banner521


Padişahın şahitliğini kabul etmeyen kadı


Gökhan Karabulut

Gökhan Karabulut

26 Nisan 2020, 17:03

Yıldırım Bayezid Han’ın bir mahkemede şahitlik etmesi gerekiyordu.

Padişah mahkemeye geldi ve herkes gibi o da elleri önüne bağlayıp sırasını bekledi.

Devrin Bursa kadısı Molla Fenari, padişahı baştan aşağı süzdükten sonra,’’ senin şahitliğin kabul değildir, zira sen namazlarını cemaat ile kılmıyorsun. Elinde imkan olmasına rağmen cemaate gelmeyen bir kimse yalancı şahitlikte edebilir’’ dedi.

Bu itham karşısında herkes padişahın hiddetlenmesini bekliyordu. Fakat o boynunu büküp mahkemeyi terk etti. Olaydan hemen sonra da sarayın yanı başına yeni bir cami inşa ettirmeye başladı.

İslam tarihinde devlet yapısı içinde verilmiş olan makamın adıdır kadılık görevi. Şeriat hükümlerini fıkıh-a göre uygulamakla görevli kadılık aynı zamanda Peygamber efendimiz ve Raşid halifeler devrinde de uygulanmaktaydı.

Osmanlı’da kadılık ilk Osman Gazi döneminde Dursun Fakih’in Bilecik’e kadı olarak atanması olarak bilinir. Tarih kitapları böyle nakşeder. Kadılık aynı zamanda devletin merkeziyetçiliğinin sağlanmasında en önemli temel taşlardan biridir. Osmanlı’da yürütme yargı işlerinin ayrılığını gösterirken, beylerbeyi ve subaşılar o dönemlerde tek idareci olmalarının önü kesilmişti.

Kadıların genel olarak görevleri merkezden gelen emirleri halka ulaştırılmasında yargının sağlanması göreviydi. Devletin içerisinde özgün bir yeri bulunan kadılar ve mülkiye görevlisi olarak görevlerini yürütürken Osmanlı’da geniş yetkilere sahiptiler. Şer’i mahkemelerde şer’i ve hukuk bütün meseleler Hanefi mezhebi usulüne göre yapılırdı.

Lakin hukuk o dönem o kadar demokrat bir yapıya sahipti ki kadı isteğe bağlı olarak da Şafii, Maliki, Hanbeli ve diğer mezheplere göre görüş alırdı. Gayri Müslümler için Hristiyan haçı, Museviler için Tevrat’ı öptürerek yemin alınırdı. Osmanlı tarihine baktığımızda kısaca kadıların ne kadar geniş yetkilere sahip oldukları ve hemen hemen her konuda bir karar mercii ve sorumluluk sahibi olduklarını görürüz.

Ve hatta halk arasında ortaya çıkan husumetlere de kadılar bakardı.  Kadılar mesela adam öldürme, yaralama, katillerin yakalanması, öldürülen kişinin diyetinin tespiti, yakalanması, vefat edenin terekesinin tespit edilerek varislerine dağıtılması gibi hususları da karara bağlardı.

Osmanlı’da kadılık yapabilmek için tahsilli olmanız gerekirdi. Sadrazamlık görevi atamalarında bile herhangi bir tahsil aranmazken kadılık atamalarında tahsilli olmak ilk şarttı.

Yazımın başında anlattığım gerçek hikâyeyi eminim imrenerek okudunuz ve Osmanlı Devletinin kadılık makamına verdiği önemi…

Bugün?

Durum hiç iç açıcı olmasa da, Devletin olmaz ise olmaz belkemiği olan yargıya güveneceğiz.

Yargımızı bir oradan bir buradan çekmeye çalışsalar da, Devletimizin bel kemiği olan adalet mekanizmasına sahip çıkacağız.

Ancak ve ancak!

Yargıyı şahsi ikballeri uğruna, sopa gösterme, itibarsızlaştırma aygıtı olarak kullananlarla da mücadeleye devam edeceğiz.

Unutmayın!

Bu ülkede kraldan çok kralcı geçinen soytarılar bitmez.

Dün de vardı bugün de var, yarında olacak.

Bize düşen görev, pireye kızıp yorgan yakmak olmamalı…

Saygıyla kalın!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.