banner226
banner221


Diyanetten beklenen


Gökhan Onater

Gökhan Onater

02 Ekim 2018, 11:20

2018 yılında insanlık yapay zekayı tartışırken son günlerde haberlerde ve sosyal medyada karşılaştığımız hastalıklı açıklamalara bir göz atalım:
İlahiyatçı proseför: ” Sünnet olmayan kadın fahişe olur”
Ortaokul din dersi öğretmeni: “Alevilerin yaptığı yemek yenmez”
Cübbeli: “Bakire olarak ölen kadınlar şehitlere ikram edilir”
Bir takım ruh hastası: “Namaz kılmayan öldürülür” 
Mahkeme kayıtlarından bir ifade: “Şeyhimizin cinsel organı bize nur gibi geliyordu”
Bunlar nereden çıkıyor? Tarikatların yaptığı beyin ameliyatından… Beyni çıkartıp yerine sünger yerleştiriyorlar… Doğal olarak düşünme yetisini kaybeden kişi de aptallaşıyor. Bu adamı al, ister katil yap, ister canlı bomba… Sorgulama yeteneği ve İnsanlık değerleri olmayan bu robotlar hem emperyalizmin ekonomik hedefleri için hem de kendilerini yönetenler için son derece kullanışlı… 
Bu bir sektör aynı zamanda… Para toplamak amacıyla himmetti, infaktı derken büyük paralar dönüyor. Kayıt dışı bu ekonomi ahlaksızlığa, aşırı sömürüye ve yoksulluğa yol açıyor.  Tarikatçılığın sonunun cinayet şebekeliğine uzandığını daha önce Prof Dr. Şahin Filiz hoca söylemişti. Bunlara göz yumulduğu için Amerikancı Fetöcü darbe girişimini yaşamadık mı? 
Hazreti Muhammet zamanında tarikat yoktu… Her yeri tarikatlar ele geçiriyorsa ayıptır sorması Diyanet İşleri Başkanlığı ne iş yapıyor? Bu kurum, dini doğru şekilde öğretmek için kurulmadı mı? Tarikatçıların çoğunlukla oy verdiği AKP hükümetinin Diyanet’i mi dini daha doğru öğretir yoksa tarikatlar mı? Tarikatlar daha doğruysa Diyanet’e ne gerek var? Neden bütçeden pay veriyoruz? Diyanet doğruysa bu tarikatlara ne gerek var? Diyanet madem doğruyu öğretecek, neden beyni sulanmış kişilerin yukarıda örnekleri verilen açıklamalarına karşı mücadele etmiyor? Tarikatların yasadışı olduğunu söylemiyor? 
Atalarımız Orhun Yazıtları’nda “Bilim olursa gelişme ve güç olur” diyerek bilimin önemine yer veriyor;
Kutadgu Bilig’de bilginin ve aklın erdemleri anlatılıyor;
Divanu Lugati’t-Türk’te “Bilimli kişiyi tutup sözünü dinle. Bilimin erdemini öğren ve onun ne dediğini iyi anla” yazıyor. 
16. Yüzyıla kadar Türklerde bilimle uğraşmak bir çeşit ibadet gibiydi. 17. Yüzyıldan 20. Yüzyıla kadar medreselerde matematik okutulmadı. Ta ki, Ziya Gökalp’in zorlamasına kadar…
Yapılan bir araştırmaya göre kitap okuyan birinin anlama kapasitesi, hiç kitap okumayan birine göre yüzde 60 daha fazlaymış. Liseyi bitirdiklerinde evinde 10 kitap olan çocukla 250 kitap olan çocuk arasında 2,5 yıllık bir eğitim farkı olduğu PİSA araştırmasında yer alıyor. 
“İlim ve fenden başka bir yol gösterici aramak cehalettir” diyen Atatürk Cumhuriyeti’nin Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan beklenen, emperyalizme hizmet eden tarikatçılığa karşı mücadele etmesidir. 
Türk Milleti’nin ihtiyacı budur.

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.