banner383


Kayyım atamalarının örgüt üzerinde ki psikolojik yansıması?


Gökhan Karabulut

Gökhan Karabulut

20 Ağustos 2019, 17:42

HDP bugün ki siyasal varlığını açılım sürecine, sözde barış tandansına ve İmralı’ya borçlu.

2000’li yılların başında esamesi bile okunmayan PKK terör örgütünün yan kuruluşu olan ayrılıkçı HDP AK Parti iktidarıyla güçlendi, biti kanlandı.

Hendeklerden çıktı, mağaralarda filizlendi, Kürt gençlerin kanı ile mevcudiyetini korudu.

PKK terör örgütü ABD ve İsrail’in arka bahçesi oldu. Sözde vadedilmiş toprakları kendine hedef belirleyen İsrail’in maşalığına soyundu.

Türk siyasetinde belirleyici noktaya geldi, dün AK Parti siyasetini ve seçmenini açılım saçmalığıyla konsüle eden terör örgütü bugün CHP siyasetini ve seçmenini sözde demokrasi sözleriyle konsüle etmeye başladı.

Mahalli ve idareler seçiminde Cumhur ittifakı sırtını İmralı’ya, Millet ittifakı ise Kandil’e dayadı.

Türk siyasetini, terör örgütlerinin, ayrılıkçı zihniyetlerin karanlık noktalarında belirlemeye çalıştılar.

PKK terör örgütü ve ayrılıkçı HDP açılım saçmalığının ardından kan kaybetmeye başladı.

Türkiye’de yeni sayfa açılmıştı, ayrılıkçı terör unsurlarına müsamaha gösterilmeyecekti…

İstanbul seçimlerinde yine sahneye çıktılar. Kuvvet buldular, umutlandılar, kitlelerini motive etme şansına eriştiler.

Güneydoğu Bölgesinde zamanında yapılan kayyım atamaları ellerini güçlendirirken, devletin gücünü arkalarına alan kişi veya kişiler makamlarında saltanat kurdular, terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürdüler.

Apo’nun heykelini dikmek için yola çıkanlar kodese tıkılsa da, üst akıl çalışıyordu…

Bakın Suriye’de yaşananlara;

Suriye’de ABD uzantılı YPG’nin talepleri bir bir hayat buluyor. Suriye’de sözde barış koridoru YPG’nin isteği doğrultusunda şekilleniyor.

Sözde barış koridoru ile Kuzey Irak’ta uygulanan siyasi hamle Suriye’de de icra edilmeye çalışılıyor. Irak’ı bölüp parçalayanlar ve Kuzeyinde sözde Kürdistanı kuranların ikinci evresi olan Suriye’de de bir Kürdistan kurmaktır.

3. aşamayı zaten hepimiz biliyoruz… 1984 yılından bu güne topraklarımızda akıtılan kanlar…

Güneydoğu bölgesinde yıllardır Türk ve Kürt gençler karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor, bölge insanının duygusal, psikolojik çöküşüne zemin hazırlanıyor.

Terör örgütü ve HDP tam kan kaybetmeye başladığı bir dönemde ve Suriye’de yaşanan Kürdistan hayali tekrar filizlenirken Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyım atanması çok düşündürücü.

Mutlaka devlet aklı vardır diye düşünüyorum, lakin zamanında siyasi iktidarların aklını düşününce!!!

Çekiniyorum!!!

Kayyım atamaları yerinde bir karar mıdır? Çok yerinde ve doğru bir karardır. Belediyeleri terör örgütlerinin lojistik üstü haline getirenler adalet önünde hesap vermeliler mutlaka…

Fakat dediğim gibi endişelerim ve çekincelerim var…

Bu tür müdahaleler kan kaybetmekte olan ayrılıkçı kesimlere kuvvet verir, kitlelerini harekete geçirip, kayyım atamalarını da kendi lehlerine birleştirici etki sunabilir.

Dağılmakta olan kitlelerini toparlayabilme imkânı sağlayabilir…

Etki tepki gibi düşünülmeli…

Mutlak Devlet erki kayyım atamalarının psikolojik yönünü analiz etmiştir ama dediğim gibi zamanında yapılan siyasi yanlışlar insanı ister istemez düşündürüyor.

Kan kaybeden, örgüt içerisinde infazların arttığı, kopuşların yaşandığı bir dönemde Kayyım hamlesi ne kadar doğru?

Hele hele Suriye’de ABD ile YPG’nin sözde kuracağı barış koridorunun tartışıldığı bu günlerde!!!

Devlet aklının kısa dönem hesapları yoktur, uzun dönem hesapları vardır bekleyip görelim.

Belki göremediğimiz noktalar vardır.

Biz yanılalım  hiç önemli değil.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.