banner369
banner373


Her iktidar kendi medyasını yaratma gayretinde


Gökhan Karabulut

Gökhan Karabulut

29 Mayıs 2019, 17:16

Bugün medya ve yargıya olan güven ciddi şekilde zedelendi. Güçlü olan her erk kendi medyasını yaratma çabasına girdi.

 Maalesef medya da bunun için biçilmiş kaftan vazifesi görüyor.

 Bugünün sorunu değil yaşananlar, dün nasıl manşetlerle iktidarlar değiştirildiyse bugün algı çalışmaları vücut değiştirerek devam ediyor.

 Türkiye’de bugün toplumsal algı sosyal medya ve yayın organları üzerinden yapılıyor.

 Medya bu duruma nasıl geldi?

 Medya bugün zor şartlar altında görev yapıyor, daralan piyasayla beraber yayın kuruluşları önlerine sunulan fırsatları, “etik değerler, gazetecilik etiği’’ gibi kavramları göz ardı ederek kullanılmaya elverişli pozisyona düşüyor.

 Hal böyle olunca genelde olsun yerelde olsun her iktidar kendi medyasını yaratma gayretinde.

 Medyanın güçlülerin, para babalarının, siyasi iktidarların kontrol edebileceği bir sistem haline dönüşmesinin faturasını millet çok ağır ödüyor.

 Siyasetçiler her dönem kullanılmaya elverişli medya kuruluşları bulmakta hiç sıkıntı yaşamıyorlar.

 Peki, gazetecilik nereye eviriliyor? Nereye gidiyor?

 Yeni medya düzeninde artık haberler, tartışma programları kişiselleşiyor, okuyucu veya dinleyici istediği gazeteciyi seyretmek veya okumak için haber ağını kişiselleştirmeye başladı.

 Yaygın medya kuruluşlarının seyirciye sunduğu tartışma programları artık rafa kalkıyor. Yıllardır ekranlarda aynı isimler döndürülüp dolaştırılıp izleyiciye ‘akil adam’ şeklinde sunuldu.

 Bu akil isimlerin de maşallah ekonomiden siyasete, tarımdan hayvancılığa kadar her konuda fikirleri oldu ekranlarda!

 Millet yoruldu, sahibinin düdüğünü çalan medya mensuplarından usandı!!!

 Birinin AK dediğine birinin KARA demesi, haberin veriliş şekli, sunuluş amacı, bilgilendirmeden daha ziyade toplumu yönlendirmesi ağırlık kazandı.

 Yanlışı empoze etme, doğruyu örtme, karartma, perdeleme gibi hizmet veren yayın kuruluşları zamanla yok olmaya mahkûm kalacak, bundan kaçış yok.

 Medyada bunlar yaşanırken peki okuyucu ne yapıyor?

 Her okuyucu veya dinleyici kendisine siyasal olarak yakın gördüğü gazeteciyi takip ediyor…

 Çünkü kendisini buluyor o yayın kuruluşunda ve gazetecide…

 Kendisine yakın olamayan gazetecileri, yayın kuruluşlarını takip etmiyor. Neden? Perdeleme var, iftira var, karalama var, var oğlu var…

 Bilgilendirmenin dışında her türlü kepazelik var.

 Kepazeliğin nedeni de az önce yukarıda saydığım sebepler.

 Patronun düdüğünü çalma, gazeteciliği bir kenara bırakıp siyasi parti temsilcisi gibi davranılması…

 İfade ettiğim gibi haberler okuyucuya göre artık kişiselleşiyor.

 Toplumun, gazetecilik etiğine bağlı bağımsız medya arayışı biz gazetecileri de farklı arayışlara sürükledi ve sürükleyecek.

 Sonuç olarak, bu milletin değerlerine, kamunun çıkarlarına(siyasi partilerin değil) bağlı, haberi sübjektif, olağan, doğru, yönlendirmeye değil toplumu düşünmeye sevk eden yayın kuruluşlarının varlığı artık kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

 Bunun adımları da yavaş yavaş atılıyor ve atılmaya mecbur.


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
izmit - 3 hafta önce
Doğru yazmışsınız ama siz hiç kendinize sordunuz mu siz bunun neresindesiniz. Reklam veren ile vermeyeni daoğruyla yanlışmış gibi ayıran reklam gazetenin can damarı verirse iyi vermez ise tü kaka.
Avatar
Ks - 3 hafta önce
Yapilan yorumlari bile yayinlayamiyorsun satilmis gazetecilerden bahsediyorsun.ali yesildal sozkonusu oldumu dilinizi yutuyorsunuz.koruyun bakalim