banner451
banner421

İşte Seka’daki o emsalsiz direniş..

banner418

Seka’nın kapatılmasına karar verildiği 2004 yılındaki o büyük direniş hala hafızlarda. Peki siz 1998 yılındaki Türkiye’deki işçi tarihine geçen o büyük mücadeleyi ve “Siz üretin biz satarız” sloganını hatırlar mısınız?

İşte Seka’daki o emsalsiz direniş..
19 Aralık 2017 Salı 12:21

banner32

İzmit denince ilk akla gelen Seka'dır. Seka Genç Cumhuriyeti kağıt alanında dışa bağımlılıktan kurtardığı gibi bir kentinde simgesi olmuştur. İlk futbol kulübü burada kuruldu. İzmitliler sinema ve tiyatro ile Seka'da tanıştı. Seka sadece bir fabrika değil bir kentin yaşayan kültürü haline geldi. Seka ile İzmit zamanla kaynaştı ve bir bütün oldu. 

1968 Öğrenci olayları ve ardından yükselen sol hareketler Türkiye'yi de kısa süre sonra etkiledi.70'li yıllardan itibaren artan grevler, eylemler, boykotlar ve fabrika işgalleri ülkede dalga dalga yayıldı. Yükselen sol harekete rağmen SEKA işçisi eylemlerden uzak, greve katılmayan, muhafazakar bir profil çizmiştir. İşçilerin genel eğiliminden dolayı işçileri temsil eden sendikada sağ eğilimli olmuştur. 12 Eylül Askeri Darbesi ile durulan ülkede sokak eylemleri ve grevlerde bir süreliğine tarihe karışmıştır. Yeni yasa ve düzenlemelerle grev yapma ve sendikalaşma hareketleri zorlaştırılmıştır. 12 Eylül sonrasında çıkarılan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasasına sendikaların ilk tepkisi bu yasa ile grev yapılamaz olduğudur.

SEKA işçisi bu yasa ile de grev yapılabileceğini kanıtlayan ilk örnek oldu. Pahalılığın ve enflasyonun arttığı seksenli yıllarda küçük bir zam talebinin reddiyle başlayan grev diğer tüm işçi sınıfına örnek olmuştur. Seka işçisinin hiçbir önerisi dönemin hükümeti tarafından kabul görmemiş ve grev 133 gün sürmüştür. Bu grevde ülkenin üretim kaybı 133 milyarı aşmış, Pazar kaybı % 40 azalmıştır. Grevi fırsat bilen özel sektör pazar payını iki katma çıkarmıştır. Bu ilk grevden sonra SEKA özelleştirilecek kuruluşların ilki haline geldi. Grev sürecinde ithal kağıda sıfır gümrük vergisi uygulanarak pazar da yabancı sermayenin etkisi arttırılmıştır. Kuruluşunda 10 bin ton üretim kapasitesine sahip fabrika 1980'de 140 bin ton kapasiteye ulaşmasına rağmen fabrikanın zarar ettiği yönünde oluşan algı gün geçtikçe büyüdü.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından hızla işletilen 24 Ocak kararları ile Türkiye'de özelleştirme süreci sistematik olarak başlamış ve neo-liberal politikalara hız verilmiştir. Bu süreçte Türkiye'nin önemli kuramları işlevsizleştirilmiş, içleri boşaltılarak zarar eder hale getirilmiş ve böylece özelleştirilmelerinin yolu açılmıştır.

Darbenin ardından geçilen sivil yönetim döneminde, özellikle Turgut Özal'ın eliyle yürütülen özelleştirme operasyonlarında bilhassa Kamu İktisadi Teşebbüslerinin "devlet sırtında kambur" olduğu düşüncesi medyanın da desteğiyle yerleştirilmiştir. Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin halkın gözünde meşrulaştırılması için basın yayın organları ile kamuoyu oluşturulmuştur.  Ülkemizdeki özelleştirme sürecine kısaca bir göz attığımızda, başlangıç-ta yavaş seyreden uygulamaların 2003 yılından itibaren ivme kazandığı görülmektedir. Özellikle Türk Telekom, Tüpraş Rafinerileri, Erdemir Demir Çelik, Petkim Petrokimya ve Tekel Tütün gibi büyük ölçekli ve birçok kesime doğrudan mal ve hizmet sunan kurum ve kuruluşların özelleştirilmesi konunun güncel kalmasına yol açmaktadır. 

SEKA ile kapatılma karan verilmeden önce fabrikanın zarar etmesi için neredeyse tüm gayret sarf edilmiştir. 1993 yılında oluklu mukavva fabrikası satıldı. 1995 yılında 4 ve 7 No'lu kâğıt makineleri satıldı. SEKA'ya ait fidanlık arazisi 1998 yılında Ford Otomotiv San. AŞ'ne verildi. Gölcük’te bulunan yaklaşık 680 bin metrekarelik arazi serbest bölge kurulması için Maliye Hazinesi'ne devredildi. İşletmenin kapatılması kararına gelinceye kadar, işletmeye ait ne varsa satılmış, geriye bir tek fabrika bırakılmıştır. Bu hamlelerden sonra SEKA'nın kapatılması ile ilgili haberler yerel ve ulusal basında genişçe yer almaya başladı. Kapatılmayı savunanlar şu nedenleri ileri sürmekteydiler; fabrikanın teknolojik ömrünü tamamladığı, her geçen gün fabrikanın daha çok zarar ettiği ve üretim maliyetinin yüksek olduğuydu.

Fabrika ve çalışanları ile ilgili yaratılan olumsuz algıdan sonra Özelleştirme Yüksek Kurulu, 1998 yılında 14.09.1998 tarih ve 1998/71 sayılı karan ile işletmenin kapatılması ve arazilerinin yeşil alan ve spor alanı olarak İzmit Büyükşehir Belediyesi'ne devrine karar verdi. Kapanan fabrikanın işçilerinin bir kısmının Ford İzmit Fabrikası'na, bir kısmının ise Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmesine karar verdi.

Verilen kapatma kararma karşı direniş kararı alan SEKA işçileri 1998 Ekiminde harekete geçtiler. Başlangıçta SEKA'nın kapatılmasını durdurma amacıyla başlayan işyerini terk etmeme eylemi, sonrasındaki kitlesel yürüyüş ve mitinglerle özelleştirmelere karşı genel protestoya dönüştü. SEKA işçileri eylemin daha 3. gününde 7 bin kişinin katıldığı bir miting düzenledi. Eylemde işçi aileleri de işyeri kapısından, miting meydanlarından ayrılmadı. Fabrika kapısı değişik kesimlerden gelen destek ziyaretleriyle doldu taştı. Bir ay süren SEKA direnişi, özelleştirme karşıtı mücadelenin tek bir işyerinden çıkıp emek kesimine taşınması bakımından önemli bir deneydi. Seslerim duyurmada hayli başarılı olan ve farklı kesimlerin desteğini direnişlerine çekebilen SEKA işçileri, kapatma kararım geri aldırarak 1998'e damgasını vurdu.

Yaşanan bu direniş Türkiye işçi hareketleri ve sendikal deneyimleri içinde ilkler taşıyordu. 38 gün boyunca SEKA işçisi Kocaeli halkıyla adeta tek bir vücut olmayı başarmış, işletmede arıza giderilmiş fabrika üretime alınmıştır. Kapatma kararma karşın SEKA'da İşletme müdürü dâhil 657 sayılı yasaya bağlı çalışan memur statüsündeki çalışanların işçilere, “siz üretin biz satarız” demesi belirleyici olmuş, dünyada eşine az rastlanır bir şekilde kapatılan bir işletme işçisiyle memuruyla üretime devam edip sipariş almış satış yapmıştır. SEKA İzmit işletmesinin kapısı 38 gün süresince Kocaeli'nde fabrikadan çıkan her işçi servisinin uğramadan geçmediği bir miting alanına dönmüştür. İlk kez işçi sendikasıyla memur sendikası ortak eylemler örgütlemiş ortak alternatifler yaratmışlardır. 38 gün sonra SEKA'nın kapatılma kararı kaldırılmış, SEKA yeniden üretime geçmiştir. 

Halkın ve işçilerin tepkisi nedeniyle 1998 yılında kapatılamayan SEKA İzmit İşletmesi, 2004 yılma gelindiğinde yine Özelleştirme Yüksek Kurulu (8.11.2004 tarih ve 2004/110 sayılı) kararıyla yeniden kapatılma eşiğine gelmiş, işçilerin kıdem ve tazminatlarının 18 Şubat 2005 tarihinde ödenmesi şartıyla iş akitleri feshedilmiştir. Fabrikada kalan 5 makineden sadece biri çalıştırıldığı halde bu kadar üretim yapan bir fabrikanın aslında zarar etmediği, 1980'den beri yatırım yapılmadığı, işler durumdaki makinelerin çalıştırılmadığı, buna ek olarak son 23 aydır hammadde alınmadığı, dolayısıyla sipariş de alınmadığı için bilinçli olarak "zarar ettirildiği" görülmekteydi. Fabrika SEKA'ya ait tüm tesisleri ve işletmeleri büyük rahatlıkla ve herhangi bir direnişle karşılaşmadan satan hükümet İzmit fabrikasının satışında ise büyük bir direniş ile karşılaşmıştır.

Kapatma kararına karşı çıkan işçiler, 14 Aralık 2004 tarihinde direnme kararı aldılar. Selüloz-İş sendikasının örgütlü olduğu fabrikada çalışan işçiler, bu kararı aldıklarında halkın ve birçok sendikanın desteğini de yanlarına aldılar. 14 Aralık'ta başlayan direnişle birlikte işçiler fabrikalarım terk etmeme ve hükümeti satma kararından vazgeçirinceye kadar direnmeye devam etme kararı aldılar. "SEKA'dan ölümüz çıkar" sloganı bu kararlılığın en büyük göstergesiydi.

SEKA direnişinin en olumlu taraflarından biri, yaygın bir dayanışma ağının hızla örülmesi oldu. Birçok sendika, parti, demek, sivil toplum örgütü ve dergi çevresinin yer aldığı SEKA'yla Dayanışma Platformu'nun düzenlediği destek eylemleri, gösteriler ve basın açıklamalarıyla SEKA'nın kapatılmaması için işçilerle sonuna kadar dayanışma içinde olunacağı belirtildi. En güzel dayanışma örneklerinden biri de Türk-İş'e bağlı işyerlerinde işçilerin bir gün boyunca işyerini terk etmeme karan almasıydı.

14 Aralık 2004'te alınan direniş karan, fabrikanın kapatılacağı 27 Ocak'a yaklaşan bir tarihte, 19 Ocak 2005 günü işçilerin kendilerini fabrikaya kapatmasına kadar vardı. Ailelerin ve halkın da katılmasıyla direnişin meşruluğu giderek arttı. Her yerden destek yağıyor, yaygı bir direnişin sinyalleri yayılıyordu. Bu arada, Selüloz-İş Sendikası'nın Ankara Dokuzuncu İdare Mahkemesi'ne yürütmenin durdurulması için yaptığı başvuru nedeniyle tahliye işlemi 19 Şubat'a ertelendi.

İşçilere 17 Mart'a kadar süre tarayan hükümet, 51 günlük direnişten sonra geri adım atarak işçilere işletmenin İzmit Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmesini önerdi. İşçiler, hükümetin, bu önerisini oy çoğunluğuyla kabul etti. Bu anlaşmaya göre, SEKA İzmit işletmesi, işçiler ve işletmenin tüm malvarlığıyla birlikte belediyeye aktarıldı. İşçiler kadrolu olarak Belediye'de çalışmaya başlayacaklar; devir sonrası işçiler sosyal haklar hariç günlük 30 milyon yevmiye alacaklardı.

SEKA işçisi; 12 Eylül yasaları ile de grev yapılabileceğini göstermiştir. SEKA işçisi; direnişiyle ülkedeki tüm sağ ve sol görüşlü muhalefetin desteğini alan ülkemizdeki ilk eylemi gerçekleştirmiştir. SEKA işçisi; Gösterdiği direniş ile başta TEKEL olmak üzere diğer tüm kamu kuruluşlarında çalışan işçilere örnek olmuştur. SEKA işçisi; yaptığı eylemle işsiz kalmadan başka bir kamu kuruluşunda görev almayı başaran ilk ve tek işçi olmuştur. SEKA işçisi; kenti ile özdeşleşen fabrikasının arazisini kendi adıyla kentine armağan etmeyi bilmiştir.

51 gün süren ve "fabrikanın üretimini durdurmayacağız" talepleriyle başlayan direniş, işletmenin belediyeye devredilmesiyle sonuçlandı. Fabrikada çalışan işçiler açısından ele aldığında bir başarı olarak sayabilecek bu sonuç ve yaşanan direniş, yapılanlar ve yapılamayanlarla, öğrettikleri ve dersleriyle Türkiye işçi sınıfı tarihinde bir kilometre taşı olmayı hak etmiştir.

Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 8 Kasım 2004 tarih ve arazisinin Kocaeli Büyükşehir Belediyesine devrine ve kıdem tazminatlarının 18 Şubat 2005 tarihinde ödenmesi koşuluyla işçilerin iş akitlerinin feshine karar verildi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Selüloz-İş sendikası ve özelleştirme idaresi başkanlığı arasında imzalanan 10 Mart 2004 tarihli protokol göz önüne alınarak 6 Nisan 2005 tarih ve 2005/46 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile işletme tüm makine, teçhizat, arazi ve çalışanları ile birlikte Kocaeli Büyükşehir belediyesine devredildi ve devir işlemi 14 Mayıs 2005'de tamamlandı. Protokollere göre devir sırasındaki personelden memur olanlar çeşitli kuramlarda ve işçi olanlarda Büyükşehir Belediyesi'nde istihdam edildiler.

Kaynak: Veli Güven-Seka Kâğıt Fabrikasında İşçi Hareketleri
 


Etiketler; #izmit #seka
banner31

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.