banner140
banner127

banner113

FETÖ ile mücadele…


Gökhan Onater

Gökhan Onater

08 Mart 2018, 12:38

Fetullahçı terör örgütü (FETÖ) ile mücadele devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla mı yapılmalıdır yoksa birkaç tane gazete ve televizyonla mı? Bir sümüklü vaizin peşinden giden bu kadar üst düzeyde insanın olması ne kadar acı değil mi?
ABD kontrolünde bir casus örgütü olan FETÖ adını Türkiye ilk defa Ergenekon davalarında Doğu Perinçek’ten öğrendi. Biz FETÖ’nün yayın organlarında her gün manşetten Atatürk’e, Türk Ordusu’na ve vatanseverlere saldırıldığını çok iyi anımsıyoruz. Bu örgütü hâlâ bir Müslüman cemaati olarak görenler varsa bunun sorumlusu yeterli mücadeleyi gösteremeyen hükümettir… Cumhurbaşkanı ve Başbakan FETÖ ile mücadelede kararlı görünüyorsa da, örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı gibi mücadelede öne çıkması gereken kurumların yeterli duyarlılığı göstermediğini düşünüyoruz… Örgüt din üzerinden taraftar topluyorsa buna karşı mücadeleyi Kocaeli Koz’dan beklemeyeceğiz herhalde… 

ABD tarafından hedefe konularak FETÖ elemanlarıyla operasyona uğratılan Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün FETÖyle mücadelede en kararlı, en önde yer alan devlet kurumu olarak görünüyor. Göz bebeğimiz olan ordumuzun her alanda başarılı olmasını isteriz. Bunun için terörle mücadelede gazi olan askerlerimizin daha iyi bakıldığı askeri hastanelerin yeniden açılmasını ve nitelikli subaylarımızın sürekliliğini sağlamak için askeri okulların yeniden açılarak hatalı politikalardan dönülmesini öneriyoruz.

15 Temmuz darbe girişiminde köprü üzerinde boynunun kesildiği söylenen –kanıt var mı yok mu bilmiyoruz- erlere içi yanarak sosyal medyadan tepki gösteren çocukları mahkemeye vermekle FETÖ’ye karşı mücadele edilmez. FETÖ’ye karşı mücadele, başta iktidar partisi olan AKP içindeki ve diğer siyasi partilerdeki örgüt üyelerini ortaya çıkartmakla başarıya ulaşabilir. Bu konuda ilerleme göremiyoruz ne yazık ki…

ABD emperyalizminin FETÖ ve PKK gibi terör teşkilatlarıyla bizi çökertmeye çalışmasına karşı mücadele etmek için, toplumu bölecek, birbirine düşürecek her türlü açıklamadan uzak durmak gerekir. Aksi durumda yapılan bütün iyi işler boşa gidecektir. Üzerinde durulması gereken en önemli konu, ulusal birliği sağlamaktır; şunun bunun değil Türkiye’nin menfaatlerinin savunulması esastır.

Örneğin meslek odalarından  “Türk” sözünü çıkartmayı düşünmek herhalde “Türk devletinin ve tarihinin hakkından nasıl geleceğiz” diyen eski AB Büyükelçisi Karen Fogg’un savunacağı bir fikir olabilirdi… 

Ezanı yasaklayan İsrail ile birlikte Suriye devletine karşı düşmanlık yerine, Suriye devletiyle dostluk içinde emperyalizmin terörüne karşı çıkmak gerekmiyor mu sizce? 

Toplum sağlığı en önemli konulardan biridir. Şeker fabrikalarının özelleştirme yoluyla yok edilmek istenmesi, hem “yerli ve milli” felsefesine aykırıdır hem de nişasta bazlı şekerin (NBŞ) kanser ve kısırlığı artırdığı bilimsel araştırmalarla ortaya konmuştur. Özelleştirme yerine “yönetimi güzelleştirme” anlayışı kamu ekonomisine de halk sağlığına da yararlı olacaktır. 

Not: Göğün yarısını sırtında taşıyan kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, kadınlarımızın işyerlerinde mobbinge (psikolojik yıldırma), hayatlarında tacize ve kötü muameleye maruz kalmadığı bir dünya diliyoruz.
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aslan Devletçi - 4 ay önce
Eline sağlık,yazıdaki tek eksik küfür onuda ben ederim sürekli!