banner223
banner221

Flormar'a açtığı davayı kazanan konuştu; “İnsan gibi davranmıyorlardı”

Flormar'da geçen yıl sendikalaşmak için görüşmeler yaptıktan sonra 'performans düşüklüğü' gerekçesiyle işten atılan Serdar Yıldırım, işe iade davasını kazandı. Yıldırım işten atılma sürecini ve davayı anlattı.

banner57
Flormar'a açtığı davayı kazanan konuştu; “İnsan gibi davranmıyorlardı”
08 Ekim 2018 Pazartesi 00:04

banner232
banner15

Gebze Organize Sanayi Bölgesi'ndeki Flormar fabrikasında Petrol-İş'e üye oldukları için işten çıkarılan işçilerin direnişi sürerken, geçen yıl işten çıkarılan Serdar Yıldırım firmaya açtığı işe iade davasını kazandı. Serdar Yıldırım, sendikalı olmak için arkadaşlarıyla ve Petrol-İş ile görüşmelerinin ardından Kasım 2017'de "performans düşüklüğü" gerekçesiyle işine son verildiğini söyledi.

Flormar'ın gerçek işten çıkarma nedeninin sendikaya üye olmak istemesi olduğunu ancak bunu gizlemek için bir üretim hatasını üstüne yıktığını anlatan Yıldırım, mahkeme sonucunun da bunu doğruladığını dile getirdi. Yıldırım, direnişteki arkadaşlarına şöyle seslendi: "İşçilerin hepsi birer aslandır, içlerindeki gücün farkın varmadıkları sürece ezilmeye mahkumdurlar. İşçiler birlikte olmalı, tek yumruk olmalı, sadece bugünler için değil yarınlar için de..."

Flormar'daki göreviniz ve çalışma sürenizden başlayabilir miyiz?

Serdar Yıldırım: Beş buçuk sene üretime bağlı depolardan sorumlu, üretim bölüm sorumlusu olarak çalıştım.

Çalışma ortamı nasıldı?

İşyerinde maaşlar çok düşüktü ancak maaşlardan daha önemlisi insan gibi davranmıyorlardı bize. Sürekli aşağılanıyorduk, hata yapınca eğitim vermek yerine "bunu nasıl yaparsın", "bu böyle mi yapılır", "kaç senelik elemansın sen" diye suçu bizlerde buluyorlardı. Eksikleri gidermek için herhangi bir çaba göstermiyorlardı. Böyle yaparak zamanla insanları kendilerine düşman ettiler. Üzerine bir de düşük ücretler eklenince iş dayanılmaz hale geliyordu, her sene "zam yapacağız" beklentisiyle oyalıyorlardı.

İşten çıkarılma süreci nasıl gelişti?
Bir gün içeriden çağırdılar, içerideki işleyişi sordular. "Şeflerinizle anlaşabiliyor musun" dediler, "sorun yok" dedik. "Amir yapalım mı" dediler, ben de "işi bilmek ayrı yönetmek ayrı, bir sorun olur, şef bir cümle ile çözer, ben hemen beceremeyebilirim, en az üç sene zaman tanımanız gerekir" dedim. Şimdiki şefleri yanında pişmeden kabul etmedim. Sonra çaresiz kalıp kendilerine yakın isimleri çekmeye başladılar.

Bu gidişatın iyi olmadığını gördüğüm için sendikaya üye olmak gerektiğini düşünmüştüm. Petrol-İş şube başkan yardımcısı ile görüştük geçtiğimiz sene Ekim aylarında. Aklımda yılbaşına kadar sendikayı örgütlemek vardı. Bazı arkadaşlarımla görüştüm, onları da sendikaya üye olmaya çağırdım, "beraber yapalım" dedim. Zaman ilerledikçe "yılbaşı zammını görelim, öyle bakalım" dediler.

'BENİ ÇIKARARAK DİĞER ARKADAŞLARA GÖZDAĞI VERMEK İSTEDİLER'

Bir hafta sonra babaannem vefat etti. Memlekete gittim, geldim, beni gözlerine kestirmişler. Yeni amirler beni içeriye şikayet etmişler, işimi düzgün yaptığım için benimle yarışa giremeyeceklerini bildiklerinden işten çıkmamı sağlayıp diğer arkadaşlara gözdağı vermek istediler. 

Bunun üzerine dönüşümün ertesinde Cuma günü İK müdürü, üretim müdürü ve üretim şefi beni çağırdılar. Gece vardiyasında yapılan bir hatayı üzerime yıkmaya çalıştılar. Tutanak tutmuşlar imzalamamı istediler. Ben de sorunun bende değil gece vardiyasında olduğunu anlattım. Niyetleri başkaydı. Onlara da açıkça amaçlarının ne olduğunu sordum. Herhangi bir imza atmadım, tutanağı ve gerekli üretim kayıtlarını avukata göstermek üzere aldım. Pazartesi tekrar çağırdılar ve "Yapmış olduğun hata kabul edilebilir değil, görev tanımını biliyoruz. Bu işten sen sorumluydun, yanlış barkod bastın" dediler. Ben de "Hatayı ben yapmadım ki, hata varsa da sorun kontrol etmesi gereken kalite departmanında" diye bildirdim. "İlgili evrakı imzalamıyorum, mahkemeye vereceğim" dedim. Bunun üzerine Kasım ayının 20'sinde iş akdimi feshettiler.

Peki dava sürecinde işverenin tutumu nasıl oldu?

Önce tazminatlarımı aldım, sonra da işe iade davasını açtım. Dava sürecinde işverenin iki şahidinin yalan beyan verdiklerini ispatladım. Biri hatanın mallar müşteriye gittikten sonra iade edildiğini ve bu şekilde anlaşıldığını söylerken diğeri "hata depoda tespit edildi" demişti.

Fabrikada benden memnundular, fabrikada her alanda kalite üretim ödülüm vardı. Hatta iş arkadaşlarım "kendini çok yıpratıyorsun" diyorlardı. Halbuki ben işimi seviyordum, canla başla çalışıyordum. Ortamı, arkadaşlarımı seviyordum ama emeğime karşı kimsenin haksızlık etmesine müsaade etmem.  

'ÜRETİM MÜDÜRÜ SENDİKA YÜZÜNDEN DİYEREK GERÇEĞİ İTİRAF ETTİ'

Aralık ortası dava açtım, dava bugün karara bağlandı. Üçüncü duruşmada eksik evrak getirmiş işveren dava sürecini uzatmak için. Bunun üzerine bir daha ertelendi. Hakim bizleri dinledi, şahitlerden bir arkadaş üretim müdürüne benim neden çıkartıldığımı sormuş, üretim müdürü de sendika yüzünden diye itiraf ettiğini söyledi. 

Dava bugün karara bağlandı. İşe iadeyi kazanıldım, bilirkişi fabrikaya gelmiş, yaptığım işe bakmış, "işten çıkarılma sebebinin doğru olmadığı tespit edilmiştir" diye yazı gönderdi. 4 net, 5 brüt maaş almaya hak kazandım.

Elinize emeğinize sağlık. Son olarak işçi arkadaşlarınıza iletmek istediğiniz bir notunuz var mı?

Evet var. Özellikle şunu iletmenizi istiyorum: İşçilerin hepsi birer aslandır, içlerindeki gücün farkın varmadıkları sürece ezilmeye mahkumdurlar. Ezdirmesinler kendilerini, cumhurbaşkanını bile halk seçerken işçisiz işveren hiçbir şeydir. İşçiler birlikte olmalı, tek yumruk olmalı, sadece bugünler için değil yarınlar için de...
 

SOL


İlgili Galeriler
banner29
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.