Mehmet Akif gibi pişmanlıkla gözyaşı dökmek de var

Sevgiyi yayana, selam alıp-verene, insan sevene ne mutlu diyerek herkesi selamlıyorum.

Boğaziçi Üniversitesi'nde yangın var! Kaç gündür olayları "boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor" derken sonunda bugün " Cumhurbaşkanımızın Boğaziçi Üniversitesi olayları hakkında yaptığı konuşmasında "yürekleri yetse Cumhurbaşkanı istifa diyecekler" cümlesinin arkasından " biz de yürek var Cumhurbaşkanı istifa" cümlesiyle binlerce tweetin atılması ve buna karşılık on kat daha fazla bir şekilde "Cumhurbaşkanımızın yanındayız" tweetin atılması ile büyüyen bir yangın. Odunu olan twette başlayan yangına ateş atıyor maşallah. Ve bunun üstüne " İçişleri Bakan'ı Süleyman Soylu'nunda " devlet burada" çıkışı ve ona karşı çıkışlarla parlayan ve yayılacak bir yangını görüyoruz.

Gelin hep birlikte inceleyelim bu yangının ilk dumanı nerede, hangi sebeple, nasıl ortaya çıktı?

Prof.Dr. Mehmet Bulu'nun İstanbul Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör atanmasıyla bir anda eylemler oluşmaya başladı.

İlk öncelikle bir üniversite öğrencisi ne ister sorusuna cevap arayalım.  Ve tanıdığım üniversiteli çocuklarımıza sordum. Aldığım cevap "Kaliteli eğitim, donanımlı laboratuvar, zengin kütüphane, teknolojik imkan, çevre dostu kampus, spor salonu, ucuz ve sağlıklı beslenme ve barınma imkanı, uluslararası anlaşmalar vb. gibi cevaplar buldum. Ha bir de kılığımıza, kıyafetimize, inancımıza ve düşüncelerimize karışılmaması, haksızlık oluşmaması, ayrımcılık olmaması bizim için on numara on yıldızdır. Geri kalan rektör kadınmış, erkekmiş, kimmiş? hiç önemi yok."

Sonra tartışmalara tekrar geri döndüm. Rektörün ne sunacağı değil de, kim olduğu ile eylemler var.

Yani,

 Prof.Dr. Mehmet Bulu'nun kimliğiyle, rektör olarak yeterliliği var mıdır? Rektör olarak neler sunacak? diye en ufak bir tartışma olmadı. 

Ak Parti Millet Vekili Aday Adayı olması ve Cumhurbaşkanı tarafından atanması sonucu bütün oklar üzerine çevrildi. Cumhurbaşkanının atamış olduğu ilk rektör olmasından mı bu isyan? Diye sorumuza cevap aradığımda da hayır sonucunu elde ediyorum.

 Boğaziçi Üniversitesinde öğrenci sayısı :15.918

Boğaziçi üniversitesinde  olaylarına karışan sayısı :  511

Boğaziçili öğrenci sayısı : 55

Olaylara karışan DHKP-C , PKK , MLKP sayısı : 456

Ve bunun yanında destekçilere de bakarsak ABD dış sözcüsünün tepkisi, ABD başkanı Bidonun " Erdoğan'ı devirmek için muhalefeti desteklemeliyiz" cümlesi tüm dünyaya haber yapan dış güçlerin medyası velhasıl.

Yani burada üzümün kalitesine bakan yok, niyetleri bağcıyı dövmek. Sonucu çıkıyor ortaya.

 

          Tarih okumak ve bilmek lazım. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir ( benzer olaylar tekrar eder durur). Tarih bilmeyen insan güncel meseleleri sağlıklı yorumlayamaz. Nitekim Kur-an'ı Kerim'de yüce Rabbimiz( cc) surelerin bir çoğunda tarihi meseleleri ifade ederek dersler çıkarmamız gerektiğini anlatmıştır. Yani tarihi bilmek ve okumak önemlidir. Yazarken aklıma 7-8 Hasan Paşa geldi. Bunu da paylaşalım ve devam edelim yazımıza.

 

          Yaşanmış bir hadise olan 7-8 Hasan Paşa, Osmanlı'nın sıkıntılı ve ekonomik problemleri olduğu dönemde hazinede para yoktur. Ödemeler borçla halledilir durumdadır. Hazinenin başındakiler padişahın azabından korkarlar ve işi başlarından atmaya çalışırlar. Akıllarına 7-8 Hasan paşa gelir. Paşa okuma yazma bilmez . ama çok kıvrak askeri dehasıyla paşa olmuştur. Arapça  7-8  rakamları ile imza attığı için lakabı o olmuştur.  Çağırırlar paşayı hazinenin başındakiler. ''paşam ekonominin başına geçer misin '' diye sorarlar.  kabul eder paşa görevi. Padişah da onaylar.  Kenara çekilirler ve izlemeye başlarlar devlet nasıl batacak diye. Bir müddet beklerler. Bir müddet daha ve bir yıl geçer. Ekonomi düzelmeye başlamıştır. Merak ederler ve paşanın yanına giderler ve sorarlar

''paşam nasıl başardın'' 

  "Çok basit oldu. Alman, Rus, Fransız ve İngilizlere danıştım. Bu ülke nasıl kurtulur diye. Hepsi bana birer reçete sundu ülkenin kurtuluşu için'' 

Heyet heyecanla sorarlar '' eeeee   sonra ne yaptın''...

Gelen cevap ise net bir şekilde ''onların bana tavsiyelerini inceledikten sonra tam tersini yaptım ve her şey  düzeldi." Bu yaşanmış hadiseyi okuduktan sonra bir daha olaylara bakın derim.

 

          Siyaset yönetme sanatıdır. Başrol oyuncuları siyasiler ve figüranları da seçmenlerdir. Figüranlar reyleriyle rolü verirler ve oynatırlar. Demokratik rejimler figüranların beğenmedikleri  oyuncuyu belli aralıklarla değiştirme imkânı sunar.

Stratejik öneme sahip ülkemde dünyanın okları üzerimize çevrili. Bin yıldır değişmeyen gerçek bu. Cenab-ı Hak Teala( cc) hazretlerinin ayetiyle "onların dinini kabul etmedikçe bizi sevmeyecekler". Biz Türk'üz ve Müslüman'ız çünkü.

            Ülkemize dışarıdan uzatılan oklar daimi duruyor durmasına da, içimizden bağrımıza hançer saplamak için bekleyen" içimizdeki hainlerde aynı kitaptan aynı filmi önümüze seriyorlar. Bugün Boğaziçi Üniversitesinde olduğu gibi, hançerleri çıktı kınından.

Ülkede demokrasi ve Cumhuriyet rejimi var; 5 yılda bir soruluyor kimi istiyorsun seni yönetmesi için diye. Bu rejimde profesörle, dağdaki çobanın, siyasi görüşü ne olursa olsun vatanperverle, kınında gizli hançeri saplamak isteyen hainin reyi ve gücü eşit.

  Ülke siyasetinin son elli yılını takip ettiğimizde gerek şahit olarak gerek yazılı kaynaklardan. Ekseriyeti Müslüman olan milletin değerleriyle uyuşan idareciye verilen reylerin çoğu zaman inkıtaaya uğratıldığını şahit olduk veya izledik, okuduk. Rahmetli Menderes, Özal, Erbakan gibi liderlerin yaşadıkları sıkıntıların temel sebebine baktığımızda milletin derdiyle dertlenmek ve inanç birlikteliği. Ve şehit edilen merhum Muhsin Yazıcı’yı da koyalım. Sonuç hep aynı içimizdeki hainler tarafından hançerler kınından çıktı defalarca ve hedefini buldu maalesef.

Şimdi bu 50 yılda öne çıkan başlıkları soralım.

●2001 yılında ülke batma aşamasına gelmedi mi?

●500 milyon dolar kredi için IMF ye avuç açan ve batılılar karşısında kıyam pozisyonunda dikilen biz değil miydik?

●Hastaneye geceden sıraya girip ilaç almak için sabahlayanlar, sosyal güvencesi ve parası olmadığı için cenazesi hastanede rehin kalanlar babalarımız dedelerimiz veya biz değil miydik?

●1999 Deprem paraları memura maaş olarak verilmedi mi?

●Cumhurbaşkanının attığı kitap yüzünden bir gecede batan bankalar ve zavallı bize 60 milyar dolar yazılmadı mı?

●Luxemburg’dan 100 milyon dolar kredi istediğinde sorulan soruya " 5 cente muhtacız" diyen kimdi?

●Askeri diktaları, ihtilalleri, muhtıraları yaşamadık mı?

●ki, "hem sağdan, hem soldan astık ve adaleti sağladık" diyen hasta zihniyetli diktatörler kimdi?

●Kıbrıs’ta kardeşlerimizi korumak için kıt imkanlarla yaptığımız müdahale sonunda zaten fakir olan ülkemize konan ambargo sonunda gaz-toz, şeker, sana yağı, çay, sigara karaborsalarını yaşamadık mı ya da yaşayan anne babalarımız değil miydi?

●Beklenen ihtilal için bu ülkede( sağ-sol) her gün 35 gencin öldürülmesinin sıradanlığını unuttuk mu?

Ve daha bir çok şey.

 

          Sonra bir adam çıktı meydana diğer liderlerimizin başına gelen sonu tecrübe ederek farklı yoldan ilerleyerek "one minute" dedi. Döndü bize, "Ben " bu milletin derdiyle dertliyim dedi." Ve mücadeleye başladı. Önüne konan engelleri aştı. Batının ve kınından sıyrılmış hançerlerden savuştu. Gardını aldı. Eldivenlerini geçirdi ve son 5 yıla bakarsak en büyük savunma politikamız " hücum" diyerek vurduk. Kendi oyununu kurdu ve şahı veziri oldu. Bütün dünyada; ülkenin pandemi sürecinde olsun, yerli ürettiğimiz silahlarımızla, hastanelerimizle ve  "mahalle delikanlısı" dik duruşuyla dünyadaki imajımız düzelmedi mi? Her şey güllük- gülistanlık mı? Tabii ki değil! Eleştirilerimizi yapacağız. Varsa diken ki var! bunu temizlemekte yine bizim.

Ama böyle mi? Sokağa davet ederek mi dikenler temizlenecek. İstanbul Boğaziçi’nde rektörü indirmek cumhurbaşkanını indirmek hastalıklı algıyla mı dikenler yerine güller dikilecek.

Sevgili gençliğimiz, üzümün kalitesi için bütün düşünceleriniz, fikirleriniz başımızın üstünde taçtır. Ama niyette bağcıyı dövmek varsa bir durun ve sorun, sorgulayın bağcıyı dövmek size ne kazandırır.  Yiyeceğiniz bağ üzümden de olmak var. "Üzümün kalitesini arttırmak mı? bağcıyı dökmek mi üzerinize verilen rol. Sorgulayın ve yargılayın.

Ve son olarak aklıma Merhum Mehmet Akif Ersoy geliyor. Hani Abdülhamit'e karşı durmuştu ya, ve sonucu görünce "ben ne yaptım" diyerek pişmanlık gözyaşları dökmüştü. Sevgili gençlerimiz ve herkes bizim atalarımız bir, Allah-u Ekber diyerek bu vatana can verenler geçmişimiz. Şimdi sanat, spor adı altında hakaret yapılan kutsal değerlerimiz sizin içinde aynı. Sadece kalbinizdeki yangın sönmüş olabilir, ama öze muhakkak geri döner ve alev alev aşkla sevgiyle atalarımızın kutsal değerleri yeniden yanacaktır. İşte o zaman sonunuz Mehmet Akif Ersoy gibi dökülen pişmanlık gözyaşları olmasın. Bu duruma düşmek istemeyen bir kez daha düşünsün ve kafa yorsun.

 

Herkesi Allah cc emanet ediyorum

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müge UÇAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?