banner153
banner125


O büyük faciada tüm suçu ona yüklemişlerdi ama…


Hüseyin DAVUTOĞLU

Hüseyin DAVUTOĞLU

28 Şubat 2018, 17:10

Nasıl unutulabilir ki 1 Mart 1958 günü. Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en acı deniz kazalarından biridir Üsküdar Faciası. Resmi kayıtlara göre çoğu öğrenci 272 kişi yaşamını yitirmişti. 

Büyük facianın ardından tüm suç gemi kaptanı Mehmet Aşçı’ya yüklenmiş. Hata gemi batmanda kaçtığı bile iddia edilmiş. Ama kaptan Aşçı bakın nasıl bulundu…

1 Mart 1958’de İzmit - Gölcük arasında sefer yapan “Üsküdar” isimli vapurun, İzmit iskelesinden hareket ettikten sonra Derince yakınlarında şiddetli rüzgâr sebebiyle batması, Japonya sahillerinde batan Ertuğrul Gemisi’nden sonra Türkiye denizcilik tarihinin bilançosu en ağır deniz kazasıdır.

Gölcük, Karamürsel ve İzmit’te ortak bir acının adı olacak olan deniz Üsküdar Vapuru, Şirket-i Hayriye tarafından Birinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’ya sipariş edilerek Elbing kentindeki F. Schichau Gmbh. Tezgâhlarında yaptırılmasına karşın savaş nedeniyle ancak 1927’de teslim edilmiş iki küçük yolcu vapurundan biridir.

O yıllarda, devlet daireleri cumartesileri yarım gün çalışmaktadır. Gemi körfezin karşı tarafına servis yapmakta, Gölcük, Değirmendere, Karamürsel gibi lise bulunmayan yerleşim alanlarından öğrencileri İzmit lisesine götürüp getirmektedir. 

O cumartesi Üsküdar Gemisi’nin kaptanı Mehmet Aşçı, yapacağı 12.30 seferini yapmak için sabırsızlanmaktadır. Lodos fırtınası öylesine kuvvetli esmeye başlamıştı ki, neredeyse vapuru halatlarını koparıp açığa sürükleyecektir. Böylesine sert bir havada iskelede bağlı kalmanın da, açık denizde dalgalarla boğuşmak kadar tehlikeli dakikası vardı, ama vapur yeterince dolmuştur. Daha fazla yolcu almaktansa iskeleden bir an önce ayrılması iyi olacağını düşünerek gemiye hareket emri verir. 

Gemici Ali Kaya, iskeledeki çımacı görünürlerde olmadığından halatı kendi çözmek için iskeleye çıkar. Ama Mehmet Kaptan çoktan makine dairesine “Tam yol, ileri!” kumandasını vermiştir. Vapur iskeleden fırtınanın etkisiyle de o kadar çabuk ayrılmıştır ki, Ali Kaya vapura geri atlayamamıştır. İzmit iskelesinden 12.20’de hareket eden gemi, ağzına kadar yolcuyla doludur. Her sabah ve akşam aynı vapurla seyahat eden yolcuların kimi okul, kimi iş arkadaşı dır ve hemen hepsi birbirini tanımaktadır.

Daha yolun başlangıcında dümen dolabının kilitlenmesi sonucu hiçbir manevra kabul etmeyen vapur, Soğucak mevkiinde birden şiddetlenen lodos’a karşı koymaya çalışır. Hava aniden gece gibi simsiyah kesilmiş; lodos fırtınası giderek hızını artırmıştır. Mehmet Kaptan vapurun burnunu bin bir güçlükle dalgalara doğru çevirmiş, vapuru aynı yönde tutabilmek için dalgalarla savaşmaktadır. Bunca yıl Körfez’de yolcu taşıyan tecrübeli kaptan bile rüzgârın şiddetinin daha da artmasının telaşa kapılmaktan kendisini alamamıştır. 

Emektar vapur bir anda yana yatar. Dev gibi dalgalar art arda geminin bordasına çullanmaktadır. Fırtınanın giderek artması nedeniyle kaptan köşkü Mehmet Kaptan ve Gv. Lostromosu Mustafa Deniz’le birlikte yerinden kopup denize uçar. Dümen zincirinin kopması neticesinde kontrolden çıkan gemi saatte 130 km hızla esen rüzgâra karşı koyamayacaktı. 

Önce makine dairesine sular dolar. Aynı anda öndeki ikinci mevki salonun camları patlar. İçeri saldıran sular dehşete kapılan yolcuların üstüne boşalır. Hareketin üstünden 26 dakika geçmişti ki, Üsküdar dolan suların etkisiyle şiddetle sola devrilir. Üç dakika içinde alabora olup saat 12 53’de batar. Denize düşen, atlayan insanlar kıyameti yaşamaktadır. Can yeleklerini bulamayan, bulup da kullanamayan, yanlış kullanan insanlar, canhıraş feryatlar, soğuk dalgalar ve Mart ayının ayazı hep üst üste gelmiştir.

İzmit’in 3.5 km ilerisinde Petrol Ofisi ile Klor Fabrikası arasında aniden çıkan fırtınayla alabora olan Üsküdar Vapuru’nun batış anına Petrol Ofisi’nde çalışan bir vatandaş şahit olur. Yahya ismindeki şoför, vapurun Petrol Ofisi’ne yaklaşır yaklaşmaz ön kısmının kalkarak arka kısmının battığını sonra düzelip biraz yoluna devam ettikten sonra burnundan saplandığını ve adeta takla atarak açılan dalgalar arasında kaybolup gittiğini görmüştü ve olayı Vilayet’e bildirir.

Kazanın olduğu gün sadece 40 kişinin kurtulduğu tespit edilmiştir. Denizden kurtarma ekiplerinin topladığı cesetlerin sayısı, 2 Mart tarihli gazetelerde göre 199 olarak geçmektedir. İzmit Hastanesi’ne nakledilen cesetlerden birinin ise canlı olduğunun farkına sonradan varılır. 

Bazı kaynaklar 300 bazıları ise 500’ün üstünde yolcu ile seferin başladığını söylemekte ancak 300 kişinin ölümünden bahsedilmektedir. Öğrenci kayıpları ancak pazartesi günü İzmit Lisesi ve Endüstri Meslek Liseleri’nde yapılan yoklamalar sonrası anlaşılabilir. 

Faciada can yeleği olmadığı halde karaya ilk çıkan kazazede İzmit Lisesi 4. sınıf öğrencisi Türkay Yangöl’dür. Deniz Albayı Muzaffer Yangöl’ün oğlu olan Türkay, Kocaeli 200 metre serbest yüzme şampiyonudur.    

Kazanın 3. gününde Üsküdar Vapuru’nun yeri tespit edildi ve 15 kulaç derinde yatan vapurdan Kurtaran Gemisi’nden14 dalgıç sabaha doğru projektör ışıklarıyla cesetleri çıkarmaya başlar. Kazanın 4. gününde ölü sayısı 259’a yükselmiştir.
Vapurdan cesetlerin tamamı çıkarıldığında takvimler 5 Mart tarihini göstermektedir. Gemiden son çıkarılan ceset genç bir kıza aittir. Dalgıç Astsubay Necati Sezgin, güverte kanepesi arasına sıkışmış vaziyette bulduğu genç kızı su sathına kadar kolları arasında çıkarmış sonra gemiye alınmak üzere asansöre koymuştur.

Tüm arama çalışmalarına rağmen yakınlarını bulamayan vatandaşlar, kayık ve motorlarla yeni aramalar yapar. 8 Martta, halkın körfezde ceset araması için resmen izin verilir. Kayıplarını aramak isteyen vatandaşlar motorlarla polis eşliğinde Körfez’i tarayabilecektir. Aynı gün Ereğlili 60 balıkçı 3 ekiple ceset aramak için harekete geçer. Balıkçıların ağları, zayıf olduğu için bulunan bazı cesetler tekrar denize düşmektedir. Balıkçılar, Et-Balık Kurumu’nun ağları ve kuvvetli gemilerle birçok cesedin çıkarılabileceğini duyurur. Bir taraftan da Üsküdar Gemisi’ni çıkarma çabaları devam etmektedir. Kazanın 10. Gününde Et-Balık Kurumu’nun gemileri ceset aramaya başlar.

Kazanın 13. Gününde denizden bir ceset daha çıkarılır. Bu ceset, kazadan itibaren hakkında “denize atladı, kendini kurtardı” fakat “aleyhindeki iddialar yüzünden saklandı” biçiminde haberler yapılan Kaptan Mehmet Aşçı’ya aittir. 

Kazadan sonra kaptanın evi didik didik aranmış, ailesi, tarifsiz üzüntüler yaşamış hatta yalnız bırakılmıştır. Denizcilik Bankası’nın tecrübeli kaptanı Üsküdar Faciası’nın tek sorumlusu olmuştu. Oysaki kaptanın cesedi olaydan bir buçuk hafta sonra Et ve Balık Kurumu’nun ağlarına takılacaktır. Mesleğine 30 yıl vermiş Mehmet Kaptan’ın cesedi Arar Gemisi’nin 5. Defa deniz dibine attığı ağdan 13.21’de çıkarılmıştır. Ceset Arar Gemisi’ne çıkarıldığı sırada geminin bayrağı yarıya kadar indirilmiş; geminin kaptanı 3 acı düdükle meslektaşını selamlamıştır.

Torba şeklinde toplanan ağın içinde oynaşan canlı balıkların arasında Mehmet Kaptan’ın cesedi kaskatı hareketsiz durmaktaydı. Üniformasının sarı düğmeleri iliklidir. Elleri, gözlerini kapatmak istercesine yüzüne doğru kıvrılıp kalmıştı. Ayakkabısız ayaklarında siyah çorapları durmaktadır. Sol elinin yüzük parmağında evlilik yüzüğü vardır. Cebinden 160 kuruş, bir çakı ve sarı-lacivert bir tespih çıkar. Kaptanın saati tam 14:00’da durmuştur. Petrol iskelesinden çıkarılan ceset cankurtaranla Devlet Hastanesi’ne götürülür.

Ne acıdır ki, o günkü kargaşada da Mehmet Aşçı’nın cesedi gizlice gömüldü. Bugün hala mezarının nerede olduğu bilinmiyor.

Yaklaşan tehlikeyi, İzmit’te yayınlanan Bizim Şehir Gazetesi, ” 16 Temmuz 1957 günkü baskısında, “Muhtemel bir facianın eşiğindeyiz. İstiap haddi 600 kişi olan, körfezde işleyen vapurlara 1000-2000 kişi dolduruluyor” manşeti ile ikaz etmiştir. 
Öte yandan Üsküdar vapurunun eski kaptanı Mustafa Ersan, gemiye haddinden fazla yolcu alındığı hakkında bir rapor yazmış ve idareye bildirmişti ancak sonucunda başka göreve verilmiştir.

Üsküdar Vapuru’nun batması, yakınlarını kaybedenler açısından kaza değil ihmalin ta kendisidir. Çünkü köhnemiş vapur, tüm uyarılara rağmen ısrarla işletilmişti.

Aradan geçen onca yıla rağmen Üsküdar faciası hiç unutulmadı. Böyle acıların bir daha yaşanmaması temennisiyle...

Kaynak: Yavuz ULUGÜN - Tülin Bozkurt CENGİZ


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aslan Devletçi - 5 ay önce
Değerli Kocaeliler İzmitlileri rahmetle anıyorum,gazete uyarmış,muhtemelen her zamanki gibi kulak arkası edilmiştir.Kocaelideki son günlerimde Kocaeli halkını bir konuda bilgilendirmekte yarar görüyorum,kraldan çok kralcıların olduğu ülkemizde,Kocaeli açısından durum vahimdir,siyaset devlete aşırı müdahale etmekte,liyakatsizler malesef bu siyaset anlayışının etkisinde idarecilik yapmakta bu da Kocaeliyi hem riske atmakta hem geriye götürmektedir,KBRN olaylarına yetkililerin dikkat etmesini etmeZlerse de HALKIMIzın sürekli bu durumları hatırlatmaları gereklidir gerekirse TBMM’ye kadar!!&?!!