banner613
banner559

Türkiye'de üretime dayalı yatırım az

banner418

Saadet Partisi Körfez İlçe Teşkilatının 7. Olağan Kongresine katılan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan, ülke gündemi hakkında açıklamalarda bulundu.

banner482
Türkiye'de üretime dayalı yatırım az
18 Nisan 2018 Çarşamba 10:15

banner535

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan gerçekleştirdiği konuşmada ‘’Hangi açıdan bakarsak bakalım. Zorlu bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde bu kongremizi icra ediyoruz. Hem ülke olarak, hem de bölge olarak zorlu bir süreçten geçiyoruz. Geleceğe dair kaygılarımızın arttığı günlerdeyiz. Özellikle İslam coğrafyasının darmadağın edildiğini ve küresel güçlerin bu coğrafyada hedeflerine emin adımlarla ilerlediğini müşahede etmekteyiz. Belki de tarihte doğruları anlatmanın, doğruları konuşmanın en zor olduğu dönemi yaşıyoruz. Öyle bir haldeyiz ki; bazen doğruyu anlatmak bile, yanlışa hizmet edebiliyor. ABD’nin Suriye’yi vurmasından memnuniyet ifadesinde bulunan bir iktidar var. Ben buradan İktidara seslenmek istiyorum: Yani ABD Suriye’deki akan kanın durmasını mı istiyor? Yoksa ABD Suriye’de barışı mı tesis etmek istiyor? Ya da ABD müttefiki Türkiye’ye yeni Osmanlı’nın kurulması için yardımda mı bulunuyor? Görmüyor musunuz? Anlamıyor musunuz? Mesele Esad meselesi değil. Bu zalimler tarih boyunca menfaatleri için, idealleri için gerektiğinde bahaneler üreterek işgale yeltenmekten geri durmamıştır. 11 Eylül’de olduğu gibi. Kimyasal silah bahanesiyle Irak’ta bir milyon insanı katlettikleri gibi. Sen bütün bunları görmezden gelerek bu operasyonların insanların vicdanına tercüman olduğunu söyleyeceksin. Biz öyle bir vicdanı tanımıyoruz. Ben buradan açık ve net söylüyorum: Dünyanın terör yuvası olan İsrail’in bodyguardlığını yapan, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında duran, Irak’ta bir milyon insanı katleden, Türkiye’yi bölmek için kurulmuş bir terör örgütüne gözlerimizin içine baka baka silah veren ABD’nin yanında durmak tarihte bu coğrafyaya yapılabilecek en büyük kötülüktür. Saddam zalim. Bundan kimsenin şüphesi yok. Ama vallahi ABD daha büyük zalim. Suriye’de de Esad işin bahanesi. Esad’a bir şey olduğu yok ki. Olan Suriye halkına oluyor. Bu bahanelerle Türkiye’nin etrafı kuşatılıyor ve dünyanın en büyük terör yuvası olan İsrail’in etrafı boşaltılarak güvenlik çemberi içine alınıyor. Bilerek veya bilmeyerek İslam ülkeleri bu oyuna alet oluyorlar. Biz bunu görmezlikten gelemeyiz. Biz bunların niyetini biliyoruz.’’ İfadelerini kullandı.

Doğan konuşmasının devamında, ‘’Allah’ın izniyle bu ülkede bir tek Milli Görüşçü bile kalsa o zalimler asla hedeflerin ulaşamayacaklar. Hep söylüyorum. Olayların teferruatına girdiğimizde çok süslü cümleler kurabiliriz. Bir fotoğrafın bir bölümünü saatlerce konuşabiliriz. Ama önemli olan o fotoğrafın bütününü okumaktır. Fotoğrafın bütününde bu hale gelmemizin sebebi var. O sebep de ABD’nin yanında yer almaktır. Tarih boyunca bu coğrafyada atılan kötü niyetli adımlara ecdadımız engel olmuş. Adım atmışlar Selçuklular engel olmuş.  Adım atmışlar Osmanlılar engel olmuş. Şimdi yine adım atıyorlar fakat Türkiye Cumhuriyeti Devletinin engel olamaması için beş tehlikeli zemin oluşturmuşlar. Yani beş tehlikeli mikrop. Bu mikroplar bizim bağışıklık sistemimizi bozdu. Nedir bu mikroplar:1)Siyasette kuklalaşma zemini oluşturdular.
2)Ekonomimizde çökmenin zeminini oluşturdular.
3)Sosyal hayatımızda tükenmenin zeminini oluşturdular.
4)Toprak bütünlüğümüzde bölünmenin zeminini oluşturdular.
5)Komşularımızla savaşma zemini oluşturdular.
Bu beş tane mikro, Türkiye’yi nefes alamayacak hale getirdi. Her Şeye Eyvallah deme mecburiyetinde bıraktı.  İşte ekonomimiz. Esnafımız borçlu, emeklimiz borçlu, çiftçimiz borçlu… İnsanlarımız borçlandırılmış durumda. Bugün dolar uçtu gidiyor. Yani Türkiye’yi teğet geçmedi. Euro uçtu gidiyor. İşsizlik artıyor. Nefes alamayacak hale geldik. Devletin borcu her geçen gün artıyor. Devlet bu borçları ödeyebilmek için, daha doğrusu nefes alabilmek için iki tane adım attı. Bunların birincisi özelleştirme. Özeleştirmelere bakıyoruz. Telekom’u satmışız, TÜPRAŞ’ı satmışız, sigara fabrikalarını satmışız. Şu ana kadar Ak Parti iktidarının yaptığı tüm özelleştirmelerden elde ettiği para 60 milyar dolardır. Peki, 60 milyar dolar ne demek? Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dört yıllık faiz ödemesi demek.’’ Dedi.

Satılan fabrikalarla alakalı da konuşan Doğan ‘’Bunun bu şekilde gitmeyeceğini gören iktidar bu sefer insanlarımıza yüklenmeye başladı. Bu sefer halk borçlandırıldı. Bu ülkede yaşayan tüm insanların bankalara olan borcu 495 milyar. 2002 yılında bu rakam 6.7 milyar idi. Artık Türkiye’de bankalara borcu olmayan insan kalmadı. Şimdi de şeker fabrikalarını satıyorlar. 14 tane şeker fabrikasından elde edilen para 5 milyar. Bu rakam Türkiye Cumhuriyeti devletinin 20 günlük faiz ödemesi. Size daha enteresan bir şey söyleyeceğim. Malumunuz artık hapishaneler yetersiz kalıyor. İktidar 2017 yılında 44 tane hapishane yapma adımı attı. Bu 44 tane fabrikanın Türkiye Cumhuriyeti Devletine maliyeti 5,3 milyar. Yani 14 tane şeker fabrikasını satacağız ve oradan elde ettiğimiz parayı da hapishanelere vereceğiz. Bunun en enteresan fotoğrafı Kırşehir’de. Biz bu ilimizde 330 milyona şeker fabrikasını sattık. Aynı ilde 338 milyona hapishane yapıldı. Böyle bir mantıkla ülke yönetilir mi?
Sırf yanlışı savunmak için bir Bakan’ımız çıkarak devletin fabrikatör olmadığını, bu satışların makul olduğunu ifade etti. Ben o Bakan’a sormak istiyorum. Peki devlet müteahhit mi? Son 10 yıl içerisinde 551 milyar dolarlık yatırım neden yapıldı? Devlet ithalat şirketi mi? Neden dışarıdan et, saman getiriyor? Ekonomi böyle yönetilmez. Türkiye’de üretime dayalı hiçbir yatırım yok. 
Diyanet İşleri Başkanlığımız Ramazan ayına özel olarak verilen fitre miktarını 19 TL olarak açıkladı. Bunun anlamı şu. Türkiye’de beş kişilik bir aile yani 5 kere 19 bir ay üzerinden hesaplanacak olursa 2850 TL ediyor. Bunun içerisinde kira yok. Elektrik, su yok. Sadece karın doyurabilme bedeli olarak 2850 TL. Fitre hesabı yaptığımızda 5 kişilik bir ailenin karnını doyurma miktarı 2850 TL. Ama bu ülkede asgari ücret 1600 TL. Şimdi çıkıp ekonominin ne kadar iyi olduğundan bahsediyorlar. Bu konuşmalar hiçbir anlam ifade etmiyor. Ekonominin böylesine sıkıntılı olduğu bir süreçte başka sıkıntılar da tetikleniyor.’’


Doğan konuşmasının sonunda, ‘’Bugünlerde gazetelere yansıyan bir haber var. Avrupa ülkeleri de dâhil, 24 ülke içerisinde sentetik uyuşturucudan hayatını kaybedenlerin en fazla olduğu ülke Türkiye olarak açıklandı. 2017 yılında bonzaiden hayatını kaybeden 590 tane evladımız var.
Boşanmalar git gide artıyor. Son 15 yılda boşanan aile sayısı 2 milyonu geçti. Resmi rakamlara göre Türkiye’de 20 milyon aile yaşıyor. Yani Türkiye’nin % 10’u boşanmış. Boşanma gerekçelerine bakınca hepsinde ekonomik sıkıntı var, ahlaki erozyon var. 
Biz bu sıkıntıları bir kenara koyarak sırf iktidarda bir gün daha kalabilmek adına Türkiye’yi kutuplaştırıyoruz. Türkiye’deki bütün gazeteleri, televizyonları satın alsan da; Türkiye’de yaşayan insanların hepsini Ak Partili yapamazsın. CHP’li yapamazsın. MHP’li yapamazsın. Saadet Partili yapamazsın. Öyle ise ilk önce bir ve beraber yaşamayı, birbirimize saygı duymayı öğreneceğiz. Farklı düşüncelerin, farklı yaşantıların zenginlik unsuru olduğu kavrayacağız. Karşı görüşü tehdit unsuru saymayacağız. “Ya bendensin ya da düşmanımsın.” mantığıyla ülke yönetilmez. Nisan referandumunda bize hain, Fetöcü, terörist diyenler; bugün bizimle ittifak arayışı içerisine dâhil oldular. Herkes ne konuştuğuna dikkat edecek. Hepimiz bu ülkenin insanıyız. Ortak paydalardan hareketle kutuplaşma ve ayrışmaların önüne geçilmelidir.’’ İfadelerini kullandı.
 


Etiketler; #kocaeli #saadet
banner31

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.