50 yıldır altın imalatının yükünü sırtlıyor… “Kocaeli’deki tüm ustalar benim tezgahımdan geçti”

50 yıldır İzmit’in altın imalatı yükünü sırtlayan, usta zanaatkâr Kenan Baksı, kentteki bütün altın imalatçısı ustaların tezgâhından geçtiğini ve günümüzde bir sanatın daha tükenme noktasına geldiğini söyleyerek; “60 yıllık meslek hayatımda nice usta yetiştirdim, nice eser yaptım ama artık fabrikasyon işler zanaatkârlığı bitirdi, mesleği de el emeğini de öldürdü artık bu işte de çıraklık-ustalık devri kapandı.” dedi.

Yasemin Kaya
Yasemin Kaya Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

İzmit Fethiye Caddesi Bilin Pasajı No:12’de Firuze Altın adlı iş yerinde hizmet veren ve geçmişten günümüze İzmit’teki tüm altın imalatçısı ustaları tezgâhında yetiştiren 60 yıllık usta Erzurumlu Kenan Baksı, mesleğe olan aşkını, işin inceliklerini güzellikleri ve zorluklarıyla gazetemize anlattı.

“BİR MESLEĞİN DAHA SONU GELDİ”

Kolyeden bileziğe, yüzükten küpeye altın ve gümüş imalatı konusunda istenilen her modeli el emeğiyle adeta şahesere dönüştüren usta zanaatkâr Baksı, günümüzde mesleğin yok olma noktasına geldiğini söyleyerek  “Burada yetiştirdiğim bir kadın usta Amerika’ya yerleşti, orada mesleğini icra ediyor. Onun gibi nice ustaya bu işi öğrettim, İzmit’teki ustalar tezgâhımdan geçmiştir. El emeği ürünlere eskiden daha fazla ilgi vardı artık makineleşme bir mesleğin daha sonunu getirdi.” dedi.

“İZMİT’İN EN ESKİ USTASIYIM”

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1951 doğma büyüme Erzurum doğumluyum. Evliyim, 2 oğlum var onlar da kuyumculuk yapıyor İzmit’te. 60 yıldır kuyumcu imalatçılığı yapıyorum. Bu işe 11 yaşındayken çıraklıktan başladım, bugüne kadar yaklaşık 40 usta yetiştirmişimdir. El işçiliğine dayalı altın ve gümüş takılarda her türlü modeli esere dönüştürebiliyorum. İnsanların resmini bile altına işleyebiliyorum, halen de hem altın hem de gümüş takı imalatı ve tamiratı yapıyorum. 10 sene Erzurum’da çalıştım, 50 yıldır da Kocaeli’deyim. İşimi ilk on sene başka bir adreste yapıyordum, son 40 yıldır da Fethiye Caddesi Bilin Pasajı No:12’de Firuze Altın adresinde hizmet veriyorum.

“OKUMAK İSTEMEDİM BU İŞİ BULDUM”

Bu mesleğe nasıl başladınız?

Ben ilkokulu bitirdim, okumak istemiyordum. Erzurum’da mahallemizde çalışan abilerimiz vardı, onlar bizi yönlendirdi, ben de okumak istemediğim için hemen bir işe girmek istedim. Babam rahmetli okumayacaksan kendine bir iş bul ve çalış dedi. Bir de o dönem iş çeşidi de yoktu, ya terzi olacaktım ya da kuyumcu çırağı, ben de kuyumculuğu seçtim, bulduğum ilk işte çalıştım ve şuan 60 yıl geride kaldı. 11-12 yaş çok küçük ama tam da çıraklık yaşı.

“DÜNYAYA BİR DAHA GELSEM YİNE BU İŞİ YAPARIM”

İşinizi seviyor musunuz, kazancınız nasıl?

İşimi çok seviyorum, sevmesem 60 sene çalışamazdım. Dünyaya bir daha gelsem yine altın ve gümüş takı üretmek isterim. Sanat üretiyorum ama bizim işimiz sanattan da önce ‘zanaat'; herkesten zanaatkâr da olmaz sanatçı da olmaz. Kazancımız çok düşük çünkü doların yükselmesi altını ve gümüşü etkiliyor. Bu pahalılıkta kimse altın da gümüşte almak istemiyor, zaten alamıyor da. Tamirat yaptığım malzemelerden para kazanıyorum sadece.

“YAPAMAYACAĞIM TAKI ÇEŞİDİ YOK”

Atölyenizde neler yapıyorsunuz?

Her ürünü yapıyorum. Kırık olan tamir malzemeleri tüm altın gümüş malzemeleri 15 dakika içerisinde istenilen şekilde hazırlayabiliyorum. Sipariş gelirse yüzük, kolye, bileklik akla gelen her takıyı altın da gümüş de olabilir hepsini yapıyorum. Yeni bir ürünün ise modeline göre tamamlanma zamanı da değişiyor. Bir gün de olan iş de var üç günde biten iş de var. Bizim işimizde yoğunluk olmasa bir iş üç günde biter, ister bilezik, ,ister zincir, yüzük, kolye, küpe olsun fark etmez. Siparişler dışında hazır olan bütün altın ve gümüş takı çeşitlerini de satıyorum.

“AZ DA OLSA YÜZÜĞE İLGİ VAR, ZAMLARDAN SONRA SİPARİŞLER ÇOK AZALDI”

Vatandaşlar en çok hangi ürünü sipariş ediyor?

Normalde her ürünü yapıyorum zaten ama en çok bayan yüzüğü, erkeklerde Hac’dan gelenlere yüzük, bayanlara kolye ve isimli kolye gibi. Millet bu zamanda maddi sıkıntılardan olsa gerek fazla sipariş vermiyor. İnsanlar zorunlu ihtiyaçlarına öncelik vermek zorunda, takı ihtiyaç olmaktan çıkmış zaten. Artık dokuzuncu sırada diyebiliriz.

“FABRİKASYON ÜRÜNLER, PANDEMİ VE ZAMLAR BİZİ MAHVETTİ”

Zamlar sizi ne derece etkiledi?

Bizi çok etkiledi zamlar. Buraya aldığım her malzeme de ürün de dolar üzerinden hesaplanıyor ve takılarda fazla çeşit alamıyorum. Pandemide de çoğu zaman dükkânı siftahsız kapattık hayat normale döndü bu sefer de zamlar başladı, dolar uçtu. Dolar yükseldiği için ne gümüş ne altın bir şey satamıyoruz. Ben tamirden para kazanıyorum. Tamir de olmasa para kazanamam. İnsanlar düğün sezonu olmasa zaten altın almıyor ki. Eskiden altın alamayan gümüş takı alıyordu. Şimdi gümüş takıyı da çelik solladı, çeliği de alamayan vatandaşlar imitasyon ürünlere yöneliyor. Çelikte pahalılaştı, insanlar artık süse gösterişe eskisi kadar talep gösteremiyor.

“KIRILAN TAKILARIN TAMİRİNİ YAPARAK İLK HALİNE DÖNÜŞTÜRÜYORUM”

Altın ve gümüşte parlatma işlemini nasıl yapıyorsunuz?

Altında da gümüşte de temizleme, parlatma işlemleri aynıdır. Mesela yüzüğü parlatacağımız zaman ona önce zımpara yapıyoruz sonra 2 bin 500 devirlik cila motorlarında pomza yapılır üstündeki çizgiler alınır. Ardından cila yapılır, cila da yaptığımız malzemeye parlaklık verir. İş bittikten sonra yıkama makinelerinde yıkıyoruz. Eğer ürün gümüş rengi ise gri ise müşteri de ürününün rose ya da altın rengi olmasını istiyorsa ona altın yaldız, ya da rose yaldız yaparız. Eğer pırlanta iş yapıyorsak ona da beyaz rodajla renk verilir.

“ÖNCE KAYNAK YAPIP SONRA PARLATIYORUM”

Kırılan altın ya da gümüş takıları hangi işlemlerden sonra ilk hallerine dönüyor?

Kırılan ürüne kaynak yapmak gerekir kopan bir zinciri ya da kırılan yüzüğü kaynak yaparak altınsa altın kaynakla gümüş ise gümüş kaynakla yeni haline çeviriyoruz. Kaynak işlemi de kırılan malzemenin durumuna göre değişir, on dakika da en fazla yarım saat de sürebilir. Bazı tehlikeli kimyasal maddeler de kullanmamız gerekebiliyor. O işlemler de sona erdikten sonra takı ilk haline dönüyor.

 “TAKILARDAKİ TAŞLAR SİYANÜR GİBİ ASİTLİ MALZEMELERLE TEMİZLENİYOR”

Yaptığınız işte amonyak, siyanür ve kezzap gibi kimyasal ilaçlar kullandığınızı söylediğiniz. Bunları kullanmak zorunlu mu tehlikeli mi?

Kezzap, tuz ruhu, siyanür, sülfirik asit, amonyak, nişadır, saf su, asit gibi tehlikeli kimyasal maddeler kuyumculuğun olmazsa olmazıdır. Özellikle amonyak, siyanür gibi maddeler çok çok tehlikeli. Bunları solumamak için ağzımızı maske ile kapatarak işlem yapıyoruz. Açık havada yapılması gereken işlemler bunar, atölyede yapsak hava alamadığımız için düşer bayılırız, canımızdan oluruz. Kulaklara, ellere takılan takılar işte böyle hayati işlemlerden geçiyor. Takılar hemen pat diye olmuyor, bu işlemler hem dikkat gerektiren hem de zaman zaman can güvenliğimizi tehlikeye atabilen işlemler.

“MEMNUN MÜŞTERİ GÖRMEK”

İşinizin en keyifli ve en zor yönleri nelerdir?

İşimin en keyifli yönü bir sipariş alıyorum, gelen vatandaş tam istediği şekilde yapıldığını görünce çok mutlu oluyor. Paradan önce teşekkür ediyor, bu bizi çok muştu eder, el emeğinin değeri parayla ölçülemez. Müşterinin memnuniyetini görmek kadar mutluluk verici bir şey olamaz.

“YANLIŞ YA DA EKSİK BİR ŞEY OLUNCA YAPTIĞIMIZ HERŞEY BAŞA SARIYOR”

İşimizin en zor yönü ise işi tam bitirirsin eksik bir şey olur. O yaptığın işi komple bozmak zorunda kalmamız, harcadığımız zamanı emeği tekrar harcamak zorunda kalmamız da işimizin en zor yanı. Olsun yine de alışmışım, eziyet gözüyle bakmadan gocunmadan yapıyorum. Her defasında ortaya el emeği ile sanatsal bir ürün çıkartıyorum, en güzeli de bu.

“KİMYASAL MADDELER CAN GÜVENLİĞİMİZİ TEHLİKEYE ATABİLİR”

İşimizin bir zor yanı da az evvel bahsettiğim gibi siyanür, amonyak, kezzap, asit, tuz ruhu gibi bu maddeler kuyumculuğun olmazsa olmazı. Bu tehlikeli maddelerle çalışmak zaman zaman can güvenliğimizi tehlikeye de atabiliyor. Ağzımızı burnumuzu kapatarak, maske takarak, kaynatacağımız malzemeyi de küçük piknik tüpü kullanarak açık havada kaynatmak zorundayız. O havayı solusak zaten bayılır ölürüz. Kuyumcu imalatçılığında en önemli şey iş güvenliğinin dört dörtlük sağlanmasıdır.

“BAHRİYELİ MEHMET USTA’DAN SONRA İZMİT’İN TÜM ALTIN YÜKÜNÜ BEN ÇEKTİM”

İzmit’te tek bir tamiratçının olmadığı dönemde ben geldim. Benden önce Bahriyeli Mehmet Usta vardı. Ben onun küçüğüyüm ben de ustaydım ama benden önce o vardı. O vefat ettikten sonra İzmit’in kuyumculuk ve gümüşçülük anlamında bütün tamirat imalat yükü benim sırtımda kaldı. İki oğlum var onları da ustalaştırdım ama onlar şuanda sadece kuyumcu dükkânları var, imalat yapmıyorlar sadece satış yapıyorlar.

“KOCAELİ’DEKİ TÜM USTALAR BENİM TEZGAHIMDAN GEÇTİ”

Şuan Kocaeli’de bulunan neredeyse bütün imalat ustaları benim tezgâhımdan geçti. Bir tane de kadın usta yetiştirdim o da yurtdışına yerleşti. Kocaeli’den Amerika’ya usta yetiştirdim. O da yaptığı eserleri paylaşıyor zaman zaman bana gönderiyor, mutlu oluyorum. Nice insana ömür boyu para kazanabileceği bir meslek kazandırdım, sanat öğrettim.

“BU ZAMANDA ÇIRAK OLMAK İSTEYEN YOK”

İzmit’teki hemen hemen bütün ustalar benim tezgahımdan geçti. Değirmendere Meslek Yüksekokulu’ndan gelen en az 30 öğrenciye burada staj eğitimi verdim. Ekonomik dönemin çok zor olduğu böyle bir dönemde çırak zaten yetiştiremem, masraflarını karşılayamam imkânım el vermez.

“YENİ NESİL GENÇLER ZORLUK ÇEKMEDEN PARA KAZANMAK İSTİYOR”

Bir de çıraklık yapmak isteyen yok artık, eskiden gene iyi kötü çırak yetiştiriyorduk artık bu işi öğrenmek isteyen çırak göremiyoruz. El emeğine dayalı mesleki işlerde çırak sorunu var, ustalar çırak bulamıyor. Günümüz gençleri zora gelemiyor, cep telefonları akşama kadar ellerinden düşmüyor. Öğrenmeye merak azalmış, kimi yetiştirelim? Son zamanlarda dükkâna gelen gençlerde bunu gördüm, hemen yoruluyorlar, baştan savma yapıp işi bitirmek istiyorlar, bu defa da öğrenemiyorlar.

“VATANDAŞ BİLEMEZ, MUTLAKA İŞİN ERBABINA DANIŞMALARI GEREK”

Bir takının altın ve gümüş olmadığını vatandaş nasıl anlayabilir?

Sahte ürünler oirjinale çok yakın bir şekilde üretilmye başladı, halkın anlamaması da normal. Bu yüzden vatandaş anlayamaz doğrudan ustaya götürülmesi gerek. Ben yıllarımı harcadığım için görür görmez kaç ayar, altın mı gümüş mü ilk bakışta anlıyorum.

"AYARLARIN FARKININ SEBEBİ MİLYEMDEN KAYNAKLANIYOR"

Altında 14 ve 22 ayar gibi ayrımların sebebi nedir?

Altın milyem üzerinden hesaplanır, milyemine göre de ayarı da parası da değişir. Milyem de altın ayarlarını kulanmak için yapılan hesaplama yöntemidir. 14 ayar 585 milyem, 18 ayar da 750 milyem, 22 ayar da 916 milyem. 916’nın üzerinde olan altın çok yumuşak olduğu için kolay kolay işlenemez. Zanaatkârlar işleyemezler, yaptıkları i düzgün çıkmayacağı için de vatandaşa tavsiye etmezler. Kuyumculukta milyem üzerinden hesaplama yapılır.

“UCUZ OLDUĞU İÇİN EN FAZLA 14 AYAR ALTIN SATILIYOR”

Günümüzde vatandaşlar altında en çok hangi ayarı tercih ediyor?

En çok 14 ayar tercih ediliyor hem daha ucuz olduğu için hem de malzeme olarak daha sert olduğu için kullanmaya elverişlidir. Zaten 14 yatırım amaçlı kullanılmaz, kullanana da tavsiye etmem bir değeri yok zararı çok. Satınca çok fazla zarar edilir, kâr oranı yoktur, kuyumcudan 14 ayar takı alan vatandaş sattığı zaman verdiği paranın ancak yarısını alır.

“YATIRIM YAPMAK İSTEYEN  GRAM ALTIN ALMALI”

Yatırım yapmak isteyenler altının hangi çeşidine yönelmeli?

Burada halk düğünde de kendilerine de alırken daha çok 14 ayar altını tercih ediyor. 14 ayarlı takıdan yatırım olmaz, süs eşyası olarak kullanılıyor. Yatırım yapmak isteyen gram altında fiyatlar düştüğü zaman alabilir, sattıklarında zararı neredeyse yoktur, vatandaş her türlü kârdadır her zaman. Cumhuriyette de yatırım yapılabilir. Kısacası işçiliği olan hiçbir altın yatırım amaçlı satın alınmamalıdır.

“HEVES VE ERKEN YAŞTA BAŞLAMAK ÖNEMLİ”

Bu işe merakı olan vatandaşlara neler söylemek istersiniz?

Bu işe merakı olan var mı göremiyorum artık, eskidendi bu işlere merakı olanlar. Merakı olan önce çıraklık aşamasından başlayacak. Bu işin yaşı çocuklukta başlar. Küçük yaşta başlasalar daha iyi çünkü yaş ilerledikçe öğrenme de yavaşlayabiliyor. Tabi heveste önemli. Hatta en önemlisi hevestir. Yoksa ileri yaşta da yapılabilir ama çekirdekten yetişmek daha başka. Röportaj: Yasemin KAYA

17 May 2022 - 14:00 Kocaeli/ İzmit- Yaşam

Muhabir  Yasemin Kaya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Koz Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Koz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Koz editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Koz değil haberi geçen ajanstır.

01

İnci Ertop - Çok uzun yıllardır topluma olan katkılarından gösterdiğin özveri ve emeklerinden dolayı seni kutluyor tebrik ediyorum Çok değerli eşi bulunmaz işinin ehli harikalar yaratan bir sanaatkarsın Sevgi merhamet dolu yüreğin değerli ellerin dert görmesin. Sonsuz sevgi ve saygılarımla İnci Ertop

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Mayıs 14:45