banner207
banner125

İşçiler, su diye akan bu şeyi içmek zorunda bırakılıyor!

banner65

Gebze’de kurulu Tayaş fabrikasında sendikalaşma çalışması yürütülen işçiler, 'işten atma' baskısıyla yüz yüze. İşçiler, fabrikada akan pis suyu içmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor.

banner57
İşçiler, su diye akan bu şeyi içmek zorunda bırakılıyor!
26 Şubat 2018 Pazartesi 09:16

banner32
banner15

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde (GOSB) kurulu Tayaş’ta işçi kıyımı sürüyor. Bir süredir sendikalaşma faaliyetinde olan işçilerin teker teker odalara çağrılıp e-devlet şifreleri istenerek sendikalı olup olmadıklarına bakıldığını belirtiliyor. Tayaş yönetiminin kendilerine baskı uyguladığını anlatan işçiler, işten atmaların ocak ayından bu yana sürdüğünü dile getirdi.

Kendilerine “Çalışıyorsan çalış, yoksa kapı orada” denildiğini söyleyen bir işçi, Tayaş’ta işçiye verilen sözlerin tutulmadığını belirtti. Patronun “ekonomik darboğaz” iddiasıyla ikramiyeleri düşürdüğünü, verilen yardımların kaldırıldığını ifade eden işçi, “Bizlere geçtiğimiz yılın son ayında yapılan toplantıda yılda 2,5 maaş ikramiye vereceklerini açıkladılar. 1 yıl sonra yani bu yıl yine bizleri topladılar ve ekonomik darboğaza girdiklerini uzun uzun anlattıktan sonra verdikleri ikramiyeyi 1,5 maaşa düşürdüklerini ve verilen bütün yardım paralarını (ayakkabı, yakacak, bayram) geri aldıklarını söylediler. Aramızda o paraya güvenip kredi çeken, borca giren arkadaşlarımız var. Bu kadar kolay olmamalı” diye konuştu. Duruma tepki gösteren işçilere kapının gösterildiğini aktaran işçi devam etti:
“Bize ‘Ya seve seve ya da devamını siz biliyorsunuz’ diyorlar. Tayaş için klasik bir söylem olan ‘Çalışıyorsan çalış, beğenmiyorsan kapı orada’ deniliyor. O an sustuk ama artık yeter.”

‘LİSTEDE İSMİN YAZIYOR!’
Yaşananlar karşısında sendikal haklarını kullanmak isteyen işçiler ise sendika gelmesi durumunda fabrikayı kapatmakla tehdit eden patron ve yönetim tarafından sürekli mobbinge maruz kalıyor. Fabrika yönetiminin diken üstünde olduğunu anlatan bir diğer işçi, “Sürekli bizlere gelip birbirimiz hakkında sorular soruyorlar. Birbirimize olan güvenimizi kırmaya çalışıyorlar. İki kişi baş başa kaldı mı hemen şüpheleniyorlar. Arkadaşlarımızla konuşmaya korkar olduk” diye konuştu. Fabrika yönetiminin ellerinde bir liste olduğunu, ‘Bu listede ismin yazıyor’ tehdidiyle laf almaya çalışıldığını belirten bir başka işçi, “Tüm bu baskılara rağmen işçilerin sendikalaşmadan vazgeçmediğini gören yönetimden sendikalaşmaya karşı e-devlet baskısı geldi” dedi.

Fabrikada neredeyse tüm işçilere sendikaya üye olup olmadıklarına bakmak için e-devletlerini açıp göstermeleri yönünde baskı uygulandığını söyleyen bir işçi, bu nedenle işten atıldığını dile getirdi: “Müdür odasına çağırdı. Şef de oradaydı. Bana, ‘Gel bilgisayardan bir e-devletine gir bakalım’ dediler. Bende e-devlet şifremin olmadığını belirttim ve sonrasında işten atıldım. Bu süreçte sadece sendikalı değil benim gibi sendikasız işçileri de atmanın derdindeler. Çünkü biz evvelden fabrikada yapılan baskılara karşı çıkan onların gözünde ‘Ses çıkaran’ işçilerdendik. Aslında sendikaya üye değildim ama o an onlara açıp bunu göstermediğim için ‘küçülmeye gidildiği’ bahanesiyle işten çıkarıldım.”

Kendisinin işten atıldığı gün arkadaşlarının mesaiye kaldığını aktaran işçi, “Bizleri işten attıkları gün arkadaşlarımızı fazla mesaiye bıraktılar. Küçülme olması demek fabrikada üretimin azalması demek, hatta bölüm kapatılması demek. Bizleri küçülmeye gidildiği bahanesiyle işten atıyorlar” diye konuştu.

TAYAŞ PATRONU YASALARI HİÇE SAYIYOR!
Atılan bir diğer sendikalı işçi ise, “Ben orada 1 yıl boyunca aralıksız hafta içi 12 saat, pazar günleri dahil çalıştım. Yasada zorunlu mesai yok ama Tayaş’ta var” dedi. İşçi yaşadıkları sorunları şöyle sıraladı:
“Bak bu içme suyumuz. (Telefondaki fotoğrafı gösteriyor) Sizce atık karışmış bu su içilir mi? Ben buna ve bunun gibi servis sorunundan, yemek sorununa, orada yaşanan haksızlıklara sendikalaşmadan öncede ses çıkarıyordum ama son yapılan uygulamalar, baskılar, haklarımızın geri alınması, bize önemli olan şeyin birleşmek olduğunu, tek tek değil birleşirsek kazanabileceğimizi gösterdi. Bu yüzden sendikalı oldum. Beni de odaya çektiler. Bilgisayardan e-devletimi açmamı istediler. Ben de açmadım bunun yasal olmadığını söyledim ve kapının önüne kondum.”


DİSK/GIDA-İŞ: TAYAŞ ANAYASAL SUÇ İŞLİYOR
DİSK/Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Seyit Aslan, Tayaş’ta yaşanan baskılara tepki gösterdi. 2 yıldır fabrikada örgütlenme çalışması yürüttükleri bilgisini veren Aslan, “Başta sendika üyelerimiz olmak üzere, işyerinde insanca çalışmak ve insanca ücret almak için örgütlenme çalışması sürdüren işçilere dönük işten atmalar, sorgu odalarına çekilmeler, işçilerden e-devletleri istenerek sendika üyesi olup olmadıklarını sorgulamaları keyfi ve hukuksuz bir biçimde devam etmektedir. İşçilerin en doğal hakkı olan, anayasa ve yasayla güvence altına alınmış sendika hakkına yönelik bu keyfi tutum ve hukuksuz davranışları kınıyoruz” dedi.

İşçilerin ağır koşullarda çalışmaya, açlık ücretine, angarya ve hakarete varan baskılara karşı sendikal örgütlenme içine girdiğini kaydeden Aslan, şöyle devam etti:
“İşçilere baskı yaparak e-devlet şifrelerini istemesi, işçileri istifaya zorlaması, işçilerin sendikalaşma hakkına saldırı olduğu gibi, aynı zamanda anayasal suç. Tayaş işverenin yaptığı baskılar sendikamızın ve işçilerin örgütlenme çalışmalarını engelleyemez. İşçiler yıllardır yaşadıkları ağır çalışma koşullarına ve düşük ücret politikalarına son vermek için mücadele yoluna girmişlerdir.”

Tayaş patronunu işçilerin sendikalaşma hakkına saygı göstermeye çağıran Aslan, “Sendikamız bu tutumlara karşı işçilerin hak ve çıkarlarını savunmak için bütün yasal haklarını kullanarak, meşru mücadelesini sürdürecektir. Baskılar devam ettiği koşullarda Tayaş işvereni hakkında her türlü yasal ve anayasal haklarımızı kullanmaktan geri durmayacağız” uyarısında bulundu.

EVRENSEL
 


Etiketler; #gebze #Tayaş
banner31

İlgili Galeriler
banner29
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.