banner451
banner421

Arifeden Kurtuluş Günü’ne İzmit’in hikayesi…

banner418

Bugün İzmit’in kurutuşu. İzmit’in esaret bundan tam9 7 yıl önce bugün sona erdi.  Peki o günler nasıldı İzmit’te neler yaşandı…. İşte Feyzullah Yavuz Ulugun’ün kaleminden, Arifeden Kurtuluş Günü’ne İzmit’in hikayesi

Arifeden Kurtuluş Günü’ne İzmit’in hikayesi…
28 Haziran 2018 Perşembe 09:05

banner32
banner457

19 Haziran 1921 tarihine kadar bölgede daha fazla hareket olmadı ancak bu tarihten itibaren Adapazarı ve Sapanca 'da toplanan Hıristiyan unsurların Yunan güçlerince İzmit'e doğru göç ettirildikleri görülür. Bu göç sırasında Yunan askerleri yer yer köyleri yakıyor, yağmaladıkları eşya ve hayvanları da beraberlerinde götürüyorlar ve Söğütlü'den başlayan çekilmelerini gizlemek için diğer cephelere saldırılar düzenliyordu. Durumu değerlendiren Kazım Bey, yakılmasına fırsat verilmeden Adapazarı'nın kurtarılmasını emreder ve bunun üzerine bütün birlikler kendilerine verilen istikametlerde ilerlemeye başlarlar.

20-21 Haziran 1921

İlk iş olarak 20/21 Haziran gecesi sallarla Sakarya nehrinin batı kıyısına çıkan Türk birlikleri, bu mevzileri ele geçirdi. Akıncı kolu komutanı Halit Molla, Yunanlıların çekiliş yollarını kesecek şekilde ilerleyince, şehir yakılmaktan ve katliamdan kurtulur. Diğer kuvvetlerin de kente girmesiyle 21 Haziran 1921 sabahı Adapazarı kurtulur. Halit Molla ile hükümet konağına bayrağı çeken Kazım Kaptan kentte düzen ve kontrolü sağlarlar. Aynı saatlerde Sakarya Mıntıka Komutanlığı’na bağlı üç baskın müfrezesi Yunan Artçıları ile çarpışarak şehre girdiler.Saat 0515’de Adapazarı’nın kurtulduğu Kolordu Komutanlığı’na bildirildi.

Tümen birlikleri de Yunanlılarla çarpışarak sabah saatlerinde, çarşısı yanmakta olan Sapanca’ya girdiler. Yunan alayı beklemediği bu saldırı karşısında, İzmit ve Seymen iskelesi yönünde geri çekilmeye başladı. Gelişmeler üzerine Sapanca Gölü’nün güney ve kuzeyinden takip harekatı başladı. İzmit yönünde çekilen düşman kuvvetlerini Adapazarı bölge komutanı Emin Bey, Seymen yönünde çekilenleri Mürettep Tümen komutanı Nurettin Bey takip ediyordu. Türk birliklerine bu arada 33. Süvari Alayı da katılmıştı.

Bu sırada Yunanlılar geri götürdükleri askeri malzemeyi Derince’yte götürebilmek için, artçı kuvvetleriyle Uzuntarla ve Ketenciler, Sapanca gölünün güneyinde ise Çepni (Suadiye) – Karatepe sırtlarında direnmeye çalışmışlardı. Türk kuvvetleri Derbent- Suadiye-Çuha Fabrikası-Kullar yolunu izleyerek Bahçecik’e ve oradan Eşme-Ketenciler-Uzuntarla üzerinden İzmit'e yaklaşırlar. Bu arada Akıncı kolları da İzmit'in kuzeyindeki tepelere gelmiş bulunuyorlardı.İzmit ve Bahçecik bölgesinde iki grup halinde toplanan Yunan birlikleri ve Hristiyan Muhacirler kuşatılmış ve zor durumda kalmışlardı.

22 Haziran 1921

Türk süvarileri, 22 Haziran 1921’de düşmanla karşı karşıya geldiler. Kalabak köyü, Çuha Fabrikası ve Bahçecik dolaylarında şiddetli çarpışmalar meydana geldi. Burada da tutunamayan Yunanlılar, İzmit’e çekildiler ve savunmayı burada kurmak istediler. Artık Yunan kuvvetleri ile Rum ve Ermeni unsurları, kaçmalarına fırsat verilmeden kuşatılmışlardı. Türk kuvvetlerinin kesin darbeyi vuracak güçleri olmamasına karşın sağlanan bu başarı İzmit'teki Yunan askerlerinde büyük bir paniğe yol açtı. Ulusal Güçler’in kent civarına kadar geldikleri söylentisi, zaten heyecan içinde olan Rum ve Ermenilerde büyük panik yaratmıştı. Özellikle Rumlar, nakliye gemilerini beklemeden adam başına 100-150 lira vererek motorlarla İzmit’i terk etmeye başlamışlardı.

Kuva-i Milliye müfrezeleri tarafından inatla savunulan Bahçecik'ten Değirmendere kıyısına kadar uzanan hattı aşamayan iki Yunan alayı , İzmit'in de düşmesini önlemek için geriye döndü. Dönüş sırasında Körfez’in kıyısından geçen yolu kullanmak zorunda kalan alaylar yan ateşine tutularak altı yüzden fazla kayıp verdiler.

23 Haziran 1921

Adapazarı ve İzmit civarındaki hristiyan köylerinin tahliye edilerek İzmit’e doldurulmaları sonucu camiler, medreseler, hanlar tıkış tıkış olmuş, kentte yer kalmamıştı. Hatta gelen bütün göçmenleri binalar almadığından bir kısmı arabalar ile kentin batı kısmındaki Manastır (Yenidoğan’da Aya Pandaleimon Manastırı) tarafına gittiler. Bir kısmı çarşılarda arabaları üzerinde yatmakta, Kilaz (Kilez) ovası da öküz arabaları ile dolu idi. Halk, Ulusal Güçlerin yaklaştığının farkında, içten içe seviniyordu çünkü kimi eski dost hristiyanlar “sizi keseceğiz” gibi tehditlerde bulunuyorlardı. Öğleden sonra kentte yine bir telaş başladı. Özellikle hristiyanlar kaçışıyordu. Sonradan anlaşıldığı üzere Kilaz ovasında toplu bulunan göçmenler birkaç Türk çetesi görmüşler ve arabalarına atlayarak İzmite doluşarak kentte bir korku dalgası yaratmışlardı.

24 Haziran 1921

Yunanlılar, İzmit’i bırakmak istemiyordu. Yunanlılar savunma hazırlıklarını sürdürürken, 24 Haziran’da Adapazarı Milis Taburu ve akıncı müfrezeleri 47. Yunan alayını gerileterek İzmit’in iki km. doğusundaki bir tepeyi işgal etmişlerdi. Hatta küçük bir suvari akıncı müfrezesi Baç mevkiindeki bir çatışmayı takiben İzmit’e girdi. Bu arada İzmit Körfezi’nde demirli bulunan çok sayıda gemideki Yunan askeri de savunmayı güçlendirmek amacıyla şehre çıkarılıp siperlere sürerek, şehrin üzerindeki baskıyı hafifletmeye çalıştılar. İzmit’te çarpışmalar olurken, Seymen yönünden çekilen iki Yunan alayı da karşı saldırıya geçti. Türk birlikleri, giderek güçlenen Yunan savunması karşısında 20 kilometre gerideki Hikmetiye – Derbent – Acısu - Uzuntarla hattına geri çekilmek zorunda kaldılar. Körfez’de bulunan Yunan Kılkış zırhlısı da kent dışındaki Türk birliklerinin üzerine yoğun bir top ateşi başlatmıştı. Kolordu komutanı Kazım Bey, Hikmetiye’ye kadar gelerek 24 Haziran çatışmalarını hakim tepelerden ve Çuha fabrikasının doğusundaki bir köyün minaresinden izlemiş ve yönetmişti.

Kentte de öğleden sonra Bağçeşme semtinde bir katliam başlamış, bu yörede oturanlar diğer mahallelere kaçışarak sığınmışlardı. Silahlı Ermeni çeteleri kente yayılmışlar, evleri arıyor, kimileri türlü bahanelerle evlerden alınıyor, mahalle ortalarında rezil ediliyorlardı. Taşköprülü Rıza Efendi iç donu gömlekle soyulup, dipçikle dövülmüş bilahare 800 lirası alınarak serbest bırakılmıştı. Ancak bunun yanı sıra evlere yapılan baskınlarda Ermeni çetelerini önleyen Ermeni kadını gibi örnekler de yaşanıyordu.

25 Haziran 1921

25 Haziran’da Asarköy sırtlarındaki Kuvayı Milliye topları, kayık ve gemilerle Değirmendere’ye çıkarılmak istenen Yunan askerlerine büyük kayıplar verdirmişlerdi. Ayrıca Kılkış zırhlısı ve diğer Yunan torpidoları yakınlarına düşen top mermileri nedeniyle açığa çekilmişlerdi. 26 Haziran sabahı Bahçecik’ten keşif göreviyle ayrılan Hüseyin Kamil Bey adlı bir genç subay düşmanın kaçma çabası içinde olduğunu anlayınca, üç süvari ve ondört piyadeden oluşan kuvvetiyle İzmit’e doğru ilerlemişti. İzmit’e vardığında halk bu küçük müfrezeyi özlemle kucaklamıştı ancak daha sonra zorunlu olarak geri dönmüşlerdi.

Ancak kentte katliamlar devam ediyordu. Bugün ölenlerin listesi yayınlandıktan sonra Fransız ve İngiliz temsilciler halkı teselli etmişler ve Yukarı Pazar gibi çeşitli noktalarda güvenliği sağlamak için karakolların görevlendirildiğini belirtmişlerdi. Ancak karakol personeli olay yerine varana kadar suçlular kaçıyorlardı.

26-27 Haziran 1921

26 Haziran sabahı mahallelerden insanlar toplanarak Yunan subay ve askerleri nezaretinde bir önceki günkü şehitler defnedildiler. Kaçacakları açıkça belli olan Yunan büyük nakliye gemileri de malzemelerini yüklemeye devam ediyorlardı ve halk giderayak kenti bombalamalarından korkuyordu.

Kazım Bey’e bağlı birlikler 25-26 Haziran’ı hazırlıkla geçirdikten sonra, 26/27 Haziran gecesi yeniden saldırıya geçtiler. Sonunda bir kısım Yunan askeri kıyı yolundan Karamürsel yönünde geri çekilirken İzmit'teki Yunan askerleri ile Rum ve Ermeni unsurlar gemiler ve kayıklarla tahliye edilirken, evleri basarak yağma ve katliama da başladılar. Katledilmekten korkan halkın bir kısmı Duyun-ı Umumiye ve Gümrük idaresi önünde toplanmışlar, İstanbul’dan geleceği rivayet olunan Kızılay gemisini beklemekteydi. Ne gelen ne giden olunca parasına güvenenler yüksek fiatlarla motor, mavna tutarak kendilerini İstanbul’a attılar. Bu arada bir kısım halk gerek şaşkınlıktan gerekse Yunanlıların halkı İstanbul’a götüreceğiz propogandasına kanarak Yunan gemilerine bindiler ama gidecekleri yer Atina ya da Yunan adaları idi. Yine katliamdan kurtulmanın bir yolu da kalpak giymekti çünkü bir yanda Ulusal güçlere katılan, komuta eden bir çok Çerkes kahramana rağmen, kalpak giyenleri ihanet içindeki kimi Çerkes çetelerinden sanıyorlar ve dokunmuyorlardı.

İzmit çevresindeki çemberin daraldığını gören düşman, nakliye gemilerinin daha çok sefer yapabilmelerini sağlamak için işbirlikçi gayrımüslimleri Tavşancıl’a çıkarmaktaydı. İzmit-Değirmendere sahili boyunca da binlerce Rum ve Ermeni eşyalarının üzerinde kendilerini götürecek vapur ve motorları bekliyorlardı. Esasen Yunanlılar bu amaçla Marmara sahillerindeki hatta Tekirdağ ve Trakya sahillerindeki bütün kayık ve motorlara el koyarak İzmit’e getirmişlerdi.

Yunanlılar, 27 Haziran günü saat 20.00’de İzmit’i boşaltmaya başlamışlardı. Hatta İzmit’ten kaçan Yunan askerlerinin tarafsız hatta tecavüz etmeleri üzerine, İstanbul hükümetinin bunların silahsızlandırılmasına ilişkin notasına İngilizler olumlu cevap vermişlerdi. 28 Haziran saat 03.00’de birliklerin ve yerli Rumların bindirilmeleri ile gemiler, hareket etmek üzere limandan ayrılmışlardı. İzmit halkı tahliye öncesi korku içindeydiler. Şehirdeki Fransız heyetinde görevli Tercüman Ahmet Fuat (Çeviren) Bey'in çabaları ile Acısu’daki Fransız Mektebinde, istasyonda, Duyun-ı Umumiye (eski Tekel binası, bugün Belediye Çarşı İşhanı) ve Belediye binasında toplanabilen Türkler katliamdan kurtuldular.

Ulusal Güçlerin önünden kaçan Çerkes Ethem’in 50 kadar adamı İzmit’e gelmişler ve Müslüman halktan tuttukları bir kısmını Belediye Binası’nın önünde toplarlar. Kadınlar ve çocuklar ahşap binanın içinde, erkekler dışarıda beklemektedir. Bunu haber alan Ahmet Fuat Bey, körfezde demirli Fransız gemilerinden iki manga asker alarak belediyenin önüne gelir ve eşkıya grubuna şöyle seslenir: “Eğer hemen buradan defolup gitmezseniz, hepinizi kurşuna dizdiririm”. Fransız askerlerini gören eşkıya grubu atlarına atlayarak önce Tersane’ye, oradan da Yunan gemilerine geçerler.

Fransız Yüzbaşı Delor, Fransız mektebi müdürü Parker, Papaz Pierre ve Duyun-ı Umumiye müdürü Yunanlıların giderayak yaptıkları zulmüden halkı korumak için büyük çaba harcamışlardı. Yunanlılar, 120 müslüman evi yanı sıra kentin en işlek caddesini bir iki yerden, ayrıca Musevi evlerini de ateşe verdiklerinden bu evlerin de yanmasına ramak kalmıştı. Hanlarbaşı’ndaki yangın büyüyerek bir kolu Mar’aşlı tarafına bir kolu Çarşı’ya dayanmıştı. Teğmen Paris komutasındaki Fransız Bambara torpidosunun askerlerinin yangını söndürme çabaları, Yunanlıların silahlı engellemeleri ile karşılaşmıştı.

28 Haziran 1921

28 Haziran sabahı 312 sivili katleden ve şehri ateşe veren Yunan askerleri şehri terk ederken, Türk süvarileri de şehre girmeye başladılar. İlk giren kuvvetler Demir Bey komutasındaki suvari birlikleriydi. Fransız Manastırı’na sığınmış kadınlar içerde kalırken, erkeklerden birkaç kafile dışarı çıktı. Bir kısmı dükkan yağması yaptı, bir kısmı ise canını kurtardığına teşekkür ve dua ederek Belediye önündeki toplantıya gittiler. Ulusal Güçlerin gelişi davullarla ilan edilmiş ve halkın kurduğu geçici yönetimin de katkıları ile derhal sukunet sağlanmıştı. Yangınlar söndürülerek suçluların cezalandırılması için bir divan-ı harp kurulmuştu. Her taraf bayraklarla donatılmış, şenlikler akşama kadar sürmüştü. Yunanlılar bir çok malzeme ve hayvan bırakmak zorunda kalmışlardı ayrıca bir çok dükkan doluydu. Ama bütün Müslüman dükkanları kırılmış, ne var ne yok hepsi aşırılmış, zeytinyağı gibi şeyler muslukları açılarak akıtılmış ancak götürülmesi olanaklı ne var ise düşman tarafından götürülmüştü. Ancak kendi evlerindeki ağır eşyaları götüremeyip bırakmışlardı. İzmit’teki sakinliğe karşın körfezde karışıklık hakimdi. Derince bir çok nakliye gemisi bekliyordu ve bir Yunan gemisi Hersek önünde karaya oturmuştu. Ulusal güçlerin kente girmesinden önce Amerikan Kızılhaç hastahanesi karaya çıkan bir Amerikan torpidosu askerlerince koruma altına alınmıştı. Kente giren Ulusal Güçler de darüleytamların önünde Amerikalı askerlerle karşılaştılar. Kendilerine ve yetimlere karşı bir düşmanlık olmadığını söyleyerek, darüleytamların korunması için Amerikalıların emrine Türk müfrezeleri vermişlerdi.

Kentin kurtuluşu üzerinden daha altı saat geçmeden, Kocaeli'nin seçkin ve özverili evlatlarından oluşan kuvvetlere Kütahya - Eskişehir cephesine yetişmeleri emredildi. Birlikler, Yunanlılarla savaşmayı da sürdürerek Samanlı dağlarını aşarak İznik’e indiler. Bu arada bir kısım Yunan kuvveti de Değirmendere'yi, Karamürsel'i ve Yalova'yı yakarak bölgeden uzaklaştılar. Yunanlılar işgal süresince toplam olarak 1194 kişiyi öldürmüş, 151 kişiyi yaralamış, 314 kişiyi de esir almışlar, 192 kız ve 530 kadına tecavüz etmişlerdir.

İzmit’in Türklerin eline geçmesi, Kuva-yı Milliye açısından çok büyük önem taşıyordu. Böylece Ankara Hükümeti’ne bağlı güçler, böylece ilk kez İstanbul’un hemen yakınlarına sokulmuş olurdu. 27 Ekim 1920’de başlayan İzmit’in işgali böylece 244 gün süren bir eziyetten sonra sona ermişti. Türklerin bu beklenmedik harekatı, Derince ve Hereke’de hala asker bulunduran İngilizleri telaşa düşürdü. Derincede’ki İngiliz işgal komutanı, İzmit’te bulunan Miralay Emin Bey’e başvurarak, kente karşı girişilen saldırının Mondros ve San Remo anlaşma hükümlerine aykırı olduğunu öne sürdü, Türk birliklerinin İstanbul’a doğru yürüyüp,yürümeyeceğini sordu. Emin Bey İngiliz Komutana, Ankara’dan alınacak buyruğa göre hareket edileceğini bildiren belirsiz bir cevap geçti.

İzmit’in geri alınmasından sonra Türk birlikleri, Değirmendere, Halıdere ve karşı kıyıdaki köyleri yakıp yıkarak kıyı boyunca kaçan Yunanlıların peşine düştüler ve Karamürsel yönünde ilerlediler. Bu arada Kılkış zırhlısı da kıyıdaki askerlerini korumak üzere ağır ağır ilerliyordu. Buradaki çatışma da fazla uzun sürmedi. Karamürsel, 4 Temmuz’da Türk birliklerinin eline geçti. Yunanlılar, gemilere binip, kasabayı terk etmeden önce, büyük kıyım yapmış ve hemen hemen Karamürsel’in tamamını ateşe verip, yakmıştı. Temmuz 1921 sonlarında, artık İzmit ve Karamürsel’den başka Değirmendere ve Kandıra da kesin olarak Türk birliklerinin denetimine geçmişti.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.