Dinlendirmeden dillendirmek…

Yeşilova Caminin eskimeyen İmamı İbrahim Eren hocam ile rahmetli annemin mevlidi için köyümüze giderken bir meseleden dolayı danıştığımda, o az ama öz konuşan adam kelimeleri dinlendirmeden dillendirmen senin ve muhatabının hatası dedi.

Son zamanlarda duyduğum en anlamlı ve hayatı kapsayan bir söz öbeği… Yorgun ömrümüz ile birlikte yorduğumuz dilimiz ve getirdikleri…

O kadar yorgunuz ki beden ve zihin olarak ne gözümüz gördüklerinden ne de zihnimiz düşündüklerinden tatmin, hep bir serap içindeyiz, hep ötekine uzanmakta elimiz ve ruhumuz…

Dilimizde bizden farksız değil, dilin kemiği yok derken her yana kaymasını ve duruşu olmamasını dile getirmiş atalarımız, dilin üstünde kelime durmaz anlamında…

Bıçak yarası geçer dil yarası geçmez sözü dile sahip olmanın hikâyesidir aslında… Dinlendirerek konuşmak, öfkeli iken kendine hâkim olmak, iki tartıp bir konuşmak dili dinlendirmektir. İnsan her şeyden önce kendine konuşmalı, kendine anlatmalı derdini... Konuşurken ve anlatırken demeli bak bu eğrelti otu, bu düşmene sebep olur, bu gönlünde yara açar, şu da amacını aşar. Sonra bunları ayıklamalı ve yormayacak olanı dışarıya gitsin diye diline vermeli… İşte bu dili dinlendirmektir. Dile her şeyi verirsen dil yorulur ve o yorgunluk ile dile zehir gibi düşenler onarılmaz ve sonu gelmez nifakta sokar, ayrılıkta eker…

Eli dar olanın dili kısa olur sözü de fakirin dinlenişidir ve tam bizim zamanımız için söylenmiştir. Küresel dünyanın aynasıdır bu söz, yıkılan kölelik düzeninin tekrar inşasının haykırışıdır. Statüsü kadar dili olmaktır bu dünyanın geçer akçesi, sosyal mesafeyi dilinin aşması veya şaşması dilin başa bela olmasıdır. Fakirin dilinin dinlenmesi haddini bilmesidir, haddini bilir ise yukarıdakilerin görünmeyen çizgiler ile çizdiği zindan da izin verildiği kadar dinlenir. Yani herkesin dili kendine değil dini de kendine olmadığı gibi… Toplumsal tabakalaşma senin sadece bedenine değil ruhuna ve düşüncene de bir ölçüdür ve o ölçü diline pranga da olur uçsuz bucaksız özgürlükte verir...  Kimliğine ve toplumun sana verdiğine bakmadan diline düşene dikkat etmez isen diline vuranların altında ezilirsin… 

Dilin dinlenmesi yerini bilmekle ilgilidir, yerini bilirsen ve yerinde konuşursan dilin başa bela olmaz ve dilinden ruhuna bir yorgunluk çökmez.  Geriye dönük baktığımda İbrahim Hoca’nın haklı olduğu o kadar çok yorgunluğum var ki… Yorduklarım ve yorulduklarım aklıma geldikçe dilimi de alıp öyle tarla da değil beş yıldızlı dil köyünde yatasım var…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kenan SEYREK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?