banner478
banner493


Hilmi Özkök’ü bir de böyle okuyun!


Gökhan Karabulut

Gökhan Karabulut

21 Şubat 2020, 17:19

Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök yaptığı açıklama ile Türkiye’nin gündemine oturdu.

Ne dedi Özkök; "Fetullahçılık kanunen bir suç sayılmıyordu. Kanunun suç saymadığı bir konumda olan kişiye ‘ordudan atmak’ gibi ağır bir ceza verilebilir mi?”

Türkiye Hilmi paşanın bu açıklamalarını tartışa dursun biz konuyu farklı ele alalım.

Eski Genelkurmay Başkanı’nın ABD ilişkilerini gündeme getirelim.

Türkiye ile ilgili Wikileaks belgelerinde adı en çok geçen isim kuşkusuz Orgeneral Hilmi Özkök. Bunun sebebi, Özkök’ün son yıllarda TSK’ya komuta eden genelkurmay başkanları arasında hem hükümet ile hem de ABD ile en iyi ilişkilere sahip isim olması. Bu durum Özkök’ü hükümete yakın medyanın sevgilisi yaparken, muhalif medyada sık sık eleştirilmesine neden oldu. Ulusalcıların yayın organı Aydınlık gazetesi, 2011 yılının Ağustos ayında Hilmi Özkök hakkında bir dizi Wikileaks belgesi yayınladı. Bu belgelerin Özkök’ün ABD ile ilişkilerine dair bir dizi soru işaretiyle beraber sunulduğunu söylememize sanırız gerek yok.

İlk belge 22-24 Mart 2005 tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret eden ABD’nin Avrupa Deniz Kuvvetleri Komutanı ve NATO Müşterek Kuvvet Komutanı Michael Mullen’in Özkök ile görüşmesini ele alıyor. Mullen bu ziyareti esnasında aralarında Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün de olduğu bir dizi isimle görüşmüştü. Edelman tarafından kaleme alınan belgede Hilmi Özkök, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesini “Parlamenter bir kaza’’ olarak değerlendiriyor. Özkök, Mullen’e bu kararın iki ülke ilişkilerine gölge düşürmemesi temennisinde bulunuyor. Özkök, tezkere kararına rağmen Türkiye’nin ABD’yi Irak’ta desteklediğini söyleyerek bardağın dolu tarafına dikkat çekiyor.

Özkök, görüşmede ayrıca 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de yaşanan çuval krizinin tezkere sonrasındaki tek sorun olduğunu hatırlatarak bu olayın Türkiye tarafından unutulduğunu söylüyor. Hilmi Özkök, Mullen’e ikili ilişkilerin kamuoyuna yansımasına dair düşüncelerini ifade ederken kamuoyundaki ABD karşıtlığının yükselmiş olmasına da dikkat çekiyor.

Görüşmede konuşulan diğer iki konu ise Irak ve Kara-deniz’deki NATO varlığı. Mullen, Irak’taki durumun 6 ay önceye göre daha ümit verici olduğunu ifade ediyor. ABD’li Komutan, Hilmi Özkök ve İlker Başbuğ’a Irak güvenlik güçlerinin eğitiminde Türkiye’nin yardımları için teşekkür ediyor. Başbuğ buna karşılık Iraklıların Türkiye’de “liderlik eğitimi’’ almaları konusunda daha önce yaptıkları teklifi yineliyor.

Mullen, görüşmede Türkiye’nin öncülük ettiği Rusya ile rekabet edilebilecek bir NATO gücünün Karadeniz’de faaliyet göstermesi önerisinde bulunuyor. ABD’li Komutan böyle bir birlikte Türkiye ile Romanya, Bulgaristan, hatta Ukrayna’nın beraber hareket edebileceği perspektifini Özkök’ün önüne koyuyor. Söz konusu ülkelerden bu yönde ışık aldığını söylüyor.

Özkök’ün bu konuda daha ihtiyatlı yaklaştığı Mullen’e verilen yanıttan anlaşılıyor. Hilmi Özkök, Rusya ile ilişkilerin NATO perspektifiyle “belli sınırlar içinde” olduğunu hatırlattıktan sonra NATO’nun Karadeniz’e çıkmasını kendisinin de istediğini ancak Rusya’yı “kırılgan güven” ilişkisi nedeniyle karşılarına almak istemediğini söylüyor. Özkök’ün konuşmasında Gürcistan ve Ukrayna’da Rus etkisini kıran iktidar değişikliklerini “gelişmekte olan demokrasiler” diyerek övmesi ve “Türkiye’nin güvenliği için bundan iyisi olamaz” ifadesini kullanması dikkat çekici. Özkök kendisini nasıl ifade etti bilinmez ancak Edelman’ın merkeze geçtiği bilgiler bu şekilde.

Bir diğer belgeyi ise ABD’nin Türkiye eski Maslahatgüzarı Nancy McEldowney kaleme aldı. Yine Aydınlık’ta yer alan bu belgede, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley’in Ankara ziyaretinde 24 Eylül 2005 tarihinde Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile yaptığı görüşme de yer alıyor. Hadley’in ABD için ne ifade ettiğini 25 Eylül 2005 tarihinde Hürriyet’te Nur Batur şöyle kaleme aldı: “Condoleezza Rice Dışişleri Bakanı olunca yerini alan kilit adam. Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı, yeni sağ kolu.”

Ankara ziyaretinde Özkök’ün yanı sıra Başbakan Erdoğan, MGK Genel Sekreteri Alpogan, Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Ali Tuygan ile de görüşen Hadley’in ABD Başkanı George Bush’tan getirdiği mesajdan Batur aynı yazısında şöyle bahsediyor: “Stratejik ortaklığımızı yeniden kuralım. Kararlıyım. Artık sayfayı tamamen çevirdik. 1 Mart tezkeresi tarihte kaldı. Buzları tamamen eritelim. Ortadoğu’da terörle birlikte savaşalım. Demokrasiyi yeşertelim.”

Hadley’in bu mesajlarla geldiği Türkiye’de Özkök ile yaptığı görüşmeyi McEldowney yazdığı kriptoda ayrıntılı şekilde ele alıyor. ABD’li diplomatın aktardığına göre Özkök görüşmede ABD ile Türkiye arasındaki 50 yıllık yakın ilişkiyi Hadley’e hatırlattı. 90’lı yıllarda Kuzey Irak’ı koruyan Türkiye’deki Çekiç Güç’ü hatırlatan Özkök, bugün de Irak operasyonun başarılı olabilmesi için Türkiye’nin aynı rolü oynaması gerektiği tespitinde bulunuyor.

Özkök aynı görüşmede, İran konusunda ABD’nin endişelerini paylaştıklarını ancak İran’ın Türkiye’nin komşusu olması sebebiyle daha temkinli hareket ettiklerini ifade ediyor. Özkök, Orta Asya’da Çin ve Rusya’nın nüfuzunun artması olasılığına karşı Hadley’e Türkiye’nin “dostane bağlarını” kullanarak ABD ve Türkiye’nin ortak çıkarlarına dayalı politika geliştirmeyi öneriyor. Hilmi Özkök, bu süreçte ABD’den beklentisini ise PKK’ya karşı mücadelede Türkiye’ye destek verilmesi olarak tarif ediyor. Bunu İran, Orta Asya, Irak gibi alanlarda geliştirilecek ortak politikanın karşılığında ABD’den talep edildiğini söyleyebiliriz. Ancak yine aynı günlerde basına yansıyanlara göre, Bush’un Irak’ta yeni anayasa ve hükümet kurulması gibi istikrar sağlayıcı adımlar atmadan PKK’ya karşı herhangi bir girişimde bulunmayı asla düşünmediğini ve bunu Ankara ile de paylaştığını not edelim.

Başka bir Wikileaks belgesi, aynı günlerde Türkiye’yi ziyaret eden Mullen’in halefi ABD’nin Avrupa Deniz Kuvvetleri Komutanı Henry G. Ulrich’in Hilmi Özkök ve Özden Örnek ile görüşmelerini ele alıyor. McEldowney’in kaleme aldığı belgede Ulrich, daha önce Mullen tarafından da dile getirilen Karadeniz’deki NATO etkinliğinin artması talebini yineliyor. Kriptoda Ulrich’in Özkök’ten, ABD’nin yılda 2-3 kez Karadeniz’e gemi göndermesini ve Karadeniz Uyum Harekâtı’nın elde ettiği istihbaratın NATO ile paylaşılmasını istediği ifade ediliyor. Ulrich, Özkök’ten Türkiye’nin Karadeniz’de Bulgaristan ve Romanya ile birlikte hareket etmesini de talep ediyor.

Görüşmede Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ile taşınan petrolün Doğu Akdeniz’de gemi trafiğini artıracağı tespitinde bulunuyor. Örnek, Doğu Akdeniz’de buna rağmen azalan NATO kuvvetlerine dikkat çekerek Türkiye’nin bu boşluğu doldurmaya hazırlandığını söylüyor. McEldowney belgede yaptığı yorumda “Türklerin Doğu Akdeniz’de planladığı yeni ulusal operasyon Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı işlemeye başladığında Irak petrolü kuzeyden taşınacağı (ve Ceyhan terminaline ulaşacağı) için artacak tanker trafiği açısından mantıklı görünüyor. Ancak bu operasyon, Türk donanma etkinliğinin Kıbrıs yakınlarında artmasına ve orada muhtemel bir reaksiyona sebep olabilir,” ifadesini kullanıyor. McEldowney, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de artacak hâkimiyetinin Kıbrıs konusunda Yunanistan ile olan gerilimi artıracağına dair tespitini dile getiriyor. Nitekim bugünlerde Türkiye hem İsrail ile hem de Rumlarla bu gerilimi yaşıyor.

İşte sevgili okurlar Hilmi Özkök’ün ABD ile nasıl bir denge politikası izlediğini uzun uzadıya okudunuz.

Yorum sizin!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.