Gıda fiyatlarındaki artışın sonucu… Sahte ürünler, yemek zehirlenmeleri ve sağlıksız beslenme!

Gıda fiyatlarındaki artışın taklit ve tağşişi artırdığını vurgulayan TMMOB Kocaeli Gıda Mühendisleri İl Temsilcisi Sema Kopal’a göre ülkemizde gıda sahtekarlığı kronik ve çözülemeyen bir sorun haline geldi. Yemekhanelerde yaşanan zehirlenme vakalarının nedeni de girdileri düşürmeye çalışan firmalar.

Buket Afkan
Buket Afkan Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

TMMOB Kocaeli Gıda Mühendisleri İl Temsilcisi Sema Kopal, gıda enflasyonu nedeniyle artan fiyatların halk sağlığını nasıl tehdit ettiğini anlattı. Ülkemizde gıda sahtekarlığının kronik bir sorun haline geldiğine dikkat çeken Kopal’a göre bunu önlemenin tek yolu denetimleri ve yaptırımları artırmak. Kopal,  Türkiye’de toplumun büyük kesiminin aslında karnını şişirdiğini ama beslenemediğini söylüyor.

Size göre gıda fiyatlarında yaşanan artışın nedenleri neler?

Birkaç senedir ülkemizde gıda fiyatlarında görülmemiş boyutlarda fahiş artışlarla karşı karşıyayız. Hemen her gün neredeyse yeni zamlar geliyor. Nisan ayı açlık sınırı 5 bin 323 TL, yoksulluk sınırı 17 bin 340 TL olarak açıklandı. Asgari ücret ise bildiğiniz gibi 4 bin 250 lira. ENAK yıllık enflasyon oranını yüzde 156,86 olarak açıkladı. TÜİK’in açıkladığı oran yüzde 69,97 ancak ne yazık ki artık TÜİK bizim için güvenirliliğini kaybetmiş durumda. Gıda fiyatlarındaki bu fahiş artışların nedenlerine bakacak olursak, öncelikle tarım-hayvancılık ürünlerinde yüzde 90’a yakın oranda ithalata bağımlı hale getirilmiş olduğumuzu görüyoruz. Mazot, gübre, tohum, ilaçlar gibi girdilerde dışa bağımlı hale getirilmişiz. Bir zamanlar Avrupa’nın manavı olarak adlandırılan, kendi kendimize yeterken birçok ülkeye ihracat yapabilir halde olan Türkiye artık ne yazık ki buğdaydan hayvanın samanına kadar ithal eder duruma getirildi. Bugün dövizdeki korkunç artış ve dalgalanmayla birlikte bu dışarı bağımlılık durumu daha da kötüleşti. Çiftçimiz tohumunu, gübresini kat be kat daha fazla fiyatlara alıyor. Bu da gıda fiyatlarına yansıdı. Gıda girdilerindeki bu artış otomatik olarak gıda fiyatlarını olumsuz etkiliyor.

GIDA SAHTEKARLIĞI KRONİK BİR SORUN HALİNE GELDİ

Gıda güvenliği nedir? Ülkemizde gıda güvenliği ne durumda?

Gıdaların tüketici için herhangi bir pahalılık riski oluşturmayacak şekilde satılıyor olması gerekir. Bundan sorumlu olan kurum da ülkemizde Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıdır. Maalesef ülkemizde gıdalarda taklit ve tağşiş, yani gıda sahtekarlığı artık kronik bir sorun haline gelmiş durumda. Tarım Bakanlığı bazen gıdalarda taklit ve tağşiş yapanları; şurup katıp bal diye, et koymadan sucuk diye, nişastayla yapıp peynir diye satılan gıdaların kimler tarafından üretildiğini açıklıyor. Ancak bu açıklama tek başına yeterli olmuyor. Bu sahte gıdaları üretenlere karşı ciddi yaptırımlar; önemli para cezaları, hapis cezaları, üretimden men etmek gibi ciddi yaptırımlar olmadığı sürece de ne yazık ki açıklanan listelerde benzer firma isimlerini üst üste yıllar boyunca görmeye devam ediyoruz.

HALKIMIZ GÜVENLİ GIDAYA ERİŞEMİYOR

Gıda fiyatlarındaki artışın gıda güvenliğine yansıması nasıl oldu?

Artan gıda fiyatları ile birlikte yoksul halkımız, bu ürünlerin daha ucuza satıldığı yerlerde arayışa giriyor. Belli marketlerde, pazarda, çarşıda, nerede bulursa, daha ucuza satılan, gıda sahtekarlığı ile üretilmiş ürünlere yöneliyor. Bu da en çok çocuklarımızın zihinsel ve bedensel gelişimini etkiliyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar çocuklarımızın bedensel ve beyinsel gelişimlerinde gerilemeler olduğunu gösteriyor. Çocuklarımız daha fazla ekmekle, daha az proteinle besleniyor. Bunları tüketmek sadece bugünümüzü değil yarınımızı da tehdit ediyor. Bu ürünlerin içine katılan maddelerin gelecekte kanserojen etkileri, başka etkileri olabilir. Halkımız güvenli gıdaya erişemiyor.

TÜRKİYE TOPLUMU ASLINDA AÇ

Galiba artık sadece yoksullar değil, orta sınıflar da yeterince iyi beslenemiyor...

60’lı yıllarda eserler vermiş Osman Nuri Koçtürk isimli bir bilim insanımız var. Koçtürk’ün “Açlık Korkusu” “Gıda Emperyalizmi” gibi kitapları var. O dönemde çok önemli bir konuya değiniyor. ABD’de bir insan ortalama olarak yılda 67 kilo tahıl, 90 kiloyu aşkın miktarda et tüketiyor. Türkiye’de ise aynı yıllarda 268 kilo tahıl, sadece 12 kilo et tüketiliyor. Bunu da bulamayan çok sayıda köylü ve işçi de var. Osman hocanın dediği gibi “Türkiye toplumu aslında aç.” Vitamin olarak aç, protein olarak aç, değerli besin olarak aç. Sadece karnını şişirmiş oluyor.

60 yıl sonra durumumuz hiç de farklı değil. Biz bugün Batılı ülkelerin en az 4 katı kadar tahılla besleniyoruz ve çok daha az hayvansal protein tüketebiliyoruz. Bugün hangi kesim olursa olsun mevcut durum bu. Et ve Süt Kurumu’nun satış mağazasında Mayıs ayının başında kıymanın kilosu 110 TL, kuzu pirzola 180 TL. Halkımız buralarda ucuz et kuyruklarına giriyordu, o zamanki Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun “Çok uzun kuyruklar oluyordu, bu yüzden zam yaptık” demişti. Aslında tam tersine “Biz ucuz et satalım ki insanlarımız alamadığı eti buradan alsın” denmesi gerekirken “Biz bu kuyruklardan rahatsızız, zam yapalım da bizim kuyruklarımız da azalsın” gibi çarpık bir anlayışla zam yapılmıştı.

Sema Kopa
TMMOB Kocaeli Gıda Mühendisleri İl Temsilcisi Sema Kopal

UCUZ ÜRETİM BASKISI GIDA ZEHİRLENMELERİNE NEDEN OLUYOR

Gıda ürünlerindeki pahalılığın gıda zehirlenmesi vakalarındaki artışa neden olduğunu söyleyebilir miyiz?

Geçmişte kurumlarda, okullarda, yurtlarda yemekhaneleri devlet işletirdi. Bunlar zaman içinde özelleştirildi. Bir şirket bu işi kar amacıyla yapar elbette. Bu da anlaşılır bir durum. Ancak ülkemizde ne yazık ki vahşi kapitalizm uygulanıyor. Firmalar çok küçük maliyetlerle çok büyük karlar elde etmeye çalışıyor. Bir okul yemekhanesinde sağlıklı ve güvenli bir öğün sunmanın maliyeti 30 lira ise, bu firma 10 lira, 15 lira gibi fiyatlar veriyorsa akla şu soru gelmeli: Nasıl bu fiyata mal edilecek, nasıl tasarruf edecek? Kullanılan malzemelerden kısıtlamalara gideceksiniz. Belki son kullanma tarihi geçmiş ürünler kullanacaksınız. Buzdolabı çalıştırmanız gerekirken buzdolabı çalıştırmayacaksınız. Bu firmalar bu fiyatlara düşebilmek için uygun koşulları yaratamıyorlar. Gıda güvenliği konusunda eğitimli personelin maaşı ile hiçbir şey bilmeyen personel arasında da maaş farkı var. Ya da 3 kişinin yapması gereken işi bir kişiye yaptırdığınızda da fark olacak. Hızlı olmak için bazı şartları yerine getirmeyecek. Bazı malzemeleri yıkamayacak. Bunlar zincirleme bir şekilde güvensiz gıda üretimine ve zehirlenmelere neden oluyor.

DENETİMLER YETERSİZ

Denetim yetersizliği çok önemli bir konu. Çocuklarımızı emanet ettiğimiz okullardaki çocuklarımız yemeklerden zehirleniyor. Yılda bir yapılan, 6 ayda bir yapılan denetimlerden bahsetmiyorum. Okul yemekhanelerini, kantinlerini, yurt yemekhanelerini daha sık denetlemelisiniz ve mutlaka caydırıcı yaptırımlar getirmelisiniz. Bakanlıkta çok az sayıda denetçi var. Binlerce gıda mühendisi atanmayı bekliyor. Buna karşılık yılda bir kez bile denetlenemeyen belki binlerce gıda işletmesi var. Gittikleri işletmelerde şiddet gören meslektaşlarımız oluyor.

BİR ÜRÜNÜN SAHTE OLDUĞUNU ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL

Vatandaşlar şu şartlarda nelere dikkat etsinler?

Bütün bu kök sebepler ortasında halkımız ne yapabilir? Bu sorunları çözecek olan elbette halkımız değil. “Paramız var da biz mi marka ürün yemiyoruz” diyecekler ama bireysel olarak yapılabilecek en azından bilindik yerlerden, bilindik markalardan almak. Maalesef bir ürünü alıp onun sahte ürün olduğunu anlamak mümkün değil. Ben gıda mühendisiyim ama benim bile onu anlamam mümkün değil. Bunlar belli analizlerle ortaya çıkabilir. O yüzden ne kadar bilindik ürün alırlarsa o kadar taklit ve tağşişten korunmuş olurlar. Bunun için de yeterli gelire sahip olmak gerekir. O yüzden söyleyecek söz bulamıyoruz.

25 May 2022 - 09:41 Kocaeli- Güncel

Muhabir  Buket Afkan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.