banner226
banner221

Mağdur babalar dernek kurdu!

Boşanmanın Fevri Sonuçları ve Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nihat Yörük, derneğin neden kurulduğunu, kuruluş aşamasını ve faaliyetlerini anlattı.

banner57
Mağdur babalar dernek kurdu!
13 Ekim 2018 Cumartesi 13:16

banner232
banner15

Boşanmanın Fevri Sonuçları ve Çocuk Hakları Derneği Başkanı Nihat Yörük, derneğin neden kurulduğunu, kuruluş aşamasını ve faaliyetlerini Kocaeli KOZ’a anlattı. Yörük derneğin kuruluşuyla ilgili olarak, “yaşadığım bu mağduriyetler üzerine benim gibi bir sürü mağdur babayla tanışınca (İlk tanıştığımız dernek İzmir Derneği’ydi, sonra İstanbul Derneği oldu) daha sonra da bu mağduriyetler arttığı için Kocaeli’de bir dernek kurmaya karar verdik. 2017 yılı içerisinde 6’ncı ayda kısa adı olan BOFİSDER olan Boşanmanın Fevri Sonuçları ve Çocuk Hakları Derneği’ni kurduk. Derneğimizin 6 ay içinde genel kurulunu da yaptık” ifadelerini kullandı

Öncelikle kendinizi biraz tanıtır mısınız?
Adım Nihat Yörük. 1971 İzmit doğumluyum. 71 yılından beri Kocaeli’de ikamet ediyorum. İlk ve ortaöğrenimimi de Kocaeli’de tamamladım. O dönem itibariyle yükseköğrenime gerek yoktu. Ben de kısa yoldan para kazanmayı seçip, hayata atıldım. Bir yere bağlı kalmadan kendi işimi icra ettim.
 

Derneği kurma fikri nasıl oluştu özel hayatınızla mı ilgiliydi?
Sorunsuzca hayata devam ederken 39 yaşında bir evlilik yaptım. Bu evlilikten bir yıl sonra eşimden ayrıldım. Aslında bitirmek istemiyordum. İstemeyen taraf olarak davaya 6 ay iştirak ettim. Karşı tarafın ısrarla boşanmayı istemesi üzerine evliliğimi sonlandırdım. 2011-2012 sonuna kadar bu evlilikten olan çocuğum haftanın 4 günü bendeydi. Bu dönem içerisinde anne artık çocuğu 7-8 gün bana bırakıp yurtdışına gitmeye başladı. Şehir dışında tatillere gitmeye başladı. 2012 yılının sonunda 6284 no’lu yasanın kabulü yüzünden aramızda çıkan ufak bir gerginlik yüzünden yani onunla tekrar evlenmek isteyişimi söylememdi. Onun penceresinden bakıldığı zaman da nafaka davasıydı. Aslında doğrusu şuydu. Benim evlenmek istemem konusunda gerginlik yaşıyor ama bana açtığı 1000 TL’lik nafaka davasını çok bulduğum için bu davada karşı taraf olarak 200 TL’ye hükmedecek kadar devam ediyorum. Hakimin takdiriyle bu dava her ay 200 TL olarak noktalanıyor. Burada kadınların elini güçlendirmesini sağlayacak 6284 yasasına müracaat ediyor. Değişik yollardan uğraşmaya başlıyor. Bunların ilki çocuk alımlarını muhalefet etmek.
 

8 DAVANIN 8’İ ALEYHİME SONUÇLANDI
Mahkeme kararında yazılı olduğu üzere çocuk alımına gittiğinde çocukla önce ev değiştirme, değiştirdiği evi de bana söylememe, sonra çocuk hasta bahaneler, Babalar Günü’nde annesinin evine kaçma, telefonu kapatma gibi… bazı şeylerle aradaki bu iletişimi kötüye kullanmak istediğinin sinyallerini aldım. Bunun üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürü Bekir Yumru ile annem, babam ve teyzemle yaptığım özel görüşme yaptık. Yumru bana, ‘Çocuğu icra yoluyla alırsan bu terslikleri saptayabilirsin’ dedi. Ve ben de icra yoluyla almaya başladım. Çocuğu icrayla alırken toplamda 31 alımımın 19’unda çocuğu alamadığım, alamadığım için de açtığım icra cezadan 341’den, çocuk alımına muhalefetten açtığım 8 dava var. Bunun 8’i de benim aleyhime sonuçlandı.
 

BENİM GİBİ BABALARLA TANIŞINCA
Buradaki mevzuat TCK’daki suç sübut bulunmadığı maddesi… yani sürekli teker üretmiyor anlamına geliyor. Dolayısıyla ardışık olarak 8 kere çocuğu vermese de 1 kere verse, annenin sorumluluğu dahilinde cezai sorumluluğu bitiyor. Çünkü TCK’da yazan hüküm bu. Dolayısıyla buradan da bir şey yapamayınca sadece ilgili dava masrafları, karşı tarafın avukatlık giderleri bunlar tarafıma haciz yoluyla gelmeye başladı. O dönem işlettiğim kafeteryayı da bu haciz sebebiyle, avukatların sandalye masayı almaya tehditleriyle, haydut kırıklığıyla-ki ben bunları baroya da şikayet ettim. Aynı terimleri onlara da söyledim. Bunlarla daha fazla uğraşmaktansa mekanı kapattık. Bu dönemde yaşadığım bu mağduriyetler üzerine benim gibi bir sürü mağdur babayla tanışınca (İlk tanıştığımız dernek İzmir Derneği’ydi, sonra İstanbul Derneği oldu) daha sonra da bu mağduriyetler arttığı için Kocaeli’de bir dernek kurmaya karar verdik. 2017 yılı içerisinde 6’ncı ayda kısa adı olan BOFİSDER olan Boşanmanın Fevri Sonuçları ve Çocuk Hakları Derneği’ni kurduk. Derneğimizin 6 ay içinde genel kurulunu da yaptık. 
 

Dernek faaliyetiniz olarak neler yaptınız?
İlimizde 3 aile mahkemesi hakimine, hem de Kocaeli Valiliği’nde farklı birimlerde çalışan arkadaşlara da mağduriyetimizi anlattık. Hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda Çocuklardan Sorumlu Şerafettin Beyin yine 3 hakimden birinin, derneğimize mağdur olan babaların iletişimini sağladığını gördük. Dolayısıyla derneğimizi yayma hamlelerinin doğru olduğunu bir kez daha anlıyorum. Ve mağdur sayımızın fazla olmasını anlıyorum. Kocaeli’deki yerel gazetelere farklı zamanlarda röportaj verdiğimiz de oldu. Buradaki amacımız da zaten derneğimizi yayarak, daha çok sesimizi duyurmak. Ve derneğimize sembolik olarak da aylık da yıllık da 1 TL alıyoruz. Ücret talep etmemizin nedeni de katılmaya çekinmemelerini sağlamak. Asıl bize parasal olan miktarı bağışlarla alıyoruz. Örneğin geçen ay iki arkadaşımızın davasını yazdım. Avukat tutmadıkları gibi paraları da cebinde kalıyor. Ve zaten avukata ihtiyaç olmayan basit davaları biz yazarak, davaların takibini de yine ilgili mahkeme duruşma salonlarına girerek yapıyoruz. Bu sayede avukata vermedikleri paralar bizim derneğimize dönüyor.  Biz de bizim için gerekli olan paraları bu şekilde tedarik ediyoruz. 
 

Dernek olarak bir kazanımınız oldu mu?
Böyle bir kazanımımız olmadı. Nedeni şu: ben bu işi bilmiyorum ya da gerçekten böyle bir ihlal ortada yok değil. Sadece buna zaman var. İç hukuk yolunun tükenmesi gerekiyor. İç hukuk yolu tükendikten sonra AHİM aile hayatına saygıdan, saygının ihlalinden yani 8’inci maddeden Türkiye’yi defalarca cezalandırdı. Bunların bir sürü belgesi, örnek kararları elimde var. Benimki de bunlara eş değerde. Ancak buradaki iç hukukum devam ettiğim için şuanda oraya uzanmaya zamanım var. Ki buna rağmen bir iki defa Anayasa Mahkemesi’ne başvurma oldu. Başvurum geri döndürüldü çünkü konunun yargıda olduğu belirtildi. Bir diğeri de Kocaeli Valiliği’ne insan hakları ihlalden 3 defa başvurum var. Bunlardan birisinin yargıda diye döndü, diğer ikisi de OHAL durumu diye döndü. Aslında ikisi OHAL kapsamında değildi. Başvuru tarihimden üç gün sonra darbe planı olunca benim başvurum o dönemin içerisinde kaldı. Adalet Bakanlığı’ndan da Kocaeli Valiliği’nden de alacaklı olduğumu çok iyi biliyorum.
 

YEREL MAHKEMELER BENİ İLGİLENDİRMİYOR
Yerel mahkemelerin verdikleri karar beni ilgilendirmiyor. Çünkü atılan imzalar bana haklı olduğumu gösteriyor. Yerel mahkemeler sadece ilk derece mahkemeleridir. Yerel mahkemelerin asıl amaçları Yüksek Yargı’nın önünü kesmektir. Alınan kararların hepsi yanlış, hepsi hatalı. Sadece vatandaş olarak alınan bu kararların akıbetini sormuyoruz. Ben mağdur olan babalara her zaman, ‘Eşiniz size çocuğunuzdan dolayı şiddete yöneltecek davranışlarda bulunuyorsa, sakın şiddete yönelmeyin ve eşlerinize şiddet uygulamayın’ diye söylüyorum.  Asıl kadına saldır diyen bu yasaları hazırlayan vekillerdir. 2012 yılında 6284 yasası için bütün vekiller yasanın altına imzayı attı.  Yine bir konu da nafakaysa iştirak nafakasını kaldırın çocuğa... İştirak nafakası bitsin, bittiği halde anneler hala velayet isterse ben bir şey bilmiyorum. Anneler bu nafakayı almak için her türlü şartı zorluyorlar. Nafakayı arttırmak için de ellerinden geleni yapıyorlar. 
 

Kocaeli’de kaç üyeniz var?
30’un üzerinde üyemiz var. Bunların 25’i gerçek mağdur. Yaklaşık 5-6 kişi de benim verdiğim bu mücadelenin farkında olup, bize sonuna kadar destek olmak isteyen iyi niyetli arkadaş çevrem bulunmaktadır. 
 

Dernek olarak amacınız nedir?
Çocuk Haklarını derneğimizin en sonuna koyduk. Çünkü asıl olay ve işin özü budur. Ben her ne kadar kadınları koruyan bu yasadan şikayetçi isem de bu kadına karşı olduğumu değil, bu yasalar sayesinde çocukların mahvolduğunu ve bunun olmaması gerektiğinin özellikle altını çiziyoruz. Ve bu bağlamda aslında hep erkek mağdurumuz yok. Geçen hafta mağdur olan bir bayan arkadaşımızın da dava dilekçesini ben yazdım. Bu bayan mağdur da bizim gibi eşi tarafından çocuk üzerinden vuruluyor. Yani kısacası kadına verilen bu hakların peşinde de değiliz. Bu haklar verildikten sonra çocukların başına ne geldi, çocuklarımız nerde ne yapıyor bunları bilmek istiyoruz. Bunun da ön plana çıkması için de dernek olarak elimizden ne geliyorsa yapacağız. Bu noktada benim savaşım asla bitmez. 


İlgili Galeriler
banner29
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.