BBP İl Başkanı Remzi Kaya: “Bizim sizden bir Muhsin Yazıcıoğlu alacağımız var”

BBP Kocaeli İl Başkanı Remzi Kaya gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Kaya, “Bizim sizden bir Muhsin Yazıcıoğlu alacağımız var” dedi.

Mevlüt Can Özçelik
Mevlüt Can Özçelik Tüm Haberleri
+1
Haber albümü için resme tıklayın

BBP İl Başkanı Remzi Kaya gazetemize açıklamalarda bulunarak Muhsin Yazıcıoğlu’na yapılan suikastı, erken seçim ile ilgili düşüncelerini, kentin en büyük markası olan Kocaelispor ile ilgili görüşlerini ve daha birçok konudaki fikirlerini sorduk. Kaya görüşlerini Kocaeli Koz’a değerlendirdi.

“ŞU ANDA 9 İLÇEMİZ KURULU”

İl Başkanı seçilmenizle birlikte BBP önemli bir ivme yakaladı. Kocaeli’de örgütlenme çalışmalarınız ne durumda?

Biz kongremizi 9 Nisan’da yaptık ama onun öncesinde 2 yıllık bir il başkanlığım var. Bu 2. kongrem oldu. 3 yıllık bir il başkanlığımız var. Biz göreve geldiğimizde sadece 1 ilçemiz kuruluydu. Şu anda 9 ilçemiz kurulu. Geriye kalan 3 ilçemizin de 1’ini kurmak üzereyiz. Önümüzdeki hafta yetki belgesini vereceğiz. Geriye 2 ilçemiz kalacak. 3 yılda normalde bütün ilçeleri kurmuş olmamız lazımdı. Bu bizim 1 yıllık hedefimizdi ama pandemi süreci siyasi çalışmalarımızı kısıtladı. Bunun yanında her göreve talep olana da biz vermedik. Biraz ince eleyip sık dokuduk. Kalıcı olsun istedik. Çoğu partilerin parti binaları yok ama ilçe başkanları atamaları yapıldı. Biz hem bayrağımız dalgalansın hem de parti binamız olsun diye bu süreci uzun tuttuk. İlçe çalışmalarımız bu yönde. Gelecek hafta Allah nasip ederse Dilovası’nda yetki vereceğiz. Sonra 2 ilçemiz kalacak. Karamürsel ve Kandıra. İnşallah onları da en yakın zaman da tamamlayarak 12 ilçe de teşkilatlanmış olacağız.

“YANLIŞ KİMDEN GELİRSE GELSİN KARŞISINDAYIZ”

BBP Cumhur ittifakında ama buna rağmen zaman zaman AK Parti’ye sert eleştirilerde bulunuyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Cumhur ittifakı 15 Temmuz 2016’da sokakta kendiliğinden kurulmuş bir ittifak aslında. Vatanını, bayrağını, milletini, devletinin istikbalini önemseyenlerin bir araya gelip sokakta kurduğu bir ittifak. 2017 referandumunda imza altına alınarak referanduma gidildi. AK Parti, MHP ve BBP. Protokol imzalayarak bir referandum süreci yaşandı. Daha sonra genel seçimlerde de devam etti. Biz cumhur ittifakını destekleyen bir partiyiz. İttifakta vardık, şu anda da varız ama şunu kamuoyu ve halkımız şöyle algılamasın. İttifakı destekliyoruz diye yapılan yanlışları görmemezlikten gelemeyiz. Bu bir kere bizim partimizin adına, tüzüğüne, dünya görüşüne aykırı. Bizim düşürümüz şu yanlış kimden gelirse gelsin karşısındayız. Doğruda kimden gelirse gelsin yanındayız. Cumhur ittifakını destekleyeceğiz diye yanlışı savunmamızı kimse bizden beklemesin. Biz eğer bir yanlış yapılırsa muhalefet partisi edasıyla eleştiririz. Doğru yolu gösteririz. Üsluplu bir eleştiri olur bizimkisi hakarete varan kutuplaştırıcı muhalefet olmaz. Ama doğru yolu göstererek eleştiririz. Doğru yapılanı da tabi ki alkışlarız. 15 Temmuz’dan sonra ki süreçte dıştaki düşmanlarımızın maşaları ülke içerisinde de faaliyetlerini artırdılar. Biz Alperenler’in ve BBP’lilerin birinci önceliği devletin birliği, bütünlüğü, bayrağımız ve devletimiz. Hal böyleyken de bizim tabi ki bu niyet de olan bir niyet de olan ittifakta olmamız gerekiyor. Tekrar söylüyorum ittifaktayız diye yapılan yanlışı da asla ne tasvip ederiz ne destekleriz. Bu yüzden ara ara sesimizi yükseltmemiz, yutkunduğumuz şeylere artık yutkunamamamızın nedeni de hükümetin yaptığı yanlış politikalar. Bize göre yanlış gelen politikalar. Tabi ki eleştireceğiz.

“DENETLEME KONUSUNDA SIKINTILAR VAR”

Mevcut iktidarın politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Politika genel bir konu tabi. Biz dışardan gelen bütün tehditlere karşı hükümet kim olursa olsun destek vermek zorundayız. Çünkü dış politika milli bir dava. Milli dava da partiyi bir kenara bırakırız. İçeriye döndüğümüzde de pandemi sürecinin de çok artırdığı bir ekonomik sıkıntı var. Biz bu sıkıntıları görmemezlikten gelemeyiz. Bire bir yaşıyoruz. Ben de bir esnafım. İl ve İlçe yönetimindeki arkadaşlarımızın da çoğu esnaf. Bire bir yaşadığımız bir sıkıntıyı görmemezlikten gelemeyiz. Ekonominin üst seviye de sıkıntılı olduğunu söyleyebilirim. İnsanlar da alım gücü azaldı. Sadece bu işi bağlamak da doğru değil. Düzgün bir ekonominiz varsa pandemi sizi teğet geçer. Sayın Cumhurbaşkanının bundan 10 yıl önce küresel krizlerde Türkiye’yi teğet geçecek dediği gibi teğet geçer. O gün ekonomi düzgündü, doğruydu, rayındaydı ve teğet geçmişti. Ama küçücük bir pandemi etki alanı büyük olabilir ama ekonominiz çok güçlüyse çok fazla hissetmezsiniz. İşte elektriğe, doğalgaza, akaryakıta olan zamları düşünün, açıklanan enflasyon oranlarını düşünün, memur ve emekli zamlarına yapılan zamları düşünün. Arada büyük bir makas var. Memur maaşlarının zam oranları açıklandı. Bunu elektrik, doğalgaz veya su zam oranında artırsanız bile insanlar bu rahatlığı bir nebze hissedecekler. Tarımda eksik ve aksaklıklar var. Üreticilerin sorunları var. Tarladaki ürünün fiyatları ve tüketicideki fiyatların arasındaki fark var. Ben bir mobilya imalatçısıyım işim bu. Geçen yıl 180 lira olan bir tabaka MDF şu an 600 lira. Yüzde 300’lük bir zam var. Geçen yıl 1 lira 75 kuruş olan menteşe 10 lira 50 kuruş. Gerçekte baktığınız zaman enflasyonun ne kadar yüksek olduğunu görüyorsunuz. Bunlarda yerel de ve genel de sıkıntılar var denetleme konusunda. Kimse kimseyi denetlemiyor. Serbest piyasa ekonomisi diye bir şemsiyenin altına sığınıldı. Ama burada bu uçurumu, bu enflasyon farkını, bu zamlı ürünleri bizim halkımız cebinden karşılamak zorunda kalıyor ve bu da ciddi bir ekonomik buhran yaratıyor. Denetlemelerin sıkı bir şekilde yapılması lazım hem genel de hem yerel de.

“YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZ DİYE BİR ATASÖZÜ VARDIR”

Sizce erken seçin yapılmalı mı?

19 yıllık bir AK Parti hükümeti var. Hükümet olan bütün partiler yıpranır. Bütün partilerin hükümetteyken yıprandığını görürsünüz. Bu gayet normal bir şeydir. Sürekli eleştirilirler ve yıpranırlar. Bunun yanında 19 yıldır girdiği bütün seçimleri kaybeden ana muhalefet partisi ve muhalefet partileri var. Biraz önce saydığım olumsuz şartlar varken muhalefet partilerinin erken seçim istemesi normal bir şey. Erken seçim ne zaman istenir? Ekonomik buhran varken, işler yolunda gitmiyorken. Şu an bu şartlar var mı? Var. Ekonomik kriz var ülke de. Peki muhalefet 19 yıldır girdiği bütün seçimleri kaybetmiş olmasına rağmen niye seçim istiyor. ‘Yenilen pehlivan güreşe doymaz’ diye bir atasözü vardır. Seçim istemeleri gayet normal. Yenildikçe seçim istenecek. Ama iktidarın da erken seçimi kabul edip etmemesi onun tasarrufunda bir iş. Gayet normal seçim istemeleri ama seçim isterken yeni vaatler verilir. Ülkenin yaşadığı krizler varsa bu krizlerin reçeteleri sunulur ve bunun üzerinden erken seçim talep edilir. Ama bir reçete yok ama erken seçim isteği var. Bunu ben anlamsız buluyorum. Geçmişte hemen hemen 1 buçuk yılda bir bu ülke de seçimler oldu. Koalisyon dönemlerinde ve bu ülkeye çok şey kaybettirdi. Biz bunu Türkiye Cumhuriyeti kurulalı nerdeyse 100.yılımıza gireceğiz. 100 yıl bunu yaşadık gördük. Özellikle 50’lerden sonra ki çok partili sistem de. Yeniden erken seçim istemeleri bana hiç mantıklı gelmiyor. Ama kendilerini öyle tatmin ediyorlarsa isteyecekler gayet normal. Seçime hazırlar mı? Belki teşkilat olarak hazırlar ama proje olarak reçete olarak hazır değiller. Yeniden bir kayıp yaşayacaklar. Çünkü halktan sandıktan çıkabileceklerine onlarda inanmıyorlar. İnanmıyorlar ama hükümeti de yıpratmak için erken seçimi gündeme getirerek yeni bir gündem yaratma peşinde koşuyorlar. Normal istemeleri ama kabul edip etmemek iktidarın kararı.

“BÜTÜN BELEDİYE BAŞKANLARININ ELİMİZDE SEÇİM VAATLERİ VAR”

Zaman zaman Kocaeli’de yerel yönetimleri eleştiriyorsunuz. Kocaeli’deki belediyeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yerel seçim olalı 2 yılın üzerinde bir zaman oldu. Biz yerel seçimlerde Cumhur ittifakının varlığını önceleyerek onun ruhuna zarar vermeme adına Genel Merkezimizin talimatıyla 30 Büyükşehir’de aday çıkarmadık. Artı Cumhur İttifakının bileşenleri AK Parti ve MHP liderlerinin şehirlerinde Rize ve Osmaniye’de de Büyükşehirlere aday çıkarmadık. Diğer bölgelerde de millet ittifakının kazanma ihtimali olan bölgelerde de çıkarmadık. Kocaeli yerelinde Büyükşehir adayımız bizim Tahir Hocamızdı. Sadece meclis üyeleriyle biz çıktık. Oyumuzu görebilmek için. Dolayısıyla cumhur ittifakını destekleyen bir partiydik. Onlara oy verdik. Onlara oy verdiğimiz için hesap sorma hakkımızda var. Yani neden oy verdik biz Tahir başkana ya da diğer belediye başkanlarımıza halka hizmet versinler diye. Doğru hizmet, adaletli hizmet yapsınlar diye. Şehrin sorunlarını çözsünler diye verdik. Hepsini mi eleştiriyorum? Hayır. Ben Büyükşehir’in takdir ediyorum ve öyle izliyorum. Gölcük Belediyesi, Körfez Belediyesi, Gebze Belediyesi aklıma ilk gelenler bunlar. Bunların çalışmaları gayet güzel. Takip de ediyoruz. Bütün Belediye başkanlarının elimizde seçim vaatleri var. Pandemi olmasaydı geçen yıl Mart ayında 1 yıllarını doldurduklarında karne verecektik. Pandemi vurdu es geçelim bu sefer eleştirmeyelim dedik. Kısmen eleştirmek zorundayız. Neden yanlış görüyoruz. Yanlışa susma şansımız yok. En çok eleştirdiğim konulardan birincisi vatandaşa hizmet ulaşımları. İkincisi sadece iktidar partisinden veya o partiye gönül vermiş gönüldaşlardan yandaşlardan işçi alımının yapılmasını çok eleştiriyorum. Çünkü ben BBP İl başkanıyım benimde teşkilatlarımda işsiz arkadaşlarımız var. İş ihtiyacı olan arkadaşlarımız var. Hiç teşkilatlarımızda olmayıp bu şehrin havasını teneffüs eden, bu şehirde büyümüş bu şehrin çocukları var siyasi görüşü ne olursa olsun. Sadece AKP’lileri işe alarak kendine yakınlarını işe alarak bu şehrin sorununu çözmüş olamazsınız. Bu şehirdeki çocuklara iş alanı açmak aş vermek sizin göreviniz. Yerel yönetimlerinde görevi genelin olduğu gibi. Bizim serzenişimiz bu. Yıllardır bu şehir bir parti yönetiyor. Sürekli kendi partililerini işe alarak diğerlerinin tepkisini çekiyor. Onlarında hakkı diğer insanların çocuklarının da hakkı. Bu şehrin bütün çocukları çalışmak zorundalar. Bizim talebimiz bu. Sadece BBP’lileri işe alın demiyorum. Bize böyle bir teklif gelse kabul de etmem ben. Biz diyoruz ki iktidar partisi tabi ki kendini o koltuğa getiren oy verenlerine işçi alımı yapacak. AKP, MHP, BBP bunları işe alsın ama CHP’liyi de alsın. İYİ Partilileri de alsın. Oranları düşürebilirsin. Birinden 100 kişi alırsın birinden 5 kişi alırsın mesela. Ama bütünleştirici olmak için bir daha seçim kazanabilmek için bu hassasiyetlerinin olması gerekir. Diğer taraftan yatırımlar. Yanlış yerde yanlış yatırım yapılırsa eleştiririz. Tam biatı bizden kimse beklemesin. Ne yapıyorsa cumhur ittifakı doğru yapıyor diyemeyiz. Bu yüzden yeri geldiğinde eleştiriyoruz. Sizlerin duymadığı zamanlarda da telefonla konuşuyoruz. Bir sonuç alamazsak medya yoluyla eleştirmek zorunda kalıyoruz.

“BEN BÜTÜN BELEDİYE BAŞKANLARINA AYIRMADAN BAŞARI DİLİYORUM”

Kocaeli’de AK Parti dışında tek belediye İzmit Belediyesi. Siz İzmit Belediyesi’ni ve Fatma Hanım’ı nasıl buluyorsunuz?

Fatma hanım öncelikle bir kadın. Bu şehrin çocuğu ve insanı. Daha önce milletvekilliği yaptı. Sonradan da İzmit Belediye Başkanı olarak seçildi. Ben öncelikle Fatma Hanım’ın bir hanımefendi olmasından dolayı çok dışlandığı kanaatindeyim. Bir kere seçimle halkın oyuyla belediye başkanlığını kazanmış bir hanımefendi. Elindeki imkanlarla hizmet etmeye çalışıyor. Yeterli buluruz bulmayız ayrı konu. Fatma Hanım’ı ben ilçe başkanımı ziyarete gönderdim. Çok eleştiri aldık bu konuda. Ben de bunun üzerine bir açıklama yaptım dedim ki gerekirse ben de ziyaret edeceğim. Bu ilçenin belediye başkanı hizmet konusunda takdir ederiz eksik buluruz ayrı konu. Böyle bir açıklama yaptım o da tepki aldı. Cumhur ittifakından bir il başkanı Fatma Hanım’ı ziyaret etsin. Ben bütün belediye başkanlarına eşit mesafedeyim. Çalışmaları yeterli mi? Fatma Hanım’ın çalışmalarını ben de çok yeterli bulduğumu söyleyemem. Ama yeterli değil diye de yerin dibine sokamayız. Doğru eleştiri ile doğru yönlendirme ile doğru işlerde yaptırabiliriz. Hanımefendiyi köşeye sıkıştırmakla bir şey elde edemeyiz. Aralarındaki didişmelerin kazananları belediye çalışanları oldu. Şöyle maaş oranlarında ki artış personellerin işine yaradı. Bu şehre kazandırılan en güzel şey bana göre o. En azından belediye de çalışan düzgün bir maaş almaya başladılar. Fatma hanım zam yapınca diğer belediyelerde ona uymak zorunda kaldılar. Ben bütün belediye başkanlarına ayırmadan başarı diliyorum.

“BİZ NAMUS BORÇLARINI ÖDEMELERİNİ BEKLİYORUZ 12 YILDIR”

Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürülmesi ile ilgili süreç sizce tamamlandı mı? AK Parti yeteri kadar bu suikastı çözmek için çaba sarf ettiğini düşünüyor musunuz?

Öncelikle rahmetli genel başkanımızı hem de beraberindeki şehadete yürüyen yol arkadaşlarını rahmetle anıyorum. 12 yılı aşkın bir zaman oldu. 12 yıldır gerçekten hiçbir gelişme olmadı diyebiliriz. Birçok dava devam ediyor hatta davalara takipsizlik kararları verildi. 15 Temmuz sürecinde Cumhurbaşkanımıza Marmaris’te suikast timinde bulunan 2’si rahmetli Genel Başkanımızın da helikopterinin düşüşünde önemli rol oynayan Kara kutusunu çalan biriside o timin içindeydi. 15 Temmuz’dan sonra Genel Başkanımız Mustafa Bey’in üstün gayretiyle aile avukatlarının gayretiyle takipsizlik kararı verilen davlar birleştirildi yeniden görülür olmaya başladı. Geçen yıl üst düzey 9 tane bürokratın yargılanmalarına başlandı. Yargılanmalarda yüreğimize su serpmeyen basit cezalar verildi. İşte Kara kutunun kaybolma işine bakan Astsubay hırsızlıkla yargılandı. Üst düzey bürokratlar Emniyet Müdürü, Vali yardımcısı, Valisi görevi kötüye kullanmakla yargılandılar. 1 buçuk 2 yıllık cezalar aldılar. Aslında görevi kötüye kullanmak değil bu suikaste yardım ve yataklık etmek bunun karşılığı. Maalesef bunlar olmadı. Şimdi 9 kişilik bir komisyon kuruldu. Genel Başkanımızın gayretiyle. Her alanda uzmanlaşmış 9 kişilik bir komisyon oluşturuldu dava süreci yeniden başladı diyebiliriz.

Dönemim Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım o dönem kazadan kaza çıkartmayın demişti. İçişleri Bakanlığı, ilgili bütün kurumlar görevlerini yapamadılar. Biz hep şunu deriz, “Bizim sizden bir Muhsin Yazıcıoğlu alacağımız var” deriz. Çünkü hükümetin görevi faili meçhul ne varsa aydınlatmaktır. Aydınlatıldı mı hayır? Borçlular mı? Evet. O zaman ne demişlerdi “Muhsin Yazıcıoğlu suikastini aydınlatmak bizim namus borcumuzdur” Bülent Arınç öyle demişti. Biz namus borçlarını ödemelerini bekliyoruz 12 yıldır. Adalet geç gelebilir ama er ya da geç bulunacaktır. Ama bir gayret var mı hükümet kanadında olmadı. Son 1-2 yıl genel başkanımızın girişimleriyle bir ivme kazandı. Sonucu bizlerde sizin gibi merakla bekliyoruz. Her ne olursa olsun Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının katillerinin bulunması yüreğimize su serpecek en azından.

“BU ŞEKİLDE DAVRANIRLARSA BİZDEN DESTEK ALAMAZLAR”

Bundan sonra BBP’nin tavrı nasıl olacak, Cumhur ittifakında kalacak mı, yoksa farklı bir strateji mi izleyecek?

İttifaklar seçim dönemleri kurulur. Seçimler bittikten sonra ittifaklara gerek kalmaz zaten. Geçmişte seçimden önce ittifak olmazdı. Sonrasında koalisyonlar olurdu. Şimdi mevcut Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde ittifaklar önceden oluşturuluyor seçimlere öyle giriliyor. Seçimin bitmesiyle beraber ittifaklarda bitti. Şimdi Millet ittifakı, Cumhur ittifakı deniyor ama normalde seçim süreci bittikten sonra ittifaklar biter. Dolayısıyla biz Cumhur ittifakında hükümeti destekleyen bir partiyiz. Doğru yaptığı şeylerde. Şu anda bir ittifak yok. Bizim bununla alakalı da sıkıntılarımız var. Ak Parti’ye yönelik. İşlerine geldiği zaman bize ittifak diyorlar. İşine gelmediği zaman adımız anılmıyor. İttifak iki partiden bahsedilerek söyleniyor. Bu da bizi rahatsız ediyor. Şimdi ben bu şehirde Tahir Büyükakın’a oy vermiş bir vatandaşım. Teşkilatlarımı da bu yönde yönlendirerek oy verdirdim. Beni cumhur ittifakında saymamaları beni rahatsız ediyor. Bir daha ki seçimde ittifak içinde olur muyuz bilmiyorum. Şu anda seçim atmosferine girmedik. Tabi o gün Genel Merkezimizin karar vereceği bir şey. Biz de tabi ki fikrimizi il başkanı olarak istişarelerde söyleyeceğiz. O gün ki şartlar bizi ittifakın içinde mi tutar dışında mı tutar bilemem. Ama ben Kocaeli yerelinde kendimce şunu söyleyebilirim bize bugüne kadar davrandıkları gibi davranırlarsa ittifak beklemesinler. Ben sadece bunu diyebilirim. Biz de öncelik bayrak, devlet, millet dedik. Eğer biz ittifaksak değer görmek isteriz. Eğer değilsek de ittifak olmadığımızı bilmek isteriz. Dolayısıyla bizim bu konuda serzenişlerimiz var. Ben bunu zaman zaman medya aracılığıyla da söylüyorum. Çok da yumuşak geçiyorum aslında. Hak ediyor muyuz biz bu şekilde davranılmayı asla. Ama bir daha ki seçimde ne olur onu genel merkez belirleyecek. Bu şekilde davranırlarsa bizden destek alamazlar. Belki kendi adımız ve amblemimizle gireceğimiz bir seçim olacak ki yüzde 90 öyle olacak. O zamanda biz de bu yutkunmalardan kurtulmuş olacağız. Şimdi vatandaş yolda önümüzü kesiyor şu şu yanlışlar var siz neden destek veriyorsunuz. Yeri geliyor yutkunmak zorunda kalıyoruz. İttifakta olmasak yutkunmayız. Bilirsek eğer ittifakta olmadığımızı yutkunmak zorunda kalmayız.

“BU BİR İÇ GÜVENLİK MESELESİ HALİNE DE GELDİ”

Türkiye’de son zamanlarda yoğun bir biçimde göçmenler tartışılıyor. BBP’nin göçmenlere bakış açısı nasıl?

Bize ihtiyaç duymuş barınma ihtiyacı duymuş zulümden kaçan insanlara kafamızı çeviremeyiz. Bu bizim inanışlarımıza ters bir durum. Tabi bunlar mülteci göçmen de değil. Gelip yerleşecek insanlar değil. Suriye’den özellikle başlayarak gittikçe de artan başında belki bu kadar tahmin edilemeyen yoğunluk olarak. 5 milyon civarında. Açıklanan rakam 3 buçuk milyon gibi bir rakam olsa da Suriyeli bizim inanışımıza göre 6-7 milyon mülteci var. Sadece Suriyeliler değil son zamanlarda gündeme gelen Afganlar var. Başka ülkelerden olanlar var. Göçmen politikası doğru yapılmadı bana göre. Bir tampon bölge oluşturularak sınırlarımız dışında. Orada eli silah tutanlar eğitilebilirdi. Amerika’nın YPG’ye yaptığı gibi. Eğitilen erkekler Suriye’de Özgür Suriye ordusuna destek verilecek şekilde hazırlanabilirdi. Kadınlar, çocuklar ve eli silah tutamayan kişilere himayelik edilebilirdi ama bu politika başından beri yanlış yönetildi. Şimdi hemen hemen her şehirde her ilçemizde her mahallemizde bir göçmen krizi var. Geldikleri gibi de akıllı durmuyorlar. Bunu da görüyoruz. Bu bir iç güvenlik meselesi haline de geldi. Bu olumsuzluklar varken de biz bunları kapı dışarı da edemeyiz. Biraz önce bahsettiğim gibi inancımıza aykırı bir durum. Elimizden geldiğince biz de bu konuda hükümete destek vermeye çalışıyoruz. Sadece bizi değil tüm dünyayı tehdit eden savaştan kaçan mültecilerin oluşturduğu bir tehdit var. Bunları asgari seviyeye indirmek gerekir. Bayramlarda ve özel günlerde çıkıp gidilebiliyorsa şu anda da gidilebilir diye düşünüyorum. Bence artık bu sorun Türkiye’de daha çok büyümeden daha çok çatışmalara dönüşmeden yavaş yavaş gönderilmeliler. Afganistanla alakalı şu an büyük bir sıkıntı var. Kaçışlar illa ki olacak ama sınırlarımız güvenlik altına alınıyor. Duvarlar örülüyor. Sınırlar namustur. O yüzden bizim sınırlarımıza sahip çıkmamız gerekir. Her geleni de alacak durumumuz yok. Zaten hükümet de bunu yapmıyor. Her geleni almıyor. Ama çeşitli yollardan kaçak girenler oluyor. Kontroller biraz insani duygularla sıkılaştırılmıyor belki. Ama tansiyonu yükseltmemek için onlara misafir gözüyle bakmamız gerekir. Onların da misafir gibi durması lazım.

“HELİKOPTER YOK DEMEN İHANET BENCE BAŞKA ADI YOK BUNUN”

Son aylarda yangın ve sellerde canımız çok yandı. Muhalefet sürekli iktidarı suçluyor, BBP bu konuda ne düşünüyor?

Öncelikle yangınları konuşalım. Ege ve Akdeniz bölgemiz başta olmak üzere ülkemiz de yaklaşık aynı anda 125 yerde yangın çıktı. Hem hükümet hem yerel yönetimler hem orman genel müdürlüğümüz yoğun bir çalışma ve gayretle yangınla mücadele edildi. Millet ittifakının olaya bakışı şöyleydi. Uçak yok helikopter yok. Sadece bunu eleştirdiler. Hatta iki lider de birer yelek giyerek yangın bölgelerine giderek poz verdiler. Hükümeti eleştirebiliriz. Bizde eleştiriyoruz. Yangın varken hükümet eleştirilmez. Ülke bir savaştayken eleştirilmez. Gidip orada yapman gereken açıklama şu bize göre doğru olan en azından, aynı anda dünyanın hiçbir yerinde 125 yangın yok. 1 veya 2 yerde yangın var. Aylarca sürüyor. Bazılarında kundaklama var tabi. Aynı bölgede aynı yerde yangın çıkması tesadüf değil.  Bununla ilgili olarak göz altına alınanlar var. Tutuklananlar var. Geçenlerde sosyal medyada çıktı Manavgat yangınını bin liraya yaptım diye bir şey var. Büyük bir kısmında kundaklama var. Muhalefet partisine düşen burada hükümetin yanında yer almaktır. Yangın söner normale dönülür çıkarsın eleştirisin bu ayrı bir konu. Ama aynı 125 yerde yangın varken senin çıkıp helikopter yok demen ihanet bence başka adı yok bunun. Şunu duydunuz mu hiç iki liderden ağızlarından bu işin kıvılcımlarını yakanlara bir lanet kelimesi duymadık. Bir kınama duymadık. Direkmen hükümete saldırı. Belki yeterli uçağımız yok. Türk Hava Kurumunun elindekiler kullanabilir seviye de değil. Bu yangın biter söndürülür. Oturursun hesabını kitabını yaparsın muhalefetliğini de o zaman yap. İyi bir kelime duyamadık maalesef. Yeleklerini giyip sadece hükümeti eleştirmeye gitmişler.

Sellere gelince dere yataklarına yapılan evleri hepimiz yıllardır görüyoruz. Bu olaylarda ayyuka çıkmış halini gördük. Bu yerel yönetimlerin yetersizliği iş bilmezliği merkezi yönetiminde denetim eksikliği. Raporlar var 2019-2020 yılının raporları dere yataklarının ne kadar el verişsiz olduğuna dair. Dere yataklarına ev yapma ruhsatını kim verdi. Bir tane müteahhit göz altına alındı tutuklandı. Bana göre yerel yönetimlerde ki yetkililer de altında imzası olan göz yuman görmemezlikten gelenlerde 82’ydi en son. Bu 82 vatandaşımızın kısmen katili dolaylı yoldan da olsa. Küresel ısınmanın getirdiği yağış oranları var. Çok yağmur yağdı evet. 1 yılda alması gereken yağmuru 1 saatte aldı. Ben bölgeye gittim genel başkanımızla. Bunlar küçük bahaneler olabilir ama hiç kimse şunu demiyor. Dere yatağına ev yaptınız demiyor. Her şeyi küresel ısınmaya bağlıyor. Bu ruhsatı kim verdi. Daha öne afet olmuş, dere yatağına ev yapmışsınız. Ben bu vesileyle hem yangında hem de sel felaketinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza rahmet diliyorum. Yangında ve sel de olağanüstü seferber olan ekiplerimize ve yardım toplayarak yaraya merhem olan vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Rabbim bir daha böyle felaketler vermesin. Ama bu duanın ötesine geçmeli. İnsan olarak tedbirleri almamız gerekir. Aynı şey yarın bir gün yaşayacağımız depremlerde de ortaya çıkacak. Deprem olalı 21 yılı geçti ama zarar görmüş hasar görmüş yıkılmamış binalarımız var Kocaeli’de. Felaket olduktan sonra çıkıp konuşuyoruz anca. Bazı kanundaki eksiklikler ağır hasarlı binaları bile yıktırmıyor. Vatandaş yürütmeyi durduruyor. Yıkılması gereken binayı yıkamadığını söylüyor belediye başkanlarımız. Onlar bina değil mezarlık. Bu yangın ve sel felaketlerinin sebepleri de biz insanlarız.

“İNŞALLAH SEZON SONUNDA SÜPER LİGE ÇIKACAĞINA İNANIYORUZ”

Kocaelispor artık 1.ligde mücadele ediyor. Kocaelispor ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Kocaelispor geçmişte adında sıkça söz ettiren Dört büyüklere özellikle kök söktüren bir takımdı. Sonra bazı talihsizlikler yaşayarak hak etmediği liglerde mücadele etmek zorunda kaldı. Son olarak Büyükşehir Başkanımız Tahir Büyükakın destekleriyle ekonomik anlamda rahatladı. Borcu ödendi. Borcu ödenen bir takımda şehre borcunu ödedi. Geçen yıl 1.lige yükselerek iyi bir ivme yakaladık. Kocaelispor bu şehrin bir markası. Gönlümüzün olduğu devamlı desteklediğimiz bir takımımız. Ben geçen yıl yakaladığı başarıyı bu yılda devam ettireceğine inanıyorum. Son Ankaragücü maçında onu gördük. Güzel bir oyun oynadık. İnşallah Kocaelispor hak ettiği Süper lige çıkar ve orada kalıcı olur. Çünkü burası bizi kesmiyor. Bunun için yerel yönetimler elinden geleni yapıyor ona şahidiz. İş adamlarımız yapıyor. Taraftar yapıyor. Geriye Kocaelispor’da bugüne kadar yaptı. Futbolcular teknik heyet. Geriye gereği yapması gereken bir Kocaelispor kalıyor. Onun da gereğini yapacağına ve inşallah sezon sonunda Süper lige çıkacağına inanıyoruz.

“KOCAELİ’NE MAVİ YAKIŞIR DİYORUM”

Aşılama konusunda ne düşünüyorsunuz?

Aşılama konusu çok önemli. Pandemi yaza girdiğimiz dönemlerde kısmen azalma eğilimi gösterdi. Kısıtlamaların çoğu kaldırıldı. Yetkililerin bilim kurulunun bizden istediği maske-mesafe-temizlik. Bunun yanında da aşılama. Halkımızda yazın getirdiği bir rehavet var. Delta Virüs hızla yayılıyor. Önceden şunu diyorduk aşı bulmakta zorlandığımız dönemde bir kısım iktidara uzak duran medya aşının yokluğundan ve yetersizliğinden bahsediyordu. Şimdi de aşı var ama aşılananlar yok. Bu sefer de gelen aşının koruyuculuğunu konuşuyorlar. Ben halkımıza aşı olmalarını rica ediyorum ısrarla. Aşılama oranlarımızı yüzde 74 oldu. Kocaeli’ne mavi yakışır diyorum. Bizim bir an önce mavi olmamız lazım. Sonra da Türkiye haritasına baktığımız zaman bütün her yeri mavi görmek istiyoruz. Bu pandemi aşılama ile aşılacak. Hiç kimse aşıdan korkmasın. Çocukluğumuzdan beri çok aşı oluyoruz. Hiçbirini sorgulamadık bugüne kadar. Bilim adamlarımız, Dünya sağlık örgütü açıklamalarını yapıyorlar. Benim halkımızdan ricam aşı olsunlar. Çünkü hastanede yatanların yüzde 99’u aşısız olanlar. Aşı olunca hasta olmayacağız diye bir şey yok. Aşı olunca tekrar koronavirüs olabiliriz ama hafif atlatırız. Hastaneye yük olmadan yoğun bakıma ihtiyaç duymadan atlatırız. Yaklaşık 1 buçuk 2 yıldır olağanüstü emek veren yaşamından feragat eden sağlık çalışanlarımızı düşünerek aşı olmalıyız, kendimizi düşünerek, çocuklarımızın geleceğini düşünerek aşı olmalıyız.

Bir de Kocaeli BBP’yi takip etsin. Bundan sonra gümbür gümbür geleceğiz Allah’ın izniyle. Kocaeli’nde belirleyici parti BBP olacak.

25 Ağu 2021 - 10:22 Kocaeli- Siyaset

Muhabir Mevlüt Can Özçelik


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi


Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?