banner451
banner421


Kabotaj, denizlerin içine etme hakkı değildir...


Mustafa BAĞDİKEN

Mustafa BAĞDİKEN

01 Temmuz 2018, 15:51

1 Temmuz Kabotaj Bayramı kutlu olsun.

Bugün 1 Temmuz  Kabotaj ve Denizcilik Bayramı. Denizcilikle ilgili olmayanların dışında bu bayramın ve kabotajın önemi fazla bilinmez. Daha önce temsilcisi bulunduğum büyük medya kuruluşunun yayın organında da yazmıştım. 
Bu bayramın özü şudur: 20 Nisan 1926’da, o tarihe kadar ne yazık ki yabancıların elinde olan Osmanlı ve daha sonra genç Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içindeki limanlar ve sahiller arasındaki yük ve yolcu taşımacılığı ile kılavuzluk ve römork hizmetleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla “Durun bakalım, bu işi biz yaparız” denilip Türk vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerle yapılması kararlaştırıldı. 
1 Temmuz 1926’da da “Kabotaj Kanunu” yürürlüğe konuldu.  Daha önce yabancıların elinde olan müthiş kar getiren bu denizcilik faaliyetleri o tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından yapılmaya başlandı.


MÜSLÜMAN TÜRKLER  CİN VE PERİ HURAFELERİYLE KORKUTULMUŞ
Sıkı durun ve gülmeyin. Bakın Türklerin denizlerden uzak durmasının ayrıca traji-komik bir hikayesi de var. Daha önce Akdeniz’i ve bölgesindeki tüm denizleri Türk Gölü’ne çeviren Osmanlı, bugün de sık sık tanık olunduğu gibi bizi batıl inançlarla vurularak denizlerden uzaklaştırılmış. Özellikle Rumlar, denizlerdeki cin hikayeleri ve o cinlerin Müslümanları çarpacağı masallarıyla uyutmuş. Yüzelli yıl önce Ümit Burnu’nu bile dolaşan Barbaroslar, Hızır Reisler, Oruç Reisler dört bir denizde bayrak göstermelerinden yıllar sonra din kullanılarak uydurulmuş hurafeler yüzünden denizlere sırtımızı dönmüşüz.


BUGÜNKÜ KARA TABLO
Şöyle küçük araştırmalarla bugüne bakarsak, üç tarafı denizlerle çevrili, 8 bin 333 kilometrelik sahil şeridine sahip Türkiye’de Kabotaj Kanunu’nu çıkarmışız ama sonraki yıllarda ne yapmışız? Elin oğlu, ülkelerindeki nehirlerde bile gemi çalıştırırken, biz deniz ticareti ve taşımacılığını geliştirmemişiz. Tersanecilik yeterince teşvik edilmemiş. Kolayına kaçıp hem askeri hem ticari alanda elin eski çürük gemilerini, “Gideceği yere kadar” deyip kullanmışız. Deniz taşımacılığı teşvik edileceğine aksine zorlaştırıp, yine yabancı şirketlere teslim etmişiz. Hele hele, son yıllarda “özelleştirme” adı altında devlet limanlarının bir bir satılması, yabancıların liman kurması için denizlerin doldurulmasına göz yumulması, bizim ülke için kazanç görülse de sanırım birçok yabancı ülke için utançtır.


DEVLETİN GÖZÜNÜN İÇİNİ BAKA BAKA DOLGU
Sadece İzmit Körfezi’ne bakarsak, hem belediyeler hem bazı uyanık şirketler ve liman işletmeleri ne yazık ki “devletin gözünün içine baka baka” denizi doldurmaktadır. İzmit Körfezi’nin yüzey ve dip haritasını değiştiren bu dolgular, ülkemizin en stratejik askeri birliği olan Deniz Kuvvetleri’nin Gölcük’teki Donanma Komutanlığı Ana Üssü için de sakıncalı olmasına rağmen, herkes seyirci kalmaktadır. 


DONANMAYA KUMPAS BOŞUNA DEĞİL
Aslında “Kabotaj” ile ilgili olarak yazacak çok şey var. Fazla ayrıntısına girmeden, önce “Ay sınıfı denizaltı projesi”, daha sonra “MİL-GEM yani Milli Gemi Projesi” ne de bir bakmak lazım. Sonra Donanma Komutanlığı’nın, özellikle ABD’nin bize sattığı, açık ifade ile kakaladığı hurda gemilerin bakım onarımında kullanılacak malzemelerin yerli sanayici tarafından yapılmasını sağlamak için açılan malzeme sergisi ve bu konuda da milyon dolarlarla ifade edilen tasarruf sağlanması...

Sonrası malum.. Ergenekon, Balyoz, Kafes, Casusluk gibi düzmece kumpaslarla, sadece bölgenin değil Dünya’nın en yetenekli, eğitimli Amirallerin, yarınların güvencesi kurmay subayların tutuklanması ve komuta zincirinin dağıtılması boşuna mı sanıyorsunuz? 
Dedik ya, bugün 1 Temmuz Kabotaj ve Denizcilik Bayramı. Onun için kabotaj, Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi karasuları içindeki limanları, denizcilik hizmetlerinin yabancıların elinden alınıp kendisinin kullanma hakkıdır. 
Sadece 1 Temmuzlarda yangın söndürme römorklarıyla gösteri yapmak değildir.

İrili ufaklı limanları satıp, doldurup, denizlerin içine etmek hiç değildir...


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.