Kocaeli’deki Suriyeliler anlatıyor… “Cehennemde nefes almaya çalışıyorduk”

Suriye’den neden kaçmak zorunda kaldıklarının anlatmaya belki de bu tek cümle yeterli, “Cehennemde nefes almaya çalışıyorduk”…

Çise Derya Gülçiçek Ender
Çise Derya Gülçiçek Ender Tüm Haberleri
+3
Haber albümü için resme tıklayın

Suriyeli sığınmacılar Türkiye Cumhuriyeti'nin gerek siyasi gerekse toplumsal gündeminde sıklıkla yer almaktadır. Suriyeli sığınmacılar Türkiye'ye gelmeye başladığından beri Türkiye'ye kabulleri tartışma konusu olmuştur. Kimi siyasiler Suriyelilerin Türkiye'ye iltica etmesine şiddetle karşı çıkarken, kimileri de çatışma ve savaş bölgesinden kaçan bu grubun Türkiye'ye yerleştirilmesini desteklemiştir. Türk toplumunda da Suriyelilerin varlığı sıcak bir tartışma konusudur. Kimi toplum kesimleri Suriyelilerin Türkiye’deki varlığına destek verirken, kimi kesimler bundan rahatsız olmaktadır. Suriyelilerin Türkiye'ye ilk geldiği 2011 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti açık kapı politikası uygulamış ve Türkiye'ye gelen Suriyeli sığınmacı sayısı ilk dönemde yüksek bir hızla artmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ‘açık kapı’ politikasını terk etmesinden sonra Suriyeliler Türkiye'ye kaçak yolla ya da vizeyle girmeye başlamıştır. Nihayetinde 2011-2018 yılları arasında Türkiye'de hatırı sayılır bir Suriyeli nüfusu oluşturdu.

Bu göç dalgasından Kocaeli’nin nasibine 55 binin üzerinde Suriyeli düştü. Kocaeli’nin çeşitli yerlerinde ikamet ediyor. Onları görmezden gelenlerdenseniz yüzlerine bir kez daha bakmanızı öneririm. Savaş görmüş, ailelerinden, en yakınlarından en az birini savaşta kaybetmiş bu insanların yakınlarının bir mezarı bile yok. Geride bıraktıklarına ne olduğu konusunda en ufak haberleri dahi yok. Onlarla konuşmamda ilk konumuz cenazeler oldu ne yazık ki. Ölümü konuşmaya bile korkan bizlerin onlardan öğrenecek çok şeyimiz olduğu kanaatindeyim. Zira bu insanlar ölümün kucağından sıyrılmayı başardılar.

Buyurun bir aile ile tanıştırayım sizi. Anne Fetva hanım 40 yaşında, Baba Muhsin. Çocukları Vefa (22) Ali (19) Muhammed (18) Usame (16) Şeyma (14) Esma (11)

2015 yılında siz neler yapıyordunuz bilemem. Suriyeli ailemiz o yıllarda Suriye’nin kıymetli şehri Deyrizor’da hayvancılık yaparak geçimini sağlıyor. Hani bizim şu emekli olunca hayalini kurduğumuz yaşantı içindeler. Çoluk çocuk hısım akraba birlikte. Aynı bölgede.

Nasıldı hayatınız?

Anne Fetva Arapça anlatıyor, dünya güzeli Şeyma tercüme ediyor. Fetva Hanımla gözlerimizle iletişim kuruyoruz, fakat bu bana yetmiyor; peşi sıra sormak istiyorum yaşadıklarını.

-(gülümsüyor Fetva yukarıları bakarak) Mutluyduk biz. Hem de çok. Hayvanlarımız vardı. Onlara bakıyorduk.

Şeyma tercüme ederken araya giriyor.

-İneklerimiz, köpeklerimiz, kazlarımız, ördeklerimiz tavşanlarımız vardı Derya abla. Biz onları çok seviyorduk.

Hangi şehirdeydiniz?

Deyrizor.

Şimşekler çakıyordu anlatırlarken. Şimdi yaşadıkları yer İzmit Sanayi Mahallesi. Aile geçimini çöplerden kağıt toplayarak sağlıyor. Etrafımda 15-20 çocuk. Hepsi masum. Hepsi garip bir hüzünle yaşıyor. Deyrizor için küçük bir bilgi vermeden geçemeyeceğim, ki geldikleri yerde nasıl kıskaçta kaldıklarını destekler nitelikte olsun.

Deyrizor Suriye’nin doğusu, ülkede sekiz yıldır devam eden iç savaşın darbe vurduğu petrol endüstrisinin odak noktası. Buradaki petrol sahaları SDG’nin başını çektiği yönetim için temel gelir kaynaklarından. İç savaştan önce Suriye günde yaklaşık 350 bin varil petrol üretiyor, bunun yarısından fazlasını ihraç ediyordu. Bu petrolün çoğu da Suriye’nin doğusundan geliyordu. Total, Shell ve Conoco gibi yabancı petrol şirketleri iç savaşın başlamasının ardından ülkeyi terk etti. Deyrizor’da en az 11 petrol sahası bulunuyor. Bunların en büyüğü El Tayem adlı petrol sahası. Deyrizor, IŞİD’in bölgede güçlenmesinin engellenmesi için kritik olduğunu düşünülen bir bölge.

Hayatınızı düşünün, evlisiniz, çocuklarınız var. Hayatınız tabiri caizse tıkırında. Ve bir gün bir uyanıyorsunuz, silah sesleri, çığlıklar. Kendi korkunuzdan ziyade çocuğunuzun yüzündeki o ifade bile sizin kırılmanıza sebep olur. Bunlar insanı duygular.

Birde işin insanlıktan nasibini almamış, devlet yöneten, kalp taşıyan insanların uygulamaları. Başlı başına zulüm. Kendi halinde yaşayan milyonlarca insan petrol, güç uğruna IŞİD belası ise evlerinden uzaklaştırıldı.

IŞİD’in gelmesi ile hayatınızda neler oldu?

(Yutkunuyor hepsi. Birbirlerinin gözüne bakıp çekiyorlar)

Önce Müslümanları ayırıyorlar. Kadınlara zorla siyah çarşaf, eldiven, peçe veriyorlar. Bunları giymek zorundayız. Akşam ezanından sonra sokağa çıkmak yasak. Dükkanları açmak yasak. Okula gitmek yasak. Komşu ile görüşmek yasak.

Toplu olarak mı geliyorlardı? Arabalar la mı?

Evet. Kamyon pikap. Kornalara basa basa. Geldiklerini hemen anlıyorduk. Çocuklar onlardan çok korkuyordu. Silahlarını sürekli bizim üstümüze doğrultuyorlardı. Ağlayan çocuklara tokat atıyorlardı. Anneler yapmayın derse onlar da dayak yiyordu. Babalar zor duruyordu. Savaşmak istiyorduk onlarla. Ama elimizde silah yoktu.

Karşı koymak için organize olamadınız mı?

Nasıl olalım? Akrabalar, dost bildiklerimiz arasından onlara haber verenler vardı. Beraber bunlarla savaşalım istedik. Hem de çok istedik. Buna kalkışanları geceleri evlerinden aldılar. Hepimizin gözü önünde gözlerini bağlayıp “bu kafirdir” diyerek zorla izlettirdiler. Boğazlarını kestiler.

(Bu olayı anlatan şu an 14 yaşında bir kız çocuğu)

Donuyorum. Anlattıklarına empati yapmaya korkuyorum.

Okullar ne oldu?

IŞİD kapattı. Her gün toplu kurşunlama oluyordu. Müslüman olmayanların kadınlarını kocalarının gözü önünde ırzına geçtiler. Erkeklerini öldürdüler. Çocuklarını kestiler.

Hiç mi yardım eden olmadı?

Bir yanda IŞİD, bir yanda Amerika, bir yanda Rusya, bir yanda İran. Hepsi birbirine karıştı. IŞİD’den sonra en fazla korktuğumuz PKK’ydı.

Yeme içme nasıldı?

“Biz Müslüman gibi yaşamaya çalışıyorduk” diyor baba Muhsin. İslamiyet’ten haberi olmayanlar İslam adı altında bizleri köle yapmaya çalıştı. Hayvanlarımızı katletti. Akrabalarımızı öldürdü. Evlerimiz bombalanıyor. Hayatımız gidiyordu. Cehennemde nefes almaya çalışıyorduk. İçimizde hain olmasaydı biz onları mahvederdik. Ama silah bizde yok onlarda vardı.

Onlar anlatıyor ben yaşıyordum. Buraya kadar nasıl oldu da gelebilmişlerdi? içimdeki sorular vicdanımdan geliyordu.

Ne kadar böyle yaşadınız?

İki sene. (susuyordu herkes)

 Gitmek için ne zaman plan yaptınız?

Her an plan yapmak için birbirimizle konuşuyorduk. Aynı evin içinde fısıltı ile konuşuyorduk. Çoğu zaman kağıtlara yazıyor, sonra yakıyorduk. Tek düşündüğümüz yer Türkiye idi. Hepimiz aynı hayali kuruyorduk ama anlatamıyorduk.

Yazı dizimize yarın devam edeceğiz…

08 Nis 2021 - 09:12 - Güncel

Muhabir Çise Derya Gülçiçek Ender


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.

01

Eytli - vatanını savunmayan bir toplulul millet olurmu gidip savaşsınlar bizim halkımız zaten aç alo kime diyorum.....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Nisan 08:45


Kocaeli Markaları

Kocaeli Koz, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 332 00 52
Reklam bilgi


Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?