banner422
banner421


Depremden çıktı “önce vatan” dedi…


Hüseyin DAVUTOĞLU

Hüseyin DAVUTOĞLU

02 Temmuz 2019, 16:53

Türkiye'ye FETÖ eliyle kurulan en büyük tertip olan Ergenekon'da 12 yıl sonra beklenen karar geldi. Sözde 'Ergenekon örgütü' suçlamasından beraat verildi.

Bugün herkes şunu çok net bir biçimde görüyor. FETÖ'nün bölünme sürecini başlatmak için Türkiye'nin milli güçlerine yönelik hazırladığı en büyük tertipti Ergenekon. Ve 12 yıl sonra nokta kondu. 
 

Yargıtay'ın FETÖ'cü hakimlerin verdiği müebbet hapis cezalarıyla dolu kararını bozmasının ardından yapılan ikinci yargılamada, sözde 'Ergenekon terör örgütü' tarihin çöp sepetine süpürüldü.

Asrın kumpası Ergenekon davası, onun peşinde gelecek olan Balyoz, Poyrazköy, Askeri Casusluk, Oda Tv gibi davaların birbirinden ayırt etmek olanaksız. Hepsi bir zinciri halkası gibi Türkiye’yi 15 Temmuz’a sürükleyen bir yolun devamı. Ve o yolda çok kişiyi kaybettik, çok acılar çektik. 
 

Aslında bu kumpasla ilgili o kadar çok şey var ki yazılacak. Ama ben size bugün sadece tek bir ismi yazmak istiyorum. O kişi Cem Aziz Çakmak…

Her şeyden önce o bizden biriydi. Türk Donamanın gözbebeği bir amiraldi Cem Aziz Çakmak…

Cem Aziz Çakmak, 1963 yılında Gölcük’te dünyaya geldi. Babası bir astsubay denizci ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nda da savaşmış bir gaziydi. Üç çocuklu ailenin en küçüğü ve tek oğluydu. Babası TSK’dan emekli olunca, İstanbul’a taşınıp kendi işyerini açtı. Cem ise Beşiktaş’ta taşındıkları mütevazı apartmanda da hayatının aşkı Sevgi ile tanışıp evlendi. Ancak Sevgi Hanım burada evliliğini neredeyse yalnız yaşadı.

Eşi görevi nedeniyle sürekli seferdeydi. Bazen seferler aylarca sürer, Sevgi Hanım eşini gözyaşları içerisinde beklerdi. Zaten ilk çocuklarını da yine eşinin yokluğunda İstanbul’da yalnız dünyaya getirdi. Doğumhaneden güzel bir kız bebekle dışarı çıkan hemşire, bebeğin babası zannederek eniştesinin kucağına vermişti. 

Cem Aziz Çakmak hep bir erkek çocuk beklemişti. Hatta tüm odayı buna göre düzenledi. Oğlunun da kendisini gibi koyu Beşiktaşlı olmasını isteyen Cem teğmen, bebek odasını panda gibi siyah beyaz oyuncaklarla süsledi. Oğluyla Beşiktaş maçına gideceği günleri bile hayal etti. Ancak evine dönüp küçük kızını ilk kucağına aldığı anda, “İyi ki kızım olmuş” dedi. 

Ona, kraliçenin tacındaki kıymetli bir taştan esinlenerek Tuğçe adını verdi. Tuğçe babasını görür görmez gülümsemiş ve beyaz kıyafetli bu adamı çok sevmişti. Babası da hayat boyu ona hep “gülümseyenim” diye hitap etti.

Tuğçe’nin çocukluğu da diğer denizci çocuklarınınki gibi babasına hasret geçti. Hep Gölcük’teki lojmanlarının camında oturup, babasının eve gelmesini beklerdi. Ancak babası bazen aylarca süren seferlere gider, bazen eve telefon bile edemezdi. Seyir dönüşleri ise tam tersi denizci aileleri için bir bayram havasıydı. Tuğçe ertesi gün babasının seyirden döneceğini öğrenir, o gece heyecandan uyuyamazdı. Bir an önce sabah olsun ve babasına kavuşsun diye sabırsızlanırdı. 

Babasına kavuştuğu o anları yıllar sonra şöyle anlatacaktı: “Babamın seyir dönüşleri çok önemliydi. Onu Poyraz Limanı’nda karşılardık. Saat verilirdi bize. Allah’ım sanki ertesi gün bayram bize. Güzel ayakkabılar hep bayramlarda giyilir ya işte biz de o zamanlar giyerdik. Annem bize tertemiz giysiler giydirirdi. Mesela uzaktan görünürdü ya o gemi, geçmek bilmezdi dakikalar. Sanki bana saatler sürerdi. Bir de böyle bir anda kucağına atlayım da olmuyor. Böyle tın tın gidiyorsun. Sonradan çözülüyorsun tabii dayanamıyorsun. Babamın komutanları vardı. Bir gelirlerdi ki omuzlarında bir sürü yıldız. İnerlerdi gemiden bembeyaz. Sanki benim kahramanım geliyormuş gibi hissederdim.”

Tarih 17 Ağustos 1999. Kocaeli adeta yerle bir oldu. Depremin vurduğu Gölcük Donanma  Komutanlığında görevliydi Amiral Çakmak.  Depremin hemen ardından, daha yarım saat bile geçmeden, saat 03:30’da ailesini emniyetli bir yere bırakarak gemisinin bekasını sağlamaya koşmuştu.  

“Önce Vatan” demişti, “Önce Vatan”…

Gölcük Tersanesinde yüzer havuzda bulunan, İkinci Komutanı olduğu Gemlik Firkateynini çok zor şartlar altında emir beklemeden denize indiren, büyük çabalarla yakıt bulan, neticede pervanesini döndürüp kısa sürede Marmara Denizine çıkarabilen bir komutandı Amiral Çakmak…
 

Amiral Çakmak eşi ve çocukları ile depremden tam 4 gün sonra görüşebilmişti. Eşi Sevgi Çakmak İstanbul’a tüm depremzedelerin taşındığı bir hücumbot ile geçebilmişti. Amiral Çakmak’a ailesinin iyi olduğunu ise sadece telsizden bildirebilmişlerdi.  
 

Cem Aziz Çakmak vatan toprağı olan gemisinin bekasını sağlamak için ailesini bırakmış ve milletin emanetini güvene almıştı.

Çakmak Amiral’in yakalandığı 2 deprem ise Balyoz kumpası oldu. 

Türkiye’nin deniz kuvvetleri önemliydi ABD için. Bugün Doğu Akdeniz’e baktığımızda bunu neden böyle olduğu çok iyi anlayabiliyoruz. Birinci öncelikli ele geçirilmesi gereken yerdi Donanma. Öyle de oldu. “Balyoz” kumpası bu kez devredeydi. 

Cem Aziz Çakmak gibi “önce vatan” diye yüzlerce subay için görev yeri artık cezaeviydi…

Cem Çakmak ilk depremde gösterdiği duruşu bu depremde de gösterdi. Silivri’de mahkeme heyetine şu cümlelerle seslendi:

“Hiçbir ülkenin hakkımızda ‘bizim çocuklar başardı’ diyemeyeceği için buradayız. Başımıza çuval geçiremeyeceklerini bildikleri için buradayız. Atatürkçü kimliğimiz nedeniyle buradayız. Özgürlüğümün çalınması nedeniyle 16 Nisan 2011 tarihinde düğün davetiyelerini yakmak zorunda kalan kızıma bunu bize yapanlardan ve destekçilerinden hesap soracağıma dair söz verdim ve sözümü tutacağım. Hainlik ve ihanetin odağı olan ve dış mihraklara uşaklık eden şerefsizlere sesleniyorum. Bu salondaki koltuklara oturacaksınız ve vatana ihanetten yargılanacaksınız. Bundan kaçışınız asla mümkün değildir.”

Amiral Çakmak, alçak Balyoz kumpası sonucu 2012 sonbaharında kapatıldığı Silivri Hapishanesinde yakalandığı akciğer kanserine büyük bir direnişle verdiği savaşı 3 Temmuz 2015 sabahı kaybetti. 

Dedik ya söylenecek çok şey var, yazılacak çok şey ama hiçbiri Cem Aziz Çakmak’ı geri getirmeyecek. 

Onlar ki bu vatan için canını vermeye hazır yiğitlerdi ve verdilerde…

Tarih hiçbir zaman unutmayacak sizi değerli komutanım. Siz huzur içinde uyuyun, memleket emin ellerde…

Not: Cem Aziz Çakmak'ın hayatını ile ilgili bazı bölümler, Vatan Gazetesinden Burak Bilge’den alınmıştır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ersoy Kandemir - 4 ay önce
Deniz kuvvetleri komutanlığına her zaman saygı ve derin bir sevgi beslemiş bir İzmit çocuğu olarak olarak Akp iktidarına bela okur bunlar kadar siyasetten anlamayan ülkenin çocuklarını perişan etmiş kimsenin olmadığını birkere daha ifade eder kandırıldık kelimeleri ile bu hatalardan hem hukuken hem de vicdanen kurtulamayacaklarını ifade etmek isterim !