banner383


“Kuyrukçuluk” mu “bağımsızlık” mı, işte asıl mesele bu!


Hüseyin DAVUTOĞLU

Hüseyin DAVUTOĞLU

21 Ağustos 2019, 16:28

Bizdeki temel hastalığın tek bir kelime ile özeti “kuyrukçuluk”…

Nedir peki bu kuyrukçuluk, kitle fetişizmi...
 

Anlamadan, dinlemeden, anlamaya bile çaba saf etmeden, “nasıl olsa onlar gidiyor benim neyim eksin” deyip her hıyar tutana tuzlukla koşmak gibi.
 

O tuzluk tutanlar koşturmak ta artık öyle basit bir hale geldi ki şu son yıllarda, “AKP” dedinmi iş bitiyor.
 

Bu yazıyı okuyan hemen herkesin bir sosyal medya hesabı vardır. Sosyal medyada yapılan paylaşımalar bakın mesela. Yüzde 90’ı yalan olan ama içinde AKP karşıtlığı oldu için peşi sıra yapılan paylaşılanlara bakın.
 

Hani sizler çok akıllısını ya, hani sizler kitlere önderlik edeceksiniz ya. AKP’ye oy veren, “göbeğini kaşıyan adam” değilsiniz ya, iyi de bir yalanın etrafında koşuşturma neyi nesi o zaman?
 

Bir zamanlar toplumun en akılı insanlarını sol görüşlüler oluştururdu. Çünkü onlar okurdu, onlar araştırırdı. Körü körüne inanan, bağnaz insanlar değildi. Tamam ayrışırlar, bölünürler, kavga ederlerdi ama ortada çok ciddi bir fikir çatışması yaşanırdı. 
 

Bugünkü gibi sosyal medya andavalı değil, aklı ve fikri önde tutan insanlardı.
 

Kendine “solcu” diyen ey zevat en son ne zaman kitap okudun, en son ne zaman facebook’tan kafanı kaldırıp, “böyle diyorlar ama bu işin aslı astarı nedir” diye araştırma zahmetine girdin.
 

"Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor” desem sana, “Aaa hayalet Casper” diyecek ama hala kendine de solcu demeye devam edecek. Adam hayatında “Komünist Parti Manifestosu” duymamış ki ne yapsın…
 

“Aman efendim çok mu önemli manifestoyu okumak” diyebilirsin elbet, ne de olsa 171 yıl olmuş yazılalı. Derenin altında çok sular geçmiş, haklısın elbet ama o hayalet olacaksan eğer okuyacaksın.
Hep sağ kitleye atfedilen, bu sözler bugün maalesef kendini solda görenlerin temel hastalığı haline geldi. 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Fazıl Say’ın konserine geldi diye, bu ülkenin en büyük sanatçılarının birini linç ettiniz. Ama aynı kitle, Kaz Dağlarında konser veren aynı Fazıl Say’a ne methiyeler düzdü ne methiyeler. Ne değişti arada?
 

Türkiye Barolar birliği Başkanı Metin Fevzioğlu, Erdoğan’la tartıştıktan sonra “kahraman”, “Adli yıl açılışına gideceğim ve orada hukuk anlatacağım” dediği zaman ise hain oldu. Kitle yine aynı kitle…
Ümit Kocasakal denilince akan sular dururdu bir zamanlar. Türkiye’nin en büyük Baro’nun başındaki adamdı. Bizim solcular yere göğe sığdıramazdı. Ne vakit ki, “Ben bu ülkenin bölünmez bütünlüğüyle sorunu olanlarla, Cumhuriyetle ve Atatürk'le sorunu olanlarla, emperyalizmin işbirlikçiliğini yapanlarla yürümem” dedi diye etmediğinizi bırakmadınız. Sözde “Adalet” için yürüyenlerin aradıkları adetin ne kadar basit ve anlamsızlığını işte bu kadar net anlaşılabilirdi.

 

Yani işin kısaca özeti, bugün AKP karşıtlığı gözünü kör etmiş kitle ile buluşup, HDP/PKK’nın kuyrukçusu olursan senden iyisi yok ama az bir eleştiride bulunursan ya da AKP ile bazı noktalarda ortak payda yakalarsan senden kötüsü yok.
 

HDP bugün bu ülkenin en gerici en yobaz partisi. Ama ilerici ve aydın solcular bugün nasıl oluyorsa HDP kuyrukçusu. 
 

HDP bugün Doğu ve Güneydoğudaki feodal yapının en büyük destekçisi. Haydi bağdaştırın bakalım solculukla feodalizmi?
 

HDP bugün Şeyh Sait’i anıyor ama bizim Atatürkçü solcular, aydınlar hiç utanmadan arlanmadan bu HDP’ye destek çıkıyor.  
 

Hani “kitle fetişizmi” dedim ya yazının başında, işte bu kitle dönüp dolaşıp 6 milyon rakamına kitlenip kalıyor. Neymiş efendim, HDP 6 milyon oy almış.
6 milyon oy HDP'yi meşru kılmaz. Meşruiyet sadece kalabalıklarla ilgili bir kavram değildir. Parti binalarına Öcalan'ın resimlerinin asıldığı, terörü ve teröristi haklılaştıran bir parti, meşru haklardan yararlanamaz. Bu kadar da basit değil bu işler.

 

Dünyanın hiçbir ülkesi, elde silah kendisine karşı savaşan bir örgüte “demokrasi” adına yasal olanaklardan yararlanma hakkı tanımaz.
 

Almanya’da Nazi partisi kurabilir misiniz? Sahi Almanla hiç demokrat değil mi? 
 

Bugün kayyum meselesinde de, adli yıl açılışında da, S400 mesesinde de, PKK meselesinde de sorunun gelip dolaşıp dayandığı nokta hep aynı, AKP karşıtlığı.
 

Sırf AKP’ye karşı diye her önüne gelenin kuyruğuna takılırsan eğer kontrol hiçbir zaman sende olmayacak onu bil. Kuyruk her zaman takip eder ama o kuyruğu kontrol eden el olmazsan kim bilir nerelere savrulursun nerelere…
 

Sorun net ve basit, kimden yanasın kardeşim?
 

Eğer bu ülkenin bağımsızlığını savunuyorsan HDP/PKK ile kol kola girmesin.
 

Eğer bu ülkenin bağımsızlığını savunuyorsan üretim ekonomisi birinci önceliğin olacak.
 

Eğer bu ülkenin bağımsızlığını savunuyorsan her şeyi kendin üreteceksin.
 

Eğer bu ülkenin bağımsızlığını savunuyorsan ABD ile aynı yatağa girmeyeceksin
 

Eğer bu ülkenin bağımsızlığını savunuyorsan milli olacaksın.
 

Eğer bu ülkenin bağımsızlığını savunuyorsan tarikatların kapsına kilit vuracaksın.
 

Eğer bu ülkenin bağımsızlığını savunuyorsan bilme ve akla uygun okulların olacak.
 

Bu liste daha uzar gider ama önce ayağın bu topraklara basacak. Sonrası o kadar kolay ki… 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.