Meclis’te olmayan partiler konuşuyor… “Talancı vurguncu iktidara son vereceğiz”

Meclis dışındaki siyasi partiler ile yapılan röportaj dizimize Halkın Kurtuluş Partisi ile devam ediyoruz.

Büyütmek için resme tıklayın

Türk siyasi yelpazesinin solunda yer alan Halkın Kurtuluş Partisi’nin Genel Başkanlığı’nı “HKP’li Dayı” olarak bilinene Nurullah Ankut yapıyor. Özellikle TRT’de yayınlanan propaganda  konuşması sonrası sosyal medyanın büyük ilgisini çeken bir parti HKP. HKP’nin dününü bugünün ve amaçlarını Sema Olkun Kopal ile konuştuk.

PARTİNİZİ KISACA TANITIR MISINIZ?

Halkın Kurtuluş Partisi (kısaca HKP), 2005 yılında, 15-16 Haziran İşçi Direnişi’nin 35. yıldönümünün kutlandığı 15 Haziran’da kurulmuş devrimci bir partidir.

Partimiz, Yörük Ali Efe‘nin çetesinde Kuvâyi Milliye mücadelesinin ön saflarında yer almış ve daha sonraki yaşamını İşçi Sınıfının devrimci mücadelesine adamış Türkiye Devriminin Önderi Hikmet Kıvılcımlı’yı (1902 - 11 Ekim 1971) teorik ve pratik önder kabul eder. Hikmet Kıvılcımlı Partimizin ilk Genel Başkanıdır.

Bugün Genel Başkanımız-Partimizin önderi, Hikmet Kıvılcımlı’nın öğrencisi ve mücadele arkadaşı, onun teorisinin ve pratiğinin geliştiricisi, gerçek insan, gerçek devrimci, gerçek bir hayvansever olan halkımızın deyimiyle HKP’li Dayı, Nurullah Efe (Ankut)’tur.

HKP, 1920’de kurulan ve 1952’de dağılan ilk TKP’nin (Türkiye Komünist Partisi) ve 1954 senesinde Hikmet Kıvılcımlı tarafından kurulan Vatan Partisi’nin siyasi mirasçısı ve programının devamcısıdır.

HKP NEDEN KURULDU?

HKP, Demokratik Halk Devriminin öncü gücü olan İşçi Sınıfına olan inancımızla, ABD-AB Emperyalistlerinin ve onların yerli işbirlikçilerinin yarattığı işsizlik, pahalılık, yoksulluk cehennemine, bu sömürü, vurgun, talan ve soygun düzenine son verip Demokratik Halk İktidarını kurmak için kuruldu. 

HKP SEÇİME GİRECEK Mİ? SEÇİME GİRME HAKKI YOKSA BUNUN İÇİN ÇALIŞIYOR MUSUNUZ?

HKP, Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde 81 seçim bölgesinde 550 milletvekili adayı ile seçimlere katıldı. 319 milletvekili adayımız işçiydi ve 80 seçim bölgesinde ilk sırada kadın adaylar yer aldı. Bu seçimde 60.396 oy ve binde 1,3 oy oranı ile 20 parti arasında 11. parti oldu.

Haziran ayında yapılan seçimlerde koalisyon hükûmeti kurulamaması üzerine yapılan Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinde, 81 seçim bölgesinde 550 milletvekili adayı ile seçimlere katıldık. Bu seçimde de işçi adaylar başı çekti. 330 işçi aday ve 81 seçim bölgesinde ilk sırada kadın adaylar yer aldı. Partimiz bu seçimde oylarını arttırarak 83.057 oy ve binde 1,7 oy oranı ile 16 parti arasında 9. parti oldu.

Bu durum Parababalarını ve AKP’giller iktidarını korkuttu. Bundan sonra keyfi bir uygulamayla Halkın Kurtuluş Partisi’nin seçimlere girmesi engellenmiştir.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 26 Ocak 2021’de olası bir seçim durumunda seçime katılacak olan partilerin listesini açıklayarak, seçime 19 partinin girebileceğine karar verdi. Partimizin seçime girmesi bir kez daha keyfi bir şekilde engelleniyordu. Buna karşı, YSK’nin kararına itiraz ettik. YSK’nin itirazımızı gerekçesiz reddetmesinin ardından “HKP’nin serbest seçim hakkı, adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı, örgütlenme hakkı, siyasal ayrımcılık yasağı, insan haklarına saygı yükümü ve hukuki belirginlik hakları ihlal edildiği” gerekçeleriyle uluslararası hukuka, AİHM’e başvurduk.

HKP’nin seçimlere sokulmama sebebi, mevcut iktidara karşı aktif siyasal ve hukuksal muhalefet göstermesidir. Ne yazık ki Yargıtay Başsavcısı Cumhurbaşkanı tarafından atanmakta ve onun güdümünde karar vermektedir. Dolayısıyla ortada tarafsız, bağımsız, adil ve eşit bir kurum ve karar yoktur. HKP’nin aktif muhalefetine ilişkin son yıllarda gerçekleştirdiği hukuksal başvuruların, siyasi iktidar ve uzantıları aleyhine açtığı davaların ve suç duyurularının oldukça kabarık bir listesi mevcuttur. HKP’nin seçimlere girme yeterliliğine müdahale edilmediği 2016 yılından bugüne kadar bile siyasi iktidar partisi ve devlet içindeki uzantıları hakkında açtığı 147 adet dava ve suç duyurusu vardır. HKP’nin seçimlere sokulmamasının asıl sebebi budur. Ne var ki bu sebep hukuksal değil, siyasaldır.

Parti olarak sadece hukuki mücadele vermiyoruz, her alanda etkin fiili mücadele veriyoruz. Yaptığımız suç duyuruları mücadelemizin bir parçası. Çünkü ne yazık ki, ülkemizde usulsüzlük çok, vurgun çok, talan çok… Buna karşı tarihe not düşmek ve gelecekte gerçek halk mahkemeleri önünde yapılacak yargılamalara bugünden hazırlık yapmak için hukuka da başvuruyoruz.

Bunun dışında ülkemizin ve halkımızın hemen her sorununda, Asgari Ücretin sefalet ücreti olması, Kıdem Tazminatlarımızın gasp edilmesi, Talan İstanbul Projesi, kadın cinayetleri, Şanlı 1 Mayıs Taksim Mücadelemiz, Şanlı Gezi İsyanı vd. için ve kanlı katliamlara, ABD-AB Emperyalistlerinin temsilcilerinin kanlı ayaklarıyla ülkemize gelmesine vd. karşı eylemler yapıyoruz. Hem de ne yazık ki, ülkemiz sol ortamında yaprak kıpırdamadığı bu Pandemi döneminde, bir tek biz kalmış olsak bile.

Seçimlere girmemizi engelleyerek halkımızın geniş kesimlerine sesimizi ulaştırmamıza mani olmaya çalışsalar da; Halkın Kurtuluş Partisi’nin meşru ve haklı mücadelesi engellenemeyecektir. Halkımıza ulaşmamız, yapılan yolsuzlukları, haksızlıkları, hukuksuzları halkımızın önünde teşhir etmemiz, bu konuda mücadele etmemiz engellenemeyecektir. Halkın Kurtuluş Partisi olarak her zeminde haklı ve meşru mücadelemizi devam ettireceğiz

 HKP İKTİDARA GELSE İLK NEYİ DEĞİŞTİRECEK?

İktidara gelince ilk olarak, bu talancı vurguncu iktidara son vereceğiz. Sadece Kaçak Sarayın masraflarından kıssak, Meclis’teki Amerikancı beşli çeteye verilenleri alıversek, milyarlarca dolar vatanın cebinde kalır. Vurguncu pahalı devlete son vereceğiz. Amerikancılıktan, IMF’ye bağımlılıktan kurtaracağız ülkemizi. Halk İktidarını kurduğumuzda bunların ekonomideki ve siyasetteki varlıklarına son vereceğiz.

Bunlarla birlikte nüfusumuza oranları binde bir olan yani 78 bin Amerikan işbirlikçisini, Türkiye düşmanını da tasfiye edeceğiz. Bildiğimiz gibi bunlar, siyaseti de, ekonomiyi de, medyayı da, kültürümüzü de ele geçirmişler ve Türkiye’yi kıskıvrak bağlayıp halkımızı tutsak etmişlerdir. Yabancı emperyalistlere peşkeş çekmişlerdir. Bunların sosyal varlıklarının ortadan kaldırılmasıyla birlikte ekonomi de, siyaset de, medya da özgürleşecek; halkçı yani halk yararına çalışan kurumlar haline gelebilecektir. Bu Amerikancı hainler, vurguncular, soyguncular, madrabazlar, katiller, hırsızlar düzenini baştan ayağa yıkacağız. Yepyeni, tertemiz, halkımızın en yiğit, en dürüst, en fedakâr, en çalışkan, en hakkaniyetli ve en merhametli önderlerinin öncülüğünde sadece halkın menfaatini düşünen, bunu sağlamak için uğraşan Gerçek Halk İktidarını kuracağız.

Halk İktidarını kurunca başka neler yapacağız?

HKP İktidarında

Devlet yöneticileri rant için değil halka hizmet için yarışacak

Çünkü bugün olduğu gibi, ortalama ücret alan bir işçiden on-on beş kat, ortalama gelire sahip bir köylüden otuz-kırk kat fazla maaş alan milletvekilleri, halkın dertlerini, çektiği acıları, sıkıntıları asla anlayamazlar.

İnsanın empati yapabilmesi için karşısındaki insanın acılarını, sıkıntılarını hissetmesi, yaşaması gerekir. Ancak o zaman devlet yöneticileri halkın dertlerine çareler bulmaya çalışır.

Demokratik Halk İktidarında tüm devlet yöneticileri ortalama işçi ücretine denk gelen bir ücret alacaklardır. Böylece de devlet yöneticiliği, milletvekilliği vesaire gibi unvanlar, bir ün, poz ve bol gelirli ayrıcalıklar sağlayan alan olmaktan çıkarılacaktır. Oralara gerçekten de halka fedakârca ve içtenlikle yani dürüstçe, namusluca hizmet etmek isteyen insanlar seçilip gelecektir.

HKP İktidarında

Asgari Ücret Ortalama Geçim Endeksinin altında olmayacak

2005 yılında, Parti Programı’mızda Asgari Ücreti, Ortalama Geçim Endeksine bağlantılı biçimde, 1500 lira olarak belirlemiştik. Bu geçim endeksi bugünse dört kişilik bir aile için en az Yoksulluk Sınırı kadar olmalıdır. Öyleyse asgari ücret bu rakamdan aşağı olamaz. Olur ise bu, insani olmaz..

Belki bunu nasıl yapacaksınız, denilebilir.

Biz yerli-yabancı Parababalarının sömürü, vurgun ve talan düzenini yıkacağız. Örgütlü halkın gerçek iktidarını kuracağız. Kardeşçe üreteceğiz, kardeşçe paylaşacağız.

Kur’an’ın ve Hz. Muhammed’in buyruğu ve öngördüğü ekonomik sistem de aynen budur.

Delilimiz ne midir?

Şudur: Bakara Suresi Ayet 219:

“Helal kazancınızın kendinizin ve bakmakla yükümlü olduklarınızın zaruri ihtiyaçlarına yetecek kadarını alıkoyun, gerisini dağıtın.”

Yani ihtiyaç sahiplerine verin.

Hz. Muhammed’in ve Sosyal İslam’ın da gerçek, meşru temsilcisi ve savunucusu biziz.

Halk İktidarımızda bir tek insanımız işsiz kalmayacak.

Hiç kimse evsiz olmayacak.

Eğitim ve sağlık, herkese eşit ve parasız olacak.

Öğretmenler işsiz, öğrenciler öğretmensiz kalmayacak. Bugün sayıları 350 bini geçen ataması yapılmayan öğretmenlerimiz hemen okullarına ve öğrencilerine kavuşturulacak. Sonrasında da bir tek öğretmenimiz bile tayin beklemeyecek.

Sanayimiz, milli olduğu için füze hızıyla gelişecek. 5, en geç 10 yıl içinde en gelişkin füzeyi de, uçağı da, bilgisayarı da, telefonu da, otomobili de yapar hale geleceğiz.

Sigortasız ve sendikasız işçi çalıştırmak yasaklanacak. İşçilerin toplu sözleşme, grev hakkını kullanmasını sağlayacağız.

HKP İktidarında

Köylümüz, devletten aldığı faizsiz ve uzun vadeli kredilerle, parasız hizmet veren binlerce ziraat mühendisimizin rehberliğinde bugün ürettiğinin en az on misli ürün üretecek. Ve kendi örgütü aracılığıyla, araya hiçbir aracının girmesine izin vermeksizin, Türkiye’nin her yerindeki tüketiciye yine onların örgütleri aracılığıyla ürününü ulaştırabilecek. Böylece de emeğinin karşılığını tam olarak alacak.

HKP İktidarında

Kadın ezilen cinsiyet olmaktan kurtulacaktır. Yarımız olan Kadın, toplumda hak ettiği yere, öneme, değere tam olarak kavuşacak.

Tüm eğitim ve iş imkânları kadınlarımıza da eksiksiz bir şekilde ulaştırılacaktır. Ailede, işyerinde kadının ezilmesine, ikinci kalitede insan olarak görülmesine asla izin verilmeyecektir. Bunun hem maddi şartları sağlanacak, hem de kadını aşağı gören geleneksel ataerkil-erkek egemen kültür tümden yok edilinceye kadar onunla mücadele edilecektir.

HKP İktidarında

Adalet, hukuk insanlarının özgür iradesiyle güvence altına alınacaktır

Adalet mekanizması bugün olduğu gibi siyasilerin o alandaki ağırlıklarını, etkinliklerini temsil eden kurumlar olmaktan, dolayısıyla da onların oyuncağı olmaktan kurtarılıp hukuk insanlarının sadece hukuka ve vicdanlarına dayanarak özgürce, hiçbir endişeye kapılmaksızın kararlar vermesi sağlanacaktır. Böylece de adalet mekanizması bugün olduğu gibi acıklı durumlara asla düşürülmeyecektir.

HKP İktidarında

Emeklilerimiz ve Engelli yurttaşlarımız insanca yaşam koşullarına kavuşacaklardır

Halk İktidarında engelli insanlarımızın üretime katılmaları için gereken her şey yapılacaktır. Böylece o insanlarımız da toplumun mutlu bireyleri olarak yaşamlarını sürdürebileceklerdir herkes gibi.

HKP İktidarında

Dünyamızı paylaştığımız bitki ve hayvanları gözümüz gibi koruyacağız

Canlılar âlemini oluşturan biz insanlardan başka hayvanlarla bitkiler de vardır bu dünyada. Ve onlar olmadan biz var olamayız. Üçümüz bir bütünüz. O bakımdan, hayvanların hiçbir şekilde acı çekmesine, sokaklarda itilip kakılarak, açlık çekerek yaşamasına, araçların altında kalıp ezilmesine izin verilmeyecektir. Yaban hayvanlarının pompalı tüfeklerle acımasızca avlanarak nesilleri kurutulmayacaktır.

Özetçe; insan, hayvan, bitki ve doğa sevgisi ile dopdolu hale getirilecektir insanlarımız.

HKP İktidarında

Tarihi ve Doğayı koruyacağız

Tabiî Tarihe de aynı sevecenlikle, koruyuculukla yaklaşacağız. Tarih varlıklarının, değerlerinin orijinal halleriyle korunması için gereken her şeyi yapacağız. Çünkü onların bir benzeri daha yapılamaz artık. Onları kaybettik mi yerlerine yenilerini koyamayız. Onlar, bizim geçmişimizin yani Tarihimizin birer parçasıdırlar.

Kürt Meselesi, emperyalistlerin elinden alınacak; iki halk kendi aralarında, gerçek anlamda eşitlik, özgürlük ve kardeşlik temelinde bu meseleyi çözecekler.

Hür, Güçlü, Mutlu Türkiye’yi kuracağız…

 İNSANLAR SİZE NİYE OY VERSİN?

Öncelikle halkımızdan beklentimiz ve temennimiz anlaşılmaktır. Bizi tanıması ve anlamasıdır.

Çünkü, HKP halkımızın tek gerçek dostu ve umududur.

Emperyalistlerin Yeni Sevr planlarına isyan eden ve buna karşı gerçek anlamda mücadele eden yegâne partidir. NATO, IMF gibi emperyalist örgütlere ve vurguncu, hain Parababalarına karşıdır.

Halkımız yaralı, işsizlik, pahalılık ve yoksulluk cehenneminde acılar içinde kıvranmakta; vatanımız parçalanmanın eşiğinde ve halkımız kime güveneceğini bilemez durumda.

Meclisteki Amerikancı Beşli Çete, her gün saatler boyu televizyonlarda konuşuyor. Bir teki olsun, bir tek kere olsun Türkiye’nin içinde bulunduğu bu vahim durumdan söz ediyor mu? Onlar hiçbir gerçekliği olmayan masallarla halkımızı kandırmaya çalışıyorlar. Onlar, bu ihanetler, bu vurgunlar, bu soygunlar, bu katliamlar düzeninin temsilcileri ve savunucuları. Bunların hiçbiri kendi akıllarıyla, kendi vicdanlarıyla düşünüp davranamazlar. Bunların işi gücü ABD’ye hizmetkarlık.

Bunlar için kendi ülkesinin ve halkının çıkarlarından önce ABD’nin çıkarları gelir. Bunlara verilen görev, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde Türkiye’nin parçalanmasına yani Yeni Sevr’in pratiğe geçirilmesine katkı sunmaktır.

Halkımızdan dileğimiz, bunların yalanlarına kanmaması, peşlerine düşmemesidir. Halkımızdan HKP’ye kulak vermesini diliyoruz.

Çünkü bunlar, halkımızın umutlarını, sevinçlerini çaldılar. Ancak HKP'ye kulak verirse bunların yalanlarıyla başa çıkabilir. Acılara tutunarak yaşamaya daha ne kadar katlanılabilir ki…

Sema Olkun Kopal
Sema Olkun Kopal

SİZCE BUGÜN TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU NEDİR? SİZ BU SORUNU NASIL ÇÖZMEYİ DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Türkiye’nin en önemli sorunu, işsizlik pahalılık, yoksulluk ve bunları yaratan bu vurguncu iktidardan, Parababaları iktidarından kurtulmaktır. Parababalarının egemen olduğu bu düzen değişmediği sürece, insanın insanı ezmesinin önüne geçilmediği sürece halkımızın yaşadığı acılar, işsizlik pahalılık ve yoksulluk cehennemi de devam edecektir.

Bu sorunların nasıl çözüleceğini yukarıda iktidara geldiğimizde neler yapacağız sorusuna cevap verirken anlatmış olduk, tekrara girmeyelim.

MEVCUT İKTİDARI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

AKP’giller İktidarı ve Meclis’teki diğer Dört Amerikancı partinin de ortak paydası Amerikancılıktır, AB’ciliktir. O sebepten de bunların hepsi NATO’cudur, Avrupa Birlikçisidir, IMF’cidir. Özelleştirmecidir, kamu malı düşmanıdır, dolayısıyla da kamuya, halkımıza, ülkemize, vatanımıza düşmandır. İşçimize, köylümüze ve Mustafa Kemal gelenekli, Birinci Kuvayimilliye gelenekli antiemperyalist, laik, yurtsever aydınımıza, bilim insanımıza, kamu emekçilerine, sanatçımıza ve Ordu Gençliği’mize düşmandırlar.

AKP zaten onlarca namuslu araştırmacının yazdığı kitaplarda, somut, elle tutulur, kesin belgelerle ortaya koyduğu gibi bir Amerikan-İsrail projesidir. Ona verilen görev, BOP’un Türkiye ve Ortadoğu ayağının hayata geçirilmesinde aktif rol üstlenmesidir. BOP haritası ortadadır, orada Türkiye üçe bölünmektedir: Türklere bırakılacak kısım, “Free Kurdistan” denen kısım ve “Batı Ermenistan” olarak adlandırdıkları kısım biçiminde.

AKP’giller, BOP’un hayata geçirilmesi için, Ortadoğu’da on milyon Müslümanın katlinde ve Müslüman ülkelerin cehenneme çevrilmesinde taşeronluk etmişlerdir.

Bu ihanetleri karşılığında, AKP’giller’e küplerini doldurmaları, ayrıca da makam, ün, poz, koltuk sahibi olmaları vaat edilmiştir. Bu vaatler de gerçekleşmiştir, bilindiği gibi. AKP’giller iktidara geldiği günden bugüne iki trilyon dolardan fazla vurgun yapmıştır, kamu malı hırsızlığı yapmıştır.

Üniversite yönetimlerini ve ellerindeki belediyeleri aile şirketi yönetim kurullarına dönüştürmüş durumdadırlar. Devletin kasasından birden fazla maaşlar alırlar. Partimiz bunlara ilişkin suç duyurularında bulunmuştur, bulunmaya devam etmektedir.

Hz. Muhammed yaşamını yitirdiğinde geriye mal mülk olarak nesi kalmıştır?

“Bir hırkasıyla bir kırbası (su kabı).”

Başka?

Başka hiçbir şeyi yok. Hiçbir şey bırakmamış ailesine…

Ve can yoldaşı Hz. Ebubekir’e der ki vefatından önce; “Peygamberlerin mirası olmaz.”

AKP’giller’in bildiğimiz gibi, kullandığı en önemli ve etkili siyasi enstrüman- araç din sömürüsüdür. Yani saf, masum, temiz insanlarımızın dini inançlarını sömürmektir. Halkımızın deyişiyle “din alıp satmak”tır. Onlar, kürsülerde, meydanlarda, ekranlarda dini, imanı, Allah’ı, Kur’an’ı dillerinden düşürmezler. Ama kendi aralarındaki konuşmalarında “Bakara Makara”, diyerek Kur’an sureleriyle dalga geçerler-alay ederler.

Gördüğümüz gibi, AKP’giller’in dini Hz. Muhammed’in ve Dört Halife’nin savunduğu ve inandığı Kur’an’ın ayet ayet ortaya koyduğu din değildir. Bunlarınki Muaviye’nin, Yezid’in dinidir.

07 Ağu 2021 - 09:23 Kocaeli- Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.

02

Hüseyin Gürkan - Çok güzel bir değerlendirme olmuş. Hedefler Anlaşılır ve net konulmuş.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 09 Ağustos 14:23
01

Kıvılcımumut - Halkımızın sorunlarına dertlerine çözüm bulmaya çalışan bu uğurda mücadele eden Hkp yi kutlarız. Bir gün halkın iktidarı kurulacaktır.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 07 Ağustos 17:41


Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi


Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?