Teyfik dede anısına ayrı bir sahife

Sevgiyi yayana, selam alıp-verene, insan sevene ne mutlu diyerek herkesi selamlıyorum.

 Bugün farklı bir dünyaya taşımak istiyorum yazımla sizi. Kentimizde bilinmesi gereken bir dervişten bahsedeceğim.

 Bir Tevfik Dede geçti Paşa'dan: kimilerine göre deli, kimilerine göre veli. Zaten, velilik ve deliliği ayıran ince bir çizgi değil midir? Sürekli ellerin çöpün içinde olmasına rağmen, çöp bidonuna elbisesi değmesine rağmen, abdestini alır namaza durur. İstersen yanında saf tut. Hiç mi kokmaz bu adam? Hee, namazı kılarken de senin benim gibi kılmaz. Namazda Allah'a nazlanır. Yukarı bakar kendince, farklı bir alemde Allah'la konuşuyormuşçasına, onu görüyormuşçasına namaz kılar.

Abdest alırken Paşa Cami şadırvanında, yine Allah ile çok kez sohbet ettiğine şahit olmuşuzdur. Şöyle der derviş " Ya Rabbi sen nasıl bir ayak yarattın. 75 senede binlerce çorap eskidi, yüzlerce ayakkabı eskitti, senin yarattığın ayak neden eskimiyor Yarabbi!"

Derviş çok ilginç bir kimlik. Bir kız kardeşi veya eşi de olduğu söyleniyor. Onun seviyesinin daha da yüksek olduğunu söyleyenler var. İstanbul Eyüp'te tabut içinde 21 yıl nefis terbiyesi yaptığı söyleniyor. Eyüp'te yaşarken durumunu bilen insanlar ziyaretine gelip cebine tomarla para koyar o umursamaz bile, ta ki cebinden o parayı bir ihtiyaç sahibi alıp yoluna devam ederse, o sadece hoşça gülümser. Para ile işi olmaz. Herkesin ikram ettiğini yemez içmez. Dervişin çok ibretlik sözlerine de şahit olmuşuzdur.

Bir defasında çöpten aldığı bir portakalı bir Paşalıya ikram etmiş ve nefsini terbiye etmek için "ye bunu" demiştir. Paşalı "Tevfik dede bu pis şeyi  nasıl yiyeyim" dediğinde aldığı cevap şu olmuştur "bu portakal Allah cc. pis mi yarattı, yoksa biz insanlar mı bu nimeti kirlettik?" der.

Yine bir başka zaman elinde bir fare yavrusunu severken buna benzer bir soru ile karşılaştığında verdiği cevapta manidardır "Allah bu hayvanın yaratırken pis mi yarattı, yoksa biz insanlar pis kanalizasyon yaparak mı kirlettik?"

 Yaratan ile diyaloğuna  şahit olan bir başka Paşalının anlattığı hikayede şöyle olmuştur. Paşalı eşini sabah namazına kaldırır, kadın bazen öğle namazını bazen İkindi namazını kaçırır ütü, çamaşır, bulaşık, ev meşalesi bahanesidir. Adam eşi ile tartışır ve ikindi namazına Paşa Camii'ne gelir. Caminin merdivenlerinden çıkarken Tevfik Dede’de merdivenin diğer tarafında duvara bakarak konuşur "Heeehh adama bak, evde eşine namaz kıldıramaz, kendisi de adam gibi cemaate gelir." Buna benzer birçok hadisesi mevcuttur Tevfik dedenin.

 Bir Paşalının anlattığı olayda şöyle gelişmiştir. Adamın İstanbul'da hastanede oğlu ameliyat olacaktır. Günlerden de cuma. Cuma namazını Eyüp Camii'nde yetişmeyi niyet eder. Paşa Camii'nin önünden geçerken Tevfik dedeyi görür. Derviş cami önünde üç beş kişilik bir halka oluşturulmuş bir şeyler anlatıyordur. Paşalı duruma şahit olur ve kendi tabiriyle arabasına tam gaz sürerek Eyüp Cami'ne cuma namazına yetişir. Arabasını park eder. Bir de ne görsün Tevfik Dede Eyüp Cami avlusunda. Allah dostlarının tayy-i mekan ve tayy-i zaman yetenekleri mevcut olduğu bilinmektedir. Buna benzer bir hikaye Paşalı bir Hacı tarafından anlatılmıştır. Hacı Kabe'de namaz kılmak için hazırlık yaparken ayağına bir acı hisseder çünkü biri ayağına basmıştır ve Tevfik dedeyi görür. Hacının ayağına basar ve gülümseyerek yoluna devam eder. Hac biter Paşalı Hacı mahalleye döner. Paşa camide namaz beklerken cami önünde Tevfik dedenin müritlerinden biriyle karşılaşır ve heyecanla Kabe'de yaşadığı olayı anlatacakken Teyfik dede de görünür.  Yanlarına yaklaşır ve Paşalı hacının ayağına sert bir şekilde basarak, " sen şimdi Kabe'ye gittin de mi? Hacı oldun de mi? İyi bende gitmiş kadar oldum." der ve gider. Pasalı hacı Teyfik dedenin Müridine sorar " Teyfik dede hacdan ne zaman geldi?" Mürit cevap verir " O buradaydı hacca gitmedi".

Allah cc. a yakın olanların, nazı geçenlerin dualarının kabul olduğu bilinir. Bu tiplere toplum içinde " ağzı dualı" denir. Teyfik Dede’nin bir hadisesini burada nakledelim. Bir gün yine muritleriyle Paşa Camii'nde sohbet ederken, kucağında bir çocukla bir kadın görür. Çok soğuk bir kış günüdür. Kadının bir problemi olduğu her halinden bellidir. Kız olan bebeğini susturmak için çaba sarf etmesine karşılık bebek rahatsızlığından dolayı bir türlü susmaz.  Teyfik dede müritlerine döner ve ceplerinde ne kadar para varsa vermesini söyler. Ve müritleri isteğini yerine getirir. Ve müritlerine sorar " ne derdi varmış kadının " diye. "Tamam tamam şifa bulur İnşaAllah" der daha hasta bebeğin cevabını almadan derviş ve giderler.  Bir kaç gün sonra kadın dervişi bulur ve dua eder. Çünkü dervişin o gün ettiği duadan sonra bebek iyileşmiştir. Ve bunun gibi yüzlerce olay vardır yaşanmış. Onu tanıyanlar için kimine göre meczuptur, kimine göre ise bir veli.

Teyfik Dedenin LEDÜN İLMİNE SAHİP OLDUĞU , TAYY-İ ZAMAN TAYY-İ MEKAN yapabildiği bildirilmektedir.

Paşa'da dostları vardır ama, en önemli dostu Gölcük'ün köyünde yatan Sultan Baba'dır. Nasıl bir dialogu vardır, o alemde neler yaşanır bilinmez ama, bir çok geceyi onun türbesinin yanında geçirir.  Bir Paşalının orada şahit olduğu şu cümlede manidardır. Gece geç vakitlerde türvede oturup İzmit Körfezini seyrederken " Ya Rabbi ne büyük kudret sahibisin, sadece benim görebildiğim şu küçücük alanda bütün gün insanları yaşattın, yedirdin, içirdin, şimdi de uykuya daldırdın, sen ne büyüksün Allah cc. ım.

Tavsiye ettiği bir duası da vardır. " Allah'ım sen bizi senden başkasına muhtaç etme, kimselere bıraktırttırma". 

Derviş her zaman şunu söylerdi " beni zor gömersiniz." Bir hikayesini daha anlatarak bu konuya döneceğim. Derviş İzmit Devlet Hastanesi'nde ölüm döşeğindedir. Aynı odada ağır hasta bir hocada mevcuttur.  Dervişin refakatçisi Paşalı (merhum) berber Hüseyin'dir. Odada yatan hacının da iki oğlu refakatçidir. Hacının oğullarıyla berber Hüseyin arasında bir diyalog geçer. " Bu pis adamda ne budunuzda peşinden ayrılmıyorsunuz." Berber Hüseyin'in cevap vermesine fırsat kalmaz. Derviş sekerat-ül mevt halinde yatağından doğrulur ve cevap verir. "Adam sen benimle uğraşacağına İstanbul'un galanca semtinde, iki gündür seni beklediği halde yalanlarınla oyalayıp gitmediğin adama doğruyu söyle de seni beklemesin" der ve kısa bir müddet sonra ruhunu teslim eder.

"Beni zor gömersiniz" demişti ya Derviş: Hakk'ın rahmetine kavuştuğunda vasiyeti üzere Sultan Babanın yanına gömülmek ister. Yeri de bellidir. Öğlen namazına giden cenaze, mezarının zor kasılmasından dolayı akşam namazına yakın zor defnedilir.

 Aslında İzmitli bir ailenin çocuğu olan Tevfik Dede Eyüp'teki on yıllara dayanan nefis terbiyesinden sonra Paşa'mıza gelmiş ibretlik ahir ömrünü burada tüketmiştir.

Soyadının TOZAR olduğu 1927 tarihinde doğup 1997 Cuma günü sabah sekizde vefat etmiştir. Gölcük'te Sultan Baba türbesine yakın yeşil boyalı basit bir mezarlıkta yatar.

 

Ruhu şad olsun

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müge UÇAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?