DEVA Partisi İl Başkanı Adem Koç: “Sandıklar sürprizleri gösterecek”

DEVA Partisi İl Başkanı Adem Koç gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Adem Koç açıklamasında “Sandıklar sürprizleri gösterecek” dedi.

Mevlüt Can Özçelik
Mevlüt Can Özçelik Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Siyasi hayatına Mart 2020’de başlayan DEVA Partisinin hedeflerini, erken seçim hakkındaki görüşlerini, yerel yönetimlerin performanslarını, seçim olması halinde ittifak çalışmalarını İl Başkanı Adem Koç’a sorduk. Koç sorularımızı açık ve samimi bir şekilde cevapladı.

KOCAELİ ŞAMPİYON” DEMİŞTİ”

DEVA Parti siyasi haya 1 yıl önce başladı. 1 yılda ne kadar yol kat etti? Kocaeli’de çalışmalarınız ne durumda?

Partimiz Kocaeli ile ilgili teşkilatlanma sürecini 2020 Mart ayında genel merkez kurulması ile birlikte Partimizin kurucular kurulu oluşumu ve tanıtım ile beraber partimiz tüm Türkiye’de örgütlenme ve teşkilatlanma sürecini takip etti. 17 bölgeye ayrıldı. 17 bölgede de her bil için bölge bölge komisyonlar çalışmaları yürüttüler. Kocaeli’miz ile ilgili komisyonumuzun yaptığı çalışmada çok farklı arkadaşlarımızın değerlendirmesini yaptık takip ettiler ve kurucu il başkanlığı görevini bana Genel Merkezimiz 2 Temmuz tarihinde bildirdi. Biz de kurucu heyetteki arkadaşlarımızla beraber hızla Kocaeli’deki il yönetimimizin oluşumu ile ilgili süreci takip ettik. 2 Temmuz’da il başkanlığı görevi verildikten sonra 10 Ağustos tarihinde kurucu il yönetimimizi oluşturmuş olduk. 10 Ağustos’ta da bir lansman yaparak Kocaeli kamuoyunda kurucu il yönetimimizi tanıtımını yaptık. Tabi burada kurucu il yönetimimiz şehrin tamamını kucaklayan, şehrimizin 12 ilçesinin tamamını içine alan bir yapı da oluştu. Ayrıca genel merkezimizin teşkilatlanma sürecinde kadınlarımız ile ilgili bir kota uygulaması var. Kadının siyasette olması temsil edilmesi ve hakikaten Türk siyasetine, Türkiye’nin yönetimine çok olumlu yönde katkılar sağlayacak ve toparlayacak bir düşünce olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda genel merkezimiz bize 41 kişilik il yönetimimiz oluştu. 10 kadın yönetici arkadaşlarımız oldu il yönetimimizde. Biliyorsunuz Kocaeli’miz aynı zamanda Türkiye’mizin 4 bir tarafından göç alan bir kent. Hem şehirdeki yerleşik arkadaşlarımız ile beraber tüm ülkemizin renkleri de yapısal olarak temsil olarak il yapılanmamız da oldu. Çok kaliteli bir il yönetimimiz oluştu. Daha sonra kurucu il yönetimimiz ile beraber 12 ilçemiz ile ilgili biz de komisyonumuzu kurduk. Aslında genel merkezimiz kurucu heyete ilçe başkanlarını bizzat atama yetkisini vermişti. Ama ben il başkanı olarak arkadaşlarımla beraber bu görevi biz il yönetimimiz ile beraber yapmalıyız. Partimizin adı Demokrasi ve Atılım Partisi ise bu demokrasiyi kendi içimizde içselleştirmeliyiz. Bütün karar ve uygulamaları oy birliği içerisinde, oylama içerisinde yapmalıyız diye düşündük ve doğru da yaptık. Her bir ilçemiz için il yönetimimizden 3’er 4’er kişilik arkadaşlarımızı görevlendirdik. Gelen teklifler müracaatlar ve bizim teklif ettiklerimiz ile beraber ilçe başkanlarımızı belirledik. Genel merkezimizin onayına sunduk. Genel merkezimizin onayıyla kurucu ilçe başkanlarımız belirlenmiş oldu ve yönetimleri de oluşmuş oldu. Aynı oluşum sürecini de ilçe yönetimlerinde de izledik. Daha sonra kongre süreçleri partimizde Kocaeli’de icra ettik. Siyasi partilerin seçim yasası gereği yeni kurulan bir siyasi partinin seçimlere girebilmesi için tüm Türkiye’de yani 81 ilde yarıdan fazla 41-42 vilayette teşkilatlarını kongrelerini yapıyor olması gerekiyor. Aynı zamanda da ilçe bazında da 900’ü aşkın ilçemizde de yüzde 30’unu yapmanız gerekiyor. Bu anlamda da Kocaeli olarak 12 ilçemizin 4’ünde kongremizi yapıyor olmamızla bu görevi genel merkezimize seçim girebilme ile ilgili destek görevimizi yerine getirmiş olacaktık. Ama biz arkadaşlarımızla konuştuk biz işi yarım bırakmayı sevmiyoruz tam yapacağız. 12 ilçemizin tamamında biz hem ilçe kongrelerimizi yaptık ve arkasında da 2020’nin Kasım ayının 28’inde il kongremizi Sayın Genel Başkanımızın katılımıyla çok coşkulu bir şekilde yaptık ve Kocaeli tarihinin rekorlarını kırdık bu süreçte. Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan’ı yaklaşık 770 araçlık bir konvoy ile karşılama imkanımız oldu. Yani araç konvoyunun bir ucu gözüküyor bir ucu gözükmüyor. Bunu bana takip edenler söyledi daha sonra çünkü ben sayın genel başkanımız ile birlikteydim. Gerçekten muazzam bir heyecan vardı o günkü koşullarda düşünün yan birde yeni kuruluyor, baskı psikolojik baskı süreci diyeyim. Daha sonra kongremiz çok başarılı motivasyonlu geçti. Yüksek katılımlıydı gerçekten. Ardından aynı gün il binamızın açılışını yaptık, İzmit’te esnaf ziyaretinde bulundu Genel başkanımız gerçekten Kocaeli’miz Genel başkanımızı bağrına bastı. Çok heyecanla karşıladı. Partimizi bağrına bastı Kocaeli’miz. Başarılı bir kongre süreci ile birlikte genel merkezimize de görevimizi yerine getirmiş olduk. Ayrıca Sayın Genel Başkanımızın yüksek takdirlerini aldık. Kocaeli ile ilgili soru alınca ‘Kocaeli Şampiyon’ demişti Genel Başkanımız.

“KOCAELİ’Yİ GERÇEKTEN YAŞANABİLİR BİR KENT HALİNE DÖNÜŞTÜRMEMİZ GEREKİYOR”

Kocaeli’de hem iktidarı hem de yerel yönetimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Merkezi yönetimle ilgili ülkemizin geldiği durum gerçekten üzücü. Türkiye’miz bu noktada olması gerekiyor. En önemli sorun ekonomik sıkıntılar. Hayat pahalılığı işsizlik. Siyasi partiler iktidarlara geliş sürecinde yolsuzlukla, yoklukla, yasaklarla mücadele söylemiyle geliyor ki geldiler. Bunlar doğru mücadele ama bu mücadele süreci bunun içine girince o batağın içine girince mücadele kalkmış oluyor. Merkezi yönetimle ilgili şu anda ki AK Parti iktidarı 20 yıllık süreçte geldiği nokta itibarıyla gerçekten ülkemizin her alanda ekonomik alanda göstergelerde de var zaten çok kötü noktaya geldiği ile ilgili. Dünyada ki sıralamamız ile ilgili. Eğitimde, bilimde, sanatta gerçekten ciddi bir irtifa kaybı içerisindeyiz aslında yukarı doğru çıkmamız gerekiyor. Ligimizi yukarı doğru almamız lazımken geriye doğru gittiğimizi hepimiz görüyoruz. Bu beceriksiz yönetim, kötü yönetim, liyakatsiz yönetimin bir iktidar yorgunluğunun yansımalarıdır. Halkımız buna layık değil. Türk halkı kaliteli bir toplum. Bu toplumumuzun daha iyi yönetimleri görmesi lazım. Merkezi yönetim ile alakalı olarak yine Genel Başkanımız bugün camlı yayına katıldı. Sayın genel başkanımızın da ifade ettiği gibi 2014 yılına kadar ki milli gelirdeki pozisyonumuz 12 bin dolarları aşıyor ve 13 bin doları yakaladığımız zaman ki az bir rakam kalmış oraya o zaman Türkiye fikstür atlıyor. Milli gelir bazlı olarak dünya standartlarında yüksek bir standartta girmiş oluyoruz. Fakat ne yazık ki şu anda TÜİK’in verilerine göre mevcut iktidarın verilerine göre bu rakam şu anda 8 bin dolar bandına gelmiş. Aslında gerçek rakam bunun daha altında olduğuyla ilgili. Çünkü TÜİK’in verilerine gerçekten itibar edilmiyor. Çok gerçekçi bulunmuyor orada parametrelerle oynandığı için. Ayrıca Genel başkanımız 200 TL’lik bir banknot çıkardı. Bu ilk çıktığı zamanki 200 TL’lik rakam 123 dolar, şu anda ise 23 dolar karşılığı geliyor. Yani yaklaşık 5’te 1 olarak bizim paramız düştü. Bu anlamda da fakirleştiğimizi, fukaralaştığımızı yurtdışına çıkanlar bilirler orada bir şişe suyun hesabını yapmak zorunda kalırsınız. Veya yurtdışındaki insanlar, gurbetçilerimiz oradaki gelir standartlarıyla Türkiye’de krallar gibi yaşayabiliyorlar. Yerel anlamda da irtifa kaybı olunca her anlamda oluyor biliyorsunuz merkezi iktidar ve yerel iktidar AK Parti yönetiminde. Kabul etmek lazım ki 20 yıllık iktidar süreci 2004 yılında da büyükşehir olarak AK Partiye geçti. Şunu söylemek lazım, bu uzun iktidar sürecinde Cumhuriyet tarihimizde de bilindiği gibi en uzun süreçli iktidar sürecini yaşadılar. Başarılı dönemleri var ilk 10 yıllık takvim de başarılı olacak çalışmaları var ama hakikaten bu iktidar hastalığı demek ki Dünyada da yer çekimi kanunu olduğu gibi 2 dönem olması ki AK Partinin kuruluşunda da 3 dönem kuralı vardı. Onları da kenara koydular. İktidar hastalıkları ile beraber 2010’lu 12’li yıllara kadar ki takvimde iyi bir trend yakalamıştı ülkemiz. Demek ki iktidar yorgunluğu mental yorgunluk dediğimiz şeylerle birlikte ne yaparsanız yapın bir yerlere gelemiyorsunuz ve bir yönetim değişikliği oluşması gerekiyor. Yerel anlamda da yönetim kalitesizliği yerele de yansıdı. Kocaeli ile ilgili şunu söyleyebilirim gerçekten bir ciddi bir ulaşım problemi kentimizde var. Çirkin yapılaşma, düzensiz yapılaşma, plansız yapılaşma problemi var. Ciddi park problemi var. Çevresel kirlilik anlamında da başta sanayileşmenin olduğu ilçelerimizde bu insan sağlığı ile ilgili ciddi tehditler oluşturuyor.  Yerel anlamda 12 ilçemizin tamamında ulaşım ile ilgili ciddi sorunlar var. Gerçekten şu anda yerel yönetim çok başarısız bir süreci götürüyor. Halkımız buna layık değil. Kocaeli halkı gerçekten yaşanabilir, huzurlu yani kültürüyle, tarihiyle, çevre koşullarıyla, denizi, gölüyle, Karadeniz, Marmara deniziyle, bir andan Kartepe’yi yaşayabiliyorsunuz kış tatili yapabiliyorsunuz, aynı zamanda denize de girebiliyorsunuz. Kocaeli’nin Çenesuyu'nu içen insanlar şehri seviyor. Kocaeli’yi gerçekten yaşanabilir bir kent haline dönüştürmemiz gerekiyor. Bir beldeden diğer bir yere zor gidiyorsunuz. Ulaşımla ilgili park problemleriyle beraber yeni park alanları ulaşım alanları açması gerekiyor. Deniz taşımacılığına ve demir yolu taşımacılığı ile ilgili çok makro anlamda çalışma yürütmek gerektiğini düşünüyorum. Körfez kentiyiz bu Körfez kentinde deniz ulaşımının daha iyi bir şekilde yapmamız gerekiyor.

“BİZ SÜREKLİ SAHADAYIZ”

-Ali Babacan ve DEVA Partisi içindeki pek çok isim geçmişte AKP içinde siyaset yapan kişiler. Şimdi ise AKP’yi çok set bir biçimde eleştiriyorsunuz, sizce bu durum handikap oluşuyor mu? Seçmen açısında inandırıcılık kaybı yaşıyor musunuz?  

Şöyle sert ifadesi değil de rasyonel eleştiri yapıyoruz. Bir şey söylemek için bir şey söylemiyoruz. Söylemiş olalım, sert çıkış yapmış olalım gibi rasyonel bir muhalefet yapmak istiyoruz ve yapıyoruz. Halkımızın içinde yaşadığı sorunları biz halkımızla beraberiz zaten. Bu sorunlar bize geliyor. Biz sürekli sahadayız ve hatta bizim yaptığımız muhalefeti sert buluyorlar. İnsanlar o kadar bunalmış ki rakip kesimler bile sessiz duran iş dünyası vatandaş esnaf başbaşa kaldığımız zaman sorunlar çok o kadar birikmiş ki şikayet çok. Yani hukukta adalet duygusunda adalete inanmama ile ilgili bir durum olursa birçok şeyi konuşmak lazım. Adalet yönetimlerin temelidir. Bu anlamda biz rasyonel muhalefet yapıyoruz ve rakamlarla bizim genel başkanımızda partimizde çalışmalarını veriler altında yapıyor. En çok grafikleri verileri çalışan anketler üzerinden araştırma yapan bu konuda toplumsal beklentiyi sorunları çözüm üreten bir partiyiz.

“BİR YÖNETİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLMASI LAZIM”

Ali Babacan yıllarca Türkiye ekonomisinin başındaki isimdi. Bugünkü yaşan ekonomik sıkıntılara DEVA Partisi’nin çözümü nedir?

İlk önce dürüst liyakatlı bir kadronun gelmesi lazım. Bir yönetim değişikliğinin olması lazım. Güven unsuru çok önemli. Güvenle beraber toplumda bir normalleşme sürecinin yaşanması gerekiyor. Adalet, güven, hukukun üstünlüğü, demokrasinin oturması otoriter bir yönetimden bir demokrasiye dönüşün olması gerekiyor. Türkiye özgürlük ve demokrasinin olduğu dönemlerde bizim tarihimizde de vardır en yüksek büyüme oranlarını yakalamıştır. Hep bu örneği veriyorum. Demirel’li yıllarda ki hep eleştirildi 60’lı yıllarda ilk geldiği dönem de Türkiye yüzde 6-7’lik büyüme oranı yakaladı. AK Partinin de ilk yıllarında yakaladı. Özgürlük ve demokrasi düşüncesi hakim olduğu için toplumda. Güven ortamı, adalete güveniyor, hukukun üstünlüğüne inanıyor. AK Partinin ilk yıllarında da bu büyüme oranı yakalamışız. Dolayısıyla toplumda bu anlamda özgürlük ve demokrasinin ki büyümenin refahın en iyi iklimi o’dur zaten. Dolayısıyla güven ortamında liyakatli ehliyetli kadrolarla Türkiye büyümesini yakalar.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ BİR HUKUK DEVLETİDİR”

Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan için, “seçimlerde aday olamaz” diyor. Bu konuyu biraz açar mısınız?

Türkiye Cumhuriyeti bir muz devleti değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti asırlardır kökleri olan, devlet geleneğinden gelen bir toplumuz. Türkiye Cumhuriyeti o gelenekten gelen son devletimiz bizim. Allah ömrünü uzun etsin. Bu devletimize sahip çıkacağız. Devletimizin gelenekleri ile uğraşıyor. Cumhuriyetle beraber 1950’li yıllarda demokratik hayata geçiş yaşadık. Bu sürecinde hukuk devleti olması ile ilgili tarafı da var. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin de biliyorsunuz bir yönetim usulü esasları vardır. Canım sıkıldı şöyle yapıyım diyemezsin. Böyle devlet geleneğini belirlemiş toplumlarda bunu yapamazsın sen. Türk toplumu bunu kabul etmez. Kim olursa olsun sessizce bekler yetkiyi görevi verir, takip eder. Biz hukuk devleti olduğumuz için hukuk devletinin de anayasa ile ilgili teminatları vardır. Dolayısıyla anayasa kanun dediğimiz tüzüklerle sıralamaya göre bakarsak böyle bir sistemler bütünü içerisinde biz yönetiliyoruz. Anayasamıza göre de bir kişi 5 yıllık süreçte 2 dönem üst üste Cumhurbaşkanı olabiliyor. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2014 yılında seçilmiştir. 2 döneminde de 2019 yılında seçildi. 2023 yılında da tamamlıyor 5 yıllık takvimi. Dolayısıyla anayasamızda böyle bir madde var bunu bütün hukukçular biliyor, Türk halkı da biliyor. 2 dönem üst üste Cumhurbaşkanı olabilme süresini 2023 yılında Sayın Cumhurbaşkanı tamamlamış olacak. Ancak bir müsaade anayasamızın 116.maddesinde meclis seçim kararı alırsa Cumhurbaşkanı 2.dönemini icra ederken tekrar aday olma hakkı var.

“DEVA İKTİDARINDA HEM BÜYÜKŞEHİR’İ HEM DE İZMİT BELEDİYESİNİ ALARAK BU SORUNLARI ÇÖZECEĞİZ”

Kocaeli’de AKP dışında tek muhalefet belediyesi İzmit’te. İzmit Belediyesi’nin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fatma Kaplan Hürriyet ile DEVA Partisi’nin arası nasıl?

Biz DEVA Partisi olarak şehrimizdeki tüm STK’larla, tüm siyasi partilerle, tüm kanaat önderleriyle, vatandaşlarla iletişim halinde olan tek siyasi partiyiz. Bütün siyasi partileri programımız olduğu zaman davet ediyoruz, davet edildiğimizde davete gidiyoruz. O konuda bir iletişim halindeyiz. Bizim için kanuni yasal olacak ve toplumsal meşruiyeti olacak. Biz bu anlamda yerel yöneticilerimizle halkımızın seçtiği belediye başkanlarıyla iletişim halinde oluyoruz. Çalışmasıyla ilgili Fatma Hanımın şöyle bence Büyükşehir için de geçerli bütün belediyeler için geçerli, toplum, halk, vatandaş size bizi yönetin kamu kaynaklarını yerinde harcayın. Doğru yönetim yapın, bütün toplumu kucaklayan yerel hizmetler yapın. Bu anlamda hem Büyükşehir için hem de İzmit Belediyesi için o aralarındaki polemik, Kocaeli halkının kaybettiğini enerjisinin tükendiğini söyleyebilirim. Ama inşallah DEVA iktidarında hem Büyükşehir’i hem de İzmit Belediyesini alarak bu sorunları çözeceğiz.

“ŞU ANDA GÜNDEMİMİZDE YOK BU”

DEVA Partisi’nin millet ittifakına katılması bekleniyor. Önümüzdeki seçimlerde DEVA Partisi nasıl bir yol izleyecek?

Sayın genel başkanımızın da sürekli ifade ettiği gibi biz Türkiye’nin en dinamik, en genç, en liyakatli, dürüst kadrolarıyız. Türkiye’nin umuduyuz. Dolayısıyla bu sürecin yönetiminde de teşkilatlanma sürecimizi takip ediyoruz. Halkımıza, vatandaşımıza kendimizi ifade edip tanıtma sürecini izliyoruz. Tabi bir realite var geldiğimiz süreçte real politik dediğimiz şey. Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ile bir seçim süreci olacak önümüzde. Bu yüzden bir bloklaşma, bir ittifaklaşma olması resmi var. O konjektürde seçimin atmosferinde konuşulacak konular bunlar. Bunların değişmesi gerekiyor. Toplumun 2’ye, 3’e bölen şey Türkiye’de sorunların çözümü değil problemin ana eksene doğru gittiğini söylüyor. Dolayısıyla bu kutuplaşmadan uzaklaşmamız lazım. Bizde bunu parti olarak güçlendirilmiş parlamenter sistemi dönüş olarak proje ediyoruz. Seçim atmosferinde konuşulacak bir husus bu şu anda gündemimizde yok bu.

“HALKIMIZ DA DEVA PARTİSİNİ İKTİDARA GETİRECEK”

Cumhurbaşkanlığı sistemi ile yüzde 1 bile çok önem kazandı. DEVA Partisi yüzde 1’lerin partisi mi olacak, büyük hedefleri var mı?

Türkiye siyaset geleneğinde ben de yaklaşık 25 yıldır takip ediyorum bütün iktidara giden siyasi partilerle ilgili o küçük marjinal oylar hep söylenir. Gençlik yıllarımda Anavatan’lı dönemi hatırlıyorum, rahmetli Özal ile ilgili iktidara gelemeyeceği ile ilgili söylemleri hatta Milliyetçi Demokrasi Partisi, ordunun askerlerinin desteklediği partinin geleceği söyleniyordu. Rahmetli Özal’a halk yetkiyi verdi. Türk toplumu Ecevit’e yetkiyi verdi. Yürüyemiyor falan dendi ama Ecevit’in dürüstlüğüne ondan sonra inandı ve Ecevit’e verdi. Daha sonra AK Parti kuruldu 2000’li yıllarda. AK Partinin kuruluşunda da yüzde 3-4 dendiğini hatırlarız. Hatta burada genel merkez kurucularımızdan genel başkan yardımcımız Nihat Bey AK Partinin kurucu il başkanlığını yapmıştı. Burada zamanın valisini ziyarete gidiyorlar. Sayın Vali Türkiye’de 40 parti var 41.partiye ne gerek var diye bir ifade de bulunuyor. Dedikten 3-5 ay sonra yapılan seçimlerde AK Parti hatırladığım kadarıyla yüzde 35.6 ile meclisin yüzde 60-65’ini alarak tek başına iktidara geldi. Bugün aynı şeyi iktidar da yapıyor. Türk toplumuna demeye çalışıyorlar ki DEVA Partisi yeni kuruldu bunlardan bir şey olmaz zayıf parti gibilerden davranıyorlar. Ama Türk halkının basireti ufku vizyonu bu algıcıların algısını yıkacak. Biz sahadayız halkımıza dokunuyoruz halkımızla beraberiz. Baskı ötekileştirme otoriter iklim havası Türk halkının olgunluğuyla kemaliyle aşılacak ve yıkılacak. Bunlar böyle düşünmeye ve algı kurmaya devam etsin ama halkımız da DEVA Partisini iktidara getirecek. Sandıklar sürprizleri gösterecek.

“BU HÜKÜMET GİDECEK BAŞKA ÇARESİ YOK”

DEVA Partisi erken seçim istiyor mu? Yoksa seçimler zamanında mı yapılmalı?

Bir an önce seçim istiyoruz. Bu her geçen gün sorunlar büyüyerek artıyor. Türk toplumunun sıkıntıları demokraside seçimi istemek istiyor. Çözüm kanalı sandıktır. Biliyorsunuz tencerenin getirmediği hükümet götürmediği hükümet olmaz. Bu hükümet gidecek başka çaresi yok.

“TÜRKİYE’NİN SORUNLARININ DEMOKRASİ İÇERİSİNDE ÇÖZÜMLENECEĞİNE İNANIYORUZ”

DEVA Partisi’nin HDP’nin kapatılması karşı olduğu biliniyor. Hatta Genel Merkezi düzeyinde de görüşmeler oldu. DEVA Parti HDP ile ittifak yapar mı?

Şöyle ittifak hususları genel merkezimizin izleyeceği politikalardır. Ama DEVA Partisi demokrasiyi içselleştirmiş bir parti aynı zamanda. Biz Türkiye’nin sorunlarının demokrasi içerisinde çözümleneceğine inanıyoruz. Demokrasi hepsinin ilacı. Toplumsal olarak baktığımız zaman da demokrasi içerisinde sorunları çözersek Türkiye ilerlemesini ekonomik olarak da büyümesini sağlar.

“İDEOLOJİK DÜŞÜNCESİ AYNI OLMAYAN SİYASİ ORGANİZASYONLAR BİR ARAYA GELEBİLİR”

DEVA, CHP, İYİ Parti hatta HDP bakıldığında ideolojik olarak birbirlerinden çok farklı partiler. Bu kadar farklılık içinde nasıl bir ittifak yürütülebilir. Böyle bir ittifak sadece ‘AKP gitsin’ ittifakı mı olacak?

Türkiye açık toplum olması lazım. Açık toplum olursa sorular açık cevaplar açık olursa düşünceler ve fikirler açık açık ilan edilirse ve bu bir kusur olmazsa Türkiye büyük ve zengin olacak. Türkiye düşünce özgürlüğünde zengin olması lazım, ifade özgürlüğü. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi uygulaması ve seçim sisteminin o yönde gitmesi bu soruyu doğurur. İdeolojik düşüncesi aynı olmayan siyasi organizasyonlar bir araya gelebilir. Gelmek zorunda. Nasıl ki iyi para kötü parayı kovar, İyi yönetim kötü yönetimi kovar. Biz burada güçlendirilmiş parlamenter sistemi bu anlamda doğru buluyoruz. Türkiye bir an önce güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi yakalaması ve toparlaması gerekiyor. İttifaklaşmanın anahtarı formülü güçlendirilmiş parlamenter sistem. Türkiye’nin amacı şu anda güçlendirilmiş parlamenter sistemle az önce ifade ettiğim gibi demokrasiye dönüş demokrasiyi yakalamak ile ilgili süreci takip etmek. Ana hedefinin bu olması gerekiyor.

“SINIRLARIMIZ KUTSALDIR”

Türkiye’de son zamanlarda yoğun bir biçimde göçmenler tartışılıyor. DEVA Partisi’nin göçmenlere bakış açısı nasıl?

Hudut namustur. Sınırlarımız kutsaldır. Türkiye’nin kevgire dönmüş olması çok üzücü. İpini koparan Türkiye’ye geliyor olması Dünyanın dört bir yanından. Bir kere evrensel anlamda insanların yokluk, terör, savaş, fukaralıktan dolayı ülkelerini yaşadığı bölgeyi, eşini dostunu, düzenini bozması evrensel bir sorun. Evrensel sorunla beraber Türkiye olarak pozisyonumuzu nasıl almamız lazım. Türkiye güçlü bir ülke büyük bir ülke merhametli bir ülke evet nerede bir sıkıntı varsa bağrını açtı. Ama Türkiye şu anda geldiği noktada dış politikada AK Parti iktidarının Suriye’deki yanlış politikalarıyla ciddi bir göç oluştu ülkemize doğru. Gayri resmi bilgilerle Türkiye’nin şu anda yaklaşık 10 milyon civarı bir Afgan, Suriye’li ve birçok ülkeden göçmeni var. İstanbul’a gittiğiniz zaman veya başka kentlerde dünyanın dört bir tarafından insanlar var. Çinliler var. Türkiye’yi batı Amerika ülkelerine gitmekte köprü olarak kullanıyorlar. Vatandaşlık hakkı verdiler o hiç konuşulmuyor. 250 bin dolar veriyosun vatandaşlık hakkı elde edebiliyorsun. Bu anlamda bir sınır güvenliğinin sağlanması gelen göçü muhakkak durdurması gerekiyor. Artı içerdeki daha önceki yıllarda Suriye’den gelen insanlarla ilgili Türkiye’nin her tarafında karmakarışık olmuş durumda şu anda. Bütün illerde ilçelerde Suriyelileri görebiliyorsunuz. Halbuki bunların sınırda kentler oluşturulup orada tutulup takip edilmesi gerekirdi. Onların içinden de ülkelerine gidişlerinin sağlanması gerekirdi. Şöyle 1-Sınırı tutmak lazım. 2-Mevcudun içinde olanları belli bir bölgede konuşlandırıp onları rehabilite edilmesi lazım. Kendi ülkelerine gitmesi gerekenleri göndermek gerekiyor. Bu konuda ciddi uygulamalar hayata geçirilmesi lazım. Ciddi tedbirler alınması lazım.

“KOCAELİSPOR HEPİMİZİN AŞKI”

Kocaelispor için hep siyaset üstü bir yapı diyoruz ama ister istemez siyaset her zaman Kocaelispor’a bulaşıyor. Kocaelispor’un bugünkü ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kocaelispor, Kocaeli’nin markasıdır. Partiler üstü olması gerekir. Ne kadar ki Kocaelispor’un yönetimi temsili partiler üstü olursa finansman kaynaklarının tedarikinde partiler üstü olursa özgür ve özgün olursa Kocaelispor’un marka değeri o kadar iyi olur. Bir de ne olursa olsun kulübü takımı şehrin tamamının benimseyip sevmesi lazım. Eğer ki parti konusuna sokarsanız o sevgiye zarar verirsiniz. Para çözümlenir ama bu yıkmamak lazım. Bütün şehre sahip çıkmak lazım. Kocaelispor’umuz bizim, partiler üstü hepimizin aşkı. Bizim gençlik yıllarımızda 13-15’li yıllarımızda Kocaelispor hepimizindi. Otobüslerle deplasmanlara giderdik. O dönemin futbolcu kadrosu ve yönetimleri hep efsanedir. Dolayısıyla Kocaelispor’un ekonomik olarak özgür olması lazım. Kentin takımı olması lazım. Bir de herkes kendi işini yapsın. Kocaelispor partiler üstüdür. Öyle olmalı.

14 Eyl 2021 - 10:26 Kocaeli- Siyaset

Muhabir Mevlüt Can Özçelik


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi


Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?