Kefken Adası onların evi!

Karadeniz’in mavi sularının ortasında güzelliği ile büyüyen Kefken Adası'nda sadece bir ailenin yaşamasına izin veriliyor. İşte babalarından devraldıkları adada yaşayan Işık ailesinin hikayesi…

Dilara Polat
Dilara Polat Tüm Haberleri
Kefken Adası onların evi!
Kefken Adası onların evi!
+6
Haber albümü için resme tıklayın

İnsanoğlu, okununca ne kısa kelime. Lafın başladığı yer de olabilir; bittiği yerde. Haberi kurgularken, ne yalan söyleyeyim virüsten yola çıkacaktım. Fakat haberi oluştururken geçirdiğim süre, tanıştığım insanlar beni duygusal bir haber yazmaya sürükledi.

Lafı fazla uzatmayayım. İç dünyasında bir şeylerin farkına varmış olan insanlar, kendilerini doğa ile iç içe bırakmak ister. Yazmak ister. Bir de yanına ne iyi gelecekse o nevaleyi ister. Aklınız çocukluğumuzun sorusu geldi değil mi? “Issız bir adaya düşsen yanında götüreceğin üç şey ne olurdu” Fakat bu sefer soru tersten akıyor, çünkü bu insanlar ıssız bir adada doğdu. Gerisini hep birlikte onlardan sizler için dinledik.

Kefken Adası onların evi!

Kandıra ilçesi Cebeci açıklarında bulunan ve Karadeniz'deki iki adadan birisi olan Kefken Adası güzelliği ile görenleri kendisine hayran bırakıyor. Karadeniz'in mavi suları arasında bulunan adada yalnızca bir aile yaşıyor. Baba Mustafa Işık, Anne Meliha Işık, ikiz oğulları Gökhan ve Hakan Işık ve birde kızları Gökçen.

Adaya gelmeden önce İzmit’ten Cebeci Kıyı Emniyeti Limanına gelmemiz yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Yollar tenha idi. Yol çalışmaları, toz duman, kamyonlar, iş makinaları, onların çıkardığı sesler. Kocaeli Koz Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Karabulut ile Karayollarının bir türlü bitiremediği yollar hakkındaki istişaremizi yaparak yolu tamamladık. Hava serin, yağmur yağıp yağmama konusunda nazlanıyor, güneş arada “ben buradayım” dese de yazı müjdelemekten çekiniyor. Ah diyoruz Gökhan ile ne balık yenir şimdi. Hayaller toz dumanı görünce kenara çekiliyor. Pandemi tabi. Etraf eskiye hasret bırakıyor. Birkaç esnafa uğruyor, Kıyı emniyetindeki subaylara selam verip Mustafa abiyi bekliyoruz. “Geliyorum, az bekleyin” diyor. Gökhan ile volta atmaya başlıyoruz. Çok az kişiye nasip olmuştur hususi deniz motoru ile sadece sizin misafir olacağınız bir adaya gitmek. Mustafa Amca alıyor bizi bütün suratını saran gülümsemesi ile.

Kefken Adası onların evi!

Allah’ın selamını verip biniyoruz bütün acemiliğimizle, Işık Reis adını verdiği deniz motoruna. Konuşmak zor, Motor öyle bir ses yapıyor ki, bütün vücudumuza masaj oluyor, motorun titremesi, ayakkabımızı geçip kafamızın üstünden geçince. Bu durum yaklaşık on beş dakika sürüyor. Zevkli geçiyor gidişimiz. Sahildeki tüm kuşlar ardımızda, deniz ayağımızın dibinde, yanımızda yirmi üç senelik kadim dost, ardımızda Cebeci. Karadeniz avucumuzun içinde. Deniz mavi mi yeşil mi olacağına karar vere dursun ulaşıyoruz defne ağaçları ile kaplı olan Kefken adasına.

Kefken Adası onların evi!

Mustafa Amca, “ne işiniz var burada” diyen gözlerle bakıyor bize. Hemen lafa giriyorum. Tanımak istiyorum kendisini. “Yetmiş yaşındayım kızım” diyor. Hiç göstermediğini söylüyoruz. Ama öyle kibarlık olsun diye değil. Bir yandan yürüyor, bir yandan dinliyoruz. “Buralar eskiden beri yalnızmış. Ama buranın sahillerinden kumlar taşımışlar Bizanslılar. Ta İstanbul’a Eyüp’e götürmüşler surlara.” diyor. Ben iç dünyasını merak ediyorum aslında. Nasıl bakıyor hayata. Bana bir nasihat etsin istiyorum. Başlıyor anlatmaya;  babası uzun yıllar adada gemilere yol gösteren deniz fenerinde görev yapmış. Dünyaya gelen 3 çocuklarıyla birlikte uzun yıllardır adada yaşıyor. Aile küçük sandallarıyla yakaladıkları balıkları satarak ve adadaki bahçelerindeki meyve ve sebzeleri toplayarak geçimini sağlıyor.

Kefken Adası onların evi!

Adaya ulaşımı küçük sandalla sağlıyorlar​​. Koruma altında tutulan adada sadece uzun yıllar verdikleri hizmetten dolayı Işık ailesinin yaşamasına izin veriliyor. Adadaki tek katlı evde yaşayan aile, sabahın erken saatlerinde sandalla denize açılıp balık yakalıyor, gün içinde ise evlerinin önündeki bahçe ile ilgileniyor. Aile, ihtiyaçlarını karşılamak için ise adaya en yakında bulunan Cebeci'ye ulaşımı küçük sandalıyla sağlıyor. Adada kendilerinden başka hiç kimsenin olmaması sebebiyle koronavirüsten hiçbir önlem almadan korunabildiklerini öğreniyoruz. Yol boyunca yukarı doğru yol aldık. Hali ile atıl durumda olan yolların bakımı onların elinden geçtiği belli. Neyse ki eşi Meliha Hanımı görüyoruz.  Kapıda karşılıyor bizi. Sıcak bir merhabanın ardından kendilerinin yaptığı tahta masaya kuruluyoruz. “Kıskanılacak bir hayat yaşıyorsunuz” diyorum. Mustafa amca söze atılıyor.  “Adaya ilk geldiğimizde ben bir yaşındaydım​​, babam fenerciydi. Onun görevi bizim kaderimiz oldu. Biz de burada kaldık. O günden bu yana burada yaşıyoruz. Balıkçılık yapıyorum, bahçemiz var. Yazın buradayız. Sezon kapandığında Cebeci'ye gidiyoruz, orada kalıyoruz. Balıkçılık yaptığım için dinç kalıyorum. Galiba o yüzden yaşımı göstermiyorum. Benim akranlarım yolda zor yürüyor. Ben genç durmamı ona borçluyum, herkes de öyle söylüyor.

Kefken Adası onların evi!

Burada yaşam nasıl? 

-Burası dışarıya göre daha iyi. Mesela, yazın Cebeci'ye gittiğimizde çok sıcak, ama burası daha havadar. Virüs nedeniyle de burası daha güvenli. Biz aşılarımızı olduk. Ama gördüğünüz gibi burada bizden başka kimse yok o yüzden tamamen izole halde yaşıyoruz. Virüs bize bir şey yapamadı şükürler olsun; diyor.

“Elektrik hep var mıydı?” diyorum, Meliha teyze lafa giriyor.

-Yok kızım, nerede, yıllarca elektrik olmadan, fenerlerle yaşadık. Eskiden tüpler vardı. Ben çok bilirim kiremitte ateş yakıp çocuklarıma mama yaptığımı. Kışın burada yaşamak zor. Gerçi yazın da serin burası. Hep eser. Ah be kızım dışı seni, içi beni yakar. Gerçi halimden şikayetçi değilim. Şükürler olsun Rabbime.

Kefken Adası onların evi!

Aile ile konuşurken arkada lafa girmek ile girmemek arasında oğulları Gökhan bize çay ikram ediyor. Hakkari’de komanda olarak askerliğini yapmış. Gelince de ayrılamamış adadan. “Başka yer de de kalamam abla ben. Sen hiç çiçeklerin dans ettiğini gördün mü? Ben her sabah görüyorum, rüzgar bazen birine kızmış halde geçiyor” diyor. Ben, hayata bu denli şeffaf bakan insanlarla tanışmanın mutluluğunu yaşıyorum.    

Adada kendilerini çok özgür hissettiklerini belirten aile yaz sezonunda ziyaretçilerin giderken bıraktıkları çöplerden epey şikayet ediyor. “Biz onların gelişine sevinemiyoruz bile. Çünkü başımıza geleceği biliyoruz. Her sene aynı. Millet yediğini savuruyor. Sahil lokanta gibi kokuyor. Mangal yapan ateşini söndürmüyor. Bu sahilde yangın çıksa yazık günah değil mi o ağaçlara. O ağaçlarda kaç hayvan barınıyor. Bir ağaç kaç senede yetişiyor haberin var mı senin” diye tatlı bir serzenişte bulunuyorlar. 

Kefken Adası onların evi!

Evin çevresinde bakıyorum enginar dolu. Bakla dolu. Taze soğan gırla. Ne güzel diyorum iç çekerek. Göz göze geliyorum Meliha Hanım ile. Dalıyoruz çocukluğumdaki gibi bahçeye. Taze bakla toplatıyor Meliha Anne bana. “Ye bunları, şifa bunlar” diyor, haklı da. Tutuşturuyor elimize birer torba, gülüşüyoruz.

Mustafa Amca sabah dokuz, on gibi ağı atıyormuş denize. Akşam üstü kısmetine gelenleri alıp, tekrara motora binip geçiyor seyyar tezgaha, başlıyor müşterisini beklemeye. O anlatıyor, biz sabrına hayran hayran bakıyoruz.  Bir yandan da bir üşüyoruz ki sormayın. Rüzgar Karadeniz’den geliyor Marmara’ya doğru giderken bizim ciğerleri de alıp götürüyor. Anlıyorlar. Biz alışkın değiliz.  Bir dahakine diyor Mustafa Amca kedisi Davut’u severken. Erken gelin de balık yapalım diyor. “peki” diyecek derman kalmamış, düşüyoruz dönüş yoluna. Geldiğimiz yol bir uzuyor ki sormayın. Bunu, günde iki, bazen üç kere yapan Mustafa amcaya motorda takılıyorum “Rastgele Mustafa amca, sakın ekmek almayı unutma!”

 

Kefken Adası onların evi!

29 May 2021 - 10:42 - Güncel

Mahreç  Dilara Polat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.

01

Ziya Yiğit - Pandemi sebebi ile Sağlık Bakanlığı KAMU laştırmasa.....!!!!)))

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Mayıs 22:05