banner451
banner421


Doğru ne zaman eğrildi…


Kenan SEYREK

Kenan SEYREK

18 Kasım 2019, 16:51

‘’Dosdoğru ol’’ diye Kur’an da insanları ikaz eden Allah, dinin doğru anlaşılması için doğruluğundan emin olunan peygamberimiz aracılığı ile insanlara sesleniyor. Tövbe, Hac, Bakara ve Furkan gibi ayetler ve Peygamberimizden iletilen hadisler ile doğruluk üzere olanın makamının peygamberlerle olduğunu, olmayanların ise felakete sürüklenip, cehennem ile korkutulduğunu belirtilmektedir…

Dinin doğruluk üzerine kurulu olduğunu belirten hadisler sabit iken günlük çıkar ve menfaatleri için yarınlarını yakanlar olmaktan kurtulamayışımızı nasıl açıklarız…

Kendinden başka her canlıyı öldüren ve kendisi ile ölüm arasına ölümün atlayamayacağı uçurum, çıkamayacağı dağlar inşaa edenlerin dünya adına yap(a)mayacakları olduğuna inanmak ahmaklara sakız olmaktır.

Ölümü bile kahrından öldürecek bir yalnızlığa itenlerin doğru ve emin olmasını beklemek dil, zaman ve umut israfıdır… 

Duamızda ‘’Allah’ım, razı olduğundan ver’’ yerine secde de bile Milli Piyango için dua eden olduğumuz günlerin öncesine bakış atmaktan bile korkar olduk.

Doğrunun eğrittiği insanların doğru kabul edilen hayatlarına eğri diyecek doğrularımızı yitirdiğimiz için…

Hakkın üzerini kalbinde çeyizlik olan Kur’an’ı örtüğü gibi örtenlerin hakkın rızasını ve mükâfatını uzak görmesi normaldir ve bu normallik yakınlığa sebep olur başkaları ile…

Mesele doğruyu söylemek olmaktan çok uzaklaştı, toplumda mesele yalanı doğru söylemek oldu… Doğru yalan, geçer akçe oldu… Yalan rüzgârına dönen hayatın içinde değişime ayak uydurup yalanını ve bakışını güncelleyenlerin oluşturduğu doğrular ordusu içinde tüm kıyamlar yalan oldu…

Yaratılan eğer makam ve mevki sahibi ise onu sadece ismi ile anmak huzurdan kovulmaya ve huzursuzluğa neden olur fakat kovanı da yaratandan bahseder iken kelimelerimiz ve kalbimiz iltifatsızdır. Pijama ile namaz kılar iken pijama ile halkın huzuruna çıkmayız. Namazda kalbimiz ve sesimiz titremez iken koltukta olana karşı çıkışta cennet ya da cehennem varmış gibi davranırız. 

Hakkı değil hakkını gözetenlerin düsturu bu benim hakkımdır olmuştur bu bana hak mıdır yerine…

Bu düstur tarlayı işgal eden eğrelti otlarının tarlayı sahiplenip, buğday başaklarını eğrelti olmakla suçlamasıdır. Velhasıl netice sadece yediklerimiz değil sözlerimizde organik değil…

            
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
RECEP KÖKTÜRK - 2 hafta önce
iradenin en çok çözüldüğü ve zorlandığı alanlar…
“Zor…” İradeler üzerinde zorba güçlerin tasallut ve tahakkümü… Egemen otoritelerin zorlamaları karşısında direnenler ile despotlardan merhamet dilenenlerin sınavı… Zulüm odaklarına mukavemet gösterenlerle, zalimlere karşı mahçup bir eda ile mazeret üretenler… Bir tarafta boyun eğerek gücü kutsayıp iradesizleşenler, karşı tarafta onurlu bir duruş ile özgürleşenler…
Kur’an-ı Kerim’de zorbalığın sembol ismi Firavun’u izleyenler bu sınavın somut karelerini rahatlıkla görebilirler:
“Firavun halkını küçümsedi (ahmaklaştırdı) ve onlar da sonunda boyun eğdiler; çünkü onlar (aldatılmış, ayartılmış) fasık bir halktı.” (Zuhruf-54)
Zoru görünce sürüleştiler, silikleştiler, sürünmeyi sindirebildiler…
Çünkü onlar, Firavun; “En yüce Rabbiniz benim” (Naziat-24) iddiasında bulunurken bir irade ortaya koyamadılar…
Omurgaları alınmış, sinirleri felçli, tepki vermeyen bir toplum… Özgürlük bilinçleri köreltilen, kölelik ruhu iliklerine kadar işlemiş