Büyüklere saygılarımla

"Sevgiyi yayana, selam alıp-vere, insan sevene ne mutlu" diyerek herkesi selamlıyorum.

Sevgili dostlarım, bütün dünyayı etkisi altına alan Korana Virüs dünya devletlerinin de ekonomisini alt-üst etti. Baştan beri savunduğum ve şiddetle karşı çıktığım, savaşını verdiğim "toplumlar; toplumsal korkuyla şekillendiriliyor. Ve bu yaptırımların faturası çok ağır olur. Ticarethaneleri kapat, insanları eve kapat, hiç bir devletin ekonomisi bunu kaldıramaz! Burada dünya devletlerini hedef alan bir olay var. Hepimizi çaresizliğe doğru sürüklüyorlar.  Kafa yormak, sorgulamak, çözüm bulmak lazım.." diye, gerek sosyal medyamdan, gerek Türkiye'nin nabzını tutan Kocaeli Koz Gazetesi'ndeki köşemden, bire bir görüşmelerimde haykırdım.

Dünya, bir dünya savaşı içinde. Ülkemiz olarak sokaktan, hanelerden kopmadan birlik ve beraberliğimizi daha da kenetleyerek bu fırtınadan güzel yarınlara çıkalım. Bu pandemi süreci üç ayrı koldan ilerliyor. Ekonomik, psikolojik ve sosyolojik şekilde ağır sonuçlar doğuracak. Oyunlara gelmeyelim.." desem de, çok değerli beyinlerimiz deseler de maalesef yeterli olmadı. İlk öncelikle; muhalefet olsun, iktidar olsun şu sakşakcılığı bir tarafa bırakalım. " ya biz demiştik, bu hain, biz olsak böyle olmazdı... mış, miş, muş.."larıda bir kenara bırakalım.  Bu dünya üç günlük bir dünya.  Yüzde/doksanının Müslüman olduğu ülkemde inancımız gereği, makam, mevki, şan-şöhret için sonsuz alemimizi yakmaya gerek yok. Kendimize bir gelelim. Çanakkale'de, Sakarya 'da, Malazgirt 'te olduğu gibi bizler "Kadir Şinas-i bir milletiz" diyerek fedakarlık yaptığımız davamızdan daha büyük olan vatanımız, milletimiz, ezanımız, bayrağımız olan davamızda bir olalım. Şu anda yaşadığımız her karenin( iyi-kötü) ressamı biziz! bunu unutmayalım. Ve "kendimiz için değil, kardeşimiz için yaşayan bir milletiz" düsturunu tekrar kalbimizde ateşlendirerek birbirimize sahip çıkalım.

Şimdi büyüklerime soruyorum.

Hemen hemen bir sene boyunca özgürlüğümüzü, ekonomimizi kısıtlayarak  medyadan pompalanan hiç durmadan korkuyla bize ne kadar sahip çıktınız?

Yerel yönetimlere ait ulaşım noktalarında kısıtlama yapılmazken, bu süreçte yapılan kongreler, hatta belediyelerin sözüm ona "mesafe kurallarına uyuluyor" açıklamasıyla birbiriyle yarış yaptığı konserleri yaparak binlerce insanımızı toplarken, (ve bunun gibi bir çok örnek verebiliriz) kapanan kahvelerin, kafelerin, restoranların, özel okulların... durumunu ne kadar düşündünüz?

Kaç tane esnafı ziyaret ettiniz?

Kaç sofraya oturdunuz?

Kaç kişiye randevu verip derdiyle ilgilendiniz?

Ve bu sorular uzar gider.

Hiç kimse kusura bakmasın.

Kendimden örnek verirsem hemen hemen herkesin durumuna dokunur diye düşünüyorum. 

Benim üç kızım var. Tek başına mücadele eden bir anneyim. "En büyük ilim; açın halini bilmek, çaresizliğe çare olmak, gözyaşı silmek..tir diyen biri olarak ve her gün sokakta, insanlar içinde olan bir kadın olarak onlarca proje geliştirmişimdir. Kimseden hiçbir şey de talep etmemişimdir. Hep bir şeyler yapmak istemişimdir ve yapmışlıklarımda vardır.  Yanlış anlamayın beni dostlarım. Bunları kendimi övmek için yazmıyorum.  Buna ihtiyacım yok. Çünkü benim çıkar-menfaat ilişkim olmaz. Ben insanlara yardım ederek mutlu olup, beslenen biriyim sadece. Sormak istediğim, bu şehir beni tanır, ben de bu şehrin sokaklarını, kültürünü, dilini, koltuklarını, kimin global ağırlığı ne kadar iyi bilirim. Bu süreçte beni arayan ( gazeteci dostlarım, bir kaç ailem olarak gördüğüm mahalle muhtarım hariç) kimse olmadı.

 İşyerime gelen kimse olmadı.

Durumumu, hal-hatırımı soran kimse olmadı.

Ve yakın temasta olduğum kişilerinde durumu aynı. 

Analiz ettiğim binlerce kişinin de durumu aynı.

(Bu arada Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyük Akın hocamızı bir kenara koyuyorum. Toprağa, tohuma, geleceğe güzel yatırımlar yapıyor. Gözlemlemelerim arasında belediyenin bütçesini doğru ve akıllı şekilde kullanıyor. En azından ben, o , şu..  ne zaman arasa bir cevap buluyor. Yeterli mi muhakkak kendi arasında tartışılır. Sokakta insanlar içinde de olsun bir hareket var ve ardı arkası hayata geçirilen projelere bakın derim. Ve en son ki yıkılan seraların onarımı ile yerinde ilgilenmesi güzel bir örnektir )

 Şimdi soruyorum size? Aksine ben proje yazdım ve yetkililere göndermeme rağmen, defatlerce en samimi şekilde konuşmama rağmen ( en iyi yönetici çevresinde mutlu insan sayısını çoğaltan kişidir dediğim gerçekten insanlar için elindeki imkanlarını kullanmaya çalışan bir iki yöneticilerimiz hariç) geri kalan beni tiye bile almaz iken, istenilen randevulara aylarca cevap vermezken, siz neler yapıyordunuz?

Benim randevu isteğime bile cevap vermeyen şehrin yöneticileri artık aynaya bakma zamanınız geldi. Oturduğunuz koltukları korumak için politika üreteceğinize, insanların derdiyle dertlenin. Arayın, sorun, imkanlar geliştirin.  Yoksa kalemler bir yazmaya başlarsa çıkar ve menfaat ilişkisi kuran bu zor süreçte kaybolan hiçbir kimsenin kalemi kalmaz.

Son olaraktan,

Sevgili Cumhurbaşkanım Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum.

Halk olarak biz seni sevdik, sana sahip çıktık. "Arkamda olun" dedin olduk.

 "Geleceğe yürüyoruz" dedin, seninle yürüdük.  "15 temmuz sokağa inin dedin" canımızı hiçe sayarak, kalbimizdeki korkuyu Allah'ın izniyle silerek indik.

"Dış politika" dedin millet olarak yek vücut arkanda durduk.

Şehit olan Mehmetçiklerin anası olarak " vatan sağ olsun" dedik.

Sen Varol dedik.

Sana inandık, güvendik. Ölümüne senle yola çıktık. Dış politikamızı görmesini bilen herkes gördü.  Şahlanan bir devlet olarak dizlerinin üzerinden yüreğinin üzerine doğrulttun bu ülkeyi.   2015ten sonra kükreyen bir devletin milleti olmanın gurunu yaşadık. "Ayasofya’mızın 26 Temmuz ilk namaz kılımıyla bütün dünyaya 98 yıl önce bize verdikleri mesajı tersine çevirerek geri verdin. Yürekten alkışladık. 101 yıl sonra Azerbaycan’ın  Karabağ almasının zaferi altında devletimizin onlarca yıl strajesini bildik, yıllarca yetiştirilen Azerbaycan askerimizin komutanlarını kendi komutanlarımız tarafından yetiştirdiğini gördük, gurur duyduk. Karabağ'ın önemini anladık. Açılan Türk kapısı ile bir millet yedi devlet Turan Ordusu ve Sancağın bizde olacağı, dağılmış tesbih tanelerinin ipe tek tek dizilip imameninse biz olduğumuz İslamiyet üzerinde yüzyıllardır oynanan oyunları bozarak, Müslüman'ları bayrağımız altında toplama hedefinizde biliyoruz. Devlet olarak yalnız olsak ta yapılan son yıllardaki siyasetin milletlere yönelik yapıldığını ve dünya milletleri ( Afrika’nın bazı bölgeleri, Halep, Musul, Kerkük, Mısır ...) tarafından sıkıntı zamanında akın akın koşacakları ülkemiz olduğunun temelini attığını "Türkiye düşerse ümmet düşer" bilinçlendirildiğinide biliyoruz. Hatta Musul'un Kerkük'ün, Halep'in ileriki zamanlarda kendi istekleri doğrultusunda bizim eyaletimize bağlanacaklarını da görüyoruz. Değişen dünya dengelerinde güçlü ve geleceği olan bir ülke olarak teknolojide, ağır sanayide, savunma sanayimizde. Bizim dediğimiz yerli projelerin hayata nasıl geçirildiğini de gururla izliyoruz. Yapılan bunca şeyi görüyor ve biliyoruz. Bu yüzden sen istedin, biz verdik.

Peki, sen biliyor musun şu anki durumumuzu? Duyuyor musun sesimizi?

 Biz bu durumda olmayı  ne kadar hakkettik? Ataerkil ticaretin yok olduğu, evine ekmek götüremeyecek kadar çaresizliğe itilen, boyunların büküldüğü bu dönemde, kendi kaderine bırakılan millet olarak kaldık.

Sevgili Cumhur Başkanım; senin yumruğuna ihtiyacı var bu dönemin.

Duyuyor musun sokaktan yükselen çığlıkları, görüyor musun teşkilatının o Kafdağlarını bizler yaptık duruşunu. Artık bir yumruk vurma zamanı geldi. Teşkilatlarına, randevu bile vermeyen yöneticilerine, kendilerini düşünen, sokakta olmayan vekillerine, bu süreçte utanmadan borçtan dolayı elektrik kesen, doğalgaz saatlerini söken ( sedaş, izgaz.. vb. kurumların yöneticilerine, her gün haciz var, borcunuz, ödeyin... gibi psikolojimizi darmadağın eden, hatta ileriki zamanlarda Allah cc korusun intiharlara bile yol açacak mesaj çeken, arayan, alacak şirketlerine), şimdiye kadar bu milletin parasıyla zengin olan büyük iş adamlarına. Bir yumruk indirme vakti geldi.

Sana doğruyu konuşmayan sadece "her şey yolunda" diyen bütün şakşakcılara tokat atma vaktin geldi.

Bu sokaktan sana yükseltilen son çığlıklarımız. Son umutlarımız. Bim gibi, A101 gibi.. serbest ticaret adı altında zam getirdikçe zam getiren " nasıl olsa on bin , yirmibin ceza kesilir" düşüncesiyle eşkiyalaşan ve bizleri mecbur tarifeye sokup alma gücümüzü yok eden fırsatçılara, mutfağına erzak sokamayan, seni baba yapan milletin için "bir durun!" Deme vaktidir.

Bu zamana kadar zenginlik içinde lüks yaşayan is adamlarının, vekillerinin ... ülke kumbarası oluşturulup hak ve adalet içinde başta esnaflarımız olmak üzere, özel okul sahipleri, halkına dağıtılması için ülke havuzu oluşturulma vaktidir. Hiçbir kimsenin artık dayanacak gücü kalmadı.  Ağlayan halk gülme noktasında, sokaklarda oynama noktasına doğru hazırlatılıyor resmen, artık bilesin.

Sevgili Cumhurbaşkanım senin demir yumruğun inmezse bu milletin çelikten yumruğu inecek. Yapılan bunca mücadeleyi yerle yeksan etmeye çalışan güçlerin istedikleri gibi maya tutuyor hamur ve şişiyor. Kabına sığmayıp taşacak hale geldi bilesin. Bu şişen hamurun tez elden şekillenip fırına sürülerek ekmek olarak hanelere düşmesi gerek. Bunun için herkes kendi payına düşen görevi yerine getirecek. Yoksa yazık olacak gelecek için maya çalınan bunca mücadeleye.  Duy! bizi güzel Cumhurbaşkanım ve dışardaki oyunları bozduğun gibi içeri bak ve boz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müge UÇAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.

01

Ali Çalışkan - Gerçekten halkın derdine ve bugünlerde yaşanan zorluklara çok güzel yazarak tercüman olmuşsun Müge hanım tebrik eferim.

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 28 Ocak 18:14


Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?