banner478
banner421


Dil üzerine


Kenan SEYREK

Kenan SEYREK

29 Ocak 2020, 08:39

   Dil ağız boşluğunda olsa da kökü itibarı ile alt çene kemiğine bitişiktir yani kendi başına, başıboş değildir. Serbestliğin ardında onu tutan bir sistem vardır. Dil anatomik olarak tat alma, konuşma ve sindirimden sorumlu bir organımızdır. Yani uzun lafın kısası dilsiz hayat düşünülemez. Dil olmadan yaşam, kişinin kendi bedenine ölünceye kadar mahkûm olmasıdır.  
    

Atalarımız ne demiş ‘’eline, diline, beline sahip ol’’. Fakat bazılarımız bu sahip olmayı da yanlış anlamış, elinde olmak, elde etmek, imkânı olmak algıladığı için verdi ise vardır Mevla’nın bir hikmeti sözüne dilini koymuş o meydan senin, bu harf benim dilleyip durmuş…
 

Artık zaman öyle bir zaman ki derinin rengine göre insanların saflaştırıldığı dönem geçti şimdi dilinin rengine göre saf tutar olduk…
Dili doğru kullanmak önemli, bunu söyleyince haklısın çiğnemeden yutarsan gaz yapar, midede şişkinlik olur, o yüzden dilini gezdir ki besinler seni yemesin, sen besinleri ye diyenler çıkıyor dilden önce…
 

Dili her alanda doğru kullanmak önemli fakat dili dillendirir iken doğru kullanmak daha önemli. Dil aç bir organdır nefsin bineği, aklın küreğidir. Ne yüklersen onu taşır, ne pişirsen onu çıkarır…
 

  Dil oyunları bütün taht oyunlarının efendisidir. İp cambazı hünerini ipte gösterir ama dil cambazı; ip üstünde de oynatır, ipi boğazından da sarkıtır.
 

  Diline hâkim olursan dünya sana tabi olur, dilinin peşinden koşarsan dünyan zindan…
 

   İstediğini diline verirsen sen istediğinin esiri olursun, dilin halden anlayan olur ise işin hallolur…
 

  Yani demem o ki dil önemli…  Dili doğru kullanmak 29 harfi ile yap boz yapmak değil her harfe dili verenin hürmetine uygun bir değer yükleyerek anlam kazandırmaktır… Dilini kırbaç gibi kullanmak ya da dil mağduru(Lal) olmak değildir mesele. Mesele dili kalbine değdirip, akıl süzgecinden damlatıp, damak tadını bozmadan dişlerin arasından bizi haykırmaktır mesele. Mesele dil azgınlığının önüne geçmek, ben denizinde kulaç atanlara sen tufanı ile karşılık vermeden biz muhabbetinde bir harflik yer açmaktır. Açtığımız her yer bize açılan deryadır. Bu derya da kendine gelenlerin dili ne yabandır, ne öteki ne de zehir akıtır. O dil, bizim anlamadığımız kelimelerden de oluşsa da yüze vuran yumuşaklığı ile muhatabında anlam kazanır yeter ki ne olursak olalım yine de muhabbete ve bizi var edene gönül dilimiz tutunsun… 
  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yasin - 1 hafta önce
aynen hocam...dil önemli bir bağlaç...tebrikler.