25 yıllık Terzi Rana… Onun hikâyesi birçok kişiye örnek olacak!

Mesleği en parlak döneminde yakalayan 25 yıllık Terzi Rana Atılgan, 33 yaşında gittiği yurtdışı seyahatinin hayatının dönüm noktası olduğunu söyleyerek, “Gittiğim Fransa tatili benim hayatımda dönüm noktası oldu. O uyanıştan sonra Kocaeli’ye döndüm 10 sene çıraklık yaptım, 25 yıllık terziyim. Hazır giyim terziliği bitirdi ama şu anda terziliği ayakta tutan tek iş tamirat çünkü kıyafetlere zam geldi, millet torbalar dolusu eski kıyafetlerini getiriyor yeniliyorum.” dedi.

Yasemin Kaya
Yasemin Kaya Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Okumayı istemediği için mesleki işlere yöneldiğini söyleyen Terzi Rana’nın ilham veren yaşam hikayesi, birçok girişimciye kişiye örnek olacak nitelikte. Eğitimin sadece okul sıralarından ibaret olmadığını söyleyen Rana Atılgan,  “ Eğitim sadece okuldan ibaret değildir, okumadım ama Amerika hariç birçok ülkeyi gezdim, kitaplar okudum araştırma yaptım halen de öyleyim. Anne babanın çocuğu nasıl yetiştirdiği çok önemli, ailem bizi hiç kısıtlamadı Allah razı olsun. Hiç evlenmedim, kendimi maddi ya da manevi anlamda bir erkeğe muhtaç hissetmedim çok şükür. Hiçbir kadın bir erkeğe mecbur değildir, insan önce kendini sevmeli kendine değer vermeli. Böyle bir sanatı da en güzel döneminde yakaladım, kendime araba ev aldım, aileme baktım. İşimden de hayatımdan da çok memnunum” dedi.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

İsmim Rana Atılgan, İzmitliyim, bekârım, 58 yaşındayım, mesleğimi icra edeli 25 yıl oldu. 2007 yılından beri Belediye İşhanı’nda girişte bulunan Terzi Rana isimli dükkânımda çalışıyorum, Okul okumak istemedim, imkânlarımız da vardı fakat bizim zamanımızda ülkede çok zorlu bir süreç vardı, o dönem yaşananlar beni okumaya karşı soğuttu. Babamın maddi açıdan durumu da çok iyiydi. Ne istersek alır nereye istersek gezerdik. Her yıl mutlaka Avrupa’yı gezerdim gittiğim bir ülkede en az 3 ay kalırdım.

“GİTTİĞİM AVRUPA SEYAHATİ HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI OLDU”

Bu mesleğe nasıl başladınız?

Bu işe karar verdiğimde 33 yaşındaydım. Fransa, İtalya ve Almanya’ya gitmiştim gezi amaçlı. Orada akrabam işyerinden tadilat ihtiyacı olan kıyafetler getiriyordu, ben de ona yardım ediyordum. O gün hayatımda bir uyanış yarattı bende. Babamın durumu çok iyiydi, sanayide makine imalatçısıydı. Paraya da mesleğe de o dönem ihtiyacım yoktu. Avrupa’yı gezdikten sonra bir gün uyandım, dedim hayat böyle gezerek geçmez. Babamın durumu her zaman böyle gitmezse ya bir gün maddi açıdan zorluk yaşarsak, boş boş işsiz güçsüz ne yaparım diye düşündüm ve memlekette dönünce çalışmaya karar verdim. Babam da benden bir şey çıkacağını sanmıyordu. Bir dönem kardeşim borca harca girdi, gitti milleti zengin etti, çok iyi niyetlidir ama maddiyatta yanlışlar yaptı. Birden her şeyi gitti babamın. Allah’tan ben iş sahibi oldum da para üstüne para kazandım, hem anne babama hem de kardeşlerime destek oldum.

 “ÇIRAKLIK DÖNEMİNDE İTİLDİK KAKILDIK AMA MESLEK ÖĞRENDİK”

O uyanıştan sonra Türkiye’ye döndüğümde de aklımda bir terzide işe başlayıp bir yerden başlamak vardı hayata. Babam da;  “Okumadın bari bir iş yap düşüncesiyle” hep bir şey yapamayacağımızı konuşur dururdu. Ülkeye döndüğümde tanıdık bir terzi vardı Sevim abla, onun yanına gittim orada çıraklık yapmak istediğimi söyledim.  Zaten o da ‘Rana sen neden boş geziyorsun, gel benim yanımda çalış mesleği öğren’ demişti. Ben de kafama koymuştum, kabul ettim ve 33 yaşında terzi çırağı olarak başladım hayata, 2007 yılına kadar tam 10 sene çırak olarak çalıştım. Bana tuvalet yıkatıyorlardı, paspas yaptırıyorlardı çıraklık döneminde. Bir de alışmamıştım başlarda çok zorlandım ama pes etmedim. Çok itildik kakıldık çıraklıkta ama meslek öğrendim, zamanla baktım iyice ustalaşmışım artık pişmişim.

“ZAMANLA AİLEMİN DE BANA GÜVENİ ARTTI”

10 yıllık çıraklık sürecinden sonra 43 yaşımda dükkân açmaya karar verdim, annem babam da benim yaptığım işleri gördükçe bana güvenleri artmaya başladı. Çıraklığa başlarken iş öğrendikçe bir yandan da hayat geç kaldığımı düşünüyordum. Tabi zamanla baktım ki geç kalmamışım, tam ortasında yakalamışım hayatı.

 “43 YAŞINDA İLK DÜKKANIMI AÇTIM”

İlk işyerinizi ne zaman açtınız?

Babam da annem de benim bir meslek sahibi olamayacağımı düşünüyordu; “Boş boş geziyorsun bir iş yaptığın yok’ diyorlardı. Ben pes etmedim, çıraklıkta her söyleneni yaptım tam on yılda piştim ve ustalaştım. Annem babam yaptığım işleri görünce bana inanmaya başladılar. Babam bana sermaye olarak destek oldu işyerini açmamda, eski bir terzi vardı Kocaeli’nin isim yapmış en iyi terzilerinden, Terzi Mustafa. Onun dükkânını devraldım, ismini de değiştirmedim, Terzi Mustafa olarak kaldı ismi ama çalışan bendim. Zamanla baktım Terzi Rana, Terzi Mustafa’nın önüne geçti sonra babam dedi bu ismi değiştir istersen, yıllar sonra ismini de Terzi Rana yaptım. Elim ekmek tutmaya başlayınca ailemin bana bakış açısı da değişti, ben eve gelmeden yemek yememeye başladılar, ben işime sahip çıktıkça onların bana güveni kat be kat artmaya başladı, kısacası ben ustalaştıkça ailemin de bana gösterdiği itibar tamamen değişti.

“OKUMADIĞIMA PİŞMAN OLMADIM ÇÜNKÜ ÇOK GÜZEL BİR MESLEĞİ ÖĞRENDİM”

Okumaya karşı soğuduğunuzu söylediniz, buna neler sebep oldu, okumadığınıza pişman oldunuz mu?

Okumadığıma pişman olmadım çünkü meslek sahibi olacak ilk adımı attım ve hedefime ulaştım, terziliği en parlak döneminde yakaladım, çok güzel işler yaptım çok da güzel paralar kazandım. 1980’li yıllarda ülkede yaşananlar, darbenin olması eğitim hayatında yaşadıkları problemler beni ürküttü ve soğuttu. Geçmiş dönem böyle değildi, ben de vazgeçtim okumaktan ilkokul mezunuyum ama dünyayı da çok gezdim ben.

“DİPLOMASI OLAN NİCE İNSAN VAR DÜNYADAN HABERİ YOK”

Her şey okumak da değil okumadım ama geze geze kendime birçok kültürden çok şey kattım. Çok okuyan mı bilir çok gezen mi sözü burada ortaya çıkıyor işte. Kitap okumayı çok severim eskiden beri, üniversite diplomam yok ama kendimi elimden geldikçe yetiştirmeye çalıştım. Diplomamız yok diye kendimizi eğitemeyeceğiz diye bir şey yok. İnsanın eğitim düzeyini sadece okuduğu okul lise üniversite belirlemiyor. Bakmak değil de görmek çok önemli. Nice diplomalı insan var ülkeden de dünyadan da haberi yok.

“ESNAFLIK YAPMAM KENDİMİ GELİŞTİRMEME ENGEL DEĞİL”

Avrupa’ya her gidişimde 3 aydan önce dönmezdim. Kardeşler olarak, çocukluğumuzu da gençliğimizi de babamız sayesinde çok iyi geçirdik, Allah razı olsun babamdan da annemden de, okumadım ama asla bizi kısıtlamadılar, hiçbir şeyi bizden esirgemediler, ellerinden geldikçe iyi yetiştirdiler, her şey anne babadan gelir, ilk eğitim ailede başlar, kişiyle ya gelişir ya gelişmez. Farklı ülkeler görmek beni çok geliştirdi, o ülkelerden boş dönmedim, çok araştırdım merakım da vardı, hem eğlenir hem kendime bir şeyler katardım. Mesleğime başlayınca da öyle de devam ettim. Esnafım diye sadece dikişimi dikeceğim cahil kalacağım diye bir şey yok, kişiyle alakalı bu durum.

“KONFEKSİYON İŞİ ARTINCA TERZİLERİN İŞİ BİTTİ”

Hazır giyimin terziliği bitirdiğini söylediniz, artık hiç mi kıyafet siparişi veren yok?

Dikiş işi eskidendi, bitti o iş artık, terzilikte kıyafet devri sona erdi. Terziliği ayakta tutan tek iş şuanda tamirat. Bir de kıyafetlere zam geldi, millet torbalar dolusu eski kıyafetlerini getiriyor ben yeniliyorum. Bayramda bir tane yeni kıyafete tadilat yapmadım, hep eski kıyafetleri yeniledim. Eski zaman asla böyle değildi siparişlere yetişemezdim.

“ETEK-CEKET ÇOK MODAYDI”

En çok hangi kıyafetleri diktiniz?

Eskiden kısa-uzun etek ve ceketler çok modaydı, çok dikerdim etek ceket, aşırı sipariş alıyordum. Konfeksiyon işi arttıkça terzilerin işi bitti. Şimdi artık terzilerde sadece tadilat yapılıyor. Ben de işi tamire döktüm. Gözü kapalı on senedir sipariş almıyorum. Çok kilolu ya da zayıf olup da kıyafet bulamayanların

“TERZİLİK SANATI ÖLDÜ AMA TAMİRAT ÖLMEZ”

Tamirat eskiden azdı dediniz, şimdi nasıl?

Bayramda bir tane yeni kıyafet gelmedi. Vatandaş hep eldeki kıyafetleri getirip bir yerini değiştiriyor yenileyip kullanıyor. Hayatımda tamir işinin bu kadar yükseldiği bir dönem görmedim. Torbaları doldurup getiriyorlar tamire. Terzilik sanatı öldü ama tamir ölmez, mümkün değil. Pantolonun paçası uzun olunca kim yapacak, yine terziye ihtiyaç var,

“HAYATA ÖYLE BİR SARILDIM Kİ EVLENMEK AKLIMA GELMEDİ”

Evliliği düşünmediğinizden bahsettiniz, evliliğe karşı bir önyargınız mı vardı?

Hayır evliliğe karşı bir önyargım yoktu, halen de yok, isteyen evlenir istemeyen evlenmez.  Ben hayata öyle bir sarıldım ki evlenmek aklıma bile gelmedi, kendimi işime adamıştım. Hiç evlenmedim, Ailecek maddi durumumuz da kötüye gidince işim de varken ailemi yalnız bırakmak istemedim, hayatım bir dönemden sonra aileme kardeşlerime destek olmakla geçti, kendimi kendi paramı kazanmaya adadım.

“BİR KADIN, KENDİNİ BİR ERKEĞE MECBUR HİSSEDEREK YAŞAMAMALI”

İnsan tabi ki sevmek de sevilmek de ister ama herkesin hayatı önceliklerine göre değişir. Benim hayatımda kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek ve kardeşlerime aileme destek olmak ön plana çıktı. Bir kadın bir erkeğe mecbur değil, ben hiçbir zaman kendimi kimseye mecbur hissederek yaşamadım çok şükür. Ben tek başıma da değilim, kimseye ne maddi anlamda ne de manevi anlamda muhtaç değilim çok şükür, mutluyum. İşimle de ailemle de mutlu olmayı biliyorum. Kardeşlerim de yeğenlerim de çocuklarım gibidir. Bu yaşa gelene kadar da gerek ailemin sayesinde gerek kendi çabamla hayatı dolu dolu yaşadım.

“TERZİLİKTEN KENDİME SIFIR ARABA VE EV ALDIM”

Terziliği en parlak döneminde yakaladım. Her gün bir sürü sipariş gelirdi, çok güzel paralar kazandım, kazandıkça hem kendime hem ailemin ihtiyaçlarına yetişebiliyor, daha mutlu oluyordum. Yeğenlerimin de okuması için hiç para esirgemedim, çok hassasım, gördüğüm her şeyi onlara aldım, halen de öyleyim. İlk arabamı da kendi paramla aldı, onun mutluluğu bambaşka. Alnımın teriyle kendime sıfır araba aldım Opel Astra. Bir de ev aldım İzmit’te.

“HAKSIZLIK OLURSA VERİLEN PARADAN KİMSEYE HAYIR GELMEZ”

Babam okumuş üniversite mezunu, makine ressamı ama Allah rahmet eylesin bazı konularda da çok geri kafalıydı. Mal paylaşımını yaşarken yapmıştı ne bana ne kız kardeşime tek kuruş vermedi.  Kız kardeşim evliydi, babam da eşini hiç sevmezdi eniştemize para gider düşüncesiyle mirasından kız kardeşime pay vermedi bana da vermedi, hepsini üç erkek kardeşime verdi. Onlar da yedi içti, milleti zengin etti, beş kuruş bırakmadılar. Haksızlık olursa böyle olur işte. O para onlara da yaramadı.

“YAŞ KAÇ OLURSA OLSUN HEVES ÖNEMLİ”

Son olarak terzi adaylarına önerileriniz var mı?

Terziliğe aday olan genç olduğunu düşünmüyorum çünkü çırak olmak isteyen yok. Mesleki işlerde çırak bulamama sorunu var, bu işleri beğenmiyorlar, zora gelemiyorlar. Yine de yapma isteyenlere önerim çıraklıktan başlamaları yoksa yapamazlar zaten. Ben 33 yaşında başladım çıraklığa on sene çıraklık yaptım, her şeyi öğrendim sonra dükkân açtım. İnsan hevesi olduktan sonra yaşı kaç olursa olsun başaramayacağı şey yoktur. Röportaj: Yasemin KAYA

30 May 2022 - 12:00 Kocaeli/ İzmit- Güncel

Muhabir  Yasemin Kaya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.