banner341

Yapılması gerekenleri tek tek sıraladılar… “Kocaeli, ömür geçirilecek bir kent olmaktan çıktı”

TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu, 31 Mart yerel seçimleri öncesi yerel yönetimler seçim bildirgesini yayınladı. TMMOB adına açıklama yapan İKK Sekreteri Murat Kürekci, “Yerel yönetimler Kocaeli terk edilen şehir olmaktan çıkarmalı” dedi

Yapılması gerekenleri tek tek sıraladılar… “Kocaeli, ömür geçirilecek bir kent olmaktan çıktı”
16 Mart 2019 Cumartesi 16:56

banner313

TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu, 31 Mart yerel seçimleri öncesi yerel yönetimler seçim bildirgesini yayınladı. Mimarlar Odası Taş Bina’da gerçekleştirilen açıklamayı TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Kürekci yaptı. Kürekci şunları söyledi: ‘’TMMOB, üyelerinden ve örgütlülüğünden aldığı güçle, varlığını oluşturan meslek alanlarından ürettiği bilgiyle; bilimden, teknolojiden, insan ve doğaya saygılı sanayileşmeden, emekten ve demokrasiden yana tavrını sürdüregelmiştir. Bugün de gerek birliğimiz, gerekse odalarımız ve İl Koordinasyon Kurullarımız aracılığıyla, bu geleneğini yurdumuzun her alanında yaşatmaktadır.
Hukuka saygılı, toplumcu ve halkçı, kamu yararını gözeten, katılımcılığa ve paylaşıma açık, şeffaf, kentlinin ve köylünün çıkarlarını ön planda tutan bir yerel yönetim anlayışı anlayışımızın sınırlarını çizmektedir.  Evrensel insan haklarının yerel yönetimlerce çözüm üretilecek her başlığında toplumcu, demokratik ve halkçı bir yerel yönetim anlayışı TMMOB’nin de yerel yönetim anlayışıdır. TMMOB, bu anlayışı benimsemeyenlerin karşısında yer alır.

Kocaeli 2 milyona yaklaşan nüfusuyla, nüfus yoğunluğu itibariyle İstanbul’dan sonra 2. sırada yer almaktadır. 12 ilçesi, 472 mahallesi bulunmakta olan Kocaeli ülkemizin en önemli sanayi kentidir. 14 adet Organize Sanayi Bölgesi, 2 adet Serbest Bölgesi, 5 adet Teknokenti, 2 adet üniversitesi ve 250’den fazlası yabancı sermayeli olmak üzere yaklaşık 3.000 civarında önemli sanayi yatırımı bulunmaktadır. Türkiye imalat sanayinde % 13 pay sahibidir. Konumu, ulaşım kolaylığı, nitelikli işgücü varlığı, tedarikçi ve pazar büyüklüğü-yakınlığı gibi özellikleri, sanayi yatırımları açısından tercih edilir olmasına neden olmuştur.

Gün geçtikçe çeşitlenen ve büyüyen sorunlarıyla Kocaeli kenti, insanlar için ömürlerinin sonuna kadar yaşayacakları bir yerleşim yeri olmaktan çıkmıştır; sadece çalıştıkları ve emekli olduktan sonra terk edecekleri bir şehir konumundadır. Bu niteliğinin orta-uzun vadede değiştirilmesi çabası yerel yönetimin başlıca stratejilerinden olmalıdır.


Kısa sürede  plansızca ya da planlama tekniklerine uygun olmadan, vahşice büyüyen sanayi alanları, bir taraftan kentin diğer fonksiyonel yaşam alanlarının da çarpık gelişmesine, dolayısıyla göç, altyapı, eğitim, afet gibi büyük sorunların birikmesine; diğer yandan da psikiyatri ve astım gibi solunum yollarının tedavilerinde kullanılan ilaçların en çok tüketildiği ve sağlık sorunları ile çevre sorunlarının da oluşmasına neden olmuştur.

İstanbul’a biçilen kültür-turizm ve ticaret kenti rolü, sanayisinin Trakya ile birlikte Kocaeli iline yönelmesini hızlandırmış ve doğa ve insana düşman bir sanayileşmenin varlığına neden olmuştur. Kocaeli sanayisindeki niteliğin, emlak rantına dönüşmeyecek biçimde, bacasız, çevreyle-insanla barışık, ileri teknolojileri kullanan bir yapılanma ile değişmesi gerekmektedir.

Bir zamanların Astakos, Bithnya, Nikomedya isimleriyle tarihsel bilinirliği ve özellikleri olan Kocaeli artık insanların sadece çalışmak amacıyla yerleştiği bir karmaşa kent olarak tanınmaktadır. Kentin doğal, kültürel ve tarihi turizm potansiyelinin halka sonuna kadar açık ve ücretsiz olması sağlanmalıdır. Kentin mevcut kültürel etkinliklerinin (festivaller, sanatsal sempozyumlar vb.) sürdürülebilirliği sağlanmalı, gerekli tanıtımlar yapılmalıdır.

Kentsel dönüşüm altında rantın, yaratılan yeni sermaye gruplarına pay edildiğini, kentsel yenilenmenin sadece konut üretimine dayandığının örneklerine ilimizde de tanık olmaktayız.  Afet riskli alanlar ile tarihi çevrelerde kentimize ve ülkemize kazandırılmalıdır. Kentli kıyılarını, ormanını, doğasını özgürce kullanabilmelidir. Kartepe Ormanı ya da kayak sahasına para vermeden girebilen bir vatandaş var mıdır? Toplumun sosyo kültürel gelişimi, yani “Kentli olmak” ya da “kentlileşmek” ise söz konusu bile değildir. Kamusal alanlar, ortak kullanım alanları olarak ise sadece AVM ler algılanmaktadır. Yerel Yönetimler kendi yetki alanlarında bulunan menkul ya da gayrimenkullerde, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasını hedeflemeli ve buna dair öz yatırımlarını yapmalıdır.

Ne yazık ki depremin 20 yıldönümüne girerken, İstanbul’da-Bursa’da büyük depremler beklenirken kamusal-toplumsal hafızamız iyiden iyiye yitmektedir. Kocaeli Türkiye’ye afet eğitimi konusunda model olmalıdır. Valilik, Belediye, Üniversite, Meslek Odaları ve sivil toplum örgütleri işbirliği ile etkin bir Afet Yönetimi seçilecek yerel yöneticilerin öncelikli görevlerinden olmalıdır. Yine seçilecek yerel yöneticilerimiz tarafından, öncelikli olarak “Çevre Kirliliği ve bağlı olarak oluşan Yaşamsal Riskler” ile - Endüstriyel tesisler kaynaklı, - Kaza/afet, -Sağlık, -Günlük yaşamda karşılaşılan riskler değerlendirmeli; halkın sağlık eğitimi, işçi sağlığı ve iş güvenliği çalışmaları, çevre sağlığı hizmetleri öncelikli olarak ele alınmalıdır.

Ulaşımda öncelikle denizden, ikincil olarak raylı sistemlerden yararlanılmalıdır. Dikey ulaşım alternatifleri olarak Finüküler Sistem maliyet-fayda ilişkisi içerisinde değerlendirilmelidir. Umuttepe’de 82.000 civarındaki öğrenciye, çalışanlar, öğretim üyeleri, hastalar, hasta yakınları eklendiğinde günlük neredeyse 100.000 üzerinde insan hareket halindedir. Yerel yönetimler başta öğrenciler olmak üzere bu hattın ücretsiz ya da sembolik bir ücretle işletilmesini hedeflemelidir. Kent içi ulaşım, toplum yararına bir hizmet alanı olarak ele alınmalı ve bu nedenle kent içi ulaşımda öncelikli hedef, taşıtların değil, yayaların hareketi olmalıdır.

Sanayileşme ve kentleşmenin ortaya çıkardığı çevre sorunları Kocaeli ili’ni olumsuz etkilemiştir. Doğal bitki örtüsü, biyolojik çeşitlilik, ormanlar, verimli tarım alanları ve kıyılar bu olumsuz etkilenmeden payını almıştır. Kentimizde yaşamsal çevre sorunlarını sadece Dilovası değil, tüm Kocaeli yaşamaktadır. Sanayisi bulunmayan Kandıra, Karamürsel dahi meteorolojik hareketler sonucu ciddi yaşamsal tehdit altındadır. Yolcu toplu taşımacılığında, bireysel araç kullanımlarının yanı sıra otobüs ve minibüslerin sayılarının çokluğu, yine yük taşımacılığında kamyon-tır ve dorse sayılarının çok yüksek sayıda olması sanayinin dışındaki en önemli kirlilik kaynağıdır. İzmit’in bir çok mahallesinde sanayi kirliliğinden daha çok, araçların emisyonları yaşamımız tehdit eder durumdadır. Bilime ve tekniğe aykırı planlamalar ve imar uygulamaları adeta insanlarımızla birlikte kentimizi de yavaş yavaş öldürmektedir. Çevre sorunlarını hava-su-toprak kirliliği ile gıda güvenliği/güvenilirliği ile birlikte değerlendirdiğimizde “Yaşanmaz kent Kocaeli” ile karşılaşmaktayız.

Kadınların Sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere, İstihdam olanaklarına, Kaliteli, kapsamlı kentsel hizmetlere (ulaşım, konut, güvenlik, vb), Şiddete maruz kaldıkları takdirde haklarını güvence altına alacak mekanizmalara erişimini ve Yerel yönetimlerin planlama ve karar alma süreçlerine katılımını sağlayarak, erkekler ile birlikte kentsel yaşamın tüm alanlarında eşit bir yerel yönetim anlayışı beklentimizdir.

Kentimizin sanayi kenti özelliğinin yanı sıra, denizleriyle, dağlarıyla, ormanlarıyla kısaca doğasıyla ve tarihiyle, iş-kongre alanlarıyla ve aynı zamanda İstanbul’un yanı başında olmasıyla da bir turizm kenti; verimli toprak alanlarıyla Sanayileşme öncesi olduğu gibi bir tarım ve hayvancılık kenti olabilme potansiyelindedir. Kocaeli denildiğinde artık akla sadece “Sanayi Kenti” kimliği gelmemelidir. Bu potansiyellerin tümü için Kent halkının iradesinin açığa çıkartılması, süreçlerin sahiplendirilmesi ve birlikte yönetilmesi gereklidir. Mutlu ve sağlıklı kentlilerden oluşan bir “KOCAELİ” yaratmak olasıdır.

Kentimiz artık, gerilimden, hava-su-toprak kirliliklerinden uzak; denizleriyle, Sapanca Gölüyle, dağlarıyla, ormanlarıyla barışık; kültürün sanatın, şiirinin, edebiyatın her köşesinde yaşamlarımıza girdiği; tarihine sahip çıkılan bir dünya kent kimliğine kavuşmasını sağlayacak anlayışlarla yönetilmelidir. Halkın yönetimde söz, yetki ve karar sahibi olduğu, Kent konseyleri, kent meclisleri, halk meclisleri gibi yönetime katılımı mümkün kılacak mekanizmalar oluşturulduğu, Kentsel dönüşüm, kentleşme politikaları ve imar planlarının kâr ve rantsal çerçeveden tümden çıkartıldığı, İmar Komisyonları ve diğer ilgili komisyonlarında meslek odalarımızın yer aldığı, Hizmetlerin kentliye eşit sunulduğu, Özelleştirme ve rant odaklı parçacı planlama anlayışı yerine katılımcı, şeffaf, bütüncül planlama anlayışının uygulandığı, Su kirliliği, hava kirliliği, gürültü kirliliği, görsel kirlilik gibi sorunların çözülmesini amaçlayan bir çevre yönetiminin oluşturulduğu, Sağlıklı bir çevreye önem verildiği, insan sağlığının korunmasının hedeflendiği, Belediyelerin müteahhitlik yapmadığı, yerine halkın barınma hakkını gözettiği, sokakta yaşayanlara, kimsesizlere, barınma sorunu yaşayanlara ücretsiz ya da düşük ücretle kira hizmeti verebildiği, Kentliyi odağına alan güvenli kentlerin oluşturulduğu, Kocaeli halkının genelde çalışan kesimden oluştuğundan yerel yönetimlerin yetkilerinde bulunan doğalgaz, su, ulaşım giderlerinin ücretsiz olması ya da ucuzlatılması yoluyla halkımızın bütçesine gelen yükün hafifletilmesinin sağlandığı, Konforlu, hızlı, ucuz ve daha güvenli toplu ulaşımın hedeflendiği, Tarihi-Kültürel mirasın korunduğu, Engelli, hasta, çocuk ve kadın yaşamına duyarlı imar, planlama ve uygulamalar ile her türlü önlemin alındığı, Çocuklara kreş, yaşlılara konuk ve bakım evlerinin yapılacağı, Şeffaf, denetlenebilir, kayırmacılık ve adamcılıktan uzak, herkese eşit yakınlıkta hukuk ve kamu yararının esas alındığı, İmar Barışı (afları) ile güvensiz ve kaçak yapılaşmanın teşvik edilmediği, Koruyucu sağlık hizmetlerini temel alan, parasız sağlık ve sosyal hizmet uygulamaları hayata geçirildiği, Toplum sağlığı açısından, insanlarla birlikte yaşayan hayvanların, hayvan haklarını gözeten bir anlayışla korunması ve bu konuda gerekli barınma ve bakım alt/üst yapılarının oluşturulduğu vb.

Yerel yönetimlerin uygulayacağı politikaların karar alma süreçlerinde, kent halkının özne olmasını hedefleyen, doğrudan demokrasi ilkelerini hayata geçiren mekanizmaların yaratılması gerekmektedir.”
 


Etiketler; #TMMOB #kocaeli

İlgili Galeriler
banner29
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.