banner223
banner230


Darbelerin ayak sesleri


Mustafa BAĞDİKEN

Mustafa BAĞDİKEN

06 Temmuz 2018, 12:10

Hepimizin uzaktan veya yakından biraz olsun tanıdığı kimi insanlar “bizi cennete uçuracak” beklentisi içine girdi.  

Kimi işlerini ve çevresini genişleterek çok daha zengin olma yolunda  basamak olarak kullanmak için bodoslama  atladı.  

Siyasi partiler ve bazılarının liderleri de “cemaat olmadan seçim kazanılmaz” telkinleriyle “oy makinesi” gördü.  Türkiye sanki hipnotize oldu. 

Hipnotizenin etkisi o kadar şiddetliydi ki, masrafları devlete, belediyelere, dolayısıyla milletin sırtına yüklenerek onlar adına olimpiyatlar düzenlendi. 

Hatıra paraları basıldı. Dini değerler istismar edilip doğum günü haftaları ve etkinlikler yapıldı. 
Sonra iki yıl önce 15 Temmuz gecesi  hala hipnoz etkisindeki millete bir başka şok yaşattılar. 

* * * *

Türkiye gerçekten büyük şok yaşadı. Çünkü ülkeyi yönetenler söylüyordu. Çünkü ne istediler de verilmemişti ki? Çok özlenmişti, çağrılmıştı, ülkeye davet edilmişti, niye gelmemişti ki? 
Evet birkaç gün sonra, bu kanlı 15 Temmuz Darbe girişiminin yıldönümü. Daha önce Türkiye askeri darbeler yaşadı ama, hiç biri bu kadar kanlı, kendi meclis binasını vuracak kadar kalleşçe olmamıştı. 

Biraz geçmişe gidersek, gazetecilik mesleğini o dönemlerin en büyük medya kuruluşunda yapan biri olarak benim de her anına tanık olduğum 12 Eylül 1980 darbesi öncesi “Geliyorum” diyen darbenin belirtileri vardı.  
O “darbenin ayak sesleri” önce kapı gıcırtısı ve  tıkırtı şeklinde geldi. Sonra hükümet krizleri, gazeteci, bilim adamı, devlet adamları cinayetleriyle, suikastleriyle şiddetlendi. İşte o şiddetli patırtı ve gürültünün ardından da 12 Eylül Darbesi oluverdi. 


* * * *


Bu darbe girişimi öncesi, Ergenekon, Balyoz, Kafes, Casusluk ve buna benzer bir sürü kumpasla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesi dağıtılıyordu. Düzmece belge, sahte imza ve CD’lerle, Orgeneraller, Oramiraller bile tutuklanıyordu.  Ağırlaştırılmış hapis cezalarıyla yargılanıyorlardı. 

Silahlı kuvvetlerde komuta kademesinde kıdem zincirinin halkaları koparılıyor, yerlerine daha alt rütbede ve teamülen hakkı olmayanlar getiriliyordu. Tutuklanan askerlerin aileleri çocukları, anne babaları feryat ediyor, bunun bir kumpas olduğunu söylüyor, kimse dinlemiyordu. 

Ülkeyi yöneten hükümetin en üstündekiler de öyle inandırılmışlardı ki, aslında kumpas olan operasyona o kadar fazla ciddi destek veriyorlardı ki... Hatta davanın hakimi ve savcısı olduklarını söyledikleri için kahve köşesinde oturan vatandaşlar da doğruluğuna inanıyor, bir yanda okey atmaya dönüp bir yanda pişpirik oynarken, o vatansever askerlere “vay vatan hainleri” diye söylenip küfür ediyorlardı. 

Yeminle, onun için Türkiye’de bu kumpasın içinde, yani işin içinde olanlar dışında kimse böyle bir darbe girişimini beklemiyordu.

* * * * 


Yine biraz geriye gidelim... Aslında sonradan yapılan yargılamalarda gencecik insanlar asıldı. Cezaevlerinde işkence iddialarının, kayıpların ardı arkası kesilmedi. Binlerce kamu görevlisi işinden oldu. Vatandaşlıktan çıkarıldı. 

Ama 12 Eylül Darbesi gerçekleştirildiğinde, asker sabaha karşı işi bitirdiğinden kargaşa yaşanmadığı için, kan dökülmediği için özellikle yabancı basın “Türkiye’de asker darbe yaptı. Ama postalların altı kadife kaplıydı” şeklinde veya benzeri başlıklar atmıştı. 

15 Temmuz’da ise, daha millet işinden yeni çıkmışken, büyük kentlerde takıldığı trafikte güç bela ilerleyebilen otobüsün veya otomobilinin içinde söylene söylene giderken, ancak bir kabile devletinde olabilecek acemilikte darbe girişiminde bulunulmuştu.   

Bizim uçaklarımızla Millet’in Meclisi bile bombalandı. İnsanlarımız tankların altında çiğnendi. Kanlı ellerin verdiği emirle açılan ateşle mermilere hedef oldu. 
Evet kanlı 15 Temmuz’un yıldönümü yaklaşıyor. 

Ayrıca ülkede yeni bir yönetim sistemi başlıyor. 

İnşallah her şey iyi olur. Patates soğan, domates fiyatları iner. Döviz artışı dizginlenir. Sanayinin çarkları daha hızlı döner.  Refah ve istihdam artar... Sokaklardaki milyonlarca üniversiteli işsiz iş bulur. Türkiye uçuşa geçer. 


Son sözüm:  Ülkeyi geri götüren darbeleri  yapanlara da, yaptıranlara da, sebep olanlara da, bilip de bilmezden gelen varsa onlara da milyon kere lanet olsun... 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İzmit - 4 ay önce
Hay kalemine sağlık hocam