Adam kalmak

Dünya da çoğaldıkça azalıyoruz, sayılarımız artıyor, ülke ülke ağzına kadar dolduk, adım atmak için ayakkabı atacak sonra da ayağını koşturacak haldeyiz, kemiyet artıyor doğrudur ama keyfiyet ise ah bir bulsaklarda…
Şikâyetler uçuşuyor havalarda herkes çareyi ötekinde arıyor, sadece birbirimize değil çareye de ötekileştik…
Elinde çözüm olup bize koşanın karşısına dağ gibi sorunlarla çıkıyoruz, o çözümü çözümsüz hale getiren...
Yoklar, var olana isyanda, yokların yokluğu, yoksulluktan değil, varın yoksunluğundan, başlar eğilmeyince ayakların altındaki ezikliği göremezler, gördükleri bulutların özlemidir ama yağan yağmurdan bile nasipsizdir bu yukarı sevdalıları…
Adam yok dediğin zaman sokaklarda bir kahkaha kopar, köşeyi dönen adamında ağzına yapışır ve onu çiğner, sakız olursun kaldırım taşlarında nüfus kâğıdı üzerinden adamlık yapanlara…
Adam olmayı, sözü olmak, yeri olmak, yer bulmak, havada asılı kalan son nefese göz koymak algılayanların dünyasında adamlıktan bahsetmek havanda su dövmektir.. Adam olmak, yılları kimliğine yazdırmak değil kemali gönlüne koymaktır…
Hep birinci olma dürtüsü ile yetiştirdiğimiz ve yetiştiğimiz için yanlızlardayız. Çevremiz kalabalık olsa da yüreğimiz çölleşmekte… Ah bir tutabilsek ikinciye koyduğumuzun elinden ve o da diğerinin hep birlikte bir olmanın keyfini süreceğiz..
Düşürmenin peşindeyiz, düşmüşlerle derdimiz, düşmüşün malına, evine ve geleceğine çökmenin keyfinin ardından geleni keşke görebilsek, yüreğimizi öyle keyifsiz zindanlara atıyor ki her uzanan bir çelme ve o yüzden uzağız birbirimize… Ah bir uzatsak elimizi sırtından değil gönlümüzden düşmeden…
Kimseye itimadı olmayan bana itimat edin diye çarşı pazar haykırmakta… Her yere kuyu kazan bir gün kendi kuyusuna düşünce Yusuf’a uzanan eli bekler, Nil de Firavunun beklediği gibi…
Geldiğimiz gibi gideceğize, geleni ve gideni görsek de inanmayız, biz gitmedikçe… Hayatımız olsunlarda geçer, o da olsun, ondan da olsun, belki lazım olur, kenarda dursun… O kadar yığarız ki üst üste, bizi yitiririz, kendimizden bihaber oluruz, ta ki bekleriz bir ses gelsin ve İbrahim Ethem gibi ilk önce, her şeyden önce kendimizi aratsın bize ve gelelim kendimize… O sesi duyduğumuz son çıkıştan önceki dönüş olsa bile kafi ama çoğumuz tünelin içinde eriyip gidiyoruz, karanlığımızda…
Ne gariptir ki ölecek olanların hiç ölmeyecek bir kavgasıdır bizimkisi, içinde hiç bizden bir şey olmayan ve bize kalmayan…
İnsanlık yok mu diyenler, kendinden önceki çığlıklara keşke bir dönüp baksaydılar belki kendi haykırışlarına bir damla düşerdi bir yerden gönüllerine… O yüzden çoklardayız, yetinmez bir açlığımız var, ölüm en güzel nasihattir sözünün bile artık kaybolduğu günlerdeyiz ölüm ancak ölene en büyük nasihattir ama o da idam mahkumuna ‘’bir daha yapma emi’’ demekten öte olmayan nasihat… O yüzden bir gelsek kendimize, başkasını beklemeden ve ardına bakmadan bir dinlesek ve dönsek, bizi bizden alan ne varsa ve geriye kalan ile yetinsek ve ’’adam kalmak’’ yüreğimize yer etse…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kenan SEYREK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.

01

Levent Bahadir - Harika bir anlatım olmuş .Dediğiniz gibi insan olabilmek ve insan kalabilmek için özümüze dönmeli aslımızı inkâr etmeden yaşamamıza yön vermeyi hedeflemeliyiz diye düşünüyor, saygılar sunuyorum

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Ekim 23:04


Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi

Anket 2023 seçimlerinde sizce hangi ittifak kazanır?