banner642
banner613


Seçim ahlakı


Gökhan Onater

Gökhan Onater

24 Nisan 2018, 10:33

Ekonomiden sorumlu bakan ekonominin 90 yıl geriye gittiği demecini verdi. Bunu gören ‘seçim tarihi belirleme müdürü’ Bahçeli, erken seçim isteyerek macunu tüpten çıkardı. AKP Genel Başkanı Erdoğan “son sözü her zaman ben söylerim” düşüncesiyle baskın seçimi tercih etti. Geçmişte, erken seçimin gelişmemiş ülkelerde yapıldığını söyleyen anlayış, bir anda tersine döndü. Demek ki AKP iktidarı Türkiye’yi geliştirememiş…


İyi Parti seçime girmesin diye katakulli yapan AKP-MHP ikilisine karşı CHP’de aynı yöntemle karşılık vererek İyi Partiyi meclise taşıyınca koalisyonda panik başladı. Çevremdeki çok sayıda iyi niyetli dostlar bundan umutlandı. Atatürk ile alakası olmayan bir partinin Atatürk ile bağlarını kopartan bir başka parti tarafından kurtarılması çok doğal değil mi? Siyasi ahlaksızlığa yönelen iktidara karşı kendince haklı olarak aynı tarzı benimseyen muhalefetin bu durumu siyasete olan güveni yerle bir etmiş oldu. Ne yazık ki, “İktidar olmak ve/veya iktidarda kalmak için her yol geçerlidir” anlayışı siyasette hakim oldu. Ekranlarda kavgalar başladı. Kuzu gibi adamlar sırtlan kesilmeye başladı… . Eski liderlerde gördüğümüz siyasi nezakete öyle hasret kaldık ki… 


Uyum yasalarını bile çıkartamadan seçime gitmeye çalışmak iktidarın telaşını gösteriyor. Yolun sonu mu göründü acaba? Halbuki bu millet size ne isterseniz verdi. Belediye başkanı, milletvekili, başbakan hatta Cumhurbaşkanı bile oldunuz. Madem her şey yolundaydı, Türkiye uçuyordu da neden baskın seçim istediniz? Cevabı  ekonomi  bakanının açıklamasında saklı. Çünkü ekonomi yerlerde… 


Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Emine Ülker Tarhan’a 20 imza vermeyen CHP’li milletvekillerinin 15’inin bir işaretle İyi Parti’ye geçmesi aslında seçmeninin iradesini hiçe saymak değil mi? Biz hiçbir milletvekilimizin genel başkanının piyonu olmasını istemeyiz. 


Türkiye seçime giderken meclisteki partilerin hiçbirinin Türkiye’nin büyük sorunlarından ve çözümlerden söz ettiğini göremiyoruz.  Seçmen, Fetö ile yeterince mücadele edemeyen iktidarla Fetö ile mücadele etmek istemeyen muhalefet arasına sıkıştırılmak isteniyor…


Aslında iki maddeyle bütün gerilimi ortadan kaldırmak olanaklıydı: Seçim kanununa bütün adayların ön seçimle belirleneceği ve barajın yüzde 2-3 gibi rakamlara indirileceği konulsa kavgalar ortadan kalkardı…


Cumhurbaşkanlığı adaylığı için seçmenlerin e-devletten dilekçe vererek aday gösterebilmesi önerisine YSK karşı çıkarak bizi bir kere daha yanıltmadı. Dedi ki, “5 gün içinde 100 bin imzayı bizzat seçim kurullarına giderek vereceksiniz”.  Mesai saatleri içinde çalışmak zorunda olan işçi ve memurlar, hasta, sakat ve yaşlı yurttaşlarımızın iradesi hiçe sayıldı. Bu kararın, Doğu Perinçek’in Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek için alındığı görünüyor. Çünkü Vatan partisi fiilen 70 bin imzayı toplamıştı. YSK doğrudan “Doğu Perinçek bu seçime giremez” deseydi daha dürüst davranmış olmaz mıydı? İnanıyorum ki Milletimiz, kendi iradesini eline alarak, seçim kurullarının önünü miting alanına çevirecektir.


 Türkiye Atatürk’ten uzak, çapsız idareciler tarafından yönetilmeye layık değildir… 
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.