Korku imparatorluğunu inşa eden corana

Dünden bugüne her gün artarak devam eden, hatta cami minarelerin salalarından daha fazla ve etkili çalışan haber kaynakları ile korku imparatorluğunun psikolojik tahakkümü inşa edildi.

 

Bir sene önce Çin' de ortaya çıkan ve bütün dünyayı etkisi altına alan, yaşam tarzlarımızdan tutunda, bütün alışkanlıklarının kısa zamanda değiştirebilen çok güçlü olan covit 19'un dünya insanı ve ülkem insanındaki homurtularını ses olalım.

 

İlk önce covit 19 un biyografisini irdeleyelim.

Çin'de doğup, büyüyüp, bütün dünyayı dolaşan ölümcül tehlikeli olan bir virüs.

Bunu hepimiz biliyoruz. "Peki önemli kişiler bu virüs için ne düşünüyor" diye soruma cevap aradığımda tekno bir silah olarak karşıma çıkıyor.

Eğer bir tekno silahsa amacı nedir?

diye bir soru daha doğuyor. 

Çok stratejik bir hamle olan ve bütün dünya insanını etkisi altına alma eylem planı olarak karşıma çıkan corana bütün ülkelerin ekonomisini altüst etti. "Ekonomiyi kapat, insanları eve kapat ve korku".. amacı kendiliğinden zaten ben buradayım diye el sallamıyor mu?

Farkında mısınız bilmiyorum ama insanı duygularımızı yitirmeye başladık. 

Kimse kimseyi görmez, duymaz olmadı mı? Herkesin birbirinden kaçtığı, yaşlılarımız olmak üzere günah keçilerin arandığı ve ölümlerin bile sıradanlaştığı bir filmin içinde hep birlikte oynamıyor muyuz?

Her gün açıklanan vaka sayısı, ölen insan sayısı, korkun! diyen kocaman kocaman insanlara odaklanmadık mı? Ve sabahtan akşama kadar " ölüyoruz ve korkuyoruz.."  düşünceleriyle hep birlikte beslemedik mi bu süreci?

Korku, kaygı, bilinmezlik oluşturulan bu oyunun içinde alkışlayarak kendimizi çaresizliğe mahkum etmedik mi? Ve sesimizi kısmadık mı düşüncelerimizi seslendiremeyerek?

Bildiğim 20 küsur kişiden oluşan ve sadece hekimlerin içinde yer aldığı ve benim, senin, onun seçmediği bir kurulun ağzından çıkacak ve alınacak kararlarla  seksen beş milyon olarak kaderimizi bırakmadık mı?

Oysa içinde bir ekonomist yoktu ki; şuanda büyük sıkıntı çeken ve yok olma noktasında olan esnafı, işçileri.. düşünsün.

 İçinde bir psikolog yoktu ki; insanlarda oluşturulan korku stres olarak dönüp ve buna bağlı hastalıkları, travmaları düşünsün,

bir sosyolog yoktu ki; toplumdaki ortaya çıkan sorunları düşünsün?

Bir hukukçu yoktu ki; kesilen cezaların, kapatılan dükkanların vb. Anayasadaki karşılığını düşünsün.

Bir ilahiyatçı yoktu ki; manevi duygularımızı düşünsün..

Sadece 20 küsur hekim vardı 85 milyonun kaderini belirleyen bilim kurulunda.

Her gün vaka sayısı ve ölen insan sayısı olarak ekranlarda olan rakamlara ben soruyorum ve sorguluyorum arkadaşım.

Bu sene kaç insan solunum yolu enfeksiyonundan, kaç insan kanserden, kaç insan covidten öldü? Önceki yıllarda bilinen rakamlar ile karşılaştırmak için sorma hakkım ve sorgulama hakkım olduğunu düşünüyorum.

Tedavi altında iken kullanılan henüz dünyada net bir şekilde niceliği ve  hastalık üzerindeki niteliği açıklanmamış bu ilaçların yan etkileri neler oldu?

Şimdi gelelim herkesin çok yakınına. Kapanan dükkanlar ve işsiz kalan çalışanlar ne diyor? Bitmek üzere olan esnaf  çok öfkeli. 

Bu süreçte ekmeğimiz ile oynandı ve  en düşük bir esnafın ortalama gideri( doğalgaz, kira, elektrik, muhasebe, internet, telefon, poşet, karton, temizlik malzemeleri...)   on binin  üzerindeyken, günlük yüz lira kazanıp, yüzlerce lira olarak zararla kapatan esnaf kardeşlerimiz  açıklanan yardım paketlerine karşı " bizle dalga geçiyorlar " diyorlar. " telefon açamaz hale geldik.. ve soruyorlar  birkaç kıyaslama yaparak. Kapanan kahveler evine ekmek götüremezken "biz pazar yerlerindeki oluşan kalabalıktaki tehlikeden daha mı büyük tehlike oluşturuyorduk. Masalarımızın arasında bir buçuk metre mesafe vardı ve her hafta denetleniyorduk. Bütün kurallara uyarken pazar yerlerinde insanlar arasındaki mesafeyi kim sağlıyor? Ki hepimiz görüyoruz pazar yerlerindeki kalabalığı?

Al-götür diyen lokantalar, pastaneler sandalyelerini masaların üstüne koyarken soruyorlar " insanlar oturup, yiyip içemediği yerden al-götür  de yapmıyor tabi haklı olarak. Her kurala uyarken zaten ekonomik olarak büyük sıkıntı içinde boğulurken mesafe ve hijyen kurallarına uyarken daha mı tehlikeli oluyorduk toplu taşıma araçlarından? Ve kıyaslamalar hiç durmadan yapılıyor.

Çoğu dükkanını kapattı ve çoğu da ondan buradan borç para ile ayakta kalmaya çalışıyor.

Bir ülkenin çimentosu olan esnaf bitirilirken bir düşünmek lazım. Çimento olmadan bina ayakta kalabilir mi?

Sadece esnaf mı? iş insanlarının da durumu çok ciddi.  İtalat-ihracat yapmak isteyen insanlar ise, uçuşların kapalı olmasından dolayı kımıldayamıyor ve ülkem insanı çaresizliğe mahkum ediliyor.

Bunun bir faturası olur mu? Büyük bir fatura çıkartır rüya yerine kabus görenler.

Sokak kıyaslama yapıyor artık benden söylemesi.

Tabi ki biz Maske, Mesafe, Temizliğe karşı değiliz.  Ama kararlar alınırken her kareden düşünülmesi gerektiğini savunuyorum.

Bizim güzelliklere ihtiyacımız var ve morale. Korku pompalama yerine, bilinçlendirme yapılarak bu süreç daha kolay atlatılır diye düşünüyorum. Seçimi halka verseydiniz hiçbir dükkan kepenk kapatıp, sandalyeleri masa üzerine koymazdı. Hele hele ki günde 25 bin insanın açlıktan öldüğü bu dünyada konuşulacak çok da bir şey olmadığını düşünerek TUZAK KURANLARIN EN HAYIRLISI YÜCE ALLAH CC dır diyorum. Ve bütün dünya insanının içinde oynadığı bu filmin sonunda geldiğini söylüyorum. Mart ayıyla birlikte bir anda virüs etkisini yitirerek the and diyecek. Ve perde, yeni dünya düzeni ile ekonomik olarak ve halklarının sokağa dökülerek isyan çıkaran ülkelerin durumunu hep birlikte görerek kapanır.

 

Fakirhane düsüncelerim ve fikirlerimle bu süreçte hepten fakirleşen ? bir yazar olarak biran önce bilim kurulunun içine ekonomi, psikoloji ve sosyolog, hukuku bilen değerlerimizin de olma duasıyla yazımı bir şiirimle sonlandırarak yarınki yazımda ve sosyal medya hesabımdan yapacağım canlı yayında buluşmak duasıyla.

 

 

Vicdan/Sızlar

 

Bizi bizden ç/almaya azimli zalimler var,

Vicdansızlar…

Ki merhametli insanda vicdan sızlar

Merhametini bir karanlıkta düşürüp kaybedenler var

Bizi robotlaştıran, korku pompalayan

Hayallerimizi, umutlarımızı

Hatta rüyalarımızı çalan

Kabuslar var

Ama her şeye rağmen

bizim sevgimiz var,

Kalbimizde uzun boylu, güzel huylu

Ama bizim vicdanımız,

Merhametimiz…

 

Biz dünyanın sevimli yüzüyüz,

Sevgi yüzü, aşk yüzü

Biz sevmeyi biliriz,

Şiir biliriz,

Aç bir karıncaya ekmek

Susamış bir serçeye su veririz ellerimizle

Kalbimizle dokunuruz kalplere

Ruhumuz yoldaşımızdır.

Nerede olursak olalım aç kalmayız

Çünkü sevgi aşımızdır

 

Bu bir açık davettir

Herkesin her şeye inancını yitirdiği,

İnsanların birbirinden kaçtığı

Hayatta kalmak için mücadele ettirildiği

Ölümlerin sıradanlaştığı bu ortamda

Herkesi insan olmaya,

Sevmeye tüm canlıları,

Vicdana,

Merhamete

Şiir yazmaya davet

Herkes kalemini şiire bansın,

Gün şiirle uyansın,

Mavi, yeşil, al…

 

Hece hece asalım korkularımızı,

Hayaller kuralım,

Denizleri, gökyüzünü yeniden boyayalım,

Bahçelere çiçekler ekelim,

Yol boylarına fidanlar,

Kalbimizle,

Şiirle,

Aşkla.

Sevgiye, insanlığa dair ne varsa…

İnsani duygularımızı yok etmeye çalışan insanlara karşı,

Bu bir açık davettir,

Ayrılmayalım,

Kucaklaşalım,

Bitsin içimizdeki hırs,

Nefret yerin dibine batsın

Barışalım

Bilgide, sevgide yarışalım

Merhamet hamurunda aşk ile karışalım…

Korkan dünyayı şefkatimizle ben, sen, o

Biz, biz saralım

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müge UÇAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket Hükümet pandemi sürecini başarı ile yönetebiliyor mu?