Kaybolmadan gel…

Kayıp kentin, kayıp insanlarıyız… Eskimiz yok, eskiyen ruhumuzdan başka… Eski neşemiz, eski hayatımız ve eski umutlarımız başka diyarlara gittiler…

Sokaklar şimdi bomboş… Vitrinler umutsuz, dükkân girişinlerinde o tatlı telaş yok, sokaklarda duyulan tek ses sonbaharın virüs kapmış hüznüyle yaprak yaprak düşmesi…

O mimikler, maskeye kurban, ne anlatır, ne der bilinmez... Sözün yüzden düştüğü bu ortamda söz sahipsiz kısrak gibi.

Corona öyle bir esir aldı ki bizi ve bizi biz yapan değerleri… Töre amansız yakalandı hastalığa… İnsanlar soğuk, çok soğuk… Birbirine sarılan eller bir buçuk olmuşlar. Her yerde bir mesafe… Biri hafiften öksürse geçmiş olsun nerde, çabuk geç öfkelerde…

Bir çay içimlik oturmalar, yanağa buse kondurmalar, beni görünce sevinsinler, dostumu görünce gönül bahçem neşelensin düşüncesine Covit ateş gibi düştü…

Gönlünü hoş edecek gönül arayanlar her gönlü veba görmeye başladı..  Sokaklar çekildi, caddeler sahipsiz ve kent ruhsuz… Kentin dili lal, rengi solgun, üstü çıplak.

Bırak başkasını kendine dokunmaya korkar oldu insan… Sokağın dili kentin tavrıdır. Kent tavırsız ve duyarsız kaldı… Fikir, kafanın tasına yapıştı, kader değil keder mahkûmu oldu. Hayat eylemsiz kalınca, sunum yorumsuz oldu… Dilinde ve tavrında değil, ruhunda memnuniyetsizler ordusunun memnun ettiği var mıdır bilmem.

Sanırım yüzyıllardır ne olursa olsun iktidar olayım diyenlerin rüyasıdır bu… Bu bir kurgu ise, bu oyunu kim kurdu ise yetinmeyeceklerdir. Ta ki kendimize de yaban kalana kadar, içimizde ki sese de virüs bulaşana kadar…

Her birimiz kaybolduk… Sokaklarda kalabalıktan adım atacak, sesten sesimizi duyamayacak, dükkânların şaşalı vitrinlerinde şaşılaşan halimizden eser yok, şimdi olan sukut ve sukutun sessizliği vicdanımızı sağır etti. Sanki herkesin yüreğinde sırat köprüsü kuruldu, ya sen, ya o denilmekte…

Meğer geçmişte varmışız biz, o insan yığınların arasında…

Şimdi kaybolduk, adımlarımız kayboldu, sokak kayboldu, o ruh kayboldu…

Eğer tekrar hayat bulacaksak biri bir adım atmalı ve sis perdesinden virüse rağmen uzanmalı insanlığa… Her şey için çok geç olmadan, ölümü bile öldürmeden, kaybolmadan gelmeli birileri… Birini bekleme hastalığından vazgeçip içimize hep beraber seslenelim kaybolmadan gel diye.. Ve gelsin, beklenen…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kenan SEYREK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.

02

YASİN - KENAN BEY NE GÜZEL DE ÖZETLEMİŞİNİZ DUYGULARIMIZI YÜREĞİNİZE SAĞLIK..

Beğen(1)

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Kasım 14:43
01

Ersoy Kandemir - Rahmetli dedemin bir sözü vardı “Oğlum insan önce kendi kendinin doktoru olacak diye”Nur içinde yatsın.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Kasım 14:43


Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket Hükümet pandemi sürecini başarı ile yönetebiliyor mu?