Manifesto yazmak güzel de, ya sonra?

“Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor — Komünizm hayaleti. Eski Avrupa'nın bütün güçleri bu hayaleti defetmek üzere kutsal bir ittifak içine girdiler…”

Bu cümleyi bilirsiniz elbet, “manifesto” denildiği zaman akla gelen ilk cümledir. Dünya tarihinde çok önemli gelişmelere sebep olan “Komünist Parti Manifestosu”nun giriş cümlesi.

Friedrich Engels ve Karl Marx'ın birlikte yazdığı Komünist Manifesto ham siyasi hem de düşünce tarihini baştan sona değiren çok önemli bir mihenk taşıdır.

Yazıya böyle başlamamın sebebi ise manifestonun ne kadar ciddi ne kadar önemli bir iş olduğunu vurgulamak içindir. Hadi üç beş kişi bir araya gelelim de bir manifesto yazalım la olmaz bu işler. Çay sohbeti ile başlayan bir birliktelik manifesto ile bitmez. 

Sözlük anlamı çok basit manifestonun; “Toplumsal bir hareketin duyurulması ve savların belirtilmesi üzerine kurulan, bir akımın, bir hareketin oluşunu bildiren yazılara manifesto ya da bildiri…”

Tamam, bir meslek gurubunun bir araya gelerek belirli ilkelerde buluşması elbette anlamlıdır, bunda sıkıntı yok ama adının “manifesto” olabilmesi için çok ciddi bir altyapının olması gerekir.

İzmit’te önemli haber sitesi ve gazetelerin temsilcileri bir araya gelerek belirli ortak paydalar üzerinde buluşacaksa önce bunun için bir çalışma yapılması gerekmez mi? Peki var mı böyle bir çalışma, yok. Ara ara yaptığınız sohbetlere siz çalışma falan derseniz kendiniz kandırırsınız sadece.

Bugün Türkiye’de yapılan meslek sıralamalarında en sonlarda geliyor gazetecilik. Hem mesleğin maddi ve manevi tarafı hem de kamuoyunca takdir görülen tarafı itibariyle.

Hep söylerim bir kez daha altını kalın çizgilerle çizmekte yarar var, “tarafsız gazetecilik” kocaman bir yalandır. Hem gazeteciliğin hem de gazetecinin tarafsızı olmaz. Burada önemli olan bakış açısı.

Birisi baktığında sadece ön yüzünü görür birisi ise arkasını, biriside gelir evirir çevirir farklı bir yanını görmeyi tercih eder. Bu tercihler bakacak olan kişinin bulunduğu yer ile ilişkilidir.

İşin içinde insan varsa eğer -ki gazeteciliğin temeli insandır, insanın olduğu yerde tarafsızlık olmaz.

Bugün yandaş veya candaş diye ayrılan basının birbiri arasında ne fark var? Bugün iktidara yakın duran veya muhalefete yakın duran basın kuruluşlarının arasında hiçbir fark yok. O sebeple bu saçma ayrımın dışına çıkmak lazım.

İşte size yakın zamandan bir örnek, Bülent Arınç’ın sözleri. Daha önce Arınç’ı yerden yere vuran kendini muhalif olarak gören basın, AKP’ye karşı iki söz söylediği diye tepesine çıkarttı. Şimdi muhalif basın tarafsız mı? Berat Abayrak’ın istifasının 24 saat görmeyen basın ne kadar tarafsızsa Arınç’ı yağlayan ballayanlarda işte o kadar tarafsız.

Bunun yerel yansımasına baktığımızda ise o masada bir araya gelen her bir birey ve temsil ettiği kurumlarda aslıdan çok ta farksız değil. 

Bu kentte bunca yıldır bu işi yapan bendeniz, tabiri caizse hepinizin ciğerini bilirim. Mademki “ilkeler” etrafında buluşacaksınız, bunun altını dolduralım.

Şunu yapacağız, bunu yapacağız la bitmesin bu iş. Bir süre geçtikten sonra nelerin yapacağınızı veya yapmayacaklarınızı çok iyi biliyorum. Bu sebeple hamaset duyguları bir kenara bırakıp kolları sıvama vakti.

İlk olarak, “Biz oturduk karar verdik” yerine bu işin cefasının çeken sahadakileri bir dinlemek lazım. Bu işin belkemiği olan muhabirler ne diyor acaba sizin manifestonuza?

Masada oturanların birkaçı ise patronlarına bağlı. Patronlarınız ne diyor bu işe? Bir iki ihalede sorun çıkarsa patronunuza karşı da tarafsız olabilecek misiniz?

1998 yılından 2006 yılına kadar hobim olan, İzmit’te geldiğim 2006 yılında beride profesyonel olarak görev yaptığım ama zorunu hallerin dışında (mahkemeler) kendime hiçbir zaman “gazeteci” demedim. Bu kentte, bu mesleğe çok şey kattığımı düşünüyorum. 

Bu meseleleri pek dillendirmem, konuşmam, kendi reklamımı ise asla yapmama bilirsiniz. Yaptığım yüzlerce özel haber olmasına rağmen bir tanesine bile imza atmadım, atmam.

Bu benim kişiler tercihim, bu sebeple ki sizin manifestonuzda söyleyecek biri iki kelamı da kendime hak olarak görüyorum.

Bu sebeple manifestonuz üzerinden madde madde gidersek;

“Her yazı yazan gazeteci değildir”

Elbette değildir ama bir kişinin kendini bu alanda geliştirebilmesi için ona yardım etmekte sizlerin elinde. Ne yapıyorsunuz peki, bilmem ne başkanının açıklaması var hadi ona git veya kıytırık bir derneğim sergisi var onu haber yap. Yeni ve genç bir gazetece aday böyle gelişir mi, bu işi böyle öğrenilebilir mi?

Sizlerin yanınızda çalışan kişilerin gelişmiş için ne yapıyorsunuz mesela? Eline bir kitap verip “bunu oku” dediniz mi? veya çeşitli meslek kuruluşlarının açtığı kurslara gönderdiniz mi? Bunu birde tersinden sorayım sevgili menifestocular, en son ne zaman kitap okudunuz?  Ama galiba önce sizlerin bir eğitme ihtiyacı var.

“Mesleğine ve meslektaşına saldıranlara prim vermeyeceğiz, ortak tepki göstereceğiz” 

Çok doğru. Şunu en iyi sizler birersiniz i bu kentte bu mesleğe ne fazla ihanet eden yine bu mesleğin içindeler. Yıllarca kimin “gazetecilik” kisvesi altına neler yaptıkları en iyi sizler bilirsiniz. Ve birileri hala bu yolda yürümeye devam ediyor. Net tavır almak lazım korkmadan, çekinmeden ve doğru tavır alarak. Ama tabi ki mesleğin namusuna helal getirmeden.

“Gazetecilere karşı yönelen fiili ya da manevi saldırılara karşı ortak tavır alacağız”

Madem bu maddenin altına hepiniz imza attınız o zaman gereğini yapacaksınız. Daha manifestonun mürekkebi kurumadan İzmit Belediye Başkanı bir gazeteciye saldırdı. Ortak bir tavır göremedim ama. Bakalım ilerleyen günlerde olur herhalde.

“İnternet yasasının çıkması için elimizden geleni yapacağız”

Bakın en önemli meselelerden biri de budur. Hani bizler, internet gazeteciği yapanlar kendine “gazeteci” diyor ama devlet bizi gazeteci olarak görmüyor. Hala ve hala resmi bir kurumsallık içinde değiliz. Bugün tirajı dibe vuran gazeteler resmi ilan alırken, binlerce insana hitap eden internet siteleri ise resmi ilandan muaf olması kötü bir durum. İşte bu yüzden en önemli maddelerin biri de bu.

Şimdi gelelim eksik olanlara;

1.    Önce mesleğe sonra kendimize olan saygınız yitirmeyeceğiz.

2.    Reklam olmazsa olmazımız ama sırf reklam veriyor diye bazı şeylerde kafamız başka tarafa çevirmeyeceğiz.

3.    Çalışanlarınız hakları konusunda hassa davranacağız. Emek verenin hakkını ödeyeceğiz.

4.    Haber namustur, birini yaptığı özel haberi alıp, sanki kendi yapmış gibi yayınlamayacağız.

5.    Siyasi duruşumuz ne olursa olsun doğruyu söylemekten korkmayacağız.

Bu birliktelik bu kent için önemlidir ve geliştirilmelidir. Umarım mesleğimiz açısında her şey güzel olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Davutoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket Hükümet pandemi sürecini başarı ile yönetebiliyor mu?