banner478
banner502


Korona virüsüyle mücadele


Gökhan Onater

Gökhan Onater

25 Mart 2020, 12:50

Virüs bir hücre içi parazitidir. Yaygın bilimsel kanıya göre virüsler "canlı olmayan; ancak canlılığın eşiğinde olan varlıklar" olarak kabul edilmektedir. Bakterilerden çok daha küçük olduklarından ancak elektron mikroskopuyla görülebiliyorlar.
Covid-19 olarak tanımlanan Korona virüsüyle birlikte insanoğlu büyük bir tehditle karşı karşıya… Bugün insanlığın düşmanı Korona virüsüdür ve buna karşı mücadele ise topyekün savaş olmalıdır. 

Bu virüs aslında bir bomba… Bir kişide korona virüs pozitif çıktığında tüm ailesi ve çevresi de zarar görüyor. Hem bedensel hem de psikolojik yıkım…

Korona virüsünden korunabilmek için her birey kendisini virüs taşıyıcısı olarak kabul ederek sosyal yalıtımı sağlamalı ve hiç kimse de bunu kişisel hakaret olarak kabul etmemeli… Arkadaşınızın sizinle tokalaşmak için el uzatmaması aynı zamanda sizi de koruması anlamına gelmektedir. 

Yaş yükseldikçe risk de arttığından 65 yaş üzeri yurttaşlarımızın evden çıkmaları yasaklandı. Bazı cahil gençlerin ellerinde telefonlarıyla yaşlıların peşinden panter gibi koşturması acınacak bir ruh hali… Sokağa çıkma yasağı yaşlıların zombi olması yüzünden değil, onları gençlerin bulaştıracağı virüsten korumak amacıyla yapıldı. Saygısızlığın gereği yok. Dışarıda yürüyen 65 yaş üzeri vatandaşımızın belki cebinde parası yok. Belki bakkala borç yazdırmaya gidiyor. Yazık değil mi?

Gençler kurtulabilir ancak yaşlılar korona virüsüne yakalandığında kurtulmaları çok zor. Bu nedenle hepimizin virüsten korunmayla ilgili tedbirlere dikkatle uymamız gerekli. Koronaya karşı mücadelenin genci yaşlısı yok. Topyekün seferberlik zorunlu…Zaman tüm gençlerin çevrelerindeki yaşlılara yardımcı olma zamanı…

Emin olun, korona virüsünden ölen İtalyanlar da “Biz İtalyanız abi. Bize bir şey olmaz” diyorlardı… Asıl öldürücü olanın cehalet ve panik olduğu çok açık… Hayatta kalmak isteyen herkes hijyen konusunda dikkatli olmak zorunda… Virüsün öldürücülük oranı yüzde 10 civarında… 

Korona virüsü, sağlık sisteminin kâr mantığını kabul etmediğini, esas olanın koruyucu hekimlik olduğunu bize öğretmiş olmalıdır. Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün 2011 yılında kapanması büyük yanlıştı. Ancak, kendi aşısını, kendi ilacını üreten bir devlet vatandaşını koruyabilir...

Hacettepe Üniversitesi'nin Korona Virüs belirtileriyle ilgili paylaşımına göre, virüs vücudumuza girdikten, 

1-3 gün sonra Soğuk algınlığı ve gribe benzeyen belirtiler ortaya çıkıyor. Hafif ateş ve boğaz ağrısı görülebilir. Bağışıklık zayıfsa mide bulantısı ve ishal görülebilir.

4. gün Boğaz ağrısı şiddetlenir. Ses boğuklaşır. Yeme ve içmede zorluk yaşanabilir. Hafif baş ağrısıyla birlikte ishal başlar.

5. gün boğaz ağrısı çok şiddetlenir. Yeme ve içme oldukça ağrılı bir hale gelir. Vücudu ve uzuvları hareket ettirmek sancılı olur. Ekrem ağrıları görülür.

6. gün kuru öksürük başlar. Konuşurkeni yutkunurken boğaz ağrısı şiddetlenir. Şiddetli bitkinlik başlar. Mide bulantısı artar. Zaman zaman nefes almada zorluk yaşanır. İshal ve kusma şiddetlenir.
7. gün ateş 38 dereceye yükselir. Öksürük ve balgam çok şiddetlenir. Vücut ve baş ağrılarıyla birlikte kusma çok şiddetli bir hale gelir.

8. gün soluk alıp vermek çok güç bir hale gelir. Göğüs bölgesi çok ağır olarak hissedilir. Öksürükle birlikte baş ve eklem ağrıları son derece artar. Vücut sıcaklığı 38 derecenin üzerine çıkar.

9. gün tüm belirtiler şiddetle artar. Yüz ve dudaklarda mavileşme görülür. Öksürük ve balgam çok şiddetlenir. Vücut ve baş ağrılarıyla birlikte kusma çok şiddetli bir hale gelir.

Kendimizi dikkatle takip etmemiz ve bu belirtilere sahip olduğumuzda hemen tıbbi yardım almamız gerekiyor.

Hayatlarını hiçe sayarak hastaları iyileştirmeye çalışan gerçek kahramanlar olan doktorlar ve sağlık personellerine hepimiz minnettarız. 

Sağlık Bakanlığı evden çıkılmaması için duyurular yaparken, Maliye bakanlığı yaklaşık 1,5 milyon muhasebe çalışanının “beyanlar ertelensin” yakarışını ne yazık ki çok geç anlayabildi. Bunun için “Ölmek istemiyoruz” diyen Ankara Mali Müşavirler Odası meslektaşımız Sayın Ali Şahin ve Yönetim Kurulu üyelerinin gözaltına mı alınması gerekirdi? 

Sanırsınız ki Korona virüsü eline faaliyet kodlarını almış kendine sektör seçiyor. Bizimkiler de şu sektör çalışsın bu sektör çalışmasın diye karşılık veriyor. Bütün toplum risk altında anlamıyor musunuz? Şu beyanname verilsin bu beyanname verilmesin diye tebliğ çıkaracağınıza “tüm beyan ve bildirgeler altı ay ertelenmiştir” denilmesi yeterliydi. 

Belki de en başında Türkiye 15 gün dursaydı, bugün böyle bir tehditle karşılaşamayacaktık. Yine de bizce en doğru çözüm bütün ülkede sokağa çıkma yasağı uygulanması ve tüm hastaların karantina altına alınmasıdır. Neyse ki Çin’den gelen ilaçların olumlu etkileri görülmeye başlanmış. Atatürk zamanında Çin’e gönderilen yardım bugün bize dönmüş oldu. Atalarımız boşuna dememişler “iyilik yap, denize at” diye… Bir kez daha Atatürk’ün büyüklüğüne şahit olduk. İleri görüşlülük, devlet adamlığı böyle bir şey…   

Ekonomik kriz maalesef yolda... Tahsilat olayı ortadan kalktı. Önümüzdeki ay etkisi görülecektir. Devletin üretime daha fazla destek vermesi gerekiyor.
İşyerlerinin zararlarını telafi etmek için önerilen Kısa Çalışma Ödeneği'nden yararlanabilecek firmalarda personelin son 3 yıl içinde 600 günlük, son 4 ayda ise kesintisiz 4 aylık prim ödemesi bulunması gerekiyordu. TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen yeni torba yasa ile, 600 günlük bu süre 450 güne, 4 aylık süre de 2 aya indirildi.  Davalar ertelendi. Çek ve sicil affı geldi. Kısa Çalışma Ödeneği koşullarının daha da kolaylaştırılması bu zorlu dönemde tüm işyerlerinin ihtiyacı… 

Korona virüs nedeniyle zamanını evde geçirmek zorunda kalanlar bu krizi fırsata çevirebilir. Hayatını yeniden düzenleyebilir, ailesine daha nitelikli zaman ayırabilir. Sınavlara hazırlanacak olanlar daha fazla çalışabilir, yabancı dil bile öğrenilebilir. 

Şimdi bir soruya cevap verme zamanı: İnsanlığın geleceği bireysel çıkar sistemiyle mi yoksa toplumsal dayanışma anlayışıyla mı var olabilecek? Bunun cevabını, Korona virüsten etkilenen ülkelere  büyük desteklerde bulunan Çin, Rusya ve

Küba gibi sosyal devlet anlayışını benimseyen toplumların hızla organize olmalarında buluyoruz. Kar mantığı insanlığı zehirlerken, bilimsel toplumculuk yaşamasını sağlıyor. 

Umarız insanlık bilimi öne çıkaran bir yaşam tarzını tercih eder. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.