banner292
banner302

Kadının fendi Flormar'ı yenecek!

Sendikalı oldukları için işten atılan kadın işçiler, 298 gündür direniş çadırında. 'Kadınlar, kendilerine inanırsa birçok şeyde daha başarılı olurlar' diyorlar: Biz de bütün sabrımızla direniyoruz, direneceğiz. Bu yüzden bu 8 Mart bizim için daha anlamlı

Kadının fendi Flormar'ı yenecek!
08 Mart 2019 Cuma 08:51

banner32
banner313

Direnişteki Flormar işçileri 298 gündür direnişte. Ücret, psikolojik baskı, adaletsiz çalışma koşulları onları hareket geçirdi. Flormar işvereni, Ocak 2018'de Petrol-İş Sendikası'nda örgütlenmeye başlayan, hakkını arayan çalışanları teker teker kapının önüne koydu. İşçiler, fabrikanın önüne direniş çadırı kurdu, hakkını aramaya devam etti. İşveren, neredeyse yarısını çıkardığı çalışanların yerini taşeron işçilerle doldurdu. İşi, ekmeği için mücadele eden kadınların diğer çalışanlarla iletişim kuramaması için fabrikayı tel örgüler, çim örtülerle çevirdi. Servis iniş, binişleri de fabrika içine taşındı. Fakat işverenin hiçbir girişimi bu cesur kadınları yıldırmadı. Her gün sabah işe gelir gibi evlerinden çıkıp servislerine biniyor, fabrika önüne gelip çadırlarını kuruyorlar. Çay demleniyor; kahvaltı, sohbet... Ardından çadırda, geçimlerini sağlamak için alınan örgü siparişlerini yetiştirme telaşı başlıyor. 'Mesai' bitince de çadır toplanıyor, etraf temzileniyor, servislerle eve dönüş vakti geliyor.

"8 Mart artık bizim için daha anlamlı" diyorlar ve tüm kadınlara çağrı yapıyorlar: "Kadınların önünde hiçbir engel duramaz. Sabırlı olma özelliğimiz var, bu sabrımızla bu mücadeleyi kazanacağız. Flormar ürünlerini almayarak bize büyük bir destek verebilirsiniz. Dayanışmamızı gösterelim."

'BÜYÜTTÜK, BÜYÜYEMEDİK'

Nihal Değer Doğan, yedi yıl çalışmış Flormar'da, örgütlenme süreçlerini şöyle anlatıyor: "Yöneticiler sürekli işleri büyüttüklerinden anlatıyrolardı. 'bu sene 100 mağaza açtık, seneye de 100 mağaza açacağız. Siz de bizimle büyüyeceksiniz' dediler, bize umut verdiler. Fakat ocak ayı (2018) geldiği zaman baktık ki zam verilmemiş. Böyle olunca İnsan Kaynaklarından randevu istedik. Bir türlü yanıt vermediler. Müdürlerle görüştük, 'Bizim yapacağımız bu, kapı orada' dediler. Öyle olunca Petrol-İş'e üye olduk. Zaten örgütlenme sürecimiz de çok çabuk oldu. Bir, iki ay içerisinde çoğunluğu sağladık. Sonra tabii bizim örgütlendiğimizi duyunca önce 13 öncü arkadaşımızı işten çıkardılar. Daha sonra arkadaşlarımız mücadeleye başladığı zaman biz onlara destek verdiğimiz için 80 kişiyi, sonra da alkışla destek olan arkadaşlarımızı da birer ikişer çıkararak 132 kişiye ulaştı bu sayı. O gün bugündür biz buradayız, mücadelemizi sürdürüyoruz. Davalarımız devam ediyor. Ama orada da hukuk işlemiyor. Benim davam örneğin haziran ayına ertelendi. İçeriden şu an bize tehditler var. İşveren ilk zamanlar bizimle hiç görüşmüyordu. Şimdiyse diyor ki 'Ben onların kıdem, ihbar tazminatlarını vereyim, iki-üç maaş da fazlasını vereyim, yeter ki buradan gitsinler'. Sendikayı içeri sokmamak için bunu yapıyor. Ama biz sonuna kadar aynı şekilde mücadelemize devam edeceğiz."

Ücretlerinin çoğunlukla asgari ücret düzeyinde olduğunu, bölüm sorumluluları ya da operatörlerin biraz fazla aldığını söyleyen Doğan, işverenin, yeni gelen işçinin ücretini daha yüksek tutup eski işçiye zam vermediğini belirtti: "Bunu sorguladığımız zaman da 'Biz ücretleri aynı seviyeye getirmeye çalışıyoruz' dediler. O zaman da bizi kendi içimizde bölmüş oldu."

PSİKOLOJİK TACİZ
Ayşe Öztürk, Flormar'ın 11 yıllık çalışanlarından. İşyerinde ücret ve psikolojik baskı açısından kadın erkek ayrımı olduğunu söylüyor: "Bir gelir adaletsizliği vardı. İzin konularında erkeklere göre daha geri durumdaydık. Bizi dinlemiyorlardı bile. Şefimize anlatmaya çalışıyorduk mesela arkasını dönüyordu bize, onun arkasına anlatmak zorunda kalıyorduk derdimizi. Ama erkeklerin böyle bir sorunu olmuyordu. Onlar sadece bir telefonla işlerini halledebiliyorlardı."

İşverene ve çalışan arkdaşlarına bir çağrısının olup olmadığını sorduğumuz Öztürk, "İşveren aslında işini yapıyor, onlar bizden daha iyi örgütlüler. Örgütlü işyerleri bizi destekliyorlar ama örgütsüz yerlerde korku hakim. İşçinin 2020 liradan başka kaybedecek hiçbir şeyi yok. Onu da her yerde kazanabiliriz. Dolayısıyla işçilerin birlik olması, daha duyarlı olması gerekiyor. Bugün bizim başımıza gelen herkesin başına gelebilir. Ben 11 yıl çalıştım Flormar'da ve belki de hiç çıkarılmam diyenlerdendim ama en başta çıkarıldım. İşçilerin kaderi sermayenin iki dudağının arasında. Herkes örgütlensin."

'ALKIŞLADIM, İŞTEN ATILDIM'
11 yıl çalışmış Hatice Yılmaz da. Petrol-İş'e üye olduktan sonra sendikada yaptıkları toplantıları aralarındaki birinin işverene söylediğini ve işten çıkarma sürecinin de böyle başldığını anlattı: "Tek tek işten çıkarmalar başlamıştı, beni de çıkarılan arkadaşlarımıza alkışla destek oldum diye çıkardılar. Sendikaya üye olmak bizim hakkımız, biz de hakkımızı kullandık. İçerde çalışan arkadaşlarımıza da aklınızı başınıza alın diyoruz. İşveren bugün fazla ücret ödeyebilir ama buradaki direniş dağılırsa çalışma koşulları eskisi gibi olacaktır."

Üç buçuk yıllık Flormar işçisi Zuhal Aktaş, zam yapılmadığı için örgütlenmeye başladıklarını belirtti. "Her gün buradayız, çadırmızı kurup söküyoruz. Sabah, öğlen çayımızı içiyoruz. Misafirlerimiz geliyor, onlarla vakit geçiriyoruz" diyerek direniş günlerini anlattı.

'DİRENİŞ ÇADIRI İŞYERİMİZ'

Filiz Kılıç ise Flormar'da bir yıl çalışmış. Arkadaşlarının yaşadığı sorunları görünce 'Aynı şeyler benim de başıma gelebilir' diyerek üye olmuş Petrol-İş Sendikası'na: "Şeflerimiz gelip 'Sakın sendikaya üye olmayın, işten çıkarılırsınız' diye tehditte bulunuyorlardı. Çalıştığımız bölümler değiştirilerek baskıya mağruz bırakılıyorduk. Bizi sürekli korkutuyorlardı, 'Üye olduysanız da vazgeçin' diyorlardı..."

Kılıç, 298 günün nasıl geçtiğini söyle anlattı: "Her gün işe gidiyor gibi evimizden çıkıp servislere binip buraya geliyoruz. Burası bizim işyerimiz gibi oldu.

Çalışan arkadaşlarımızın çay molalarında gidip onlara seslenmeye çalışıyoruz ama aramıza o kadar çok engel koydular ki hiçbir şekilde göz göze gelemiyoruz. Sadece sesimizi duyurmaya çalışıyoruz."

Elif Uslu, Flormar'daki yedi yıllık çalışma hayatında daha önce de sendikada örgütlenmeye çalıştıklarını söyledi: "E devlet üzerinden değildi o zaman, noterden üye olunuyordu. İki kez sendikada örgütlenme girişimimiz oldu ama e devlet üzerinden olunca çoğunluk sağlamakta başarılı olduk."

Hâlâ çalışan sendikalı arkadaşlarının olduğunu onlarında vazgeçmediğini belirten Uslu, "Mücadelemize çok destek alıyoruz. Daha çok sendikalı olan fabrikaların çalışanları geliyor desteğe" diyor.

DİRENİŞ ÖRGÜLERİ

İşsiz kalan Flormar işçilerine Petrol-İş Sendikası cüzi bir destekte bulunabiliyor. Geçinmek için bu yüzden örgü örmeye başlayan işçiler, Instagram'dan açtıkları sayfadan aldıkları siparişleri Türkiye'nin her yerine kargoyla gönderiyor.

8 MART BU KEZ DAHA ANLAMLI

Direnişteki Flormar işçilerinin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mesajları şöyle:

Ayşe Öztürk: "Ben burada emeği sömürülmüş, bütün hakları gasp edilmiş ve direnen bir kadın olarak Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum. 8 Mart, bu mücadele içinde, bu kez bizim için daha anlamlı."

Zuhal Aktaş: "Kadınların haksızlık gördüğü her şey için direnmelerini ve mücadele etmelerini isterim. Çünkü mücadele ettikçe cesaretiniz, özgüveniniz artıyor. Kadınlar, sakınmasınlar, korkmasınlar, cesaretli olsunlar. Yeter ki istekli olalım, her şeyi başarırız, önümüze hiçbir engel çıkamaz."

Filiz Kılıç: "Kadınların daha dik durmalarını istiyorum. Kendilerine inansınlar, güvensinler. Kadınların daha çok şey başaracaklarına inanıyorum. Kadın ve erkek işçilerin eşit çalışmalarını, eşit şartlarda olmalarını istiyorum. Kadınların, sabırlı oldukları için, bazı şeylerde daha başarılı olacaklarına inanıyorum. Biz bu mücadeleyi veriyorsak bizim sabrımızdan kaynaklıyor bu. Kadın çalışanlar birlik olmalı ki sesimizi duyuralım."

Elif Uslu: "Bütün kadınları bizi desteklemeye davet ediyorum. Flormar ürünleri kullanmasınlar. Başka bir sürü marka var kullanabilecekleri, onları kullansınlar. Bu bile bize büyük bir destek. Beni gece vardiyası bitiminde işten çıkardılar. Çıktığım zaman fabrikanın kapısının önünde de bağırdım, 'Kadının fendi Flormar'ı yenecek' dedim. Flormar anayasayı çiğniyor. Hakkımız olan sendikal örgütlenmeyi bize çok görüyor. Bütün kadınları hatta bütün işçi sınıfını da bize destek vermeye çağırıyorum."
 

Aydınlık
 


İlgili Galeriler
banner29
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.