Devlet gençlerini tarikatların kucağına bırakamaz!

Uzun bir süredir yazamıyorum. Aralık ayının sonunda beri çok ciddi sağlık sorunları ile boğuşuyorum. (Çok şükür koronavirüs değil)

Bu sürecin hem fiziksel hem de psikolojik yönlerini aşmaya çalışıyorum. Sıkıntılı süreçleri biraz olsun geride bırakırken birkaç kelam bir şeyler yazmak lazım elbet ama ne yazılacak?

Kentle ilgili bir şeyle yazayım diyorum, adı büyük kendi küçük olan Kocaeli’de ben dişe dokunur yazacak bir şeyler bulamıyorum. Koltukları işgal eden zevatın sidik yarışımın mı yazayım? Yoksa senin projen kötü benimki daha iyi, bak ben neler yapıyorum diyenleri mi?

Ülke zaten yangın yeri, herkes dibine kadar yanıyor. Hükümet “köpük aldık” dese de neyin köpüğünü aldığını muamma olan, hala marketlerde artan fiyatları, ekonomik zorluklar içinde yaşamaya çalışan insanları mı yazayım?

Tam bunları düşünürken Enes Kara’nın intiharı tokat gibi yüzümüze çarptı unuttuğumuz gerçekleri. Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi 19 yaşındaki Enes Kara adlı genç, bir tarikat yurdundan maruz kaldığı baskılara dayanamayarak intihar etti.

Gencecik bir doktor adayı, ilerideki sağlık savaşının kahramanlarından biri olacakken, intiharı ile bizleri içimizden vurdu Enes…

Geçen yıl pandemi nedeniyle kapalı olan üniversitelerin açılmasıyla hemen hemen bütün kentlerde kiralar fahiş oranlarda yükseldi. Zaten yetersiz olan yurt kapasiteleri de tepkilere neden olmuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2019-2020 eğitim-öğretim yılı için yayınladığı Örgün Eğitim İstatistikleri Raporuna göre yükseköğretimde kamu ve özel toplam 1 milyon 171 bin 932 yatak kapasitesi bulunuyor. Devlete ait Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK)'nun ülke genelindeki 793 yurdunda toplam 703 bin 175 öğrenci barınıyor. Buna karşılık sadece devlet üniversitelerinde örgün olarak önlisans ve lisans eğitimi alan toplam 2 milyon 310 bin 296 öğrenci var. Yani yaklaşık her 3,5 öğrenciye bir yatak düşüyor. Bu hesaba vakıf üniversitesi öğrencileri ile yüksek lisans, doktora, uzaktan eğitim ve açık öğretim öğrencileri dahil değil. 

KYK yurtlarının neredeyse tamamı dolu. Bu nedenle üniversiteye yeni yerleşen öğrenciler sıra beklemek zorunda kalıyor, büyük çoğunluk yerleşemiyor. Burada devreye dernek ya da vakıf adı altında faaliyet yürüten tarikat yurtları ve şirket yurtları devreye giriyor. Şirket statüsünde faaliyet yürüten yurtların fahiş fiyatları ve yüksek kira bedelleri öğrenci velilerini büyük çoğunlukla ücretsiz olan tarikat yurtlarına yönlendiriyor.

Burada öğrencilere Enes Kara örneğinde olduğu gibi ağır ders yükünün yanı sıra tarikat faaliyetlerine de katılmak dayatılıyor. Birçok öğrenci dayatmaya bir süre katlanıp, uygun anda başka bir çözüm arıyor. Bazı tarikatlar ise, bir biçimde devlet denetimine tabi olacağı için yurt açmak yerine apartman dairelerini kaçak yurtlara çevirmeyi tercih ediyor.

Normal şekilde kiralanmış ya da satın alınmış görülen bu evlerde, tarikatlar örgütsel faaliyet yürütüyor. Enes Kara'nın intihar ettiği bina da resmi bir yurt değil, aslında böyle bir ev. 

FETÖ'nün temel örgütlenme araçları da öğrenci yurtları ve Işık Evi adını verdikleri örgüt hücreleriydi. Bu yapılanmaya müsaade edildiğinde ucunun nereye vardığını 15 Temmuz darbe girişiminde gördük.

KYK yurdu çıkmayan ancak çocuğunun tarikat yurtlarında da kalmasını istemeyen birçok dar gelirli aile, üniversite hayalini ertelemek zorunda kalıyor. 

Peki ne yapacağız? Bu ülkenin geleceği olan gençlerimizi, ne idiğü belirsiz tarikatların kucağına atmaya devam mı edeceğiz? Asla…

Başta dernek ya da vakıf adı altında faaliyet yürüten tarikat-cemaat yurtları olmak üzere, bütün özel yurtlar KYK'ya devredilmeli. KYK bu konuda tekel olmalı. Böylece yükseköğretimde KYK kontrolündeki yatak kapasitesi ilk anda 703 binden, 1 milyon 172 bine çıkacaktır. Ayrıca ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde de özel yurt uygulamasına son verilmeli.

Yurt kapasitesinin yine de yeterli olmaması durumunda kentlerde biriken boş konut stoku bu amaçla değerlendirilmeli ya da TOKİ-KYK işbirliğiyle hızla yeni yurt binaları inşa edilmeli.

Hükümet, emniyet ve yargı, ev görünümlü tarikat yurtlarıyla mücadele etmelidir. Yararlandıkları yasal boşluklar ortadan kaldırılmalı, siyasi kaygılarla bundan vazgeçilmemelidir.

Asıl çözüm, toplumu dönüştürmekle mümkün. Atatürk'ün " Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz." sözü yol gösterici olmalıdır. Tarikatlardan çok devletine ve vatanına bağlı kuşaklar yetiştirmek ancak bu felsefeyle mümkün. Devletin eğitim başta olmak üzere bütün faaliyetinde bu yaklaşım yol gösterici olmalıdır.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Davutoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?