banner451
banner421

Gemlik’i taşı, İzmit’i doldur

banner418

Gemlik’i taşı, İzmit’i doldur
29 Haziran 2018 Cuma 14:10

banner32

Mustafa BAĞDİKEN

Geçtiğimiz yüzyılın en büyük deprem felaketlerinden biri olan, merkezinin de Kocaeli’nin Gölcük İlçesi olması nedeniyle “Gölcük Depremi” olarak da adlandırılan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 19. Yıldönümü yaklaşıyor. Aslında böyle bir yazıyı kaleme almayı ileriki günlerde düşünüyordum. Fakat Gemlik’teki taşınma olayı yeniden gündeme gelince, belki burada yaşananlar da ilgililerin dikkatini çeken umuduyla erkene almaya karar verdim. 

En fazla yıkımın meydana geldiği Kocaeli’nin yanı sıra Sakarya, Bolu, Düzce, Yalova, İstanbul, Bursa ve Eskişehir illerini de etkileyen bu 7.4 şiddetindeki deprem, hatırlanacağı gibi resmi kayıtlara göre, sonradan olan veya bilerek kayda geçirilmeyen ölümler hariç 17 bin 480 can aldı.  

Aslında aynı yıl 3 ay sonra yine çok yakın bölgede, Kocaeli ve Sakarya’yı da sallayan 12 Kasım Düzce Depremini de,  ayrıca bu hat üzerinde 30 yılda bir oldukça şiddetli ve yıkıcı deprem olduğunu unutmamak lazım.

Çünkü bu bölgenin altı fay kaynıyor. Körfezin içinde de, güneyinde de, kuzeyinde de, Marmara Denizi’nin altında da var. Hangisinin ne zaman kırılacağını da kimse tahmin edemez. 

DEPREM MİLAT OLDU AMA RANTI ÖNLEYEMEDİ
Aslında bu büyük felaket sadece etkilenen bölge için değil, tüm Türkiye için inşaatçılık açısından da milat oldu. Daha önce kalfaların hakim olduğu inşaatçılık sektöründe art arda yeni yönetmelikler çıktı. Binalar zemin etüdü yapıldıktan sonra sağlam temeller üzerine oturtulmaya başlandı. Şimdi mimarlar, mühendisler, belediyelerin imar müdürlükleri ve tüm yerel yönetimin tüm başkanları ve mülki amirler de sorumluluk altında. Deprem, biraz daha sağlam inşaat açısından milat oldu ama, rantı önledi mi? Bunun için olumlu bir görüş belirtmek yanlış olur. 

133 BİN BİNA ÇÖKTÜ, 600 BİN KİŞİ EVSİZ KALDI
Deprem konusunda daha önceden özellikle yer seçimi ve  inşaat sistemi olarak önlemini almış ülkelerdekilerle kıyaslarsak onlar için “daha hafif şiddette” diyebileceğimiz 7,4’lük depremle ilgili birkaç hatırlatmada daha bulunmak istiyorum.

O depremde en fazla can kaybını yerleşim birimi olarak başta Gölcük ilçesi olmak üzere Kocaeli verdi.  

Şimdi gelelim diğer rakamlara: 
285 bin 211 konut, 42 bin 902 işyeri hasar gördü. Sonradan yıktırılanlar hariç 133 bin 683 bina çöktü, yaklaşık 600 bin kişi evsiz kaldı. Bölgede yaşayan yaklaşık 16 milyon insan, depremden direkt veya dolaylı etkilendi.

VALİ TOPACA ORTAYA ÇIKARDI, SONRA UNUTULDU
Depremin ardından birçok kararlar alındı. İzmit Körfezi’nde başta Gölcük Değirmendere ve Kavaklı’da denizden dolguyla kazanılan alanlar üzerinde yol apartman, oteller, kafeteryalar, gazinolarla birlikte denizin yaklaşık 30 metre altına göçtü. Yaygın tabirle, “deniz kendisinden alınanı geri aldı”  
Daha önce Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü ve kısa süre Düzce Valiliği de yaptıktan sonra 2011 yılında Kocaeli Valiliği’ne atanan, şu anda Ankara Valisi olan Ercan Topaca, 2012’de bir araştırma yaptırttı. 

617 OLAN HASARLI BİNA SAYISI GERÇEKTE 3756 OLDUĞU ANLAŞILDI

Şimdi sıkı durun ve şaşırmayın: 
Resmi kayıtlara göre öylesine büyük depreme rağmen il genelinde sadece 617 hasarlı bina görünüyordu. Bu kafa karıştırıcı bir durumdu. Ercan Topaca tüm kayıtları raporları yeniden incelettirdi.  Aslında 617 olarak görülen hasarlı binaların gerçek sayısının tam 3 bin 756 olduğu ortaya çıktı. Bu binalarda da toplam 9 bin 971 bağımsız daire ve işyeri vardı. İşin acı tarafı, çoğu makyajlanıp allanıp pullanan bu binaların yüzde 80’i de çoğunluğu öğrenci olmak üzere vatandaşlara kiralanmıştı.

Vali talimat verdi, “beton tabut” olarak nitelendirilen bu binaların boşaltılmasını ve yıktırılmasını, gerekirse elektrik ve sularının kesilmesini istedi. İstedi de, ondan sonra araya kimler girdi bilemem, ama birçok seçimin de girdiğini biliyorum, hiçbir şey yapılamadı. 

Sadece Gölcük Denizevler’de ve İzmit kent merkezinde birkaç bina ’Kentsel dönüşüm projesi’ kapsamında göstermelik olarak yıktırıldı. 

Geri kalanlar hala duruyor ve bunların büyük bölümünde de kiracılar oturmaya devam ediyor.


DENİZ DOLDURULMAYACAK, BİNALAR EN FAZLA 3 KAT OLACAK
Denildi ki, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nden ders aldık, deniz doldurulmayacak, bazı bölgelerde 3 kattan fazla inşaat izni verilmeyecek. Daha birçok benzeri nedenler.

Başka Gölcük’te denize göçen Kavaklı sahilinde diğer bölgelerden gelen deprem enkazlarıyla sahil yeniden dolduruldu. Üzerine yavaş yavaş gazinolar çay bahçeleri yeniden yapılmaya başlandı. Bu bir.

Olay sadece Gölcük’le sınırlı değil. Başta Derince Limanı ve Dubai Port limanları olmak üzere o bölgelerde yine inanılmaz deniz dolguları yapıldı. Yapılmaya devam ediliyor. 

Dilovası’nda da fabrikaların bulunduğu bölgede inanılmaz dolgular yapıldı, kimse sesini çıkarmadı. Veya çıkaramadı. Hala da çıkaramıyor. 

Şu anda İzmit Körfezi’nin bundan 80-90 yıl önce İzmit sırlarından çekilmiş bir tepeden çekilmiş fotoğrafına bakalım. Deniz, bugün binaların ve önüne yapılan köprü nedeniyle artık görülmeyen Yeni Cuma Camii’nin duvarının önünden geçiyor. 
 

BAKIN NERELERİ DENİZDİ

Halkevi 1966 (Cemal Turgay fotoğrafı)
 

Şu anda Merkez Bankasının bulunduğu alandan itibaren D-100 Karayolu’nun üst kısmı yıktırılan eski vilayet binası, belki biraz daha eski yıllarda şimdiki Valilik binasının bulunduğu alan bile deniz veya bataklık. Sefa Sirmen Bulvarı’nın deniz tarafındaki otel, Galericiler Sitesi, AVM’ler ve diğer yapılar, Fuar alanı, Sanayi Odası, Büyükşehir Belediye Başkanlığı binası, oradaki AVM, binlerce araç alan otopark, Sabancı Kültür Merkezi ve D-100 Karayolu’nun alt tarafı tamamen dolgu. 

İsterseniz bilgi için yakın geçmişte kendi çektiğim fotoğraflardan da yararlanabilirsiniz. 
Uzun süredir, daha önce İzmit’i defalarca yıktığı bilinen kuzey fayında oynama olursa buralarının ne olacağını düşünmek bile istemiyorum.
 

GELELİM GEMLİK OLAYINA
Gemlik Körfezi’
nde denize yakın yerleşim alanları, yılların ihmali, ranta göz yumulması nedeniyle boşaltılacak. Çünkü orada tehlike geliyorum diyor. Tehlike çan çalmaktan da öteye gitmiş. Uzmanlara göre ilk büyük deprem o bölgeyi muhtemelen yutacak. Onun için boşaltılması ve birçok mahallenin daha üst bölgelere taşınması kararlaştırıldı.

Gemlik Körfezi ile yan yana olan İzmit Körfezi’nde ve İzmit’te ise dolguya, doldurmaya devam.

Ne yazık ki, daha önce depremlerle alt üst olmuş bu kentin birkaç metre altında altında deprem batığı kaç medeniyet olduğunu kimse aklına getirmek istemiyor.
Gerçeği görmek istemiyor.

Bölgede neler yaşandığını, yaşanmakta olduğunu biz görüyor ve biliyoruz. Onun için hem mesleki, hem insani bir görev olarak hatırlatmak istedim. 

Bunları yıkın demiyorum ama, en azından dolgular durdurulabilir, çok katlı binalara izin verilirken, kat sayısı sınırlaması çatı dubleksi bahçe dubleksi, sağa baktı, sola baktı, yandan çıktı, gözden kaçtı gibi bahanelerle delinirken siyaset, hatır- gönül gözetilmeden gereği neyse o yapılabilir diye düşünüyorum. 

Çünkü ben, 17 Ağustos ve 12 Kasım Düzce depremlerinde, bölgede hangi binadan kaç ceset çıkmış, Düzce’de devrilen sobalar nedeniyle çıkan yangın nedeniyle insanların feryat figan yanarak can vermelerine tanık olan bir gazeteci olarak o yıldönümlerinde duygu seline kapılarak için için hep ağlıyorum.. 


 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ersoy Kandemir’den İL VALİSİNE - 1 yıl önce
Yazıyı iyi okusun Kocaeli valisi,yaptıklarını anlatmış bugün medya mensuplarına,ama eksik anlatmış ANLATSA ya bşr yılmda şahsına kaç dilekçe verdiğimi şahsıma kaç dava açılması için izin verdiğini,ANLATSAYA Derince’deki kaymakamın marifetlerini,Derince limanınızda denizin doldurularak ortalama 400 dönümlük yerin 1200 dönene çıkışını ve izin alınarak o yakıt tankerlerinin nasıl kurulduğunu,hele 2500 ton BHC adlı zehirin atıl hale gelen depolarının millet için ne riskler yarattığını,kaç taşıma silah ruhsatına izin verildiğini,akarsu dere ve denizlerimizden metal oranlarıyla bacalı sanayisi olan yerlerde tarımdaki verimin düşüşünü,ASTIM KOAH DİYABET VE ONKOLOJİK hastalıklardaki yaşayan insanlarımızın etkilenme oranlarını,Kocaeli üniversitesinde yoğun bakımları artıramadıklarını,koca üniversitede DSA VE ANJİO durumlarını,ambulans 70 tane diyerek açıklama yapacağına devlet hastanelerinin ambulanslarının yıllardır niye doğru düzgün çalıştırlmadığı yetmiyormuş gibi bir de devletin hastanesinin kırmızı nitelikli ambulanslarını UTANmadan nasıl mavi şeritli sadece hasta taşımak nakil için kullanılan ambulanslara çevirdiklerini!Varsa yüreği millete bunları anlatır,ben MİLLETVEKİLLİĞİNE aday oldum hakettiğini de söyledim,bir kere de yüzüne tek kelime söylemeye tenezzül etmedim ama İŞİNİ HERKES TAM YAPACAK iyi gelişmiş bir ülke olmak istiyorsak!