunları saydıkça, gülümseyerek son birkaç yılda yaşananlar bir bir aklınıza geliyor.


HAVAİ FİŞEK GÖSTERİLERİ YAPMIŞTIK

Lafı epey dolandırdık. Ama hafıza tazelemesi yapmakta yarar var.

Asıl konum Avrupa Birliği..

Bu seçimlerde, hiç bir siyasi parti liderinin, "Avrupa Birliği'ne giriyoruz, gireceğiz, girmek üzereyiz, girmeliyiz" gibisinden tek lakırdı etmemesi.

Ne kadar garip değil mi. Bir zamanlar müthiş  bir  siyaset malzemesiydi.

Avrupa Birliği’ne girmek.. Pasaportlarımız hazır.. Bekle bizi Avrupa. Onlarda açmış kucağını bekliyordu zaten. Of of of. Ne hayaller..

Hani kapısına dayandığımız, bir türlü giremediğimiz, sadece  rüyalarımıza giren Avrupa Birliği.

Hatta 2004'ün son günlerinde, 17 Aralık'ta "Avrupa Birliği'nden müzakere  tarihi aldık" diye havai fişekli kutlamalar yaptığımız, o dönemin Başbakanı, günümüz Cumhurbaşkanı ve AK Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Hamdolsun tarihi aldık" şeklinde yurdum insanına bayram yaptıran sözler söyleten Avrupa Birliği.

Bakın, 19 Aralık 2004 tarihli, çok etkin ulusal bir gazetemizde yer alan Erdoğan'ın  yurda dönüşleriyle ilgili haberden kısa bir bölüm:

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel'in ardından Ankara'ya dönüşünde coşkuyla karşılandı. AB'den müzakere tarihi alınması Kızılay'da binlerce vatandaşın katıldığı AB Şöleni'yle kutlandı. Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le birlikte indiği Esenboğa Havalimanı'nda büyük bir karşılama töreni hazırlandı. Bakanlar, milletvekilleri ve partililerden oluşan onlarca araçlık konvoyla yola çıkıldı. Başbakan ve Gül, üstü açık otobüse bindiler. Şehre girişte, sokaktaki vatandaşların sevgi gösterilerine el sallayarak karşılık veren Erdoğan ve Gül, Kızılay'a tam 2 saatte ulaşabildi."

 

Ve sene 2018 Haziran ayı. 24 Aralık seçimleri arifesi.

Avrupa Birliği ile ilgili tık yok. Olmadığı gibi Avrupa bizi tamamen dışlamış. Vize için vatandaşın burnundan getiriyorlar. İktidar partisine Avrupa kentlerinde Türklere yönelik propaganda yapma izni verilmiyor. Bir Avrupa ülkesi camileri yıkmakla bile tehdit ediyor. Çifte pasaportlu Türklerin durumu bile sıkıntıda.

Yaklaşık 1,5 yıl yazıp-çizmeye ara verdiğim için 2016'da sosyal medyada yaptığım paylaşımımı hatırlatmak istiyorum. Avrupalı bir meslektaşımız, daha Avrupa Birliği bize o tarihi bile vermeden 2000'li yılın başında bize neler söylemiş:

İşte o paylaşımım. 

"AB GERÇEĞİ

2000'li yılların başları. Konrad Adenauer Vakfı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin de katkılarıyla İstanbul'da Türk gazetecilerle Avrupalı bazı gazetecileri buluşturdu. O dönem Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak ben de hazır bulundum.

Bu buluşmada daha çok Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınıp alınmayacağı konuşuldu. Doğruyu söylemek gerekirse, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giremeyeceği anlatıldı. AB Parlamentosunu yakından takip eden konuk gazetecilerden biri şunu söylüyordu:

"Üzülerek söylemek isterim ki, Türkiye Avrupa Birliği'ne giremez. Birinci ve önemli nedeni müslüman ülke olmanız. İkincisi nüfusunuz. Sizi sürekli oyalayacaklardır. Ne 'olur', ne 'olmaz' diyeceklerdir. Birçok kriterler önünüze koyacaklardır. Türkiye bu kriter olarak nitelendirdiğimiz duvarları aştıkça, arkasına sürekli yeni ve daha aşılması güç yüksek duvarlar inşa edilecektir."

Ve yine Avrupalı gazetecilerden biri, şu hatırlatmayı da yapıyordu:

"Sizin siyasetçileriniz de bu gerçeği bildikleri halde sürekli olarak 'Avrupa Birliğine gireceğiz' söylemini siyasi malzeme olarak kullanmaya devam edecektir."

İşte siyaset, siyaset, her şeyin siyasi malzeme olarak kullanılması ve "Dün Dündür, Bugün Bugündür" sözünün ne kadar isabetli olduğu.

Günümüzde o kadar çok malzeme var ki.
 

Tabi, artık günümüz  vatandaşlarının da dünkü anlayışta vatandaşlar olmadığını unutmamak lazım.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gökhan Onater - 2 hafta önce
Türkiye'yi AB kapısında çarmıha geriyorlar. ABD ve AB'de iyi niyet yok. Atatürk'ün dediği gibi "biz Asyai bir toplumuz". Avrupa rüyasından uyanmak gerekiyor.İnsana saygı ve paylaşım da zenginlik de Asya'da...