banner113

Değmek      


Kenan SEYREK

Kenan SEYREK

29 Ocak 2018, 09:29

‘’Değdi, buna değdi’’ dedi adam, diğeri ‘’buna da değdi’’ dedi… Buna ‘’değdi mi’’ dedi adam, ötekisi omuzunu silkti ‘’görmedim, ona değip, değmediğini’’ dedi…
Sırada olan kadının yüzü ekşidi ‘’iyi bakın, değdiklerini ayırın’’ dedi, Başka fırına git diyen iç sesine fırça atar gibi çıkmıştı dışarıya öfkesi, öfkesi ile sıcacık çıkan kelimeleri soğuk hava ile temas edince vurgun yemiş gibi ayakucuna düşüverdi peşi peşine…
Fırıncı değen küreğini silmek ile meşguldu… Onbeş yaşlarında ki çocuğun yüzüne acıma yayıldı ve ardından yazık sözcüğü yapıştı tezgâhın üstüne.
Çocuğun kalbine saplandı insanların vicdansızlığı, yüzler bulanıklaştı ve vicdansızlık tek yüz oldu, fırının içinde pişen ekmekler ile birlikte piştikçe pişti ve yeterince pişkinleşen insanların kanattığı kalbini tuttu…
Adam, çocuğun bakışlarını yakaladı, daha doğrusu yakalandı… Çocuğun kalbi, sözlerin eksikliğinden sıyrılmıştı, gözlerinden konuşuyordu. 
Adamın yüzüne mahcupluk çöktü, çöküş o çöküş, adam çöküntüde kayboldu ve boğazına pişmanlık düğümlendi… Hırıltılı bir nefes ile haykırdı ve hüzün ile ‘’değmezdi’’ dedi. Ekmeğe şekil verir iken kendine şekil vermekten uzaklaşmış fırıncıya döndü ve ‘’ne kadar’’ dedi. Fırıncı ‘’değdiği ekmek mi’’ dedi. Adam çocuğun bakışları ile yumuşayan kalbini diline koydu ve ‘’yok, sana değmeyecek şekilde ne kadar istersin, bu yaşlı amcanın ekmeği için her ay ben vereceğim’’ dedi.
Fırıncının yüzüne şaşkınlık yayıldı, istilacı gibi… Elindeki küreğin ucu eğildi mahcupluktan ama fırıncının kalbi bulunduğu kattan bir kat aşağı bile inmedi.
Adam, o yaşlı amcanın değdi diye tiksindiği ekmeği istedi, kalbine değen merhametin daha da değmesi için. Çocuğa şükran dolu baktı… Az önceki katılığından eser kalmamıştı. 
 Yaşlı amca sokağın köşesindeki kartondan kulübesine doğru küreğin acısını ekmeğe uzanan elinde hissederek titreyen ayakları ile adımladı… Bir zamanlar genç ve kudretli idi. İyi bir işi, arabası, evi, çocukları vardı. Sözünden sonraki söze kaçak inşaat muamelesi yapardı. Geçmişe dalan düşüncelerinden sıyrıldı ve şimdiki haline baktı. Pislik içinde, sakalı, saçı karışmış, yüzünde yüz olsa durmaz hali ile kokusundan rahatsız olan köşede ki kedinin ürkekliğine baktı ve açlığını bastırmak için kulübenin oradaki çöpe yanaştı. Zoruna gitmiyordu, zoruna gidecek yaşam yamacını çoktan aşmıştı...
 Çocuk fırının içinden yaşlı amcaya yaşlı gözlerle baktı ve ‘’benden de al’’ dedi. Vicdanı sıyrılmış fırıncıya… Diğerleri de beni kattı, çocuğun beni ne. Fırıncı da uydum çoğunluğa oldu ve ‘’yok canım benden olsun’’ dedi. Adam işi garantiye almak ister gibi bir yüzlük attı tezgâha… Çocukta ‘’ben hergün alır götürüm’’ dedi… Fırıncı başını eğdi. Eğilen başı ile birlikte nefsi de eğildi ve kalbine değdi sözler. Yaşlı adama yaptığı muamele aklına geldi ve kalbine değenler yüzüne yansıdı ve ağzından hüzün ile ‘’yok ben bırakırım’’ çıktı. Küreğini uzattı fırının içine ve ilk ekmek ile birlikte insanlığın sıcaklığı yayıldı. Ekmeği sardı kâğıda ve marketten peyniri alan adam ile birlikte çocuğu da yanına alarak, koyuldu insanlık adına… Ardından kadının sözü yayıldı bir tasda çorba benden olsun…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.