banner613


Hayatta kalma sınavı


Gökhan Onater

Gökhan Onater

09 Kasım 2020, 08:36

İzmir'deki depremde 115 canımız hayata veda etti… Yakınlarına sabırlar ve başsağlığı, yaralanan yurttaşlarımıza şifalar diliyoruz. Depremin büyüklüğü hakkında en doğru ölçüm, deprem odağından en uzakta olan deprem istasyonlarından alındığından gerçek büyüklük 6.6 değil dünyadaki diğer merkezlerin ölçtüğü şekilde 7 olarak kabul edilmeli ancak, canlar gittikten sonra bunların hepsi anlamsız… Yine de bundan sonra başımıza gelecek felaketlerde insanlarımızın hayatta kalması için her şeyi yapmak zorundayız. Örneğin, "para gelsin" diye İmar affı gibi bir cinayete asla izin verilmemeliydi. Maalesef bu hükümet döneminde geçen yıllarda imar affı yapıldı, çok katlı gecekondulara kullanım ve oturma izni verildi. Bu binalarda oturanlar büyük tehdit altında… Belki de yıkılan binaların çoğu imar affından yararlanmıştı; bilemiyoruz. Araştırmaya değer. 
 

Depremden kurtulanlar, "yaşam üçgeni" içinde kalanlar oldu. Bizde hâlâ anlatılan, deprem olduğunda "masanın, sıranın altına gir" gibi saçmalıklar... Ve bunlar ne yazık ki resmi kurumlar ve belediyeler tarafından halka dağıtılan broşürlerde yer aldı… 1999 Marmara depreminden sonra Jeofizikçi (yani deprembilimci) Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan'ın sitesinde bir yazı okumuştum. Amerikan kurtarma takımının başındaki bir uzman, depremde çöken yüzlerce binaya sürünerek girdiğini ve buralarda gördüklerinden çıkarılacak en büyük dersin "yaşam üçgeni" olduğunu anlatıyordu. Sıraların altına giren öğrencilerin ezildiklerini ama sıraların yanındaki boşluklarda yere yatan çocukların kurtulduklarını belirtiyordu. Kapı eşiğinde duranların kurtulamadıklarını anlatıyordu. 1999 depremine kadar biz de kapı eşiğinde duracağımızı sanıyorduk. Demek ki tesadüfen hayattayız… Aynı yıl Düzce depreminde, kapı eşiğinde duran arkadaşlarımızın kurtulamadığı haberini de almıştık…  İzmir depreminde de masa altına veya kapı eşiğine girenler değil, buzdolabının, çamaşır-bulaşık makinesinin yanında duranlar, küçük alanlarda olanlar yaşam üçgeni sayesinde hayatta kalmış… 
 

Evet, Ahmet Ercan hocamızın dediği gibi, "deprem yoksulu öldürür". Depremin en çok vurduğu yerler, kişi başı gelirin en az olduğu ülkeler ve bölgeler… Acı gerçek bu… Depremden korunmanın esas sorumlusu devleti yönetenlerdir. Japonya'da deprem olduğunda hiç kimsenin burnu kanamazken bizdeki depremlerde canlarımızı toprağa vermek kader değildir. Kişi başı geliri gelişmiş ülkeler seviyesine getiremedikçe depreme bağlı ölümlerden kurtulamayacağımız anlaşılıyor. 
 

Kısa dönemde toplum olarak zenginleşemeyeceğimize göre depremden korunmak için bireysel olarak neler yapabiliriz?
 

Deprem öncesinde, binanızın inşaat standartlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını kontrol ettirebiliriz. Yüksek ve ağır mobilyaları duvara sabitleyebiliriz. Evimizdeki güvenli alanları belirleyebilir, aile bireyleriyle birlikte deprem tatbikatı yapabiliriz. (1999 depreminde Kubilay bir yaşındayken onunla deprem tatbikatı yapardık. "Herkes yerine" dediğimde emekleyerek güvenli noktaya giderdi.)  
Deprem sırasında, balkona, çatıya çıkmayıp, merdivenlerden ve asansörden uzak durabiliriz. Yaşam üçgeni oluşturabilecek bir yerde çök-kapan-tutun yöntemiyle hayatta kalma şansımızı artırabiliriz.

 

Bence okullarda bir "hayatta kalma" dersi müfredata konulmalı, bu derste ilkyardım konuları, her türlü doğal felaket veya terör saldırısı gibi durumlarda neler yapılması gerektiği bütün öğrencilerimize öğretilmelidir. Yalnız müfredatı hazırlarken de Türkiye ve dünya çapındaki arama-kurtarma, yangın, ilkyardım, güvenlik ve hayatta kalma uzmanlarından yararlanılması gerekir. Benim hayalim budur. Umalım ki o günleri görürüz…
 

Not: Bize en güzel ve en büyük bayramları armağan eden büyük önderimiz Gazi M.Kemal Atatürk'ü 10 Kasım'da sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. İzinde değil, yolundayız…


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
izmit 41 - 1 hafta önce
sevgili gökhan,çok uzun tutmuşun