banner608
banner601


Deva Partisi ve dip dalga...


Gökhan Karabulut

Gökhan Karabulut

27 Mayıs 2020, 14:58

Yaklaşık 2 yıl önce evime geldiğimde mutlaka haber kanallarında tartışma programlarını izlerdim. Fakat son iki yıldır sosyal medya adreslerinde yapılan programları izliyor ve takip ediyorum. Köşelerimde de hep yazdım ana akım medya artık çöp oluyor, yeni dönem sosyal medya yayımcılığı rağbet görecek ve vatandaş haber alma ağını kişiselleştirecek. İzleyici her akşam ana akım medyadan kendisine dayatılan programlardan sıkıldı çünkü.

2 yıllık zaman dilimi içerisinde gazeteciliğini beğendiğin Cüneyt Özdemir’in programlarını, analizlerini de takibe almıştım. Youtube kanalında kendi ismiyle kurduğu kanalda ilgimi çeken analizlerini uzun süredir izliyordum. Halk Bank ve Reza Zarrap’ın ABD’deki davasını Özdemir’in kanalından takip etmeye çalıştım. Ana akım medyayı izlemek yerine Özdemir’i izledim.

Ana akım medyayı açıyorsunuz sorgusuz sualsiz iktidar yalakalığı ve diğer yanda ise iktidar muhalefetinden beslenen sığ tartışma programları…

Cüneyt Özdemir geçen gün Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı konuk aldı. Program adeta izlenme rekoru kırdı. 1 saat olarak planlanan program 2 saat sürdü, Cüneyt Özdemir ve Babacan’ın karşılıklı söyleşisini en son gördüğüm 1 milyon kişi izlemişti.

Yapılan programın bu denli izlenmesinin birçok sebebinin olduğunu düşünüyorum.

Birincisi, Özdemir uzun yıllardır tarafsız gazetecilik dersini başarıyla geçen önemli bir televizyoncu. Ekrana çok iyi yakışıyor, programlarını çok iyi yönetiyor ve sorularını da her zaman olduğu gibi pat pat soruyor.

İkincisi, izleyici ana akım medyada göremediği, yakalayamadığı söyleşi tarzını Özdemir’in kanalında yakaladı.

Üçüncüsü, programlarını oldukça tarafsız bir şekilde sunuyor olmasıydı.

Dördüncü, vatandaş DEVA Partisini ve Ali Babacan’ın ne söyleyeceğini, kendisine hangi soruların geleceğini merak etti. Ve özellikle ekonomi konusundaki ki değerlendirmesi oldukça önemsendiğini düşünüyorum.

Beşinci, basın ve fikir özgürlüğü ile adalet konusundaki mesajları de oldukça dikkate değer bulunduğu için…

Peki, ben nasıl değerlendiriyorum Babacan’ın açıklamalarını?

Öncelikle 2 saatlik programda beni tırmalayan ve rahatsız eden sözü, basın ve fikir hürriyetiyle ilgili sarf ettiği sözlerdi. Pek açmadı o sözleri, basın ve fikir hürriyetiyle ilgili kısa değerlendirmesinde, ‘’Basın ve fikir hürriyetinin genişletilmesi bir parmağın şıplatılması kadar basit. İlk günü bunu yapacağız’’ dedi.

Babacan,  eğer Barışlar ve Murat için bu sözleri söylediyse eyvallah amma, Zaman, Bugün, Taraf gazeteleri ve bunlara bağlı televizyon kanallarında çalışan militanlar içinse… Orada hop derler adama.

Fethullahçı çetenin iktidar olduğu yıllarda taraf, zaman, bugün gibi gazetelerin atmış oldukları başlıklar, kumpaslar ortada. Bunları da Babacan mutlaka görmüştür, ne de olsa AK Parti’’nin çok önemli bakanları arasında yer aldığı yıllarda örgütün büyümesine sebep olmuş önemli siyasi yapının içerisindeydi.

Babacan’ın açıklamalarının bütünselliğine baktığımda, hamaset, popülizm gibi sözler yoktu, iktidarın sağlık gibi konularda yapmış olduğu çalışmaları takdir etmesi de dikkatimi çekti. Siyaseti iktidar düşmanlığı üzerine kurmayan aksine yapabileceklerini anlatan bir siyasi figür seyrettim programda.

Ekonomi konusunda, kendisinin görev yaptığı yıllardaki Türkiye’nin ekonomik verilerini paylaştı izleyicilerle. 

Ekonomi ’den sorumlu bakan iken Türkiye’nin ekonomisinin başarılı olduğunu verdiği rakamlarla anlatmaya çalıştı.

Peki, Babacan dip dalgayı DEVA Partisine kanalize edebilir mi?

Seçimlere oldukça uzun bir zaman var, Ankara’da en erken seçim tarihi 2021 Haziran ayı veya Sonbahar olarak görülüyor.

Erken seçim olmaz ise seçimler 2023 tarihinde yapılacak.

2021 ve 2023 tarihine kadar Türkiye’de derenin altından çok sular akar, dip dalga olarak değerlendirilen seçmen tercihini bugünden kestirebilmek afaki olur.

Hükümet, 2021-2023 tarihlerine kadar ekonomi de hamle yapamaz ve özellikle basın ve fikir özgürlüğü, adaletin eşit dağılımını sağlayamaz ise, denizin dibini görmesi kuvvetle muhtemel.

İktidar, ekonomi, basın ve ifade özgürlüğünde ve adalette sınıfta kalmayı bir kenara bırakın beton zemine çakıldığı bir gerçek.

Buraları onaramaz, iç demokraside, adalette, fikir ve basın özgürlüğünde olumlu adımlar atmaz ise, dış siyasetteki ki özellikle Libya ve Akdeniz sularındaki başarısı kendisini kurtaramayacağı kesindir.

FETÖ ile mücadelesinde yetersiz kalmıştır…

Ve en önemli ayrıntı da, güç zehirlenmesine karşı kısa vade içerisinde aşı bularak hastalığı bünyesinden atması gerekiyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İŞÇİ - 4 ay önce
SAYIN YAZAR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İDARİ İZİNLİ PERSONELİ İŞE BAŞLAMAYA ÇAĞIRDI İÇLERİNDE HAMİLE SÜT İZİNLİ PERSONEL VAR İNSANLAR TEDİRGİN SALGIN BİTMEDEN İŞE ÇAGIRILMALARI MANTIKSIZ TAHİR BAŞKAN ELİNİ VİCDANINA KOYMALI BU KONUYU HABERLEŞTİRİRSENİZ KOLAY GELSİN