banner601
banner559

“Geçen 20 yılda hala depremin ciddiyetinin farkında değiliz”

banner418

Kocaeli’de düzenlenen deprem panelinde bir konuşma yapan Jeoloji Mühendisleri Kocaeli Temsilcisi Niyazi Temizkan“Geçen 20 yılda hala depremin ciddiyetinin farkında değiliz” dediç

banner482
“Geçen 20 yılda hala depremin ciddiyetinin farkında değiliz”
29 Şubat 2020 Cumartesi 19:41

banner603
banner535

Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği, Artvinliler Derneği, Dersimliler Derneği, Kiği-Yayladere Derneği, Vartolular Derneği, Yörükler Derneği ve Emek Partisi Derince İlçe Örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu “Depreme Hazırlık Platformu”, Derince’nin Yenikent Mahallesinde depremi konuştu. Etkinliğin moderatörlüğünü avukat Elif Yetigin üstlenirken, Jeoloji Mühendisleri Kocaeli Temsilcisi Niyazi Temizkan, inşaat mühendisi İsmet Doğan ve ilk yardım eğitmeni Güner Kizir ise konuşmacı olarak katıldı. 

“DOĞAYLA UYUMLU YAŞARSAK ZARARI AZALTIRIZ”
Etkinlikte ilk sözü Jeoloji Mühendisleri Kocaeli Temsilcisi Niyazi Temizkan aldı. Deprem ciddiyetinin farkında olunmadığını belirten Temizkan, “1999 Gölcük depremine kadar ülkemizde jeoloji ve depreme dair bir bilgi yoktu. ‘99’dan sonra kısmen de olsa depreme dair bir farkındalığımız oluştu ancak bu yeterli değil. Geçen 20 yılda hala depremin ciddiyetinin farkında değiliz” dedi. Depremde yerel yönetimlerin, iktidarların, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın üzerine önemli görevlerin düştüğünü belirten Temizkan, “Türkiye'de 18 il, 80 ilçe merkezi ve 502 köy merkezi aktif fay hatlarının üzerinde. Şunu açıkça söyleyebiliriz ki sürekli sallanacağız, ciddi depremler yaşayacağız. Şu anki bilimsel çalışmalar ile bir depremin ne zaman olacağını söyleyemiyoruz ancak depremin nerede aktif olduğunu söyleyebiliyoruz” ifadelerini kullandı. Deprem sonrası oluşan yıkımın tek nedeninin bina yapısı ile ilgili olmadığını söyleyen Temizkan, “Binalar yapılırken, yapı ile ilgili denetimde zemine dair denetim yapılmıyor. Dere yataklarını, mühendisliğe uygun olmayan bir alanı imara açarsanız o zemin üzerindeki binalar deprem anında zarar görür. Deprem gerçeğimizin olduğunu aklımızdan çıkarmadan, ölüm değil yaşam için uğraşmalıyız. Doğayla uyumlu, kardeşçe yaşarsak afetlerden alacağımız zararı azaltmış oluruz” ifadelerini kullandı. 

“GÜVENLİ YAŞAM DÖNGÜSÜ BAŞLATILMALI”
İnşaat mühendisi İsmet Doğan ise, depremin değil binaların insanlara zarar verdiğini söyledi. ‘99 depreminde hasar gören binalarda hala insanların yaşadığını belirten Doğan, “Ülkemizde yaklaşık 20 milyon bina olduğu söyleniyor. Söyleniyor diyorum çünkü net bir sayı yok. Hâlâ kaç binamız olduğunu, onların yerini, kaç katlı olduklarını, yapı durumunu, zemin durumunu bilmiyoruz. Binalar hakkındaki tüm bilgilere sahip olmamız gerekiyor. Binaların kimlik belgeleri olmalı ve bu belgelere halk kolaylıkla ulaşabilmelidir. ’99 depreminden sonra orta ve küçük hasarlı binalar halka kredi verilerek güçlendirildi. Ancak ağır hasarlı binalara yıkım kararı verildi. İnsanlar binaları yıkılmasın diye orta hasarlı raporu aldılar. 20 yıldır ağır hasarlı evlerde oturuyorlar” dedi. Vatandaşların güvenli binalarda yaşaması gerektiğini söyleyen Doğan, “Devletin çok sayıda arazisi var, buralara dayanıklı binalar yaparak zemin ve yapının uygun olmadığı yerlerdeki halk bu binalara yerleştirebilir. Böylelikle güvenli binalarda yaşama döngüsü başlamış olur” diye konuştu. 

“DEVLET VATANDAŞIN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMALI”
Son olarak konuşan ilk yardım eğitmeni Güner Kizir, deprem sonrasında sağlık müdahalesinin önemli bir noktada olduğunu söyledi. “Sağlam zemin üzerine sağlam bina yapmazsanız deprem gerçeğinden kaçamayız” diyen Kizir, “99 depreminin üzerinden 21 yıl geçti ancak bir arpa boyu yol ilerlenmedi. Devlet vatandaşın sağlığını ve güvenliğini güvence altına almak zorundadır” ifadelerini kullandı. Kizir konuşmasının ardından ilk yardım müdahalelerine dair uygulamalı anlatım yaptı, deprem anında ve sonrasında nelerin yapılması gerektiğine dair bilgi verdi. 
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.