Çocuk Hastalıkları Doktoru Uzm. Dr. Ozan Kızılırmak: “Bizi asıl korkutan koronavirüs değil, MIS-C”

Koronavirüsün çocuklardaki etkisini öğrenmek için Özel Cihan Hastanesi Çocuk Hastalıkları doktorlarından Uzm. Dr. Ozan Kızılırmak ile bir röportaj gerçekleştirdik. Kızılırmak gazetemize açıklamalarda bulunarak, “Bizi korkutan tek şey MIS-C” dedi.

Mevlüt Can Özçelik
Mevlüt Can Özçelik Tüm Haberleri
+1
Haber albümü için resme tıklayın

1 buçuk yıldır koronavirüs hayatımızda. Bu süreçte dünyanın düzeni tamamen değişti. Yeni bir hayat yaşanmaya başlandı. Okullar kapandı, herkes evlerine çekildi. İnsanlar evden dışarı çıkmaya çekinmeye başladılar. Aşı hayatımıza girdikten sonra ise eski dünyaya doğru yani 1 buçuk yıl öncesine dönmeye çalışma hazırlıkları başladı. Kapalı olan kafeler, restoranlar, sinemalar vb. birçok yer açıldı. Son olarak da kapalı olan okullar. Okullar açıldıktan sonra çoğu okulda koronavirüs vakaları çıkmaya başladı. Peki koronavirüs çocukları nasıl etkiliyor? Hayatlarının geri kalanında bir hasar bırakıyor mu? Doğmamış çocuklara yansıması neler? Hamile kadınlarda yarattığı sıkıntılar var mı? Tüm bunların cevabını almak için Özel Cihan Hastanesi Çocuk Hastalıkları Doktoru Uzman Doktor Ozan Kızılırmak ile bir röportaj gerçekleştirdik.

“BEKLEDİĞİMİZDEN DAHA AZ AZALMA VAR”

Koronavirüs sürecindeki gidişatı değerlendirerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Ozan Kızılırmak, “Mart ayının başında ilk vaka bildirildikten sonra önce bizim gördüğümüz olay şu. O zaman ki virüsle şu anki virüs farklı. O zamandan bu zaman virüs çok fazla mutasyon geçirdi. Zaten halk arasında da biliniyor. Delta Varyantı, Delta Plus, Mu Varyantı, Alfası, Betası farklı konumlara geldi. Yani virüs biraz daha kuvvetlendi ama biz de aşıyla daha kuvvetlendik. Sayılara baktığımız zaman dünya genelinde beklediğimizden daha az azalma var. Aşıyla beraber daha çok azalma bekliyorduk fakat aşı hızı istenilen seviyeye ulaşmayınca istediğimiz yere ulaşamadık. Fakat gidişata baktığımız zaman şu an bizim için iyi bir yönde. Sonuçta salgının bitişine doğru gidiyoruz. Ama daha yolumuz var gibi duruyor” dedi.

“BİZİ ŞU AN TEK KORKUTAN ŞEY MIS-C GİBİ DURUYOR”

Koronavirüsün çocuklar üstündeki etkisi hakkında yetişkinlere göre daha hafif seyrettiğini ifade eden Kızılırmak, “Çoğu viral enfeksiyon gibi koronavirüste çocuklarda yetişkinlere göre daha hafif gidiyor. Zaten ölüm sayılarında da bunu görüyoruz. Çocuklar hastalığı geçirmiyor gibi bir algı oluşuyor bu yanlış bir düşünce çocuklar da hastalığı geçiriyor. Fakat çocuklarda hastalığın seyri yetişkinlere göre çok çok hafif. Çoğu çocuk bunu hissetmiyor bile. Biz yaşıyoruz bunu. Aile merak ettiği için antikor testi veriyor, bakıyoruz çocuk hastalığı geçirmiş ailenin haberi bile yok. Ağır hastalıktan yana kastımız ise MIS-C. MIS-C dediğimiz olay sistemik çoklu organ yetmezliğine giden inflamatuar bir sendrom. Bu koronavirüs enfeksiyonu Amerika ve İngiltere’de tanımlandı. Şu anda Türkiye’de görülen vaka sayısı 240 civarında. MIS-C enfeksiyonu olan çocukların yüzde 10-15’ine yakın da hasta kaybımız oldu. Yüzde 85-90’lık kısımda sağ kalım var. Bizi şu an tek korkutan şey MIS-C gibi duruyor. Akciğer tutulumu yetişkinlerdeki ağır ve sıkıntılı değil oradan da çok büyük gol yemiyoruz. Çocuklardaki hastalığın seyri yetişkinlere göre çok çok güzel ve çok daha ılımlı gidiyor. MIS-C geçiren çocuklarda organ yetmezliği gelişiyor ama bu organ yetmezliği çok büyük oranda kalıcı olmuyor. Uzun vadeye yayılmayan hasarlar. Şu anki verilere göre konuşursak çünkü şu an 1 buçuk yıllık veri var daha ötesi için 5-10 yıllık verilere gerek duyulur. Şu an elimizde bulunan verilere göre çocuklarda kalıcı bir hasar gözükmüyor” ifadelerini kullandı.

“BU YAŞ DAHA DA AŞAĞIYA İNECEKTİR”

Aşılamada 12 yaşa kadar düşüldüğünü ve bu yaşın kesinlikle daha da aşağıya inmesi gerektiğini dile getiren Ozan Kızılırmak, “Aşı yaşı düşecektir kesinlikle. Düşmeli mi kısmında ise, kesinlikle düşmeli. Şöyle düşünelim. Vücudumuza giren enfeksiyonlar var. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, çocuk felci gibi enfeksiyonlar. Biz bunların hepsinin aşılamasına erken dönemde başlıyoruz. Çoğu aşıyı hayatımızın ilk 2 yılında oluyoruz. Çocuk anne karnından çıktıktan yarım saat sonra Hepatit-B aşısını yapıyoruz. Elimizdeki virüs aşıların tamamına erken dönem de başlıyoruz. Bu koronavirüste büyük ihtimalle böyle olacak. Ama şimdi aşı tedarikinde sıkıntı var, hastalık daha çok yetişkinleri etkiliyor daha çok yetişin bireylere zarar veriyor. O yüzden yavaş yavaş aşağıya düşecektir. 18 dedik, 15 dedik, 12 dedik bu yaş daha da aşağıya inecektir. Ne zaman ki aşılama belli bir noktaya gelir o zaman da çocukların da aşılanması başlayacaktır. Başlanmalıdır da zaten. Sonuçta çocuklar hastalığı bulaştırmıyor değil” diye konuştu.

“ÇOCUKLAR ZATEN KORONAVİRÜS ENFEKSİYONU GEÇİRİYORDU”

Aşı karşıtı ebeveynler olduğunu ve kendilerine fikir sorulduğu dile getiren Uzm. Dr. Kızılırmak, “Danışanlar tabi ki oluyor. Hepsine aynı şeyi söylüyoruz. Sadece koronavirüs özelinde değil diğer bütün aşılar için geçerli. En basit örneği şöyle verebilirim. Bundan 25-30 sene önce bizim doktor abilerimiz, hocalarımız, menenjitler, ağır kızamıklar, ağır suçiçeği enfeksiyonları, zatürreler ondan sonra difteri gibi hastalıklarla uğraşıyorlardı. Şu anda biz bunların çoğunu görmüyoruz zaten. Peki nasıl görmüyoruz, aşılama sayesinde. Şu an bizler nasıl koronavirüs için uğraşıyorsak koronavirüs aşılamasında belli bir noktaya geldiğimizde biz koronavirüste görmemeye başlayacağız.

Şöyle bir detay da var. Koronavirüs hastalığı bize yabancı bir virüs değil. Çocuklar bundan önce her kış aylarında geçirmiş oldukları üst solunum yolu enfeksiyonlarının yüzde 15’i koronavirüs enfeksiyonuydu. Çocuklar zaten koronavirüs enfeksiyonu geçiriyordu. Bundan 4 sene önce çocuklar koronavirüs enfeksiyonları geçiriyordu. Tek sorun bu koronavirüs geniş bir familya geniş bir aile. SARS-CoV-2 dediğimiz Covid-19 türü yapmış olduğu mutasyonla ölümcül bir hal aldı. Ölümcül bir hal aldığı için yetişkinlerde sorun çıkarttı. Aslında çocukların geçirmiş olduğu her 100 enfeksiyonun 15-20 tanesi kışın koronavirüs enfeksiyonuydu zaten. Biz koronavirüsü görmüyor değildik. Tek sorun öyle bir mutasyon yaptı ki ortalığı karıştırdı” sözlerini kullandı.

“GEBELERDE ERKEN DOĞUM ORANI ARTMAYA BAŞLADI”

Hamile kadınlarda delta varyantının sorun çıkardığını ve erken doğuma neden olduğunu söyleyen Ozan Kızılırmak, “Özellikle bu son varyant Delta Varyantı gebelerde ağır gidiyor. Bunu görmeye başladık. Gebelerde mortalite (ölüm oranı) artmaya başladı. Buna bağlı erken doğumlarda arttı. Örneğin anne gebeliğin 28.haftasında delta varyantı ile enfekte oldu, gebeliği tamamlama şansı çok fazla olmuyor. 38-40.haftayı görme şansı olmuyor. 30-31-32.haftada erken doğum sayıları delta varyantı ile beraber artmış durumda. Özellikle virüs bu konuda ciddi bir mutasyona uğradı. Gebelerde mortalite (ölüm oranları) artmaya başladı bu varyanttan sonra. Benim kardeşim Dahiliye doktoru ben kendi kardeşime 32.haftada aşı yaptırdım mesela. Gebeler aşıdan korkmasınlar aşılarını yaptırsınlar. Çalışmalar peş peşe geliyor. Anneden çocuğa geçiş konusunda hala net bir veri yok elimizde. Bununla ilgili elimizde 3-4 tane çalışma var. Annedeki pozitifliğin çocuğa şu anda yansımadığını görüyoruz. Şu anda anneden çocuğa geçiş görülmemekle beraber yavaş yavaş veriler geliyor şu anda” dedi.

“OLAYI KÖTÜYE GETİREN SÜREÇ BİZİM VÜCUDUMUZUN VERMİŞ OLDUĞU ORANTISIZ TEPKİ”

Varyantların çocuklar ve yetişkinlerde ayrılmadığı dile getiren Kızılırmak, “Varyantlar çocuklar ve yetişkinlerde ayrılmıyor. Çocukların en büyük şansı vermiş oldukları inflamatuar seviyesi düşük olduğu için hastalığı daha hafif seyrediyorlar. Şöyle örnek verebilirim, aslında koronavirüsün kendi direk olarak öldürmüyor. Olayı kötüye getiren süreç bizim vücudumuzun vermiş olduğu orantısız tepki. Bizim vücudumuz aslında orantılı tepki verebilse işler yolunda gidecek. Zaten bizim verdiğimiz ilaçların çok büyük kısmı virüse karşı değil bağışıklığımıza karşı oluyor. Bağışıklığı dizginlemeye çalışıyoruz. Mesela kortizon veriyoruz, bunun amacı bağışıklığı inflamatuar sürecini baskılamak. Çocukların şansı bu. Onların bağışıklığı yetişkin kadar sert tepki vermediği için hastalık süreçleri daha kontrollü gidiyor” diye konuştu.

“ÇOCUKLARA HASTALIK BULAŞMAZ DİYE BİR ŞEY YOK”

2 yaş altına maske kullanılmasını önermediklerini belirten Çocuk Hastalıkları Bölümü Uzm. Dr. Ozan Kızılırmak, “Benim 2 tane kızım var. Biri 10 yaşında biri 3 yaşında. 10 yaşındaki kızım okulda da maskesini takıyor, serviste de takıyor, dışarı çıktığı zaman da takıyor onda bir sıkıntım yok. Çünkü 10 yaşındaki çocuğu kontrol edebiliyorsun. Fakat 3 yaşındaki çocuğu dışarı çıktığı zaman mesela 1 saat dışarda kalıyorsun 1 saat boyunca maskeyle tutma onu zapt etme şansınız yok. Çocuğun yapacağı tek hareket maskeyi indirmek oluyor. 2 yaşın altına maskeyi kesinlikle önermiyoruz. Çünkü 2 yaşındaki çocukta karbondioksit rotasyonu sıkıntı yaratabilir. 2 yaşın üstüne de kontrol etme şansınız varsa belki. Onda da mümkünatı var mı derseniz işin pratiğinde yok. Ama şu değil çocuklara hastalık bulaşır. Çocuklara hastalık bulaşmaz diye bir şey yok. Tek istisna çocuklarda hastalık daha hafif seyrettiği için çoğu çocukta hastalığın geçtiğini bile anlamıyoruz. Yoldan hastalığı geçirmediğini söyleyen 100 tane çocuğu çevirin şu anda büyük ihtimal 15-20 tanesinde antikor pozitif gelecektir” dedi.

“AŞILAMAYI YOLUNA KOYARSAK PANDEMİ BİTECEK”

Bundan sonraki süreç hakkında fikirlerini ifade eden Ozan Kızılırmak, “Eğer aşılamayı yoluna koyabilirsek, aşılarını tamamlamışların oranını yüzde 75-80’lere çektiğimi zaman Türkiye çok rahatlayacak. Biontech’de 7.ay itibarı ile antikor düşüşün başlandığını açıklandı. 3 doz aşıları bitirdiğimizi noktada Türkiye çok rahatlayacak. Yüzde 75-80 burada kritik rakam bu. En başından beri zaten herkes bunu söylüyor. İstediğimiz rakamlara ulaşamadığımız için bu bize günlük 250’ye yakın ölüm 30 binlere yakında yeni vaka olarak geri dönüyor. Yoğun bakıma yatan hastaların yüzde 85-90’ından fazlası aşısız hasta, ölenlerin tamamına yakın aşısız hasta. Aşılı olup ölenlerin çoğunun ek hastalığı var. Şeker hastası, kanser hastası gibi ek hastalığı olduğu için aşıya rağmen kaybediliyor. O yüzde aşılı ve ek hastalığı olmayan insanlarda kayıp yok zaten şu anda. Aşılamayı yoluna koyarsak pandemi bitecek. Aşılamayı yoluna koymazsak sürünmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

MIS-C NEDİR?

Sars CoV-2 virüsüne maruz kalan çocuklarda virüsün bağışıklık sistemini tetiklemesine bağlı olarak MIS-C, yani “multisistem inflamatuar sendrom” görülebiliyor. Bazı çocukların, COVID-19 enfeksiyonunu hiçbir belirti olmadan, diğer bir ifade ile “asemptomatik” geçirmesi ya da aile üyelerinin enfekte olduğu dönemde çocuğun hafif belirtileri olması nedeniyle test edilmemesinden dolayı, o dönemde tanı konulmamış olması, çocuğun MIS-C geçirmeyeceği anlamını taşımıyor. MIS-C, hastanede yapılacak bazı testler sonucunda kesin tanı konularak, hızlıca tedavi edilmesi gereken önemli bir hastalıktır. Bu hastalık kalbin dolaşımını sağlayan koroner damarlarda sorun oluşturarak kalp fonksiyonlarını bozabilir. Bu nedenle başta çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk enfeksiyon hastalıkları ve çocuk kardiyolojisi gibi birden fazla bölüm tarafından multidisipliner takibin yapılması ve gerekli tedavilerin düzenlenmesi çok önemli.

06 Eki 2021 - 17:58 - Güncel

Muhabir  Mevlüt Can Özçelik


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.